<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863</id><updated>2012-01-24T02:24:38.012+02:00</updated><title type='text'>ANİME İNCELEMELERİ BLOG SAYFASI</title><subtitle type='html'>Blogumda Sizlere İzlediğim Animeleri Tanıtmak ve Yorumlarımı Paylaşmak İstedim...</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>177</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-1012146025230413790</id><published>2012-01-18T14:56:00.003+02:00</published><updated>2012-01-18T14:59:29.936+02:00</updated><title type='text'>Usagi Drop</title><content type='html'>Yönetmen: Kanta Kamei&lt;br /&gt;Stüdyo: Production I.G&lt;br /&gt;Tür: Komedi, Dram&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2011&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 11&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/9&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-OavDtfpBNuQ/TxbB2waqYcI/AAAAAAAAC-I/1zkRM7YEKi0/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 125px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-OavDtfpBNuQ/TxbB2waqYcI/AAAAAAAAC-I/1zkRM7YEKi0/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5698955524937769410" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daikichi Kawachi, 30 yaşında, ailesinden uzakta tek başına yaşayan ve işinde de çalışkan sayılabilecek kendi halinde birisidir. Daikichi’nin tüm hayatı anne tarafından dedesinin ölmesi ile değişecektir. Merhum dedesinin evine vardığında bahçede altı yaşlarında bir kız görür. Daikichi bu kızı ilk olarak kuzeninin uzun zamandır görmediği kızı zanneder fakat yanılmaktadır. Çok geçmeden annesinden bu kızın dedesinin “gizli ilişkisinin” ürünü olduğunu öğrenir. Tüm aile bu olay yüzünden şoktadır. Rin adındaki, altı yaşındaki bu kız Daikichi’nin bir nevi teyzesidir. Rin’in annesi ise ortalarda yoktur. Tüm aile Rin’in bakımını kimin üstleneceğini tartışır ama esasında da kimse Rin’i istememektedir. Rin’i yurda verme lafı geçince de Daikichi daha fazla dayanamaz ve Rin’e kendisinin bakacağını söyler. Doğal olarak kimse yalnız yaşayan ve bekar olan bir adamdan bunu beklemez ama Daikichi kararlıdır ve eski hayatını geride bırakıp Rin ile yeni bir hayata başlamak için Rin’i evine alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Usagi Drop’un bir hayli sıra dışı bir konusu var. Kimse yaşını başını almış bir dedenin bu saatten sonra çocuk yapacağını hayatta tahmin etmezdi ve ortaya Rin gibi sevimi bir kız çıkmıştır. Anime Daikichi ve Rin’in birbirleri ile olan ilişkilerini, Rin’in yeni hayatına alışması, Daikichi’nin “pat” diye bir nevi baba olması ve bir çocuğa bakmaktaki zorlukları teker teker öğrenmesini, çocuk sahibi olmanın neşesini anlatmaktadır. Yaklaşık 7. bölüme kadar anime çok iyi bir performans sergilerken son bölümlerde ise bir düşüş gözleniyor. Çünkü ilginç gelen olaylar artık sıradanlaşıyor. Anlatmak istediğim, Daikichi’nin eski hayatından tamamen kopması (her gece içmeler, eve geç dönmeler gibi), Rin’in Daikichi ve ailesi ile giderek samimileşmesi son bölüme kadar devam ediyor ama son dört bölüm artık olaylar sıradan bir hal alıyor. Anime artık size ilginç gelmiyor, günlük hayat işleyen bir animeye dönüşüyor. Fakat senaryodaki bu düşüşe rağmen animeye 9 vermeyi uygun gördüm çünkü anime her şeye rağmen kendisini izlettiriyor. Zaten 11 olmasından dolayı gayet rahat bir şekilde seriyi bitirebiliyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Usagi Drop’un 11 olan bölüm sayısı aslında daha fazla olabilirmiş çünkü anime yarım. Yarım değil de sezon finali şeklinde. Mangasını araştırdım, animenin bittiği yerden sonra araya 10 sene giriyor ve Rin’in liseli hali karşımıza çıkıyor. Belki böyle olmamsı çok daha iyi olmuştur çünkü dediğim gibi son bölümlerde ufaktan da olsa bir düşüş var. Yani yakında karşımıza Usagi Drop’un ikinci sezonu çıkabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çizimleri bakımından Usagi Drop oldukça kaliteli bir anime. Ayrıca animenin açılış parçası başlamadan gösterilen ve yaklaşık 20 saniye civarında süren, ön giriş diye adlandırabileceğim yerlerin çizimleri sanki boya kalemleri ile çizilmiş gibi karşımıza çıkıyor ve bu da çok güzel bir ayrıntı olmuş. Alttaki screenshotun ilk resmine bakarsanız ne demek istediğimi daha iyi anlayabilirsiniz. Animenin müzikleri de olukça güzel fakat ben açılış parçasını pek beğenmedim. Bana biraz fazla çocuksu geldi. Kapanışı ise gayet güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası Usagi Drop bana göre oldukça başarılı bir anime. Eğer başladığı gibi bitirseydi 9.5, hatta 10 bile verebilirdim. Günlük hayat türünde, içerisinde dram da bulunan, komedi de bulunan animelerden hoşlanıyorsanız sakın kaçırmayın derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-GZ7bJtUs9zM/TxbB3QDPPmI/AAAAAAAAC-U/dcNMQ2FQmWU/s1600/Usagi%2BDrop%2BEp%2B1%2B-%2BThe%2BBellflower%2BGirl.PNG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 119px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-GZ7bJtUs9zM/TxbB3QDPPmI/AAAAAAAAC-U/dcNMQ2FQmWU/s200/Usagi%2BDrop%2BEp%2B1%2B-%2BThe%2BBellflower%2BGirl.PNG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5698955533429456482" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-1012146025230413790?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/1012146025230413790/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2012/01/usagi-drop.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/1012146025230413790'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/1012146025230413790'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2012/01/usagi-drop.html' title='Usagi Drop'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-OavDtfpBNuQ/TxbB2waqYcI/AAAAAAAAC-I/1zkRM7YEKi0/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-2901397862572005582</id><published>2012-01-13T15:53:00.001+02:00</published><updated>2012-01-13T15:55:55.923+02:00</updated><title type='text'>Trigun: Badlands Rumble</title><content type='html'>Yönetmen: Satoshi Nishimura&lt;br /&gt;Stüdyo: Madhouse&lt;br /&gt;Tür: Aksiyon, Komedi&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2010&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: Film&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/7&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-qH9H4ckE0wg/TxA3wJsbLDI/AAAAAAAAC9A/CnWE3Wbs24w/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 125px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-qH9H4ckE0wg/TxA3wJsbLDI/AAAAAAAAC9A/CnWE3Wbs24w/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5697114828999175218" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anime serisinden 12 yıl sonra çekilen Trigun: Badlands Rumble adlı film bir banka soygunu ile başlıyor. Yaptığı hırsızlıkları sanat olarak gören ve en büyük mutluluğu hırsızlıktan sonra kurbanının aldığı surat ifadesi olan Gasback, son soygununda ekibinin ihanetine uğrar. Kendisini yeni lider ilan eden Cain tam Gasback’ı vuracakken insanımsı tayfun lakaplı Vash olaya müdahale eder. Sonuçta Cain ve diğerleri Gasback’a ihanet ederek tüm para ile kaçar ama Vash’in müdahalesi sayesinde kimse ölmeden olay son bulur. Asıl hikaye ise 20 yıl sonra başlıyor. Cain çaldığı paralar ile kendi şehrini kurmuştur ve şehrin ortasına da dev bronzdan heykelini dikmiştir. Fakat aldığı bir duyuma göre yirmi yıl aradan sonra Gasback geri dönecektir ve Cain’in gözünde tüten bronz heykelini çalacaktır. Bu yüzden Cain tüm şehrini korumalar ve kelle avcıları ile donatır. Gasback’ı canlı veya ölü getirecek olana da 5 milyar dolar ödül verilecektir. Öte yandan Amelia adında gizemli bir kız da Gasback’ın peşindedir. Ayrıca bronz heykeli sigortalayan şirketten Milly ve Meryl de olayları önleyebilmek için şehirdedir. Tabi Vash da olayların en ortasındaki yerini çoktan almıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baştan söylememde fayda var, anime filminin konusunu ben pek beğenmedim. Daha doğrusu sıradan buldum. 12 yıl aradan sonra çekilen bir anime filminden ben daha fazla bir şey, daha ayrıntılı bir senaryo beklerdim. Oysa film öyle sıradan, sanki ova, ara bölümmüş gibi bir şey olmuş. Tek tesellimiz ise tüm orijinal karakterlerin orijinal seslendirmecileriyle uzun bir süre sonra tekrar karşımıza çıkmış olmaları. Bu arada, film tahminlerime göre anime serisinin ortaları ile son bölümleri arasında bir yerde geçiyor çünkü &lt;span style="font-style: italic;"&gt;(dikkat büyük spoiler&lt;/span&gt;) serinin son bölümlerinde ölen Wolfood da tekrar karşımıza çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aksiyon sahneleri bakımından Trigun filmi başarılı sayılır. Bıçaktan bazukaya kadar birçok kesici, delici, patlayıcı, uçurucu aletler ile aksiyon dolu sahneler yaşanıyor. Tabi Vash sayesinde (Love&amp;amp;Peace) kimse ölmüyor. Vash’tan da bahsedecek olursak; kendisi hiç değişmemiş. İlk başta kırmızı uzun paltosu ve yuvarlak sarı gözlükleri ile Alucard’a rakip olarak gözükse de mizahi diyaloglarını ve şaklabanlıklarını hiç eksik etmiyor. Komedi unsurları tamam, animeye oldukça iyi renk de katıyor ama diğer Trigun anime serisi incelememde de bahsettiğim gibi Vash’ın bu laçka hallerini ben pek sevmiyorum. Bu yüzden benim gözümde Wolfood çok daha iyi bir karakter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anime filminin çizimleri elbette 98 yapımı seriden daha iyi. Kare ekrandan geniş ekrana geçilmiş, çözünürlük arttırılmış ve renkler daha keskin bir ton almış. Karakterlerden Milly’nin çizimi ise beni açıkçası rahatsız etti. Kızın uzun boyuna birde uzun surat çizmişler ki gözlere şenlik. At gibi suratına iki kocaman da göz kondurunca açıkçası kötü durmuş. Filmin müzikleri ise vasat. Özellikle sonlara doğru çalan parça Trigun’nun atmosferinden ziyade Monkey Islan serisine daha iyi gider.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özetle Trigun: Badlands Rumble sıradan, ara bölüm niteliğinde bir film olmuş ve pek bir şey vaat etmiyor. Ancak Trigun hayranlarına hitap ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-4yYHIKM2WTM/TxA3wjL3UII/AAAAAAAAC9M/CN-BjY2qVcE/s1600/Trigun%2BBadlands%2BRumble.PNG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 119px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-4yYHIKM2WTM/TxA3wjL3UII/AAAAAAAAC9M/CN-BjY2qVcE/s200/Trigun%2BBadlands%2BRumble.PNG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5697114835841929346" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-2901397862572005582?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/2901397862572005582/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2012/01/trigun-badlands-rumble.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/2901397862572005582'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/2901397862572005582'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2012/01/trigun-badlands-rumble.html' title='Trigun: Badlands Rumble'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-qH9H4ckE0wg/TxA3wJsbLDI/AAAAAAAAC9A/CnWE3Wbs24w/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-6830515472680832117</id><published>2012-01-11T19:09:00.002+02:00</published><updated>2012-01-11T19:17:58.142+02:00</updated><title type='text'>The Legend of the Legendary Heroes</title><content type='html'>Yönetmen: Itsura Kawasaki&lt;br /&gt;Stüdyo: Zexcs&lt;br /&gt;Tür: Fantastik, Macera&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2010&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 26&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/8&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-jhXimRmqMws/Tw3ELerspFI/AAAAAAAAC80/pETnSBnLV9I/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 112px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-jhXimRmqMws/Tw3ELerspFI/AAAAAAAAC80/pETnSBnLV9I/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5696424805187494994" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fantastik bir dünyada, kılıç dövüşlerinin yanında büyünün de etkin rol oynadığı bu dünyada Ryner Lute tembel bir büyü ustasıdır. Roland İmparatorluğu’nun Büyü Akademisi’nde Sion Atsal ile tanışır. Sion, günün birinde tahta çıkacağını ve ülkesini doğru yola sokacağına dair ant verir. Ryner’a da tahta geçtikten sonra yanımda olur musun diye sorar. Tam olarak evet demese de Ryner olur manasında cevaplar verir ve nitekim bir gün Sion, Roland İmparatorluğu’nun tahtına oturur. Ryner’a da kral olarak ilk görevini verir. Bu göreve göre kralı korumakla yükümlü saygın Eris ailesinden Ferris’i de yanına alarak antik hero (kahraman) kalıntılarını aramak için yola koyulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Legend of the Legendary Heroes’in en büyük artıları konusu ve karakterleri. Konu bakımından anime yukarıda anlattığım gibi başlasa da giderek derinleşiyor ve işin içine sürekli yeni şeyler giriyor. Ryner’in gözlerinde barındırdığı “Alpha Stigma” adlı gücü, diğer Alpha Stigma taşıyıcıları, Roland İmparatorluğu’nun halkla ve soylularla ilişkisi, Estabul, Gastark, Nelfa, Strohl gibi diğer ülkelerin stratejileri, perde arkasında yaşanan entrikalar, güç ve denge oyunları derken bir bakmışsınız kendinizi kaptırıvermişsiniz. Animenin boşuna dört adet light novel’i (genellikle gençlere hitap eden, mangalara da ilham kaynağı olan romanlar), dört adet mangası bulunmuyor. Anlatmak istediğim animenin konusu bir hayli derin ve dallanarak da gidiyor. Doğal olarak 26 bölüm animeye yetmemiş. Hatta son bölümler sezon finali kıvamında olsun diye iyice sapıtılarak çoğu şey üst üste bindirilmiş. Öyle ki son üç – dört bölümde benim anlayamadığım birçok olay oldu, sadece son iki bölüm çıkan karakterler falan ekrana geldi. Yani anlayacağınız anime yarım ve yakalanan harika atmosfer ve müthiş hikaye bölüm yetmezliğinden dolayı darmadağın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Animenin bir diğer artısı da karakterleri. Animede buradan sayamayacağım kadar çok karakteri var. Hem de öyle uyduruk, yan karakter gibi de değil. Her birinin kendi has özellikleri, kendine has karizması bulunuyor. Hatta anime esnasında birçok kez şu şunla karşılaşsa, şunun karşısına şu çıksa, şunla şu bir karşı karşıya gelse diye aklından geçiriyor insan. Ryner, Sion ve Ferris ana karakterler olsa da diğerlerinin de onlardan aşağıya kalır yanı yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Legend of the Legendary Heroes’un çizimleri klasik anime çizimleri ve fena değiller ama animenin parlaklığını beğenmedim. Yani anime gereğinden fazla parlak ve ekran buğulu. Bu yüzden ilk başlarda alışmakta biraz zorluk çektim. Bunun dışında normaller. Müzikler de başarılı sayılır. İlk açılış ve kapanış parçaları güzel, ikinci açılış da idare eder ama ikinci kapanış bana göre çok kötü olmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak The Legend of te Legendary Heroes benim beklediğimden daha iyi bir anime çıktı ve konunun yarım kalması ile çizimlerindeki muğlaklık dışında pek bir sorunu yok. Fantastik – macera türü sevenlere, büyü ile arası iyi olanlara önerebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-SjhHg-TaFsQ/Tw3ED4u7MPI/AAAAAAAAC8o/FlmaLBn47JY/s1600/Legend%2Bof%2Bthe%2BLegendary%2BHeroes%2B-%2B03%2B%255BBD%255D%255B720p%255D%255BDerp%255D.PNG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 119px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-SjhHg-TaFsQ/Tw3ED4u7MPI/AAAAAAAAC8o/FlmaLBn47JY/s200/Legend%2Bof%2Bthe%2BLegendary%2BHeroes%2B-%2B03%2B%255BBD%255D%255B720p%255D%255BDerp%255D.PNG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5696424674741399794" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-6830515472680832117?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/6830515472680832117/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2012/01/legend-of-legendary-heroes.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/6830515472680832117'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/6830515472680832117'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2012/01/legend-of-legendary-heroes.html' title='The Legend of the Legendary Heroes'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-jhXimRmqMws/Tw3ELerspFI/AAAAAAAAC80/pETnSBnLV9I/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-8139680171768210141</id><published>2011-12-30T01:34:00.006+02:00</published><updated>2011-12-30T01:56:20.274+02:00</updated><title type='text'>Fractale</title><content type='html'>Yönetmen: Yukata Yamamoto&lt;br /&gt;Stüdyo: A-1 Pictures&lt;br /&gt;Tür: Macera, Bilimkurgu&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2011&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 11&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/10&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-_kE81CZJb38/Tvz6D5MLCwI/AAAAAAAAC8Y/BXwuJXt8Z7o/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 124px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-_kE81CZJb38/Tvz6D5MLCwI/AAAAAAAAC8Y/BXwuJXt8Z7o/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5691698973887892226" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fractale’de hikaye uzak gelecekte, yer olarak da İrlanda’da geçiyor. Dünya artık “Fractale” adı verilen bir düzenin kontrolündedir. Fractale insanları hastalıklardan korumakta ve gündelik işlerden uzak tutmaktadır. Yeryüzünde cennet diye de tanımlayabileceğimiz bu düzende insanlar sadece düzenli olarak Fractale sistemine verilerini yollayarak yaşayacak kadar donay yani pul (sanal para) kazanabilmektedir. Fractale sistemine bağlı her bireyin vücudunda bir terminal vardır ve 3D internet olarak da tanımlayabileceğimiz bu terminal ile birçok veriye ulaşabilir, suretlerini Fractale sistemi olan her yere yollayabilirler. Suretler ise kişinin veriden oluşmuş halidir (avatar gibi) ve bu suretler birkaç istisna hariç robotumsu holografilerdir. Ayrıca veri yığını olduklarından istedikleri gibi ağda gezinebilmektedir. Kısacası Fractale sistemi altında yaşayan insanlar çok rahattır ve evden bile çıkmayarak, suretlerini yollayarak sosyalleşmektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galway şehrinde (Galway, İrlanda’da bulunan gerçek bir şehirdir ve animedeki şehir ile büyük benzerlik göstermektedir) yaşayan Clain de ilk paragrafta bahsettiğim Fractale sistemine bağlı 15’li yaşlarında genç bir çocuktur. Hiçbir amacı olmayan ve her gün öylesine takılan Clain yalnız yaşamaktadır ve başka şehirlerde yaşayan ailesi arada suretlerini yollayarak Clain’i yoklamaktadır. Yine sıradan bir günde Clain birilerinden kaçmakta olan Phryne ile karşılaşır. Phryne’nin düştüğünü gören Clain ona yardım eder ve evine alır fakat gecesinde Phryne ortadan kaybolur. Gitmeden öncede Clain’e bir kolye bırakır. Clain merakından kolyeyi kurcalar ve aktif hale getirerek içinden Nessa adında bir suretin çıkmasını sağlamış olur. 10 yaşındaki bir insanın görünümüne ve neşesine sahip, enerjik bir suret olan Nesse ve Clain, Phryne’yi arayan Lost Millenium (Kayıp Milenyum) ile karşılaşır ve kendisini hiç tahmin bile edemeyeceği bir maceranın içinde bulur. Ayrıca Fractale sisteminin ardındaki sırlar da Clain’i beklemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu bakımından Fractale bir yandan sade, bir yandan da karışık bir konuya sahip. Sade bir konuya sahip çünkü her ne kadar yazdıklarımdan karışık gibi gözükse de Fractale sistemi aslında oldukça basit ve fazla detaya inilmemiş. Diğer yandan ise Fractale sisteminin insanlar üzerindeki etkisi oldukça derin bir konu. Bir yandan hiçbir şey yapmadan Fractale’e bağımlı olarak yaşamak ve tüm her şeyini suretler aracılığıyla mı yapmak, yoksa bir yere bağımlı olmadan, özgür bir insan olarak ve diğer insanlarla beraber yaşamak mı diye tartışmaya açık bir konusu var. Fractale ile çok rahat olabilirsiniz ama bir yerde bir Fractale terminali çöktü mü sistem çalışmadığından insanlar emziği elinden alınmış bebekler gibi davranıyor. Diğer yandan sürekli çalışmak zorundasınız ve dünyanın ayağınıza gelmesi gibi Fractale nimetlerinden yararlanamıyorsunuz. Bunun yerine suretlerle değil, gerçek insanlarla muhatap oluyor, dostluklar kuruyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fractale’in atmosferi kısa olan 11 bölüm boyunca sağlam bir çizgide ilerliyor ve izlerken hiç sıkılmıyorsunuz. Anime gerektiği zaman komedi, gerektiği zaman dram ve gerektiği zaman aksiyon dolu sahneleri ile hiç sıkmıyor. Dediğim gibi 11 bölüm olduğundan konu hızlı ilerliyor ve bu yüzden atmosfer hiç düşmüyor. Anime yaklaşık bin küsur yıl gelecekte geçmesine karşın sizleri götürdüğü dünya her tarafta yüksek binalar, ileri teknoloji değil, alabildiğince yeşillikler ve eşsiz manzaralar. Elbette anime esnasında ful teknoloji şehirlerde çıkıyor ama seride daha çok Last Exile’daki gibi bir hava hakim. Bu durum benim çok hoşuma gitti çünkü ileri teknoloji deyince genelde akla kalabalık ve kirli şehirler geliyor ama Fractale bu tabunun dışına çıkmış ve ortaya eşsiz olduğu kadar ilginç bir dünya çıkmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Animenin çizimleri harikulade. Ghibli yapımları kadar olmasa da ona yakın manzara ve arka plan çizimleri mevcut. Yumuşak ve canlı renkler alabildiğince uzanıyor. Karakterlerin çizimlerinin de onlardan aşağıya kalır yanı yok. Karakterler bakımından tek ilgimi çeken Clain’un şortunun altına giydiği uzun çorapları:) Fractale’nin açılışı ve kapanışı da gayet kaliteli. Renk cümbüşü şeklinde ilginç bir openinge sahip “Harunezumi” adlı parça gerçekten çok güzel bir parça. Kapanış olan “Down By The Salley Garden” da İrlandavari havasıyla çok iyi bir parça. Ayrıca anime esnasında sıkça geçen “Hiru no Hoshi” adlı parçayı da es geçmemek lazım. Seslendirmede ise Kana Hanazawa yine döktürmüş. Deadman Wonderland’ın Shiro’su, Steins;Gate’in Mayuri'si Fractale’nin Nessa’sı olarak her zamanki gibi çok iyi iş çıkarmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıkçası Fractale’ye tam puan verdiğim için ben bile çok şaşırdım çünkü karşıma bu kadar iyi bir animenin (daha doğrusu benim karşıma diyelim çünkü nette genel olarak 7 ile 8 arası puanlara sahip) çıkacağını hiç tahmin etmemiştim. Diğer yabancı sayfalarındaki puan ortalamalarına bakınca ben mi fazla verdim diye çok düşündüm ama yok arkadaş, animenin bir eksisini bulamadım. Konu güzel, hikayenin akışı güzel, senaryo güzel, çizimler güzel, kısa olmasına karşın tadında bitiyor; e daha ne olsun:) Ben Fractale’yi herkese severek tavsiye ederim. Kısa ve kaliteli bir anime arıyorsanız Fractale’ye muhakkak bir göz atın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-C-pHLq7z2oQ/Tvz6CH4xMZI/AAAAAAAAC8E/wdQXMdtXA6w/s1600/Fractale_-_01.PNG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 119px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-C-pHLq7z2oQ/Tvz6CH4xMZI/AAAAAAAAC8E/wdQXMdtXA6w/s200/Fractale_-_01.PNG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5691698943473299858" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-sxRlwYQOjSI/Tvz6DPoDsCI/AAAAAAAAC8Q/s_FTf1UNRmM/s1600/Fractale_-_02.PNG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 119px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-sxRlwYQOjSI/Tvz6DPoDsCI/AAAAAAAAC8Q/s_FTf1UNRmM/s200/Fractale_-_02.PNG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5691698962730561570" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-8139680171768210141?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/8139680171768210141/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/12/fractale.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/8139680171768210141'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/8139680171768210141'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/12/fractale.html' title='Fractale'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-_kE81CZJb38/Tvz6D5MLCwI/AAAAAAAAC8Y/BXwuJXt8Z7o/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-8263913830984831604</id><published>2011-12-26T12:44:00.001+02:00</published><updated>2011-12-26T12:47:20.060+02:00</updated><title type='text'>RahXephon</title><content type='html'>Yönetmen: Yutaka Izubuchi&lt;br /&gt;Stüdyo: Bones&lt;br /&gt;Tür: Dram, Mecha&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2002&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 26&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-W9jLfKZm9Y8/TvhQdvQAY4I/AAAAAAAAC7s/VxajPp01aWM/s1600/RahXephon-1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-W9jLfKZm9Y8/TvhQdvQAY4I/AAAAAAAAC7s/VxajPp01aWM/s200/RahXephon-1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690386601012650882" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2012 yılında Tokyo, Mulians (kısaca Mu) adı verilen istilacılar tarafından ele geçirilmiştir. İstilacılara karşı nükleer silahlar kullanılmış fakat pek bir işe yaramamıştır. Bunun sonucunda Mu’lar Tokyo’yu dev bir çember içine alarak dış dünyadan soyutlamıştır. Çember dışarıdan Jüpiter’e benzediği için Tokyo’nun adı Tokyo Jüpiter olmuştur. Tokyo’da yaşam Mu’ların kontrolünde devam etmektedir ve burada zaman normal zamandan daha yavaş ilerlemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayato Kamina, Tokyo Jüpiter’de yaşayan 17 yaşında bir gençtir. Kendisi tüm yaşıtları gibi dünyanın geri kalanının yok olduğunu ve dünya nüfusunun sadece yirmi üç milyon olduğunu sanmaktadır. Günün birinde metrodayken ansızın bir hava saldırısı meydana gelir ve Ayato garip makinelerin gökyüzünde uçaklara karşı savaştığını görür. Nitekim Tokyo hükümetinin dev makineleri galip gelir. Öte yandan Haruka adında bir kadın Ayato’yu takip etmektedir. Karşılaştıklarında “gerçekleri öğrenmek istiyorsan benimle gelmelisin” der ve Ayato ilk olarak kabul etmese de sonrasında Haruka’ya dahil olur. Fakat bundan önce Ayato’nun karşılaşması gereken başka bir şey vardır: RahXephon.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RahXephon’nun konusu aslında bir hayli ilginç ve çok şey vaat ediyor ama açıkçası senaryonun işlenişi beni animeden soğuttu. Tokyo’nun Mu’lular tarafından ele geçirilmesi falan güzel de bu Mu’lar nereden geldi, uzaylı mı, makine mi, o dollem adı verilen devler neyin nesi vs. ben anlayamadım. Ayrıca Tokyo Jüpiter yakınlarındaki adaya yerleştirilmiş olan Terra adından örgüt Mu’larla savaşacaksa zaten yanmışız:) Demek istediğim karakter bakımından seri doyurucu değil. Karakter sayısı çok ama bir şekilde hepsi boş. Bölümler de ağır ilerliyor. Bir savaşıyorlar, bir denize giriyorlar. Son olarak, RahXephon hariç diğer tüm dollemlerin çizimleri gerçekten rahatsız edici. Dev ucube robotumsu varlıklara Angelina Jolie dudakları çizip salmışlar meydana. Aslında animeyi fazla eleştirmek istemiyorum çünkü konusu gerçekten çok şeyler vaat ediyor ama ben ısınamadım, sevemedim. Anime öyle bir çizgide ilerliyor ki ya çok seversiniz ya da sevmezsiniz. Bunun ortası yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RahXephon’un çizimleri eski olmasına rağmen kaliteli. Karakterler klasik anime karakterleri. Tek ilgincime giden yeri Haruka’nın sivilken giydiği bir kıyafeti. 80’li yıllardan kalma uzun etek ve beyaz katlamalı çorap giyen bir anime karakterini herhalde bir daha görmem:) Müzikleri ise orta şekerli. Açılış ve kapanış parçaları idare eder ama bölümler esnasında çalan parçalar daha iyi olabilirmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mecha türüyle benim aram zaten limoni ve izlediklerim de zaten bir elin parmağını geçmez. Mecha içeriği ile zaten temkinli yaklaştığım RahXephon’u konusu da sarmayınca (daha doğrusu işlenişi) 12. bölümünde bırakma kararı aldım. Animeye ortalamanın biraz altında bir not vermeme rağmen izlemeyin demem ama izlemek için de mutlaka türüne aşina olmanız lazım. Yoksa benim gibi bakar, bakar, kastırır ve bırakırsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-KEdtnVz8MwA/TvhQeYJ8GKI/AAAAAAAAC74/Kuwb3C82tq8/s1600/%255Bm720p%255D%2BRahXephon%2B-%2B01.PNG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 156px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-KEdtnVz8MwA/TvhQeYJ8GKI/AAAAAAAAC74/Kuwb3C82tq8/s200/%255Bm720p%255D%2BRahXephon%2B-%2B01.PNG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5690386611993057442" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-8263913830984831604?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/8263913830984831604/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/12/rahxephon.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/8263913830984831604'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/8263913830984831604'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/12/rahxephon.html' title='RahXephon'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-W9jLfKZm9Y8/TvhQdvQAY4I/AAAAAAAAC7s/VxajPp01aWM/s72-c/RahXephon-1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-423853831236954525</id><published>2011-12-21T16:14:00.001+02:00</published><updated>2011-12-21T16:17:34.868+02:00</updated><title type='text'>First Squad: The Moment of Truth</title><content type='html'>Yönetmen: Yoshiharu Ashino&lt;br /&gt;Stüdyo: Studio 4C&lt;br /&gt;Tür: Aksiyon, Fantastik, Askeri&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2009&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: Film&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/5.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-NjAC5AOfD70/TvHqXASQiTI/AAAAAAAAC7U/NrMPdm9qNuk/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 134px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-NjAC5AOfD70/TvHqXASQiTI/AAAAAAAAC7U/NrMPdm9qNuk/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5688585485280119090" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rusya’da Kommersant Gazetesi tarafından ödül alan First Squad, 2. Dünya Savaşı’nı farklı bir bakış açısından ele almaktadır. Bir grup Sovyet genç bir araya getirilip Alman ordusuna karşı savaşmak için First Squad (1. Tabur) oluşturulmuştur. Fakat ani bir saldırı sonucu Nadya hariç diğer tüm üyeler ölmüştür ve Nadya da hafızasını kaybetmiştir. Diğer taraftan da SS’e (Alman Schtuzstaffel) bağlı Ahnenerbe adlı kült topluluk, 12. yüzyılda binlerce insanı katletmiş olan Baron von Wolff ve hayalet ordusunu çağırarak Rusların üstüne salmayı amaçlamaktadır. Rus General Below da kaybolan Nadya’yı bularak yeni geliştirdikleri bir makine ile ölen First Squad üyelerini “diğer taraftan” geri getirerek Baron’un gelişini önlemek istemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;First Squad: The Moment of Truth ilk bakışta hikaye bakımından iyi bir potansiyele sahip ama kanaatimce iyi işlenememiş. Ölmüş savaşçıların gittiği “diğer taraf” kavramını ben çok saçma buldum. Nadya Bioshock’taki Big Daddy’lere benzeyen bir makineye giderek sözde üstün yetenekli diğer üyeleri bu tarafa getirmeye uğraşıyor. Nadya’nın geleceği ön görebilme gibi bir yeteneği var ama diğer elemanların iyi silah kullanmak dışında kabiliyetleri nedir, kimse bilmiyor. Zaten bir saat olan filmde olaylar hızlıca gelişmekte ve bittiğinde de “bu neydi ya” diyemeden edemiyorsunuz :) Büyük ihtimalle de First Squad’ın devam filmleri gelecektir çünkü hem süre bakımından kısa sürüyor hem de sonu pek tatmin edici değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Animenin çizimleri genel olarak iyi ve kan efektleri kullanılmaktan hiç kaçınılmamış. Flashbackler esnasında eski bir sinema filmiymiş gibi kullanılan çizimler de gayet hoş olmuş. Tek beğenmediğim yanı ise Nadya’nın bazı çizimleri. Ağzı açık dururken Nadya gerçekten çok salak ve komik görünüyor. Müzikleri ise vasatın altında seyrediyor. Pek güzel oldukları söylenemez. Seslendirmeler ise animenin en ilginç yanı çünkü Rusçalar. Animenin Japonca seslendirmesi yok ve ne yalan söyleyeyim, Rusça bana çok tuhaf geldi. Ben Japonca seslendirme tercih ederdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası First Squad: The Moment of Truth vasat bir anime ve hikaye bakımından doyurucu değil. Rusya soğuğunda gecelikle dolanan Nadya’yı izlemektense başka anime filmleri izlemenizi tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-B96_I7m6fJA/TvHqXhV1sDI/AAAAAAAAC7g/lSYtzUKt1XY/s1600/%255BCBM%255D%2BFirst%2BSquad%2B-%2BThe%2BMoment%2BOf%2BTruth%2B%2528BDRip%2529-%2528English%2BSubbed%2529-%2528720p%2BHD%2529.PNG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 119px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-B96_I7m6fJA/TvHqXhV1sDI/AAAAAAAAC7g/lSYtzUKt1XY/s200/%255BCBM%255D%2BFirst%2BSquad%2B-%2BThe%2BMoment%2BOf%2BTruth%2B%2528BDRip%2529-%2528English%2BSubbed%2529-%2528720p%2BHD%2529.PNG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5688585494153506866" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-423853831236954525?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/423853831236954525/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/12/first-squad-moment-of-truth.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/423853831236954525'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/423853831236954525'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/12/first-squad-moment-of-truth.html' title='First Squad: The Moment of Truth'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-NjAC5AOfD70/TvHqXASQiTI/AAAAAAAAC7U/NrMPdm9qNuk/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-4911185531806954912</id><published>2011-12-17T14:48:00.002+02:00</published><updated>2011-12-17T14:53:49.285+02:00</updated><title type='text'>The Melancholy of Haruhi Suzumiya</title><content type='html'>Yönetmen: Tatsuya Ishihara&lt;br /&gt;Stüdyo: Kyoto Animation&lt;br /&gt;Tür: Komedi, Macera, Bilimkurgu&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2009&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 28&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/9&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-cTI7TesycR0/TuyQripmuBI/AAAAAAAAC68/yxUTCerga6k/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-cTI7TesycR0/TuyQripmuBI/AAAAAAAAC68/yxUTCerga6k/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5687079507172177938" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2009 yılında çıkan ve 28 bölümden oluşan The Melancholy of Haruhi Suzumiya, 2006 yılında çıkan 14 bölümlük seriyi de kapsamaktadır ve yeni bölümler içermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kyon sıradan bir öğrencidir ve liseye yeni başlamıştır. Okulun ilk gününde herkes kendisini sınıfa tanıtmaktadır. Nitekim sıra Haruhi Suzumiya’ya geldiğinde kendisini şöyle tanıtır: “Normal insanlar beni ilgilendirmiyor. Aranızda uzaylılar, zaman gezginleri veya esperler (medyum benzeri) varsa gelsin beni bulsun” der. Doğal olarak arkasında oturan kızın böyle saçmalaması Kyon’a garip gelir ama Haruhi oldukça ciddidir. Sonuçta önlü arkalı oturmalarından dolayı Kyon ve Haruhi az da olsa muhabbeti ilerletirler ve Kyon istemeden de olsa Haruhi’ye kendi okul kulübünü kurma fikrini verir. Haruhi ilginç ismiyle SOS Takımı’nı kurar ve Kyon’u da zoraki üyesi yapar. Kulübün faal olması için üç üyeye daha ihtiyacı vardır ve çok geçmenden onlar da bulunur. Bunlardan bir tanesi SOS Takımı için kullandıkları Edebiyat kulübünün eski odasında takılan Edebiyat kulübü üyesi Yuki, üst sınıfta okuyan Asahina ve okula sonradan transfer olan Koizumi’dir. Buraya kadar her şey normaldir fakat Kyon, Haruhi ile takılmaya başladıkça hayatının giderek tuhaflaştığının farkına varır. Bunun en önemli kanıtı da Yuki’nin gerçekten bir uzaylı olması, Asahina’nın gelecekten gelmesi ve Koizumi’nin bir esper olmasıdır. Üstelik etrafında böyle garipliklerin olmasını çok istemesine karşın Haruhi’nin bunlardan haberi yoktur. Koizumi’nin yaptığı açıklamaya göre Haruhi’nin tanrıvari güçleri vardır ve farkına varmasa bile dünyayı dilediği şekle sokabilme gücüne sahiptir. Haruhi, bir uzaylı, zaman gezgini ve esper dilemiştir ve bunun sonucunda onlar buradadır. Doğal olarak kafası karışan Kyon, Haruhi’ye artık daha çok dikkat etmeye başlar ve SOS Takımı olarak birbirinden ilginç maceralar yaşamaya başlarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anime ilk bakışta komedi – okul türünde bir anime olarak görünse de aslında içeriği hiç de öyle normal değil. Çünkü bahsettiğim gibi animede bir uzaylı, zaman gezgini ve esper bulunmaktadır ve Kyon hiç istemese de kendisini Haruhi’nin farkına varmadan yarattığı kapalı mekânlarda veya durum gereği geçmişte bulabiliyor. Yani olaya pek fazla olmasa da bilimkurgu öğeleri karışabiliyor. Animenin en büyük dayanağı ise komedi unsurları. Komedi derken de laubali hareketler, şaklabanlıklar değil, konuşmaları kastediyorum. Anime esnasında müthiş diyaloglar söz konusu ve özellikle Kyon’nun içinden Haruhi’nin söylediklerine yaptığı yorumlara şahsen ben çok güldüm. Anime tam tadında ilerliyor ve bölümleri izlerken hiç sıkılmıyorsunuz. Kyon’nun başına gelenler ve Haruhi’nin arkasından dünyayı toparlamaya çalışmasını izlemek gerçekten çok zevkli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Melancholy of Haruhi Suzumiya’nın bana göre iki kusuru bulunmakta. Bunlardan bir tanesi animenin son bölümü. Diğer hareketli bölümlere göre oldukça durağan bir bölüm ve sadece bu bölümde ben az da olsa sıkıldım. Diğer kusuru, daha doğrusu benim beğenmediğim yanı 12. ve 19. bölümler ve arasını oluşturan “Endless Eight” yani Sonsuz Sekiz adlı sekiz bölüm. Kısaca özetlemem gerekirse; bu bölümlerde SOS Takımı ekibi 17 Ağustos ve 31 Ağustos tarihleri arasında sınırsız bir döngü yaşamaktadırlar. Yani 31 Ağustos’tan sonra tekrar 17 Ağustos’a dönmektedirler ve bunu yaparken de hafızalarını kaybederler. Kısacası sekiz bölüm boyunca karakterlerin elbiseleri değişiyor, birkaç cümleyi farklı söylüyorlar ve bölümler ilerledikçe sanki bunları daha önce yaşadık duygusu bariz artmaya başlıyor. İlginç bir senaryo olmuş ama fazla uzatılmış. Bu senaryo için en fazla dört, bilemedin beş bölüm çok daha yerinde ve yeterli olurdu. Hatta bu durumdan dolayı benim gibi bu animeyi 28 bölüm değil de 25 gibi kabul edebilirsiniz çünkü artık sonlara doğru bölümleri hızlı geçmeye başlamıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Animenin çizimleri çok başarılı. Rengarenk ve cıvıl cıvıllar. Ortamda tam bir anime havası mevcut. Büyük gözler, rengarenk saçlar, canlı renkler ve müthiş konuşmalar bir araya gelince zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyorsunuz. Açılış ve kapanış parçaları orta şekerli. Normal komedi animeleri açılışları gibi hareketliler ve sadece bir kere izledikten sonra bir daha izleme gereği duymadım. Seslendirmeler ise çok başarılı. Özellikle Asahina’nın hal ve tavırları ile sesinin uyumu şahane.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak The Melancholy of Haruhi Suzumiya çok başarılı bir komedi animesi ve sulu şakalardan ziyade konuşmaların ön planda olduğu, tuhaf içerikli ama en önemlisi eğlenceli bir anime arayan herkese Haruhi Suzumiya’yı önerebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca serinin devamı sayılabilecek tam iki saat kırk üç dakikalık Haruhi Suzumiya’nın Kayboluşu adında bir de filmi bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-ho7bHgBXCKQ/TuyQsNuMkXI/AAAAAAAAC7I/GBiK6ehR68M/s1600/%255Bm720p%255D%2BSuzumiya%2BHaruhi%2Bno%2BYuuutsu%2B-%2B01.PNG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 119px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-ho7bHgBXCKQ/TuyQsNuMkXI/AAAAAAAAC7I/GBiK6ehR68M/s200/%255Bm720p%255D%2BSuzumiya%2BHaruhi%2Bno%2BYuuutsu%2B-%2B01.PNG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5687079518734160242" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-4911185531806954912?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/4911185531806954912/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/12/melancholy-of-haruhi-suzumiya.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/4911185531806954912'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/4911185531806954912'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/12/melancholy-of-haruhi-suzumiya.html' title='The Melancholy of Haruhi Suzumiya'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-cTI7TesycR0/TuyQripmuBI/AAAAAAAAC68/yxUTCerga6k/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-2419241824018541464</id><published>2011-12-09T23:53:00.001+02:00</published><updated>2011-12-09T23:55:48.631+02:00</updated><title type='text'>Tekken: Blood Vengeance</title><content type='html'>Yönetmen: Youchi Mori&lt;br /&gt;Stüdyo: Digital Frontier&lt;br /&gt;Tür: Aksiyon, Dövüş&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2011&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: Film&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/6&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-GxPxUXIOzRY/TuKDtyjZWaI/AAAAAAAAC6k/3QOdGOb79f4/s1600/tekkenbloo.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 142px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-GxPxUXIOzRY/TuKDtyjZWaI/AAAAAAAAC6k/3QOdGOb79f4/s200/tekkenbloo.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5684250502382573986" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam olarak bir “anime” olmasından ziyade 3D – Animated bir film olan Tekken: Blood Vengeance’yi Japonya yapımı olmasından dolayı ve animenin bir nevi kardeşi sayılacağından dolayı küçük bir inceleme yazmayı uygun gördüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin konusu Tekken 5 ile Tekken 6 arasında yaşanan olayları ele alıyor. Jin Kazama artık Mishima Zaibatsu’nun başındadır ve ezeli rakibi G-Corp’un başında ise Kazuya Mishima vardır. İkisinin de ortak hedefi Shin Kamiya adındaki bir öğrencidir. Jin için çalışan Nina Williams, Shin Kamiya hakkında casusluk yapsın diye Alisa Bosconovitch adında bir android yollarken, Kazuya da Anna Williams aracılığı ile Çinli Ling Xiaoyu yollar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir dövüş oyunundan konu olarak en iyisi düşünülmüş diyebilirim ama işlenişi için aynı şeyi düşünemeyeceğim. Öncelikle filmin hedef kitlesi yetişkinler değil de 13 – 17 yaş arası olduğundan başrollerinde de Xiaoyu adındaki genç kızımız ve duygu dolu robot arkadaşı Alisa var. Ve sanki animelerde yeterince karşımıza çıkmıyor gibi olaylar liselerde, okul festivallerinde falan geçiyor. Filmin yüzde yetmişini Xiaoyu ve Alisa arasındaki “sevgi” dolu arkadaşlığı oluştururken yüzde beşini Nina – Anna dövüşü, yüzde onunu Xiaoyu – Alisa dövüşü ve on beşini de filmin en iyi yanı olan Jin – Kazuya – Heihachi dövüşü oluşturuyor. Burada anlatmak istediğim, film hızlı ilerliyor ama fazla dövüş sahnesi de beklemeyin. Onun yerine havada uçan bir robot, genç kız ve panda (ki panda olayı fazla cıvıtılmış) görmeyi alışın. Ayrıca Marshall Law, Bryan Fury, Paul, King, Eddy, Hwoarang, King gibi karakterler filmde yer almamakta. Kısacası benim derdim, böyle güçlü karakterler dururken gözümüze liseli bir kızın, sinir robot arkadaşının ve dev bir pandanın sokulmasını ben hazmedemedim:) Bir de uçuk şeyler çok fazla. Sözde casusluk için gönderilen Xiaoyu kocaman bir panda ile geziyor ve kimse bunu dert etmiyor. Alisa ise herhalde birazdan kulüpte sahneye çıkacak ki o kılıkta geziniyor ve kimse kafasını bile çevirip bakmıyor. Tamam, bunlar oyunda da böyle giyiniyorlar ama bir filmde insanlar normal elbiselerle gezerken bunların kostüm partisinden çıkmış gibi dolanması açıkçası tuhafa kaçıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin 3D animasyonu ise oldukça göz kamaştırıcı. Karakterler ve özellikle arka plan gerçeğine çok benziyor. Animasyonları yapan arkadaşlar da böyle düşünüyor olacak ki Xiaoyu’nun butlarını gururla gözümüze sokmaktan çekinmemişler. Filmin en iyi yanı olan dövüş sahneleri de çok başarılı. Elbette biraz abartı dövüşüyorlar ama hareketler estetik açıdan göze çok hoş geliyor. Müzikleri ise bende biraz baş ağrısı yaptı:) Biraz kuru gürültü gibiydiler.  Seslendirmeleri de çizimleri kadar başarılı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özetle Tekken: Blood Vengeance’de ben aradığımı pek bulamadım. Ben daha dövüşü bol, daha yetişkinlere hitap eden bir şey bekliyordum ama yinede Tekken için başta animasyonları ile yapılan en iyi film diyebilirim. Koyu bir Tekken hayranı iseniz izleyin ama alakanız yoksa boş verin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-36mJ1H9sRzY/TuKDuebUjsI/AAAAAAAAC6w/O7nBk69pTXE/s1600/Tekken.Blood.Vengeance.2011.720p.BR.2Audio.650MB.ShAaNiG.com.PNG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 119px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-36mJ1H9sRzY/TuKDuebUjsI/AAAAAAAAC6w/O7nBk69pTXE/s200/Tekken.Blood.Vengeance.2011.720p.BR.2Audio.650MB.ShAaNiG.com.PNG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5684250514159865538" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-2419241824018541464?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/2419241824018541464/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/12/tekken-blood-vengeance.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/2419241824018541464'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/2419241824018541464'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/12/tekken-blood-vengeance.html' title='Tekken: Blood Vengeance'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-GxPxUXIOzRY/TuKDtyjZWaI/AAAAAAAAC6k/3QOdGOb79f4/s72-c/tekkenbloo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-8509546081104145254</id><published>2011-12-05T15:44:00.001+02:00</published><updated>2011-12-05T15:48:09.501+02:00</updated><title type='text'>House of Five Leaves</title><content type='html'>Yönetmen: Tomomi Mochizuki&lt;br /&gt;Stüdyo: Manglobe&lt;br /&gt;Tür: Dram, Tarihi&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2010&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 12&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/8.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-hJn2Zqr8bZU/TtzLXz3XSpI/AAAAAAAAC6M/7yVIMg3mqis/s1600/house-of-five-leaves1.png"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 98px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-hJn2Zqr8bZU/TtzLXz3XSpI/AAAAAAAAC6M/7yVIMg3mqis/s200/house-of-five-leaves1.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5682640439754574482" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç bir ronin (ustası veya efendisi olmayan samuray) olan Akitsu Masanosuke yetenekli bir samuraydır fakat utangaç ve bir nevi pısırık kişiliği sürekli bu yeteneğinin önüne geçmektedir. Masanosuke yeteneklerini halk önünde sergileyememekte ve girdiği her korumalık işinden kişiliği yüzünden kısa süre sonra işten çıkarılmaktadır. Günün birinde karşısına Yaichi adında birisi çıkar ve ona koruması olmasını teklif eder. Masanosuke işi kabul eder ve Yaichi’nin koruması olur. Çok geçmeden de Yaichi’nin “Beş Yaprak” adındaki çetenin lideri olduğunu ve bu çetenin varlıklı insanların veya tüccarların mirasçılarını kaçırarak fidye istediğini öğrenir. Masanosuke istemeden de olsa kendisini Beş Yaprak çetesinin içinde bulur ve bu çetenin çete olmaktan daha fazlası olduğuna kanaat getirerek bir süre Yaichi ve diğerleri ile takılmaya karar verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;House of Five Leaves’in Edo periyodunda geçmesini ve içerisinde samurayların oluşundan aldanarak animenin aksiyon ağırlıklı bir anime olduğuna sakın aldanmayın. Anime tamamen Beş Yaprak üyelerine ve birbirleri ile yaşadıkları ilişkileri konu alıyor. Öyle ki anime her bölüm bizlere farklı flashback’ler sunarak karakterlerin birbirleri ile nasıl tanıştıklarını, geçmişlerini güncel konu ile harmanlayarak çok güzel bir şekilde sunuyor. Ara ara konuşmalar biraz fazla ağırlaşsa da genelde atmosfer iyi ve hikayenin gidişatı akıcı. Bana göre biraz da olaya kılıç dövüşü katılsaymış daha da başarılı olabilirmiş. Çünkü Masanosuke’nin kılıçla olan hünerlerini sadece ilk bölüm görüyoruz ve bir – iki güzel dövüş daha olsaymış iyi olurmuş kanaatindeyim. Dediğim gibi animenin bel kemiği Beş Yaprak çetesi. Çete üyelerini biraz daha yakından tanıtacak olursam;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Masanosuke:&lt;/span&gt; İlk paragrafımda da bahsettiğim gibi Masanosuke, House of Five Leaves’in kahramanı ve kişiliği ile ciddi sorunlar yaşıyor. Bu sorununu aşmak için memleketinden Edo’ya gelmiştir ve Beş Yaprak çetesi ile tanışmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yaichi:&lt;/span&gt; Animenin ikinci başkahramanı olan karizmatik Yaichi, Beş Yaprak çetesinin lideridir. Yaichi’nin geçmişi sırlarla doludur ve geçmişinden bahsetmeyi de pek sevmez. Masanosuke’yi de ilginç birisi olduğundan çeteyi dahil etmek istemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Umezou:&lt;/span&gt; Kısaca Ume, bir han sahibidir ve hanı kızı Okinu ile işletmektedir. Beş Yaprak’ın toplanma yeri bu handır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Matsukichi:&lt;/span&gt; Eskiden bir hırsız olan ve bir ninjanın yeteneklerine sahip olan Matsu çetenin gözlem ve casusluk işlerini yürütmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Otake:&lt;/span&gt; Beş Yaprak çetesinin bayan karakteri olan Otake eski bir geishadır ve Yaichi ile eskiye dayanan bir geçmişi vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Animenin en ilginç yanı ise çizimleri. Hatta alttaki resme veya kapağa baktığınızda bu ne bile diyebilirsiniz:) Karakter çizimleri, özellikle gözbebeği olmayan gözlere diğer animelerde pek rastlayamazsınız. İlk başta doğal olarak biraz yadırgıyorsunuz ama izledikçe de alışıyorsunuz. Karakterler gerçeğe oldukça yakın duruyorlar. Abartılı saçları, kocaman gözleri vb. şeyleri yok. Sadece Yaichi’nin saçları nedense gümüş renginde. Asıl güzellik ise arka plan çizimlerinde. Gerçekten çok başarılılar ve her bir karesi kalemle, bilgisayar değmemiş gibi duruyor. Nasıl desem, Studio Ghibli animelerindeki canlılığı alın ve fantastik öğeler yerine gerçek öğeler ile birleştirin. O derece güzeller. Bir diğer güzel yanı da müzikleri. Başta açılış parası (Sign of Love) olmak üzere animede çalan her müzik kaliteli ve çok güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun lafın kısası; House of Five Leaves gerek içeriği gerek çizimleri ile oldukça sıra dışı bir anime ve herkese de hitap etmeyebilir. Benim beklentilerimin üstünde çıktı ve odak noktası insan ilişkileri olan, tarihi devirden hoşlanan herkese önerebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-bXKfs4Lif2Q/TtzLYw4fgvI/AAAAAAAAC6Y/BjSwaOpuemk/s1600/01.PNG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 119px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-bXKfs4Lif2Q/TtzLYw4fgvI/AAAAAAAAC6Y/BjSwaOpuemk/s200/01.PNG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5682640456133870322" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-8509546081104145254?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/8509546081104145254/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/12/house-of-five-leaves.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/8509546081104145254'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/8509546081104145254'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/12/house-of-five-leaves.html' title='House of Five Leaves'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-hJn2Zqr8bZU/TtzLXz3XSpI/AAAAAAAAC6M/7yVIMg3mqis/s72-c/house-of-five-leaves1.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-3478535507829880554</id><published>2011-11-27T18:30:00.002+02:00</published><updated>2011-11-27T18:32:05.359+02:00</updated><title type='text'>Tales From Earthsea</title><content type='html'>Yönetmen: Goro Miyazaki&lt;br /&gt;Stüdyo: Studio Ghibli&lt;br /&gt;Tür: Macera, Fantastik&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2006&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: Film&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/6.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-urPT_MLY5Fc/TtJl4NWUkqI/AAAAAAAAC50/ehu7fkTfCf4/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 151px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-urPT_MLY5Fc/TtJl4NWUkqI/AAAAAAAAC50/ehu7fkTfCf4/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5679714096397980322" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Japonca adı ile Gedo Senki ve Türkçe adı ile Yerdeniz Öyküleri, senaryosunu Ursula K. Le Guin’in eserlerinden almaktadır fakat yazarın belirttiğine göre anime filminin konusunun kitapları ile pek bir alakası yoktur. Yazara göre sadece filmin geçtiği dünya ve karakterler eserleri ile ilişkilidir. Ayrıca Yerdeniz Öyküleri’nin yönetmenlik koltuğunda ünlü Hayao Miyazaki’nin oğlu Goro Miyazaki vardır ve bu film Goro’nun ilk yönetmenlik denemesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Talef From Earthsea, bir savaş gemisinin azgın dalgalarla mücadele etmesi ile başlıyor. Akabinde gökyüzünde iki ejderha ortaya çıkar ve savaşmaya başlarlar. Oysa ejderhalar asla birbirleri ile savaşmazlardır. Öte yandan Enlad Kralı’nın kulağına bunun gibi birçok kötü haber gelmektedir. Hasatlar ekin vermemekte, hayvanlar ölmekte, kısacası dünya dengesini kaybetmektedir. Kral olan biteni düşünmek üzere odasına çıkarken karanlık koridorda çok geçmeden bir gündür kayıp olan oğlu Arlen olduğunu öğrendiğimiz bir çocuk kralı bıçaklar ve kılıcını alarak kaçar. Arlen saraydan kaçar ve çölde kurtların saldırısına uğrar. Çölde Arlen’i Çevik Atmaca adında büyük bir büyücü kurtarır ve ikisi beraber uzun bir yolculuğa ve maceraya doğru yelken açarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha baştan söylemekte fayda var, Yerdeniz Öyküleri’nde diğer Studio Ghibli eserlerindeki gibi mistik bir havası yok. Yürüyen Şato, Ruhların Kaçışı ve diğer Ghibli yapımlarındaki o fantastik dünya, hayal gücünün eşsiz ürünleri bu animede maalesef yok. Özellikle konu bakımından anime kardeşlerine göre bir hayli zayıf. Ayrıca havada cevaplanmamış birçok soru işareti bırakıyor. En beğenmediğim yanı ise başkarakteri Arlen. Kral babasını neden öldürdüğünü hala anlayabilmiş değilim. Yok, acı çekmekten ve korkmaktan bıkmışta, içinde bir başkası varmışta vs. zırvalayarak ortada gezinen acınası bir tip olmuş. Spoiler gibi olacak ama anime sonunda da bu katil kahraman oluyor. Öte yanda da Çevik Atmaca gibi büyücülerin başı bir adam arka plana atılmış ta atılmış. Dediğim gibi anime hikâye yönünden zayıf ve kopuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Animenin çizimleri ise bir Ghibli yapımı olmanın gururunu yaşıyor. Yine müthiş manzara çizimleri, müthiş detaylar, müthiş renkler karşımıza çıkıyor. Karakterler ise her Studio Ghibli animesi incelememde bahsettiğim gibi birbirlerine benzese de oldukça başarılılar. Her ne kadar arka planda olsa da Çevik Atmaca oldukça karizma sahibi bir karakter. Yerdeniz Öyküleri’nin müzikleri de çizimleri kadar başarılı. Yanlışım olabilir ama gayda enstrümanı ile çalınan müzikler benim gerçekten çok hoşuma gitti. Türkçe seslendirmeleri de çok beğendim. Gayet akıcı, orijinal sesleri bozmadan çok güzel seslendirme yapılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak Yerdeniz Öyküleri’ne verdiğim not Studio Ghibli animeleri arasında verdiğim en düşük notu aldı ve belirtmeliyim ki Goro Miyazaki’nin babasının seviyesine gelebilmesi için daha çok çalışması lazım. Açıkçası anime bir Ghibli yapımı olmayı pek hak etmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-E4WAkKfAAF8/TtJl48H5LjI/AAAAAAAAC6A/DhA_gmyUUtM/s1600/Tales.from.Earthsea.2006.720p.BluRay.x264-T%25C3%25BCrk%25C3%25A7e.PNG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 114px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-E4WAkKfAAF8/TtJl48H5LjI/AAAAAAAAC6A/DhA_gmyUUtM/s200/Tales.from.Earthsea.2006.720p.BluRay.x264-T%25C3%25BCrk%25C3%25A7e.PNG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5679714108953931314" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-3478535507829880554?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/3478535507829880554/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/11/tales-from-earthsea.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/3478535507829880554'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/3478535507829880554'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/11/tales-from-earthsea.html' title='Tales From Earthsea'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-urPT_MLY5Fc/TtJl4NWUkqI/AAAAAAAAC50/ehu7fkTfCf4/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-4930325798817507481</id><published>2011-11-25T14:11:00.002+02:00</published><updated>2011-11-25T14:16:14.528+02:00</updated><title type='text'>Natsume Yuujinchou</title><content type='html'>Yönetmen: Takahiro Omori &lt;br /&gt;Stüdyo: Brain’s Base&lt;br /&gt;Tür: Doğaüstü&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2009 – 2010 – 2011&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 13 + 13 + 13&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/8.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-KedNKgkRHAo/Ts-G3wl-woI/AAAAAAAAC5k/lZGCDlZC8cE/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 100px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-KedNKgkRHAo/Ts-G3wl-woI/AAAAAAAAC5k/lZGCDlZC8cE/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5678905947632616066" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Brain’s Base yapımı anime “Natsume Yuujinchou”, “Zoku Natsume Yuujinchou” ve “Natsume Yuujinchou San” olmak üzere üç sezondan oluşmaktadır ve her sezon bir öncekinin bıraktığı yerden devam etmektedir. Yani animeyi 39 bölüm olarak da görebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takashi Natsume, çocukluğundan bu yana dünya üzerinde gezinen ruhları görebilmektedir. Bu yeteneği yüzünden çocukluğu zorluk ve yalnızlık içinde geçmiştir. Çocuk yaştayken annesini ve babasını kaybeden Natsume’nin bakımını akrabaları üstlenmiştir. Fakat Natsume çevresine garip hayaletler gördüğünü anlattığında adı sürekli yalancıya çıkmaktadır ve dışlanmaktadır. Bu sebepten dolayı akrabaları arasında sürekli taşınan Natsume’yi en son çocukları olmayan Shigeru ve Touko Fujiwara çifti yanına alır. Bu çift, Natsume’nin kaldığı diğer ailelere nazaran daha sıcakkanlıdır ve bu sefer Natsume onları üzmemek için ruhları gördüğünü kendine saklamaya karar verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Natsume’ye ruhları görme özelliği büyükannesi Reiko Natsume tarafından miras kalmıştır ve miras kalan bir başka şey de Yuujinchou, yani Arkadaşlar Kitabı’dır. Bu kitap ruhlar dünyasında çok değerlidir çünkü Reiko Natsume alt ettiği her ruhun adını bu kitapta toplamıştır ve bir ruhun ismine sahipsen kendisinin de efendisi olabiliyorsundur. Lakin Natsume, büyükannesi gibi ruhların isimlerini toplamaktansa onlara isimlerini geri vermeyi uygun görür. Ama bu o kadar kolay değildir çünkü kötü ruhlar da bu kitabın peşindedir. Günün birinde Natsume kazara küçük bir tapınağa hapsedilmiş olan Madara adındaki güçlü bir ruhu serbest bırakır. Kedi görünümü ile insanlara da gözükebilen Madara’ya Natsume insanlar arasında seslenebilmek için Nyanko-sensei ismini takar. Çok geçmeden Natsume ve Madara birbirlerine ısınır ve aralarında bir anlaşma yaparlar. Bu anlaşmaya göre Madara, Natsume ölene kadar onun korumalığını yapacaktır ve öldüğünde de Arkadaşlar Kitabı’nın sahibi olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk paragrafta da dediğim gibi anime 39 bölümden oluşmakta ve her bölümde ayrı bir olay yaşanmaktadır. Her bölüm Natsume ruhlara ismini geri vermekte, yardıma muhtaç ruhlara yardım etmekte ve kötülerini de alt etmektedir. Bir yandan da Natsume normal yaşamına devam etmeye ve çevresine hiçbir şeyi çaktırmamaya özen göstermektedir. Animenin belirli bir senaryosu olmaması ve her bölümünün farklı olmasına karşın (bazı bölümdeki olaylar iki bölüme kadar uzayabiliyor) animenin inanılmaz bir bağlayıcılığı bulunmakta. Animenin öyle büyük, göze çarpan bir özelliği yok ama barındırdığı sıcak ve sevimli atmosfer ile son bölüme kadar hiç sıkılmadan izleyebiliyorsunuz. Özellikle karakterler ve her bölüm karşımıza çıkan farklı ve ilginç ruhlar animenin en büyük artısı. Ayrıca Nyanko-sensei (Madara) gördüğüm en müthiş anime karakterlerlerinden birisi. Yüksek rütbeli bir ruh olmasına karşın genellikle kedi görünümünde gezen Nyanko-sensei, eğlence düşkünü, tembel, şişman ve alkolik bir kedidir. Hal ve tavırları ile insanı güldürmeyi gerçekten çok iyi başarıyor. Sırf Nyanko-sensei’i görmek için bile animeyi izleyin diyebilirim:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Natsume Yuujinchou’n tek anlamadığım yeri soyadı meselesi. Şimdi Takashi Natsume’nin büyükannesinin (babaanne veya anneanne mi belli değil) adı Reiko Natsume ve bazı bölümler flashback olarak hırçın liseli bir genç kız olarak karşımıza çıkıyor. Anladığım kadarı ile bu kız büyüdüğünde evleniyor ve torunu Takashi doğuyor. Demek istediğim Takashi’nin soyadı nasıl oluyor da büyükannesinin kızlık soyadı oluyor? Bu yetenek ona dedesinden kalmış olsa tamam derdim de bir büyükannenin soyadına sahip olmak (arada dedenin soyadı var, babanın soyadı var) ilgincime gitti. Ayrıca flashbacklerde Reiko Natsume’nin sadece lise yıllarından ziyade daha büyükken veya yaşlı (Natsume bebekken mesela) halini de görmek hoş olurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Animenin çizimleri normal, öyle olağan bir yanı yok. Fakat ilk sezonun çizimleri bana çok parlak geldi. Böyle ekranda hafif beyaz bir örtü varmış gibiydi. İkinci sezondan sonra ise çizimler giderek kaliteleşiyor ve üçüncü sezon gayet göze hoş gelen çizimlerle karşımıza çıkıyor. Anime üç sezon olduğu için üç ayrı açılışı ve kapanışı bulunuyor. İlk sezonun açılışını pek beğenmesem de diğer parçalar fena sayılmaz. Bölümler esnasında çalan müzikler ise daha kaliteli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özetle Natsume Yuujinchou sıcak bir atmosfere sahip olan, izlerken insanı dinlendiren, hiç sıkmayan sevimli bir anime. Ben herkesin izlemesini rahatça önerebilirim. Ayrıca animenin 4. sezonu olacak olan “Natsume Yuujinchou Shi” 2012 yılında ekranlara gelecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-gp5V5o3CjV0/Ts-G3DTTEHI/AAAAAAAAC5c/QUe7WZj59Kk/s1600/Natsume_Yuujinchou_-_01_720_DL.PNG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 119px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-gp5V5o3CjV0/Ts-G3DTTEHI/AAAAAAAAC5c/QUe7WZj59Kk/s200/Natsume_Yuujinchou_-_01_720_DL.PNG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5678905935474659442" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-4930325798817507481?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/4930325798817507481/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/11/natsume-yuujinchou.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/4930325798817507481'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/4930325798817507481'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/11/natsume-yuujinchou.html' title='Natsume Yuujinchou'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-KedNKgkRHAo/Ts-G3wl-woI/AAAAAAAAC5k/lZGCDlZC8cE/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-6420930056599090677</id><published>2011-11-03T13:57:00.002+02:00</published><updated>2011-11-03T14:00:50.049+02:00</updated><title type='text'>Karigurashi no Arrietty</title><content type='html'>Yönetmen: Hiromasa Yonebayashi&lt;br /&gt;Stüdyo: Studio Ghibli&lt;br /&gt;Tür: Macera&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2010&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: Film&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/9&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-8PHR51gydu8/TrKCHpu_1iI/AAAAAAAAC4c/lIoq6-61zWY/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-8PHR51gydu8/TrKCHpu_1iI/AAAAAAAAC4c/lIoq6-61zWY/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5670737948786546210" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Japonya’daki adıyla Karigurashi no Arrietty (The Borrower Arrietty), Amerika’daki adıyla The Secret World of Arrietty veya Türkçe adı ile Aşırıcılar, konusunu ilk kitabı 1952’de yayımlanan ve yazarlığını Mary Norton’un yaptığı “The Borrowers” adlı romandan almaktadır. Hayao Miyazaki’nin el atmasıyla animeye de uyarlanan ve Karigurashi no Arrietty adını alan anime filminin dışında 1973 ve 1997 aynı adla çıkmış olan iki filmi, 1992 yılında çekilmiş olan mini dizisi bulunmaktadır. Ayrıca ünlü Fransız ses sanatçısı Cécile Corbel, Karigurashi no Arrietty için özel olarak beste yapmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karigurashi no Arrietty, 2010 yılının Tokyo’sunda, batısında yer alan Koganei şehrinde geçiyor. Boyları on santimi geçmeyen bir aile, yeşilliklerle çevrelenmiş müstakil bir evde, döşemelerin altında sessizce yaşamaktadır. Arrietty, babası Pod ve annesi Homily “aşırıcılar” olarak bilinen bir ailedir ve insanların fark etmediği şeyleri (bir küp kesme şeker, iğne, mendil vb.) aşırarak yaşamaya çalışan küçük insanlardır. En büyük kuralları ise insanlara asla gözükmemektir. Günün birinde eve Sho adında ve hasta olduğu belli olan bir çocuk yerleşir. Aynı gece Arrietty ilk defa aşırmak için babası Pod ile beraber eve, yani Sho, büyük teyzesi Sadako ve evin hizmetlisi Haru’nun yaşadığı üst katlara çıkarlar. Babası ile beraber tam bir kâğıt mendil aşırmak üzereyken Arrietty, Sho’nun kendisine doğru uykulu gözlerle baktığını görür. O andan itibaren ise Sho ve Arrietty arasında sevimli bir macera başlamış olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahsettiğim gibi anime konusunu bir romandan alıyor ve bu versiyonu biraz rötuşlanmış olarak ve Japonya’ya uyarlanmış bir şekilde karşımıza çıkıyor. Tabi Hayao Miyazaki’nin elinin değdiğini unutmamak lazım. Konu olarak anime öyle belli bir çizgiyi takip etmiyor. Aşırıcılar ve Sho arasında yaşanan olayları bizlere aktarıyor. Arrietty’nin bir insan tarafından görünmüş olması, daha önemlisi verdikleri yaşam mücadelesi, Sho’nun hastalığı ve aşırıcılar ile dostluk kurmak istemesi, sinsi Haru’nun planladıkları gibi olayları sıcak bir atmosfer eşliğinde bizlere sunuyor. Demek istediğim anime diğer Ghibli yapımlarına nazaran daha ağır ve olaysız ilerliyor. Tek kusuru ise bazen fazla ağır ilerlemesi. Yani Arrietty’nin evin en altından çatıya kadar tırmanışını dakikalarca izlemek harika çizimlerine rağmen bazen sabırsızlanabiliyorsunuz. Bunun dışında anime bir Ghibli yapımı olmanın hakkını fazlasıyla veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karigurashi no Arrietty’nin harika yönlerinden birisi de çizimleri. Studio Ghibli yine gerçekten döktürmüş. Harika arka plan manzaraları, renk tonları kullanılmış. İnsan resmen bakmaya doyamıyor. Karakter çizimleri de gayet başarılı ama her Ghibli incelemesinde dediğim gibi diğer Ghibli animelerin karakterlerine yine çok benziyorlar :) Sanki yüz ifadeleri hiç değişmiyor. Seneler ilerledikçe daha kalitelileşiyorlar ama Arrietty’nin yüzüne dikkatlice bakarsanız Prenses Mononoke’yi görebilirsiniz. Animenin müziklerinin de çizimlerinden aşağı kalır yanı yok. Cécile Corbel’in anime için özel olarak hazırladığı müzikler gerçekten çok güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası Studio Ghibli ve başta Hayao Miyazaki olmak üzere bu sefer o meşhur fantastik hayal gücünü kullanmamış ve hazır olan bir malzeme ile yetinmeye karar vermiş. Lakin hazır olan ve defalarca kullanılmış olan bu malzemeden bile harika bir eser çıkartmayı başarmışlar. Doğal olarak izlemenizi rahatlıkla tavsiye edebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-r8kiBTYm95E/TrKCH5h0HRI/AAAAAAAAC4o/DkmblRj8SF8/s1600/nnArriettybd72.Ganool.com.PNG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 120px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-r8kiBTYm95E/TrKCH5h0HRI/AAAAAAAAC4o/DkmblRj8SF8/s200/nnArriettybd72.Ganool.com.PNG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5670737953026219282" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-6420930056599090677?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/6420930056599090677/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/11/karigurashi-no-arrietty.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/6420930056599090677'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/6420930056599090677'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/11/karigurashi-no-arrietty.html' title='Karigurashi no Arrietty'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-8PHR51gydu8/TrKCHpu_1iI/AAAAAAAAC4c/lIoq6-61zWY/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-221332733535430307</id><published>2011-11-01T01:24:00.002+02:00</published><updated>2011-11-01T01:27:03.660+02:00</updated><title type='text'>Chaos;Head</title><content type='html'>Yönetmen: Ishiyama Takaaki&lt;br /&gt;Stüdyo: Madhouse&lt;br /&gt;Tür: Gerilim, Aksiyon, Doğaüstü&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2008&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 12&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/7.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/--K-7yuMyRuY/Tq8upK3BYbI/AAAAAAAAC4E/1REC1M3lNrw/s1600/CHAOS_HEAD.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 142px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/--K-7yuMyRuY/Tq8upK3BYbI/AAAAAAAAC4E/1REC1M3lNrw/s200/CHAOS_HEAD.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5669801740707389874" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Chaos;Head, 2008 yılında 5bp. ve Nitroplus tarafından piyasaya sürülmüş bir oyun olup Madhouse tarafından animeye uyarlanmıştır. 5bp. ve Nitroplus tarafından geliştirilen ve 2011 yılında animeye uyarlanan bir diğer oyun ise &lt;a href="http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/09/steinsgate.html"&gt;Steins;Gate’dir&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Chaos;Head’in konu itibariyle Shibuya’da geçiyor. Özel Suimei Akademisi’nde okuyan Nishijo Takumi, bir otaku ve asosyal bir tiptir. Tek başına bir konteynırın içinde yaşayan Takumi okula dahi zor gitmektedir. Öte yandan Shibuya’da “New Generation” adı verilen seri cinayetler işlenmektedir. Günün birinde Takumi bilgisayarda chat yaparken Shogun lakaplı birisi chat odasına giriş yapar ve Takumi’ye bir dizi resim linki yollar. Takumi gergin bir şekilde linklerden birine tıklar ve haç şeklindeki metal kazıklarla birisinin duvara çivilendiğini görür. Ertesi günün akşamında ise Takumi bir cinayete tanıklık eder. Pembe saçlı bir kız tıpkı bir gün önce gördüğü resimlerdeki gibi bir adamı duvara çivilemektedir. O andan itibaren ise Takumi’nin hayatı garipleşmeye, altüst olmaya başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Chaos;Head bahsettiğim üzere Shibuya’da geçiyor ve Shibuya’nın çoğu yeri detayları ile birlikte animeye aktarılmış. Tabi isimleri biraz rötuşlanmış. Örneğin Takumi’nin arama motorunun adı Google değil Doodle. Veya McDonalds olmuş McDaynight gibi. Hikaye bakımından ise anime hızlı ve heyecanlı başlıyor. İşlenen esrarengiz cinayetler, Takumi’nin etrafında meydana gelen gariplikler derken 12 bölümün yarısını bir çırpıda izleyiveriyorsunuz. Öte yandan animenin son yarısında kurgunun izlediği seyir beni tatmin etmedi. İşin içine giren doğaüstü olaylar ve Takumi’nin acayip pısırık halleri bende biraz hayal kırıklığı yarattı. Ayrıca sonu da daha güzel olabilirdi. Yani demek istediğim anime çok iyi başlıyor ama pek iyi bitiremiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Animenin çizimleri ise bana biraz tuhaf geldi. Arka plan ve mekan çizimlerinde sorun yok ama karakterler garibime gitti. Biraz eski duruyorlar. Hatta çoğunun yüz hatları da birbirine benziyor. Sanki peruk değiştirmişler gibi. Ayrıca animede ne renk saç ararsanız var. Mavi, pembe, sarı vs. :) Müzikleri ise çizimlerine göre daha kaliteli. Açılış ve kapanış parçaları gayet hoş ve anime esnasında çalan parçalar da uyumlu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak Chaos;Head pek benim beklediğim gibi çıkmadı. Steins;Gate’i izledikten sonra ve o animeye tam puan verdikten sonra karşıma çıkan Chaos;Head’in de aynı kalitede bir anime olduğunu sanmıştım ama bana göre ortalama kalitede bir anime olmaktan öteye gidemedi. Animeyi izlemeyin demem ama överek tavsiye de etmem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-pZLeqTNqLSI/Tq8upSKxrkI/AAAAAAAAC4Q/OaX46CikgEs/s1600/Chaos%2BHead%2B-%2B02%2B_720p.PNG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 125px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-pZLeqTNqLSI/Tq8upSKxrkI/AAAAAAAAC4Q/OaX46CikgEs/s200/Chaos%2BHead%2B-%2B02%2B_720p.PNG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5669801742669295170" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-221332733535430307?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/221332733535430307/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/11/chaoshead.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/221332733535430307'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/221332733535430307'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/11/chaoshead.html' title='Chaos;Head'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/--K-7yuMyRuY/Tq8upK3BYbI/AAAAAAAAC4E/1REC1M3lNrw/s72-c/CHAOS_HEAD.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-5190498482411307815</id><published>2011-10-21T19:34:00.002+03:00</published><updated>2011-10-21T19:50:43.128+03:00</updated><title type='text'>Blood-C</title><content type='html'>Yönetmen: Tsutomu Mizushima&lt;br /&gt;Stüdyo: Production I.G&lt;br /&gt;Tür: Aksiyon, Doğaüstü&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2011&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 12&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/4.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-5LxKdVgh_SA/TqGfqpG13yI/AAAAAAAAC3s/062EhWOs-i4/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 104px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-5LxKdVgh_SA/TqGfqpG13yI/AAAAAAAAC3s/062EhWOs-i4/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5665985361146666786" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blood The Last Vampire ve Blood+’dan sonra Production I.G, senaryosunu CLAMP’ın ele aldığı yeni bir seri olan Blood-C ile Blood serisine bir yenisini daha ekledi. İçerik olarak ana karakterin adının “Saya” olması dışında Blood+ ile Blood-C arasında hiçbir bağlantı yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saya Kisaragi, nazik ve biraz da sakar olan normal genç bir kızdır. Babası ile bir tapınakta yaşayan Saya kahveyi çok sevmekte, gündüzleri okula gitmekte, arkadaşları ile iyi geçinmekte ve geceleri de “Furukimono” adındaki (Eskiler anlamında, Türkçe çevirisinde Ata denilmiş) yaratıkları öldürmektedir. Bu yaratıklar bir nevi canavardır insan eti ile beslenmektedir. Saya da 12 bölüm boyunca bunlarla mücadele etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blood-C’nin hikâyesi ilk bakışta ilginç gelebilir ama kesinlikle değil. Animeye neden düşük puan verdiğime gelirsek; öncelikle animenin konusu gerçekten berbat. Bu Saya her gün canavar avlıyor, etraf kan gölüne dönüyor, insanlar ölüyor ama kimse hiçbir şey fark etmiyor. Gerçi bunun nedeni animenin sonunda belli oluyor ama animenin sonu ve olayların seyri daha da vahim. Bundan bahsedersem animenin dönüm noktasını söylemiş olurum bu yüzden söylemiyorum ama sonlara doğru hikâyenin akışı gerçekten gülünç. Son iki bölümde ortaya çıkan ve kim olduğunu zaten çok önceden tahmin edebileceğiniz vatandaş ve yaptığı açıklamaları ben gülerek izledim. Bir de her bölüm Saya’nın okul üniforması kan içinde kalıyor, yırtılıyor ama ertesi gün cillop gibi okula gidiyor. Bir de bu Saya karakterinin ruh hali gerçekten aptalca olmuş. Kız gidiyor yaratığı katlediyor ama ertesi gün şarkılar söyleyerek okula gidiyor, kafede hoşça vakit geçiriyor vs. Yani konu bütünlüğü gerçekten çok kopuk ve anlamsız. Ayrıca animenin adı Blood olduğu için sakın vampir beklemeyin. Abuk sabuk yaratıkların vampirlerle hiç alakası yok. İlk paragrafta da bahsettiğim üzere Blood+ ile Blood-C’nin tek ortak noktası Saya adının geçmesi. Kısacası demek istediğim, Blood-C’nin hikâyesi son zamanlarda gördüğüm en berbat senaryolardan birisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blood-C’nin en güzel yanı ise dövüş ve katliam sahneleri. Dövüş sahneleri gerçekten estetik ve başarılı. Katliam sahneleri de çok iyi fakat sansür olayı olmasaymış mükemmel olurmuş. Kopan uzuvlar genellikle siyah veya beyaz çizgilerle sansürlenmiş ve çok fazla kan fışkırıyorsa buğu efekti kullanılmış. Televizyon için belki bu kadar şiddet fazla gelmiş olabilir ama muhakkak sansürsüz bir versiyonunun da yayınlanması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görsel olarak Blood-C çok başarılı. Bahsettiğim dövüş sahneleri ve şiddet unsuru çok güzel yansıtılmış. Çizimler bakımından tek beğenmediğim yanı Saya’nın orantısız saçları. O nasıl saç şeklidir, anlayamadım. Açılış ve kapanış parçaları da gayet başarılı ama bölümler esnasında çalanları pek beğenmedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toparlamak gerekirse; Blood-C bana göre tam bir hayal kırıklığı ve Blood+’nın yanına bile yaklaşamaz. Animenin 12 bölüm olması ve şiddet sahnelerinin başarılı olması animeyi bir nebze izlenebilir kılsa da ortada adam gibi bir senaryo olmayınca bunların anlamı da kalmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada, Blood-C’nin Haziran 2012’de anime filmi çıkacakmış. Yarım biten sonu böyle tamamlamak niyetindeler. Ben izler miyim? Hayır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-Y61Axflhkdw/TqGfqj0P1kI/AAAAAAAAC34/QK5uw_VW7zI/s1600/%255BUnderwater%255D%2BBlood-C%2BmtHD%2B01.PNG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 125px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-Y61Axflhkdw/TqGfqj0P1kI/AAAAAAAAC34/QK5uw_VW7zI/s200/%255BUnderwater%255D%2BBlood-C%2BmtHD%2B01.PNG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5665985359726499394" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-5190498482411307815?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/5190498482411307815/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/10/blood-c.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/5190498482411307815'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/5190498482411307815'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/10/blood-c.html' title='Blood-C'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-5LxKdVgh_SA/TqGfqpG13yI/AAAAAAAAC3s/062EhWOs-i4/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-6798125108671305457</id><published>2011-10-15T14:00:00.001+03:00</published><updated>2011-10-15T14:02:23.161+03:00</updated><title type='text'>Gun x Sword</title><content type='html'>Yönetmen: Goro Taniguchi&lt;br /&gt;Stüdyo: AIC A.S.T.A&lt;br /&gt;Tür: Aksiyon, Mecha&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2005&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 26&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/7&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-dtJn3gtRZSI/TploHGgjEzI/AAAAAAAAC3U/iHnc5-5wjGM/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 134px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-dtJn3gtRZSI/TploHGgjEzI/AAAAAAAAC3U/iHnc5-5wjGM/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5663672477610611506" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gun x Sword’ta hikâye Endless Illusion adlı gezegende geçiyor. Giydiği siyah smokini ve hiç çıkarmadığı şapkası ile Van adındaki gizemli bir adam, sevdiği kadın olan Elena’yı öldüren “Claw” yani pençe lakaplı adamı aramaktadır. Günün birinde Van’ın yolu Evergreen adlı bir kasabaya düşer ve Wendy ile tanışır. Wendy’nin kasabasının başı Lucky adındaki psikopat ve çetesi ile derttedir. Van biraz istemeyerek de olsa kasabaya “Dann” adındaki çok güçlü zırhı ile yardım eder. Bu arada zırhlar içine binilebilen, insan şekline benzeyen dev robotlardır. Çetenin lideri Lucky, Van’a Wendy’nin abisinin Claw tarafından kaçırıldığını söyler. Bunun üzerine Wendy de Van’a katılarak Claw’ın peşinde düşerler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gun x Sword’tun konusu çoğu animede karşınıza çıkabilecek cinsten. Nerede olduğu tam bilinmeyen bir kötü adam vardır ve bıraktığı izlerin peşinden birçok yeri dolaşan birkaç kişi bulunmaktadır. Gun x Sword’da da durum aynen böyle. Van ve Wendy kasaba kasaba dolaşarak düşmanlarını aramakta, bu arayış sırasında yeni insanlarla tanışmakta, yeni düşmanlar edinmektedir. Her bölüm ayrı bir kasabada geçmektedir ve her bölümün bir “boss” karakteri vardır. Animenin ortalarına kadar, yani Claw piyasaya çıkana kadar durum böyle. Ayrıca anime Trigun’a acayip şekilde çok benziyor. Yaşatılan western havası sanki Trigun’dan alınmış gibi. Hatta Gun x Sword için Trigun’un robotlu versiyonu diyebilirim. Bir de baş karakterimiz Van acayip bir şekilde Cowboy Bebop’taki Spike Spiegel’a benzemekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçerik olarak ise Gun x Sword bayağı bir dengesiz. Bir bakıyorsunuz olay çok heyecanlı bir hal alıyor, bir bakıyorsunuz atmosfer yerlerde sürünüyor. Yani ben bazı bölümleri pür dikkat izlerken bazı bölümleri kese kese izledim. Bence 26 bölüm bu anime için fazla olmuş. 13 bölüm Gun x Sword için bana göre daha ideal olurdu çünkü bazı bölümler gerçekten sırf doldurma olmuş ve çok saçmalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görsel olarak Gun x Sword, Trigun’un vahşi batı atmosferini ve Spike Spiegel’ın görünümünü alarak harmanlamış ve bizlere sunmuş. Fena da olmamış hani. Animenin çizimleri normal, göze batan bir şey yok. Müzikleri ise en büyük artısı. Öyle süper parçalar yok ama animeye çok yakışmış ve ortadaki atmosferi çok iyi yansıtıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özetle Gun x Sword western temalı, mecha içerikli orta halli bir anime. Trigun’u sevdiyseniz ve mecha’dan hoşlanıyorsanız bir göz atın derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-cCqN5C6rV_s/TploHKh-URI/AAAAAAAAC3g/D2unyVs1aag/s1600/GuXSw-02.PNG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 125px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-cCqN5C6rV_s/TploHKh-URI/AAAAAAAAC3g/D2unyVs1aag/s200/GuXSw-02.PNG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5663672478690332946" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-6798125108671305457?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/6798125108671305457/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/10/gun-x-sword.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/6798125108671305457'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/6798125108671305457'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/10/gun-x-sword.html' title='Gun x Sword'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-dtJn3gtRZSI/TploHGgjEzI/AAAAAAAAC3U/iHnc5-5wjGM/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-8273205109411518323</id><published>2011-10-01T15:32:00.002+03:00</published><updated>2011-10-01T15:36:30.157+03:00</updated><title type='text'>Ano Hi Mita Hana no Namae o Bokutachi wa Mada Shiranai</title><content type='html'>Yönetmen: Tatsuyuki Nagai&lt;br /&gt;Stüdyo: A-1 Pictures&lt;br /&gt;Tür: Dram&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2011&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 11&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/10&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-NmgeTsKhQf0/TocI9Gs-27I/AAAAAAAAC28/2OazGYW1WZA/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 114px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-NmgeTsKhQf0/TocI9Gs-27I/AAAAAAAAC28/2OazGYW1WZA/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5658501302678641586" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun ve ilginç adıyla Ano Hi Mita Hana no Namae o Bokutachi wa Mada Shiranai veya Türkçe adı ile “O Gün Gördüğümüz Çiçeğin Adını Hala Bilmiyoruz”, altı eski çocukluk arkadaşının birbirleri olan ilişkilerini konu alıyor. Jintan, Menma, Anaru, Yukiatsu, Tsuruko ve Poppo küçüklüklerinde çok iyi arkadaştılar. Günün birinde bir kaza olur ve Menma hayatını kaybeder. Yaşanan bu trajediden dolayı grubun geri kalanları gün geçtikçe birbirlerinden uzaklaşmaya başlar ve en sonunda birbirlerinden koparlar. Aradan birkaç yıl geçer ve çocuklar lise çağına gelir. Jintan eve kapanık bir yaşam sürmektedir ama ansızın bir olay meydana gelir ve Menma’nın hayaletini görmeye başlar. Üstelik Menma da tıpkı kendisi gibi büyümüştür. Hayalet Menma’nın dediğine göre kendisinin hatırlayamadığı bir dileği vardır ve bu dileğin gerçekleşmesi için diğer eski arkadaşlarının da yardımına ihtiyacı vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahsettiğim gibi anime Menma’nın ortaya çıkması ile eski arkadaşların bir araya gelmesini ve artık büyümüş olan çocukların geçmişi hatırlamalarını, birbirlerine olan sevgilerinin ve nefretlerinin yeniden ortaya çıkmasını, Menma’nın anısı, çocukların değişmiş kişiliklerini çok güzel bir şekilde ele alıyor. Özellikle karakterler üzerinde çok iyi durulmuş ve her birinin yaşadıkları çok iyi işlenmiş. Bu altı arkadaşı kısaca tanıtacak olursam;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Jinta “Jintan” Yadomi:&lt;/span&gt; Geçmişte gruplarının lideri olan ve enerjik tavırları ile dikkat çeken Jintan artık okula gitmemekte, hatta evden bile çıkmamaktadır. Sert ve üzgün haliyle içine kapanık bir yaşam sürmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Meiko “Menma” Honma:&lt;/span&gt; Grubun en saf ve kalbi temiz kızı olan Menma, geçirdiği bir kaza sonucu ölünce diğer arkadaşlarının arkadaşlıkları da onunla beraber ölmüştür. Menma bir hayalet olarak geri dönmüştür ve hatırlayamadığı bir dileği vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Naruko “Anaru” Anjo:&lt;/span&gt; Gözlüklü, çekingen ve utangaç olan Anaru büyüdükten sonra kısa etekler giymeye, makyajlar yapmaya ve eğlence düşkünü kızlarla takılmaya başlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tetsudo “Poppo” Hisakawa:&lt;/span&gt; Küçüklüğünde Jintan’nın dibinden ayrılmayan, ona hayranlık duyan, ufak tefek bir çocuk olan Poppo, boy ve kilo olarak artık grubun en irisidir. Part-time işlerde çalışarak biriktirdiği paralarla dünyayı gezmeye çalışmakta ve eskiden arkadaşlarıyla takıldıkları kulübede yaşamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Atsumu “Yukiatsu” Matsuyuki:&lt;/span&gt; Sessiz bir çocuk olup Jintan’ın hınzırlığına ayak uydurmakta zorlansa da grupla takılmayı seven Yukiatsu artık özel ve zekilerin gittiği bir liseye gitmektedir ve insanlara ayıracak pek vakti yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Chiriko “Tsuruko” Tsurumi: &lt;/span&gt;Yukiatsu ile aynı okula gitmektedir (ve belki de Yukiatsu’nun tek arkadaşıdır) ve küçüklüğünde olduğu gibi mantığı ile hareket etmeyi seven birisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atmosfer olarak anime tamamen konuşmalara dayanıyor. Yani öyle aksiyon yanı ve komedi unsurları yok. Dram yönü ağır olan anime ilk bakışta öyle gözükmese de aslında yetişkinlere hitap ediyor diyebilirim. Çünkü çocukların karmaşık ilişkileri ve yaşananlar sizi ya sıkabilir ya da alıp götürebilir. Tahmin edebileceğiniz üzere ben ikinci kategoriye giriyorum ve özellikle son bölümlerde yaşanan duygu selinde insanın gözleri sulanmıyor değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çizimleri bakımından anime oldukça kaliteli. Arka planlar ve ışıl ışıl renkler çok güzel harmanlanmış. Seslendirmeler de bir o kadar başarılı. Özellikl Menma’nın seslendirmesi çok sevimli. Animenin açılış ve kapanış parçaları da anime ile çok uyumlu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak Ano Hi Mita Hana no Namae o Bokutachi wa Mada Shiranai dram yönünden oldukça etkileyici bir anime ve benim çok hoşuma gittiğimden tam puan vermeyi layık gördüm. Steins Gate’den sonra üst üste ikinci tam puanımı vermem ise herhalde binde bir kere yaşanacak bir tesadüftür:) Eğer sizi duygulandıracak sevimli bir anime arıyorsanız bu anime aradığınız anime olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-IS1zBbOvKrY/TocI9R0GhyI/AAAAAAAAC3E/NaLZWU_TMc0/s1600/01.PNG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 125px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-IS1zBbOvKrY/TocI9R0GhyI/AAAAAAAAC3E/NaLZWU_TMc0/s200/01.PNG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5658501305661294370" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-58PGdfsTGc0/TocI9ngxRAI/AAAAAAAAC3M/CVjs-99Umvc/s1600/02.PNG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 125px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-58PGdfsTGc0/TocI9ngxRAI/AAAAAAAAC3M/CVjs-99Umvc/s200/02.PNG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5658501311485789186" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-8273205109411518323?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/8273205109411518323/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/10/ano-hi-mita-hana-no-namae-o-bokutachi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/8273205109411518323'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/8273205109411518323'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/10/ano-hi-mita-hana-no-namae-o-bokutachi.html' title='Ano Hi Mita Hana no Namae o Bokutachi wa Mada Shiranai'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-NmgeTsKhQf0/TocI9Gs-27I/AAAAAAAAC28/2OazGYW1WZA/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-3876639288440119968</id><published>2011-09-25T15:26:00.005+03:00</published><updated>2011-09-25T15:31:41.733+03:00</updated><title type='text'>Steins;Gate</title><content type='html'>Yönetmen: Hiroshi Hamasaki, Takuya Sato&lt;br /&gt;Stüdyo: White Fox&lt;br /&gt;Tür: Bilimkurgu&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2011&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 24&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/10&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-xMxFMC1PCkI/Tn8eS_97tkI/AAAAAAAAC2k/PfsMWx2FYO0/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 160px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-xMxFMC1PCkI/Tn8eS_97tkI/AAAAAAAAC2k/PfsMWx2FYO0/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5656272968758310466" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Steins;Gate, 2009 yılında 5pb. ve Nitroplus tarafından Xbox 360 için geliştirilen bir oyun olup White Fox tarafından 2011 yılında animeye uyarlanmıştır. Konusu her ne kadar kurgu olsa da anime içinde yer alan Cern gerçek bir kuruluştur. Türkçesi Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi olan Cern, İsviçre ile Fransa sınırı arasında yer alan ve parçacık fiziği üzerine araştırmalar yapan devasa bir laboratuardır. Cern’de zaman yolcuğu üzerinde çalışmalar yapıldığı da bilinmektedir. Ayrıca yine anime içerisinde adı bolca geçen John Titor, 2000’li yıllarda başta “Time Travel Institute” forumu olmak üzere birçok forumda gelecekten geldiğini iddia eden ve söylediğine göre kendisi devlet için çalışan ve zaman yolculuğu projesi için seçilen bir askerdir. 2036 yılından 1975 yılına IBM 5100 almak için döndüğünü söylemiştir. Bu bilgisayar ile 2036 yılında eski programların "ayıklama (debug)" işini yapacağını iddia etmiştir. Gönderdiği yazılar, 2000 – 2037 yılları arasında birçok olaydan bahsetmiştir. John Titor’un yazıları 2001 yılında son bulmuştur ve kim olduğu asla öğrenilememiştir. John Titor’un 2000 yılında gelecekte olacaklar hakkında söylediği birçok şey (örneğin olimpiyatlar olmayacak demişti ama oldu) gerçekleşmemiştir lakin IBM 5100 hakkında eski yetkililerden birinin yaptığı açıklamaya göre makinenin gerçekten ayıklama görevi yapabileceği hakkında yorumlar yapmıştır. John Titor hakkında birçok bilgiyi yukarıda alıntısını da yaptığım vikipedi sayfasından ve &lt;a href="http://johntitor.com/"&gt;buradan&lt;/a&gt; ulaşabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Steins;Gate’nin kahramanı Okabe Rintaro, (kendisine hitap etme şekliyle çılgın bilim adamı Hoouhin Kyoma) Akihabara’da laboratuar olarak kullandığı küçük bir dairede yaşayan zeki ama bir o kadar da garip bir bilim adamıdır. Yetenekli bir hacker olan Daru ve çocukluk arkadaşı Mayuri ile “Geleceğin İcatları” adını verdikleri laboratuarda mikrodalga fırınını geçmişe mesaj göndermeyi başaran bir aygıta dönüştürmeyi başarmıştır. Okabe geçmişe her mesaj gönderişinde dünya çizgisi değişmekte ve dünya akışı farklılaşmaktadır. Lakin bu değişiklikleri fark edebilen bir tek Okabe’dir. Okabe, laboratuara katılan yeni üyeleri Makise Kurisu ile D-Mail adını verdikleri geçmişe mesaj gönderen icatlarını geliştirerek bir zaman makinesi yapmaya çalışırlar. Öte yandan Daru ve IBM 5100 sayesinde hackledikleri Cern belgelerinden çok önemli veriler elde ederler. Okabe ve ekibi zamanın akışı ile oynamaya başladıkça ortaya istenmeyen sonuçlar çıkmaya başlar ve zaman çizgisini yeniden eski haline bir tek Okabe geri getirebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Animenin ilk bir – iki bölümü kafanızı karıştırabilir. Örneğin ilk bölüm Makise Kurisu’nun ölümü ile başlıyor ve bina önünde mesaj atan Okabe sayesinde dünya ansızın değişiyor ve Kurisu yeniden canlı olarak hayatına çıkıyor gibi. Fakat sakın endişe etmeyin çünkü animede hiçbir soru cevapsız kalmıyor ve bölümler ilerledikçe anime çok zevkli bir hal alıyor. D-Mail ve zaman makinesi ile yapılan deneyler, zamana geri sıçramalar, dünyanın değişmesi ve yaşanan kelebek etkileri, Okabe’nin olaylara müdahale etmek istediği için defalarca geçmişe gitmesi gibi birçok ilginç olay yaşanıyor. Oyunu nasıl bilemem ama zaman makinesi ve geçmiş – gelecek kavramı animede çok iyi işlenmiş. Ara ara tempo biraz düşse de atmosfer daima yüksek. Ayrıca animenin konusu ilk paragrafımda da bahsettiğim Cern ve John Titor ile çok iyi harmanlanmış. Steins;Gate’nin içinde dram, gerilim, mizah ne ararsanız var ve bir oyundan adapte edildiği tatmin edici bir sonla sona eriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Steins;Gate’nin çizimleri oldukça güzel ve karakterlerin davranışları ile görünüşleri cuk oturmuş. Çizimler elbette animevari (kırmızı saçlar, kocaman gözler) ama abartıya kaçılmamış ve atmosferi çok iyi yansıtıyor. Başta seslendirmeler olmak üzere müzikleri de, özellikle bölüm esnasında çalan parçalar çok başarılı. Dediğim gibi seslendirmeler çok başarılı. Özellikle Mayuri ve Okabe’nin çılgın bilim adamı hallerinin seslendirmesi şahane olmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Steins;Gate’in ben herhangi bir eksisini, yetersizliğini göremedim. Anime içinde her çeşit olay var. Kurgu sağlam, görsellik sağlam. Üstelik anime kendisini çok iyi izlettiriyor. Konusu klasik zaman makinesi olsa da çok iyi işlenmiş. Bu yüzden ben tam puanı Steins;Gate’e uygun gördüm ve her anime severin izlemesini de gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-pXhATzlGemA/Tn8eTK6D_1I/AAAAAAAAC2s/-QPpfuCzPKY/s1600/Steins_Gate_-_01.PNG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 125px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-pXhATzlGemA/Tn8eTK6D_1I/AAAAAAAAC2s/-QPpfuCzPKY/s200/Steins_Gate_-_01.PNG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5656272971694866258" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-LFjfW5xb3wk/Tn8eTadeX2I/AAAAAAAAC20/p5jHHW6Ju7Q/s1600/Steins_Gate_-_12.PNG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 125px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-LFjfW5xb3wk/Tn8eTadeX2I/AAAAAAAAC20/p5jHHW6Ju7Q/s200/Steins_Gate_-_12.PNG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5656272975869927266" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-3876639288440119968?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/3876639288440119968/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/09/steinsgate.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/3876639288440119968'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/3876639288440119968'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/09/steinsgate.html' title='Steins;Gate'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-xMxFMC1PCkI/Tn8eS_97tkI/AAAAAAAAC2k/PfsMWx2FYO0/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-6386282473217856568</id><published>2011-09-15T23:39:00.001+03:00</published><updated>2011-09-15T23:41:11.973+03:00</updated><title type='text'>One Outs</title><content type='html'>Yönetmen: Yuzo Sato&lt;br /&gt;Stüdyo: Madhouse&lt;br /&gt;Tür: Spor&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2008&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 25&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/7.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-8Qxf0e4_OQE/TnJi0B929LI/AAAAAAAAC0E/hnAzyrC9fKA/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 119px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-8Qxf0e4_OQE/TnJi0B929LI/AAAAAAAAC0E/hnAzyrC9fKA/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5652689128324002994" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lycaons adlı beyzbol takımının vurucusu Hiromichi Kojima, antrenman yapmak için Okinawa’ya gider. Burada atış hızı 130 km/h’yi (beyzbol için düşük sayılır) geçmeyen ama “One Outs” adlı oyunda kumar oynayarak hiç kaybetmeyen Toua Tokuchi ile karşılaşır. One Outs adlı oyunun kuralı basittir. Birisi topu atmaktadır, bir başkası da vurmaya çalışmaktadır. Tokuchi’nin atış becerilerinden etkilenen Kojima, onunla iddiaya girer. Öyle ki, Tokuchi kazanırsa Kojima profesyonel beysbol kariyerini sonlandıracaktır fakat Kojima kazanırsa Tokuchi’nin sağ kolu onun olacaktır. Nitekim biraz kurnazlıkla da olsa Kojima kazanır ve Tokuchi’den sağ kolunu Lycaons için kullanmasını ister. Lakin Lycaons’un paragöz başkanı ki para kazanacaksa takımının kaybetmesine seve seve razı gelir, kariyeri olmayan Tokuchi’yi takıma almak istemez ve aralarında özel bir kontrat yapmaya karar verirler. “One Outs” adı verilen bu kontrata göre Tokuchi oyun dışı bıraktığı her kişi başına 5.000.000 Yen (yaklaşık 116 bin Türk lirası) alacaktır. Fakat kaybederse 50.000.000 Yen (1,116 bin Türk lirası) borca girecektir. Yani Tokuchi’nin karşısında sadece rakip takımlar değil, kendi takımının paragöz başkanı da vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;One Outs’un konusu tamamen beyzbol ve Tokuchi üzerine kurulu. Daha doğrusu Tokuchi’nin olağanüstü stratejik becerilerine ve sezgilerine diyebiliriz. Hatta diyebilirim ki, Death Note’da L neyse veya Code Geass’ta Lelouch neyse One Outs’da da Tokuchi o. İlk iki bölüm dışında tüm bölümlerde maç yapıyorlar ve her maçı Tokuchi akla hayale gelmeyecek tekniklerle lehine çevirebilmesini başarıyor. Üstelik sadece maçları almamakla kalmıyor, işine çomak sokmaya çalışan Lycaons başkanını da alt ediyor. Yani anlatmak istediğim, çoğu spor temalı animelerdeki gibi takım ruhu ve yetenekli genç değil, tamamen zekâ ön planda. Bu bakımdan anime bir hayli başarılı. Yani ben hiçbir spor animesinden böyle zeka oyunları beklemezdim. Fakat her ne kadar ilginç olsa da sonuçta oynanan oyun hep aynı ve animenin ortalarına gelmeye başladığınızda ufaktan sıkılmaya başlıyorsunuz. Bir de benim gibi beyzbol bilginiz sıfıra yakınsa bazı terimleri ve detayları anlayamıyorsunuz. Dolayısıyla izlerken kafanızda soru işaretleri oluşabiliyor. Örneğin neden aynı takıma karşı üç gün üç kez oynuyorlar, adam koşturma nedir, bir atıcının toplamda kaç kez atış hakkı var vs. gibi ufak detaylar kafanızı karıştırabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;One Outs’un çizimleri gayet başarılı. Anime dünyasına herhangi bir yenilik katmıyorlar ama kullanılan canlı renkler ve efektler başarılı olmuş. Ayrıca Tokuchi saçlarını o hale sokmak için ne kullanıyor, merak etmiyor değilim:) Müzikler ve seslendirmeler de hiç fena değil. Özellikle Tokuchi’nin kendine güveni tam tavırları ve rakibini küçümseyen ses tonu çok başarılı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyu toparlamak gerekirse; One Outs içerdiği zeka oyunları ile spora farklı bir bakış açısı sunuyor ama dediğim gibi sonuçta her oyunun kuralları vardır ve ne kadar ilginç taktikler kullanılsa da bu kuralların dışına çıkılamaz. Bunun için anime belirli bir saatten sonra sıkıcı olmaya başlıyor. Eğer beyzboldan anlıyorsanız ve zeka oyunlarını seviyorsanız bir bakın derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-XuyOAX_kGps/TnJi0eNTsEI/AAAAAAAAC0M/kD2y583piyY/s1600/_B2E__One_Outs_03.PNG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 125px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-XuyOAX_kGps/TnJi0eNTsEI/AAAAAAAAC0M/kD2y583piyY/s200/_B2E__One_Outs_03.PNG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5652689135904993346" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-6386282473217856568?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/6386282473217856568/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/09/one-outs.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/6386282473217856568'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/6386282473217856568'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/09/one-outs.html' title='One Outs'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-8Qxf0e4_OQE/TnJi0B929LI/AAAAAAAAC0E/hnAzyrC9fKA/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-1365755608356444955</id><published>2011-09-05T22:25:00.002+03:00</published><updated>2011-09-05T22:30:03.383+03:00</updated><title type='text'>Arakawa Under the Bridge</title><content type='html'>Yönetmen: Akiyuki Shinbo&lt;br /&gt;Stüdyo: Shaft&lt;br /&gt;Tür: Komedi&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2010&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 13 + 13&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/8.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-2GhsGK_hJ-E/TmUinodMtII/AAAAAAAACz0/tKkfZzfp-8E/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 137px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-2GhsGK_hJ-E/TmUinodMtII/AAAAAAAACz0/tKkfZzfp-8E/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5648959371876283522" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Animenin adından da anlaşılacağı üzere olaylar Tokyo’nun adını nehrinden aldığı Arakawa bölgesinde, daha doğrusu Arakawa köprüsünde gelişiyor. Ko Ichinomiya, Japonya’nın en büyük şirketlerinden biri olan Ichinomiya şirketinin tek varisidir. Babasından aldığı eğitim sayesinde “kimseye borçlanmamak” hayat felsefesi haline gelmiştir. Bir gün, Arakawa köprüsünden geçerken haylaz çocuklar Ko’nun pantolonunu çıkararak köprü molozlarından birine asarlar. Ko da pantolonunu geri almaya çalışırken nehre düşer ve tam hayatının sona ereceğini düşünürken uzun sarı saçları olan bir kız onu kurtarır. Dolayısıyla Ko’nun felsefesine aykırı bir şey olur ve Ko adının Nino olduğunu öğrendiği kıza borçlanır. Borçlu olmayı Ko kendisine yediremez ve hemen karşılığını vermek ister. Lakin Nino’nun istediği şeyi tahmin edemez. Nino ondan sevgilisi olmasını ister. Ko, asla borçlu kalmayı istemediği için bunu kabul eder ve o günden itibaren Arakawa köprüsünün altında Nino ile yaşamaya başlar. Ko, köprünün belediye başkanı olduğunu iddia eden “kappa” elbiseli (kurbağaya benziyor) bir adamdan Recruit (kısaca Ric) adını alır ve absürtlüklerle, tuhaflıklarla dolu komik bir yaşama başlamış olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arakawa under the Bridge’nin bağlı olduğu herhangi bir senaryosu yok. Her bölüm farklı bir olay yaşanıyor bu olaylar hiç de öyle sıradan şeyler değil. Öyle ki, köprü sakinlerinin hepsi birbirinden tuhaf ve deyim yerindeyse çılgınca. Zaten animeyi güzelleştiren anlatılan olaylardan çok karakterleri. Karakterleri kısaca tanıtacak olursam;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ko Ichinomiya:&lt;/span&gt; Lakabı Ric olan Ko, animenin en normal karakteri. Gerçi onun da tuhaf alışkanlıkları var ama köprü sakinlerinin yanında normal kalıyor diyebiliriz. Bir kaza sonucu Arakawa köprüsü altında yaşamaya başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Nino&lt;/span&gt;: Uzun sarı saçları ve balıkçılıktaki ustalığıyla Nino, kendisinin Venüs gezegeninden geldiğini iddia etmektedir. Ayrıca Ko’nun sevgilisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Belediye Başkanı:&lt;/span&gt; Genelde başkan olarak çağırılan kappa elbiseli bu adam kendisinin gerçek bir kappa olduğunu iddia etmekte ve 620 yaşında olduğunu söylemektedir. Başkan olduğu için köprü altında gelişen çoğu olaydan o sorumludur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Star:&lt;/span&gt; Hoshi (yıldız) diye adlandırılan Star, kafasında bir yıldız maskesi ile gezmektedir ve gitar çalmaktadır. Ayrıca Nino’ya aşıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sister:&lt;/span&gt; Sister (rahibe anlamındaki) aslında dev bir adamdır ve köprü altındaki kiliseyi yönetmektedir. Britanyalı ve eski bir asker olan Sister, silahlar konusunda ve hayatta kalmada uzmandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Whitey:&lt;/span&gt; Japonca beyaz anlamına gelen Shiro olarak adlandırılan bu adam ilk bakışta normal gibi gözükse de, senelerdir sadece beyaz çizgiler üzerinde yürümektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Metal Kardeşler:&lt;/span&gt; Tetsuro ve Tetsua adındaki küçük kardeşler gizli bir laboratuardan kaçtıklarını iddia ederler ve bilim adamları onları bulmasın diye metalden maske takarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Stella: &lt;/span&gt;Küçük Stella da Britanyalıdır ve Sister’e hayrandır. Fakat onun küçük ve şirin oluşuna aldanmayın. Özellikle Ko onun doğaüstü kuvvetinden çok çekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;P-Ko:&lt;/span&gt; Kırmızı saçlı P-Ko oldukça sakardır ve köprü altında bahçıvanlıkla uğraşmakta ve sebze – meyve yetiştirmektedir. Tabi bir de kappa belediye başkanına aşıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Maria:&lt;/span&gt; Pembe saçlı güzel Maria köprü altında hayvancılıkla uğraşmaktadır ve aslında Sister’den bile daha tehlikelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karakterlerin hepsi elbette bu kadar değil. Son Samuray, gerçek bir erkek olan Billy, kraliçe arı Jacqueline, Amazoness gibi birkaç ilginç karakter daha mevcut. Dediğim gibi animeyi götüren bu karakterler. Bazen öyle komik şeyler yapıyorlar ki kahkahalar ata ata gülüyorsunuz. Arada sırada abartılsa da çoğu olaylar komik ve gülmeden duramıyorsunuz. Özellikle Hokuto no Ken ve Code Geass’taki Lelouch’a yapılan atıflar bir harika.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arakawa Under The Bridge kaliteli bir komedi ama eksileri de yok değil. Öncelikle başta Nino olmak üzere karakterlerin geçmişlerine değinilseymiş çok güzel olurmuş. Çünkü anime sizi meraklandırıyor ama geçmişleri hakkındaki sorulara pek yanıt vermiyor. Diğer eksisi de sonu. Anime sanki sıradan bir bölümmüş gibi sona erdi ve ben daha makul, tatmin edici bir son beklerdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Animenin en büyük artılarından biri de çizimleri. Özellikle karakter çizimleri döktürüyor çünkü kimi zaman karakterler karizmatik olarak karşımıza çıkıyor, bazen chibi oluyorlar, gözleri büyüyor, bazen sert oluyorlar, bishonen olarak karşımıza çıkıyorlar ve daha niceleri. Karakterleri farklı farklı yansıtmak ve bu işte başarılı olmak gerçekten kolay bir iş değil. Çünkü ilginçlik yapacağım diye çoğu animede karakterler abuk sabuk, kılıktan kılığa giriyor. Burada ise dediğim gibi on numaralar.  Müzikleri ise çizimleri kadar iyi olmasa da fena değiller. Anime iki sezondan oluştuğu için iki açılış ve kapanışı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak Arakawa Under the Bridge’nin sağlam bir senaryosu yok ve durum komedisi ile her bölüm farklı olaylar yaşatarak insanı çok iyi eğlendiriyor. Eğer iyi bir komedi arıyorsanız bu animeyi gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-02ycq-kAzyY/TmUioCj_KiI/AAAAAAAACz8/dAFqox_iHHI/s1600/%255Bmudabone%255D%2BArakawa%2BUnder%2Bthe%2BBridge%2Bx2%2BmtHD%2B12.PNG"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 129px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-02ycq-kAzyY/TmUioCj_KiI/AAAAAAAACz8/dAFqox_iHHI/s200/%255Bmudabone%255D%2BArakawa%2BUnder%2Bthe%2BBridge%2Bx2%2BmtHD%2B12.PNG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5648959378884078114" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-1365755608356444955?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/1365755608356444955/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/09/arakawa-under-bridge.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/1365755608356444955'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/1365755608356444955'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/09/arakawa-under-bridge.html' title='Arakawa Under the Bridge'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-2GhsGK_hJ-E/TmUinodMtII/AAAAAAAACz0/tKkfZzfp-8E/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-3184712071851366767</id><published>2011-08-23T16:31:00.002+03:00</published><updated>2011-08-23T16:33:17.801+03:00</updated><title type='text'>Seikimatsu Occult Academy</title><content type='html'>Yönetmen: Tomohiko İto&lt;br /&gt;Stüdyo: A-1 Pictures&lt;br /&gt;Tür: Gerilim, Komedi&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2010&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 13&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/8&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-kjGHL2nVQEg/TlOr-wN4E6I/AAAAAAAACzk/4CXC_zFbuh4/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 112px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-kjGHL2nVQEg/TlOr-wN4E6I/AAAAAAAACzk/4CXC_zFbuh4/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5644043852608705442" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıl 2012’dir ve dünya başka boyutlardan gelen uzaylıların kontrolü altındadır. Bir zaman gezgini olan Fumiaki, 21 Temmuz 1999 yılında açılan boyut kapısını engellemek için geçmişe gönderilir. Boyut kapısının açılmasını engellemenin tek yolu Nostradamus’un anahtarı adı verilen nesneyi yok etmektir. Diğer yandan 1999 yılında Waldstein Akademisi’nin (okültizm ile ilgilendiği için okula Okült Akademisi lakabı takılmıştır) müdürü vefat eder. Müdürün kızı olan Maya, Waldstein Akademisi’ne geri döner ve yeni müdür olur. Maya, eskiden sevdiği okültizmden artık nefret etmektedir ve akademiyi de yerle bir etmek istemektedir. Fakat akademiyi yok etme planları gökten inen Fumiaki ile sekteye uğrar. Fumiaki, Maya’ya olan biteni anlatır ve ikisi beraber 21 Temmuz 1999 günü gelmeden Nostradamus’un anahtarını aramaya başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seikimatsu Occult Acedemy’nin konusu kadar içeriği de ilginç. Anime UFO’lardan hayaletlere, poltergeistlardan tengulara, ruh çağırma seansları gibi bolca doğaüstü içeriğe sahip. Ayrıca izlerken insan hiç sıkılmıyor. Anime içerisinde hem gerilim, kan gibi unsurlar barındırırken özellikle Fumiaki’nin sırtından çok güzel komedi de yapıyor. Animenin tek beğenmediğim yanı sonu. Son olaylar benim pek hoşuma gitmedi, daha doğrusu abartılı buldum ve buradan açıklarsam spoiler olur diye yazmıyorum ama birtakım mantıksızlıklarda var. Fakat genelde anime içerik olarak iyi ve dediğim gibi kendisini izlettiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Animenin çizimleri çok güzel. Özellikle Maya’nın kendine has göz çizimleri çok hoşuma gitti. Diğer karakterler normal anime çizimlerine sahipken Maya çok daha hoş çizimlerle karşımıza çıkıyor. JK adlı karakter ise keşke olmasaymış. Adam gerçekten çok itici ve kötü duruyor. Müzikleri ise ne iyi ne köyü, orta şeker kıvamında. Fakat kapanışta kullanılan gerçek karakterleri pek beğenmedim. Bana çok tuhaf geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası Seikimatsu Occult Academy kısa ve eğlenceli bir yapım. Başta doğaüstü olayları sevenler olmak üzere herkese tavsiye edebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-UcD8WMbyZgw/TlOr_DEIE9I/AAAAAAAACzs/0ciNfF8s5N0/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 126px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-UcD8WMbyZgw/TlOr_DEIE9I/AAAAAAAACzs/0ciNfF8s5N0/s200/1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5644043857668084690" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-3184712071851366767?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/3184712071851366767/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/08/seikimatsu-occult-academy.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/3184712071851366767'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/3184712071851366767'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/08/seikimatsu-occult-academy.html' title='Seikimatsu Occult Academy'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-kjGHL2nVQEg/TlOr-wN4E6I/AAAAAAAACzk/4CXC_zFbuh4/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-7658499633763172158</id><published>2011-08-16T23:21:00.002+03:00</published><updated>2011-08-16T23:22:38.354+03:00</updated><title type='text'>Togainu no Chi</title><content type='html'>Yönetmen: Naoyuki Konno&lt;br /&gt;Stüdyo: A-1 Pictures&lt;br /&gt;Tür: Aksiyon, Dövüş&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2010&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 12&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/3.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-nFwLKrWABPg/TkrRbvDw7_I/AAAAAAAACzU/mNta4IQCY3U/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-nFwLKrWABPg/TkrRbvDw7_I/AAAAAAAACzU/mNta4IQCY3U/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5641551757653897202" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Third Division adı verilen üçüncü dünya savaşından sonra Japonya ikiye ayrılmıştır. Savaştan birkaç yıl sonraVishio adındaki örgüt ayrılan bölgelerden biri olan Toshima’yı (eski Tokyo) kontrolü altına alır. Burada Igra adında, ölümüe dövüşler düzenlenmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Togainu no Chi’nin kahramanının adı Akira. Kendisi bir dövüş turnuvası olan Bl@ster’in Lost lakaplı yenilmez dövüşçüsüdür. Günün birinde cinayetle suçlanır ve ikiye ayrılan Japonya’da her cinayetin suçu müebbet hapistir. Fakat Emma adında bir kadın çıkagelir ve Akira’ya reddedemeyeceği bir teklif yapar. Buna göre Akira geyler şehrine, pardon Toshima’ya gidecek, Igra turnuvasını katılıp en tepeye yükselecek Il Re adındaki şehrin liderini yok edecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Animenin konusu oldukça basit. Cinayetle suçlanan bir adam başka bir yere yollanır ve özgürlüğü karşılığında kötü adamı yenmesi istenir. İyi, tamam da Japonya savaştan sonra neden ikiye ayrılmıştır, neden etraf gey, pardon psikopat serseriler dolaşmaktadır kimse bilmiyor. Diğer tarafta insanlar normal yaşarken yüz metre ötede düzine düzine insan ölüyor. Konu bakımından animenin tek çekiciliği Il Re kimdir ve ne zaman çıkacak diye merak ettirmesi. Bunun dışında hiçbir özelliği yok. Ayrıca belki iki kez tabir etmemden anlamışsınızdır, tüm Toshima gey. Akira’nın arkadaşı Keisuke gey, Rin adındaki karakter gey, Arbitro zaten baş gey (oğlan köpecikleri var), anlayacağınız tüm güzel oğlanlar burada. Ha, birde herkes kan yalıyor. Kılıçtan veya yüzden, hiç fark etmiyor:) Togainu no Chi’nin sadece iki artısı var. Birincisi dövüş sahneleri fena değil. İkincisi de müzikleri güzel. Bunun dışında bahsettiğim gibi anime gey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Togainu no Chi’nin çizimleri güzel. Sadece bazı kan efektlerini beğenmedin. Ekran karanlıkken kıpkırmızı kanlar biraz amatörce duruyor. Müzikleri ise animenin çok az olan iyi yönlerinden en iyi. Açılışı hiç fena değil ve 12 bölüm boyunca farklı kapanış müzikleri kullanılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak bu geyler karşıma nereden ve nasıl çıktı bilemem ama Togainu no Chi izlediğim en berbat animelerden biri. İçinde hiçbir özellik, hiçbir çekicilik bulundurmuyor ve benim tavsiyem şiddetle uzak durmanız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-cPHKpbOCIu0/TkrRbjv6oAI/AAAAAAAACzc/cMg-3HOqUCY/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 127px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-cPHKpbOCIu0/TkrRbjv6oAI/AAAAAAAACzc/cMg-3HOqUCY/s200/1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5641551754617856002" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-7658499633763172158?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/7658499633763172158/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/08/togainu-no-chi.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/7658499633763172158'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/7658499633763172158'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/08/togainu-no-chi.html' title='Togainu no Chi'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-nFwLKrWABPg/TkrRbvDw7_I/AAAAAAAACzU/mNta4IQCY3U/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-5432001123896048283</id><published>2011-08-15T00:28:00.001+03:00</published><updated>2011-08-15T00:30:14.844+03:00</updated><title type='text'>Real Drive</title><content type='html'>Yönetmen: Kazuhiro Furuhashi&lt;br /&gt;Stüdyo: Production I.G.&lt;br /&gt;Tür: Bilimkurgu&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2008&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 26&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-s-08BUsk9Ik/Tkg-R5ZMbII/AAAAAAAACy0/AMtiN_ETDEw/s1600/kapak.png"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-s-08BUsk9Ik/Tkg-R5ZMbII/AAAAAAAACy0/AMtiN_ETDEw/s200/kapak.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5640827010466737282" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Real Drive, 2061 yılında geçiyor. Teknolojide büyük atılımlar yapılmıştır ve artık isteyen herkes beynini “digitize” edebiliyor, yani dijitalleştirebilmektedir. Böylece sadece düşünerek insanları telefonla arayabilir, birbirleri ile sanal temas kurabilir, internet benzeri sanal ortamlara akabilmektedir. Bu dev dijital platformun güvenliğinden ise Meta Real Network (Metal) adlı ağ sorumludur. Metal’in bu dijital ortamda rolü çok büyüktür çünkü kendilerini sanallığa fazla kaptıran, hatta beyni dijital ortamda sıkışıp kalan insanlar bile mevcuttur. Onları koruyup kollamak Metal’in görevidir. Ayrıca gerçek dünyada, özellikle denizde yaşanan bazı fenomen olaylar beyni dijitalleştiren insanları etkilemekte, elektronik ortamları bozmaktadır. Eksi bir yüzücü olan metal yüzücü Haru Masamichi, yardımcısı Aoi Minamo ile Metal’in gizemini araştırmakta ve insanlar ile aralarındaki bağlara tanıklık etmektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Real Drive’ın konusu göründüğünden de daha karışık. İlk bölümlerde Metal’in ne olduğu tam anlatılamıyor ve ancak birkaç bölüm sonra olayı anlayabiliyorsunuz. Senaryonun en büyük eksiği ise herhangi bir çekiciliğinin olmaması. Real Drive’da her bölüm farklı bir konu ele alınsa da sizi ekrana bağlamıyor ve karmaşık ortamdan sıkılabiliyorsunuz. Ayrıca baş karakteri olan dede de zayıf bir karakter. Anime çoğunlukla Minamo’nun sırtından geçiniyor ve dediğim gibi anime kötü olmasa da izlenebilirliği de pek yok. Metal dünyası ve özellikle bu dijital ortamın dev bir denize benzetilmiş olmasını ben pek beğenemedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Animenin çizimleri fena değil ama sıfır bedeni protesto ediyor olsa gerek çünkü Real Drive’in tüm bayanları balık etli, tombul suratlı ve kalın baldırlı. Hatta android Holon bile bu şekilde. Cidden ilginç:) Müzikleri ise normal, ne iyiler ne de kötüler. Seriye gitmiş ama vasatlar işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özetle Real Drive kötü bir anime değil ama on kişiden yedisine hitap etmeyen bir anime ve ben de o yedi kişiden biriyim. Size bu animeyi önermem ama sakın izlemeyin de demem. Siz en iyisi Real Drive’dan önce diğer alternatiflerinizi bir gözden geçirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-CPfwTa0UN-o/Tkg-SH0Bf8I/AAAAAAAACy8/DrpVC8BsVog/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 126px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-CPfwTa0UN-o/Tkg-SH0Bf8I/AAAAAAAACy8/DrpVC8BsVog/s200/1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5640827014337363906" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-5432001123896048283?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/5432001123896048283/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/08/real-drive.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/5432001123896048283'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/5432001123896048283'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/08/real-drive.html' title='Real Drive'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-s-08BUsk9Ik/Tkg-R5ZMbII/AAAAAAAACy0/AMtiN_ETDEw/s72-c/kapak.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-2472446038768482059</id><published>2011-08-09T19:42:00.002+03:00</published><updated>2011-08-09T19:45:09.605+03:00</updated><title type='text'>Deadman Wonderland</title><content type='html'>Yönetmen: Koichiro Hatsumi&lt;br /&gt;Stüdyo: Manglobe&lt;br /&gt;Tür: Aksiyon, Bilimkurgu&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2011&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 12&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/9.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-3krOr4kujZs/TkFjsgAh8NI/AAAAAAAACyc/Ubz8xPpyJFo/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 144px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-3krOr4kujZs/TkFjsgAh8NI/AAAAAAAACyc/Ubz8xPpyJFo/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5638897824602124498" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikayenin başlangıcından 10 yıl önce, Tokyo’da kırmızı ışıkların da belirlediği büyük bir deprem meydana gelmiştir. Bu deprem yüzünden Tokyo’nun dörtte üçü sular altında kalmıştır. Tokyo’yu yeniden yapılandırmak ve kalkındırmak üzere birkaç yıl sonra Japonya’nın ilk özel hapishanesi olan Deadman Wonderland kurulur. Bu hapishane bir lunaparktır ve mahkumlar da gelen insanları eğlendirmekle yükümlüdür. Elde edilen gelir de belirttiğim gibi Tokyo’nun yapılandırılması için harcanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Igarashi Ganta sıradan bir çocuktur. Ganta, 10 yıl önceki depremin yaşandığı Tokyo’dan gelmektedir fakat bu olay hakkında pek bir şey hatırlayamamaktadır. Ganta, Nagano bölgesinin ortaokuluna gitmektedir ve arkadaşları ile Deadman Wonderland’a yapacakları geziyi konuşmaktadırlar. Kısa bir süre sonra, ders başladıktan sonra pencerede kırmızılar içinde bir adam beliriverir. Üçüncü katta olmalarına rağmen pencerede beliren “Kırmızılı Adam” tüm sınıfı acımasızca katleder fakat bir tek Ganta’yı hayatta bırakır. Ganta’yı öldürmek yerine göğsüne kırmızı bir kristal yerleştirir ve ortadan kaybolur. Birkaç gün sonra Ganta gözlerini hastanede açar ve olayın faili olarak herkesin onu suçladığını görür. Ganta ben yapmadım dese de sonunda kendisini hapishanede, Deadman Wonderland’da bulur. Hapishaneye gönderilen Ganta, Deadman Wonderland’ın sıradan bir hapishane veya para toplayan bir lunapark olmadığının çok geçmeden farkına varır. Aksine Deadman Wonderland çok kötü bir yerdir. Üstelik kırmızılı adam da bu hapishanededir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deadman Wonderland’in konusu bir hayli ilginç. Lakin mangası devam ediyor ve 12 bölümde ne kadarı işlenebilmiş bilemiyorum. Her türlü pislik, psikopat, idam mahkumu Deadman Wonderland’da mevcut ve çoğu bölüm şiddetli çarpışmalarla geçiyor. Atmosfer sürekli yüksek ve animenin ana unsuru kan olduğundan bolca da kan mevcut. Şiddetli içeriği bakımından anime bana biraz Gantz’ı hatırlattı ve büyük ihtimalle tıpkı Gantz’taki gibi Deadman Wonderland’in de mangası daha fazla şiddet içeriklidir. Yani anime yumuşatılmış halidir. Animenin senaryosu epey başarılı. Başka sitelerde ortalamayı ancak aşan notlar verilmesine karşın senaryosunu ben beğendim. Ganta’nın manyaklar arasındaki çaresizliği, yaşama isteği ve kendisini temize çıkarmak istemesi çok iyi anlatılmış. Deadman Wonderland’in manyak organizatörün mahkumlara yaşattıkları, oynattırdığı oyunlar gerçekten çok ilginç. Ayrıca karakter bolluğu da animenin bir diğer artısı. Karakterlerden bahsetmişken, Shiro adlı karakter son zamanlarda gördüğüm en iyi, en harika, en müthiş anime karakteri :) Animenin tek kusuru ise yarım sonu. Onun nedeni de mangasının hala devam etmesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Animenin çizimleri Eureka Seven ile neredeyse aynı çünkü aynı mangakanın elinden çıkmalar. Öyle gerçekçi çizimler değiller ama kendine has bir çekiciliği var. Kalitesini de epey belli ediyor. Karakter çizimleri, kan efektleri falan hepsi çok başarılı. Tek beğenmediğim yönü karanlık sahneleri. Karanlık sahneleri gereğinden fazla karanlık ve bazen ekranda sadece altyazının olduğu bile oluyordu. Bunun dışında çizimlerinde bir sorun yok diyebilirim. Deadman Wonderland’in müzikleri ise olağanüstü. Özellikle İngilizce açılış parçası “One Reason” ve kapanış parçası “Shiny Shiny” harika parçalar. Animeyi izlemeseniz bile açılışını mutlaka izleyiniz :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun lafın kısası Deadman Wonderland’in diğer sitelerden aldığı puanlara bakarak bu kadar iyi çıkacağını beklemiyordum. Ben büyük bir beğeni ile izledim ve mangasına bile başlayacağım. Son birkaç anime içinde izlediğimin en iyisi olan Deadman Wonderland’i herkese öneririm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-FUBT64UhG6o/TkFjtPcS41I/AAAAAAAACyk/M6731Qm6Kp8/s1600/01.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 191px; height: 122px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-FUBT64UhG6o/TkFjtPcS41I/AAAAAAAACyk/M6731Qm6Kp8/s200/01.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5638897837335044946" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-xJE3tlCUlYU/TkFjtT6e8vI/AAAAAAAACys/nzxFeqS7t_0/s1600/02.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 194px; height: 122px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-xJE3tlCUlYU/TkFjtT6e8vI/AAAAAAAACys/nzxFeqS7t_0/s200/02.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5638897838535406322" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-2472446038768482059?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/2472446038768482059/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/08/deadman-wonderland.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/2472446038768482059'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/2472446038768482059'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/08/deadman-wonderland.html' title='Deadman Wonderland'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-3krOr4kujZs/TkFjsgAh8NI/AAAAAAAACyc/Ubz8xPpyJFo/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-178211710666109179</id><published>2011-08-03T00:57:00.005+03:00</published><updated>2011-08-09T19:09:50.749+03:00</updated><title type='text'>Sengoku Basara</title><content type='html'>Yönetmen: Itsura Kawasaki, Kazuya Nomura&lt;br /&gt;Stüdyo: Production I.G.&lt;br /&gt;Tür: Aksiyon, Tarihi&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2009 - 2010&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 13 + 13&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/4&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-T9QtEJx_wSI/TjhzlsM0pdI/AAAAAAAACyM/Q1PzWFFZe2s/s1600/kapak.png"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 173px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-T9QtEJx_wSI/TjhzlsM0pdI/AAAAAAAACyM/Q1PzWFFZe2s/s200/kapak.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5636382025011471826" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sengoku Basara: Samurai Kings, Capcom’un aynı adlı oyunlarından uyarlanan bir animedir ve iki sezondan oluşmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adından da anlaşılacağı üzere anime Sengoku döneminde geçiyor. Birçok general güç için amansız savaşlar vermektedir. Fakat içlerinden biri var ki, hepsinden çok daha tehlikelidir. Bu adam karanlık Lord Nobunaga Oda’dır. Öte yandan Sanada Yukimura ve Date Masamune adlı iki genç savaşçı, amansız bir rekabet içindedir. Fakat Nobunaga giderek güçlenmektedir ve farklı bölgelerden olan Sanada ile Date, diğer generallerle beraber Nobunaga’ya karşı gelmeye çalışır. İkinci sezonda ise bu ikili, arkadaşları ile beraber Toyotomi Hideyoshi’ye karşı mücadele vermektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sengoku Basara’nın konusundan kısaca bahsettikten sonra gelelim neden düşük puan aldığına. Öncelikle animenin konusu vasat. Her ne kadar karakterlerini tarihi kişilerden alsa da ortada belirli başlı bir konu yok. Anime “pat” diye savaş sahnesi ile başlıyor, herkes birbiri ile savaşıyor ve sonra herkes Nobunaga’ya karşı savaşıyor. Olay bundan ibaret. Tamam, animenin yoğunlaştığı olay savaşlar ama en azından konu biraz daha ilginçleşebilirdi. Ayrıca animenin artı yönü olması gereken savaş sahneleri bana göre tam bir fiyasko. Öyle abartılı, öyle komikler ki anlatamam. İki kişi savaşıyor, dağlar kül oluyor, denizler kuruyor, ordular havalara dağılıyor vs. Tabi bolca aduket de çekmeyi ihmal etmiyorlar. Elbette kaliteli dövüşler var ama çoğunluğu bu şekilde. Yukarıda bahsettim, karakterlerin çoğu gerçek yaşamış insanlardan oluşuyor ama sadece isim üzerinde. Ben gerçek Date Masamune’nin “Put ya guns on” dediğini hiç sanmıyorum. Anlatmak istediğim anime çok cıvık, ne konu bakımından sarıyor ne de dövüşleri ilgi çekici. En azından benim için öyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Animenin tek iyi yönü ise teknik özellikleri. Çizimleri bir hayli başarılı ve müziklerinin de ondan aşağı kalır yanı yok. Hani anlattığım o dağların kül olması falan kurgusal olarak saçma olsa da görsel olarak bir hayli başarılı. Sadece dediğim gibi bazen Date'nin ingilizce konuşmasını sevemedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak her yerde ismini duyduğum, dövüş oyunları meşhur olan Sengoku Basara bana göre boş bir anime ve emin olun çok daha iyilerini bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-3mNsWlq_LGE/Tjhzl2BfsGI/AAAAAAAACyU/-sF_dGfGm_A/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 126px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-3mNsWlq_LGE/Tjhzl2BfsGI/AAAAAAAACyU/-sF_dGfGm_A/s200/1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5636382027648315490" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-178211710666109179?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/178211710666109179/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/08/sengoku-basara.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/178211710666109179'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/178211710666109179'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/08/sengoku-basara.html' title='Sengoku Basara'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-T9QtEJx_wSI/TjhzlsM0pdI/AAAAAAAACyM/Q1PzWFFZe2s/s72-c/kapak.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-6656882561906791468</id><published>2011-08-01T20:05:00.002+03:00</published><updated>2011-08-01T20:08:02.422+03:00</updated><title type='text'>Infinite Ryvius</title><content type='html'>Yönetmen: Goro Taniguchi&lt;br /&gt;Stüdyo: Sunrise&lt;br /&gt;Tür: Bilimkurgu, Dram&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 1999&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 26&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/8.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-_dVO4nQ1mSI/TjbdFsOMg3I/AAAAAAAACxs/C5eTgAaYYos/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 160px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-_dVO4nQ1mSI/TjbdFsOMg3I/AAAAAAAACxs/C5eTgAaYYos/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5635935073540539250" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Infinite Ryvius 2225 yılında geçiyor. İnsanlık artık çoktan sınırları aşmış, tüm güneş sisteminde ve uydularda koloniler yaparak dünya dışında da yaşamaya başlamıştır. Dolayısıyla uzayda yolculuk bir hayli yaygındır ve astronotluk birçok genç için cazip bir meslek haline gelmiştir. Liebe Delta adındaki uzay istasyonu da uzayda görev almak üzere adam yetiştirmektedir. Bu arada, 2137 yılında güneşte meydana gelen bir patlama yüzünden güneş sisteminin çoğunda “Geduld” adı verilen ve bulutlara benzeyen plazmalar kaplamıştır. Geduld’un içinde yaşanan yüksek sıcaklık ve aşırı yer çekimleri hala açıklanamamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kouji Aiba 16 yaşındadır ve 2.sınıf bir uzay pilotu olmak için Liebe Delta’ya gitmek üzere evden ayrılmıştır. Trendeyken çocukluk arkadaşı Aoi Housen ile karşılaşır ve onun da Liebe Delta’ya gitmek üzere olduğunu öğrenince çok şaşırır. Fakat asıl şaşkınlığı sevmediği kardeşi Yuki’nin de uzaya çıkmak için hazırlandığını öğrendiğinde yaşar. Kouji, Aoi, Yuki ve binin üzerinde başka öğrenciler Liebe Delta’da geleceğin astronotları olmak için öğrenim göreceklerdir. Liebe Delta, Geduld’a yaklaştığında gemide tatil ilan edilir ve bin öğrencinin çoğu tatil için evlerine döner. Liebe Delta’da birkaç mürettebat dışında 500 civarında öğrenci kalır. Her şeyi otomatiğe bağlanan Liebe Delta’nın kontrolü Zwei adlı yüksek rütbeli öğrencilere bırakılır ve bu öğrenciler gemide bir terslik olduğunu fark eder. Ana kumandadaki mürettebat cevap vermemektedir ve Liebe Delta yavaş yavaş Geduld’un içine çekilmektedir. Çok geçmeden Liebe Delta’ya sabotaj yapıldığı anlaşılır ve geminin Geduld’a düşüşünü yavaşlatmak adına tüm öğretmenler hayatını feda eder. Fakat bu fedakarlık boşa gider ve gemi Geduld’a düşmeye devam eder. Tam her şey bitti derken Liebe Delta’nın içindeki Ryvius adlı bir başka gemi kendi kendine aktive eder ve Liebe Delta ile birlikte Geduld’tan uzaklaşmayı başarır. Ağır hasar alan Liebe Delta’da bulunan 515 öğrenci ve 20’ye yakın mürettebattan sadece 485 kişi (hepsi 16 yaşındaki öğrenciler) hayatta kalmıştır ve akabinde Ryvius adlı gemiye tahliye edilmişlerdir. Toparlamak gerekirse, 485 başıboş öğrenci, hiçbir yetişkin gözetiminde olmadan ileri teknoloji ve ne olduğu bilinmeyen Ryvius adlı gemide uzayda başıboş gezmektedir. Üstelik Ryvius terörist damgası yemiştir. Yani güneş sisteminin çoğu bu çocuklara artık düşmandır fakat başta Kouji olmak üzere bu çocuklar hayatta kalmak istemektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Infinite Ryvius’un konusu oldukça sıra dışı. Uzayda sıkışıp kalmış 500’e yakın öğrenci, öğrenciden ziyade çocuk hayatta kalmaya çalışmaktadır. Doğal olarak başta kimse olmayınca, düzen olmayınca gruplaşmalar, şiddet, yağmalama hatta açlık bile boy göstermeye başlar. İşte Infinite Ryvius’ta bu çocukların ruh halleri ve yaşadıkları çok iyi aktarılmış. Atmosfer genellikle yüksek ve insan izlerken sıkılmıyor. Senaryo bakımından kafama takılan sadece bir şey var ve o da Ryvius’un başta Liebe Delta’nın içinde ne aradığını ve sabotaj etmek isteyenlerin kim olduğunu ben anlayamadım. Neyse ki bu küçük bir ayrıntı çünkü dediğim gibi Ryvius’ta birçok çocuk ve dolayısıyla birçok karakter mevcut. Yani anime karakter zengini bir anime, her türden insan var. Hepsinin yaşadıkları, ruh halleri çok güzel anlatılıyor. Animenin sonunda herhangi bir soru işareti kalmıyor ama ben sonunu pek beğenmedim. Spoiler olacağı için bir şey yazamayacağım ama ben 8 ay ölümle baş başa kalsam böyle bir karar vermezdim diyelim sadece. Bu arada, Liebe Delta’da öğrenci olmak için ÖSS’de barajı geçmek yeterli herhalde çünkü en zekisinden, it kopuğa kadar birçok öğrenci gemide mevcut:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Animenin çizimleri 1999 yapımı olduğu için eski ama benim gözüme herhangi bir tuhaflık çarpmadı. Eski olsalar da gayet iyiler. Fakat asıl iyi olan ise müzikleri. Infinite Ryvius gerçekten harika müziklere sahip. Özellikle açılış parçası çok başarılı. Artık günümüzde böyle güzel OST’lar maalesef yapmıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Infinite Ryvius, senaryosunda bir iki aksaklığı dışında başarılı bir anime ve her bilimkurgu, özellikle uzay severe önerebileceğim bir anime. Eski olması bir handicap ama emin olun izledikçe alışıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-2v8FAYrSiog/TjbdFyiJowI/AAAAAAAACx0/WjokZ8fqQYU/s1600/01.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 164px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-2v8FAYrSiog/TjbdFyiJowI/AAAAAAAACx0/WjokZ8fqQYU/s200/01.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5635935075234849538" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-6656882561906791468?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/6656882561906791468/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/08/infinite-ryvius.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/6656882561906791468'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/6656882561906791468'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/08/infinite-ryvius.html' title='Infinite Ryvius'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-_dVO4nQ1mSI/TjbdFsOMg3I/AAAAAAAACxs/C5eTgAaYYos/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-1503957850511435350</id><published>2011-07-23T17:37:00.001+03:00</published><updated>2011-07-23T17:39:19.560+03:00</updated><title type='text'>The Book of Bantorra</title><content type='html'>Yönetmen: Toshiya Shinohara&lt;br /&gt;Stüdyo: David Production&lt;br /&gt;Tür: Macera, Fantastik&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2009&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 27&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/6&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-pBrsszYVCGA/Tirc7z-M92I/AAAAAAAACxc/hQvjG76Lo_o/s1600/The-Book-of-Bantorra.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 141px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-pBrsszYVCGA/Tirc7z-M92I/AAAAAAAACxc/hQvjG76Lo_o/s200/The-Book-of-Bantorra.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5632557204101724002" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Book of Bantorra, Ishio Yamagata’ya ait Tatakau Shisho (Fighting Librarians) adlı romanlarından uyarlanmış bir animedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Book of Bantorra’nın geçtiği dünyada ölen insanlar taştan kitaplara dönüşmektedirler. Bu kitaplar Bantorra Kütüphanesi’nde saklanır ve bir kitaba dokunan kişi, o kitabın sahibinin tüm yaşadıklarını görebilmektedir. Yani ölen insanlardan çıkan bu kitaplar bir nevi databank özelliği taşımaktadır. Bantorra kütüphanesinin sorumlularına Armed Librarians (Silahlı kütüphaneciler) denilmektedir ve başta Müdür Hamyuts Meseta olmak üzere tüm silahlı kütüphanecilerin özel güçleri bulunmaktadır. Bantorra kütüphanesinin en büyük düşmanı da Shindeki Kilisesidir. Seri boyunca Silahlı kütüphanecilerin Shindeki kilisesi ile olan mücadelelerine, yaptıkları görevlere, kısacası yaşadıkları maceralara şahitlik ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Book of Bantorra’nın senaryosu ilk başta ilgi çekici görünse de aslında animenin en zayıf tarafı. Öncelikle ortada belirli bir senaryo yok. Bölümler kopuk kopuk ilerliyor ve birkaç ayrıntı ile birbirlerine bağlanmış. Örneğin ilk bölümde adı geçen Olivia Litlet ancak son birkaç bölümde ortaya çıkıyor. Bunun gibi küçük ayrıntılarla bölümler arasında bağlantı kurulmuş ama konu ve işleniş gerçekten vasat. Yani Animenin son üç dört bölümünü izleseniz bile olur. Sadece kim kimdir bilemezsiniz ama konuyu kavramakta zorlanmazsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Book of Bantorra’nın zayıf konusunu bol karakterleri ve başarılı aksiyon sahneleri ancak toparlayabilmiş. Öncelikle karakterlerden bahsetmek gerekirse; animede gerçekten sayamayacağım kadar çok karakter var ve hepsinin özellikleri ve karakterleri birbirinden farklı. Üstelik kimin ne zaman öleceğini kestiremediğinizden (evet, animede iyi karakterler de ölüyor) olaya bir gerçekçilik havası hakim. Karakterler bakımından tek sıkıntı, serinin ana karakteri olan Hamyuts Meseta’ya göre adam gibi dişli bir karakter yok. Bir psikopat, anti-kahraman olan deli kadın Hamyuts Meseta gerçekten başarılı bir karakter ama şöyle ölümüne dövüştüğüne şahit olamıyoruz. Ayrıca Noloty adındaki karakterimiz eminim Code Geass’taki Suzaku ile karşılaşsa çok iyi anlaşırlardı. Uzun zamandır bu kadar itici bir karakter görmemiştim. Dövüş sahneleri ise animede bolca mevcut ve şiddet unsurları kullanılmaktan da kaçınılmamış. Tamam, aşırıya kaçılmamış ama en azından darbe yiyen adamdan kan çıkıyor (Guin Saga’daki gibi ikiye bölünen bir canavardan kan çıkmaması, kılıcın tertemiz kalması gibi bir olay da olabilir di:) ve sahneler kendisini izlettiriyor. Zaten bu sahneler de olmasa baygın konusu pek az çekilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Animenin çizimleri ise gerekten kaliteli. Gerçekçi karakterler de mevcut, saçları yeşil olanlar da. Arka plan, yani mekan tasarımları da gerçekten harika. Sizi o döneme götürmeyi başarabiliyorlar. Tek ilgimi çeken şey, Başta Hamyuts Meseta olmak üzere neredeyse bütün bayan karakterler gereğinden fazla büyük göğüslere sahipler. Hatta normal göğüslere sahip bir karaktere tahta göğüslü dediklerinde bu kocamanlığın bu diyarda normal olduğu anladım:) Bantorra’nın müzikleri ise çizimlerinin yanında biraz gölgede kalıyor. Çünkü ilk açılış parası gerçekten çok kötü. Kapanış parçaları fena değil, bölüm içerisinde çalan müzikler ise idare eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Book of Bantorra benim gözümde pek kaliteli bir yapım değil. İzlenebilirliği var, izlenilemeyecek kadar kötü değil ama başta senaryo olarak çok daha iyi olabilirdi. Ben varsa diğer alternatiflerinizi değerlendirmenizi öneririm. Bantorra’yı izleme listenizin en sonuna olmasa da sonlara atabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-v7emucUe9yg/Tirc8AwIYcI/AAAAAAAACxk/EjnyMGZtWW4/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 126px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-v7emucUe9yg/Tirc8AwIYcI/AAAAAAAACxk/EjnyMGZtWW4/s200/1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5632557207532364226" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-1503957850511435350?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/1503957850511435350/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/07/book-of-bantorra.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/1503957850511435350'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/1503957850511435350'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/07/book-of-bantorra.html' title='The Book of Bantorra'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-pBrsszYVCGA/Tirc7z-M92I/AAAAAAAACxc/hQvjG76Lo_o/s72-c/The-Book-of-Bantorra.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-2292218758268690942</id><published>2011-07-12T14:51:00.001+03:00</published><updated>2011-07-12T14:52:44.724+03:00</updated><title type='text'>X-Men</title><content type='html'>Yönetmen: Fuminori Kizaki&lt;br /&gt;Stüdyo: Madhouse&lt;br /&gt;Tür: Aksiyon, Macera&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2011&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 12&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/7.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-83wPA_YJZGU/Thw1bHZ-spI/AAAAAAAACws/UWL_9im8BCA/s1600/xmen_anime_1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 143px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-83wPA_YJZGU/Thw1bHZ-spI/AAAAAAAACws/UWL_9im8BCA/s200/xmen_anime_1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5628432374267032210" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;X-Men anime serisi, Marvel ile Madhouse’un ortaklaşa olarak hazırladığı anime projelerinden üçüncüsüdür. İlki Iron Man, ikincisi Wolverine ve son dördüncü anime projesi de Blade olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;X-Men animesi Jean Grey’in ölümü ile başlıyor. X-Men’ler ve Mastermind liderliğindeki Inner Circle adlı grubun çarpışması sonucu Jean’in güçleri doruğa ulaşmıştır (phoneix olmuştur) ve arkadaşlarına zarar vermemek uğruna kendisini yok etmiştir. Bu olayların ardından Xavier Enstitüsü çalışmalarına ara verir. Ta ki, bir sene sonra Japonya’nın Tohuku bölgesinde kayıp mutant olayları boy gösterene kadar. Üstelik Profesör Charles Xavier bu bölgedeki mutantları tespit edememektedir. Bunun üzerine Profesör X, X-Men ekibini (Wolverine, Cyclops, Storm, Beast) tekrar bir araya toplar ve Japonya’ya yollar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anime ilk başladığında X-Men havasını güzel yansıtıyor fakat ilk birkaç bölüm geçtikten sonra kalitesi de maalesef düşüyor. Animenin en büyük eksiği aksiyon öğelerinin az olması. Karakterler bana mı öyle geldi bilemem ama çok fazla konuşuyor ve iki dövüş izliyorsak beş muhabbet izliyoruz. Yok o şöyle yapmış, bu böyleymiş şu bu muş derken dikkatiniz uçup gidiyor. Bir de Emma Frost üzerinde gereğinden fazla durulmuş. Sürekli iyiliksever Emma üzerinde durulmasına anlam veremedim. Son olarak, animede doğru dürüst kötü adam yok. En azından Magneto’yu görmeyi beklerdim ama o da yok. Üstelik düşmanların hepsi yaratık. Bakın, mutant demiyorum. Bildiğiniz eciş bücüş canavarlar. Mastermind hariç kötülerin tarafında insanı andıran, karizması olan bir düşman yok. Doğal olarak bu abuk kötü adamlara karşı X-Men’ler dövüşürken pek fazla heyecanlanamıyorsunuz.  Animenin en iyi tarafı ise senaryosu. İlk cümlemde kalite düşüyor dedim ama atmosferi ayakta tutabilen tek şey sonunda ne olacak merakını koruyabilmesi. Yani tüm baygınlıklara rağmen insan bir şekilde ekran başında tutmayı başarıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;X-Men’in en başarılı olduğu alanlardan biri de çizimleri ve müzikleri. Çizimleri gerçekten çok kaliteli ve aşırı şiddetten kaçınılsa da, aksiyon sahneleri az olsa da kaliteli dövüşler izliyoruz. Müzikleri de ortama gayet iyi uyuyor. Kısacası teknik bakımdan Madhouse gerçekten iyi iş çıkarmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıkçası Iron Man ve Wolverine hakkında yapılan eleştirileri okuyunca X-Men animesinden beklentilerim fazla değildi. Nitekim anime beklediğim gibi vasatı ancak aşmış, orta şekerli çıktı. Iron Man ve Wolverine serisi ile karşılaştırma yapamayacağım çünkü onlara izlemedim. Benim görüşüm, anime normal, sıradan bir anime ve izlenilebilir. İzlenilmese de pek bir şey kaybedilmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-7YcCDOLt0fQ/Thw1beYsYCI/AAAAAAAACw0/K0xnDZGKGwI/s1600/02.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 126px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-7YcCDOLt0fQ/Thw1beYsYCI/AAAAAAAACw0/K0xnDZGKGwI/s200/02.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5628432380435652642" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-2292218758268690942?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/2292218758268690942/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/07/x-men.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/2292218758268690942'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/2292218758268690942'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/07/x-men.html' title='X-Men'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-83wPA_YJZGU/Thw1bHZ-spI/AAAAAAAACws/UWL_9im8BCA/s72-c/xmen_anime_1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-4624049535532564677</id><published>2011-07-05T17:10:00.002+03:00</published><updated>2011-07-05T17:12:22.649+03:00</updated><title type='text'>Valkyria Chronicles</title><content type='html'>Yönetmen: Yamamoto Yasutaka&lt;br /&gt;Stüdyo: A-1 Pictures&lt;br /&gt;Tür: Aksiyon, Askeri, Dram&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2009&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 26&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/8&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-H4g8GcN2l40/ThMbh4huDSI/AAAAAAAACwc/FxGwLZdeiUI/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 112px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-H4g8GcN2l40/ThMbh4huDSI/AAAAAAAACwc/FxGwLZdeiUI/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625870628439330082" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun adıyla Senjou no Valkyria: Gallian Chronicles, aynı adı taşıyan ve 2008 yılında Sega tarafından üretilip PS3 için çıkan oyunun anime uyarlamasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Valkyria Chronicles 1935 Avrupa’sında geçmektedir fakat bizim bildiğimiz Avrupa’dan farklıdır. Animedeki Avrupa iki büyük güce ayrılmıştır. Doğuda bulunan İmparatorluk ve batıda bulunan Federasyon güçleri kıtaya hakimdir. Bu iki büyük ulus “Ragnite” adı verilen maden için savaş halindedir. İmparatorluk, güçlü ordusu ile Federasyonu savunmaya geçmeyi zorlar ve tarafsız Gallia’yı da zengin ragnite madenleri için istila eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikayemiz Gallia sınırında bir kasaba olan Bruhl’un imparatorluk tarafından istilaya uğraması ile başlıyor. Rahmetli General Gunther’in oğlu Welkin Gunther, üvey kız kardeşi Isara ve Bruhl şehrinin devriye kaptanı Alicia Melchihott, imparatorluk askerlerine karşı koyarak şehirden kaçmayı başarırlar. Kısa süre sonra “savaşı sona erdirmek” düşüncesiyle Militia adı verilen Gallia ordusuna katılırlar. Burada yeni kurulan Ekip 7’ye transfer olan üçlü, yeni arkadaşlar edinerek imparatorluğa karşı savaşmaya başlarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Valkyria Chronicles senaryo bakımından ilk başta biraz basit gibi görünse de aslında öyle değil. Yaşanan savaşların yanında Valkyria’nın gizemleri, Darcsen’ler, Gallia’yı istila eden imparatorun oğlu Maximillan’ın gerçek hedefi gibi içinde senaryoyu heyecanlandıracak çeşitli unsurlar barındırıyor. Ayrıca savaşlar sırasında Welkin’in ekibi ile kullandığı taktikleri izlemek oldukça zevkli oluyor. Öte yandan ise ortalara gelindiğinde, yani 12. ile 17. bölümler arası açıkçası bana biraz doldurma gibi geldi. Çünkü o heyecanlı savaşlar, gizemler gidiyor ve yerini Ekip 7 içinde olanlar, işte arkadaşlıklar, komiklikler gibi şeyler alıyor. Ve bu durum çok uzatıldığı için ana senaryodan bir süre sonra kopuyorsunuz. Neyse ki anime sonlara doğru toparlanıyor ve tatmin edici, güzel bir son ile sona eriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Animenin çizimleri ortalamanın üzerinde. Sürekli savaş alanında bulunsak da yumuşak çizimler kullanılmış. Demek istediğim, kan ve şiddet minimum düzeyde tutulmaya çalışılmış. Karakter çizimleri ise hem güzel hem de ilginç. İlginç diyorum çünkü karakterler üzerinde suluboya tablolarındaki gibi çizgiler kullanılmış. Ne demek istediğimi izlediğinizde daha iyi anlayabilirsiniz. Ayrıca mini etekli asker de ilk defa görüyorum. Kızlarımız minileri ile ve ne miğfer ne de başka bir koruma kalkanı olmadan dalıveriyorlar savaşa ve attığını da vuruyorlar. 26 bölüm boyunca Alicia’nın baldırlarını ezberledim diyebilirim:) Animenin müzikleri de gayet başarılı. Seride iki açılış ve kapanış parçası bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak Valkyria Chronicles izlenebilirliği yüksek, sıkmayan, eğlenceli bir yapım. Eğer meydan muharebelerinden, silah tutan kızlardan hoşlanıyorsanız tam size göre.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-G__F3Y_nxR0/ThMbifxuj8I/AAAAAAAACwk/pd8Gu4RK2dM/s1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 126px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-G__F3Y_nxR0/ThMbifxuj8I/AAAAAAAACwk/pd8Gu4RK2dM/s200/2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5625870638975455170" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-4624049535532564677?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/4624049535532564677/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/07/valkyria-chronicles.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/4624049535532564677'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/4624049535532564677'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/07/valkyria-chronicles.html' title='Valkyria Chronicles'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-H4g8GcN2l40/ThMbh4huDSI/AAAAAAAACwc/FxGwLZdeiUI/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-5358185746215245900</id><published>2011-06-24T18:33:00.002+03:00</published><updated>2011-06-24T18:36:06.933+03:00</updated><title type='text'>Giant Killing</title><content type='html'>Yönetmen: Yuu Kou&lt;br /&gt;Stüdyo: Studio Deen&lt;br /&gt;Tür: Spor&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2010&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 26&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/9&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-xZMDSqzHwzM/TgSun1iADZI/AAAAAAAACwA/Ljtkm_aF5oI/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 142px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-xZMDSqzHwzM/TgSun1iADZI/AAAAAAAACwA/Ljtkm_aF5oI/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5621810234273041810" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Japonya 1. liginde mücadele eden East Tokyo United (ETU), birkaç yıldır lige zor tutunabilmektedir. Daha da kötüsü, ETU’nun ateşli taraftarı artık takımını yalnız bırakmaya başlamıştır. Bunun üzerine kulüp yönetimi yeni sezon için yeni bir teknik direktör arayışına girer ve İngiltere’de amatör bir takımı çalıştıran, hatta bu takımı FA Kupası’nda (bizim Türkiye kupası gibi, her takımın katılma hakkı var) ilk 32 arasına sokmayı başaran Takeshi Tatsumi ile anlaşırlar. 35 yaşındak Tatsumi, ETU’nun en parlak yıllarında kulübün oyuncusuydu ve takımdan ayrılışından sonra ETU küme düşmüş, yeniden yükselmesi iki yıllarını almıştır. Tatsumi bu görevi kabul eder ve zayıf takımlar arasında gösterilen ETU’nun başına geçer. Amacı takım oyuncularına güven vererek “Giant Killing”lerini yaşatmaya çalışmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Giant Killing’de anlayacağınız üzere Tatsumi ve ETU adlı futbol kulübünün ligde olan mücadeleleri konu alınıyor. Bu mücadele oldukça gerçekçi bir çizgide ilerliyor. Oynanılan futbol, stratejiler, goller, hepsi mantık çizgisinde ilerliyor. Yani Giant Killing’i bir Captain Tsubasa sanmayın. Bu animede üstün kaplan şutları, uçan oyuncular falan yok. Elbette ufak tefek aykırılıklar var ama o kadarı da olur. Yoksa açar NTV’yi normal maç izlerdik:) Bunun yanında Tatsumi’nin futbolcuları ile olan ilişkisi, davranışları ve diğer teknik adamlarla verdiği psikolojik savaş gerçekten izlemeye değer. Atmosfer bakımından tek kusuru maç esnasında bazı konuşmalar fazla uzatılıyor ve heyecanınız kaybolabiliyor. Animenin sonu ise açık uçlu olsa da tatminkâr bir sonla bitiyor. Sonuçta mangası hala devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Giant Killing’te çizimler gerçekten harika. Stadyum detayları, arka planlar, kamera açıları olsun maçlara harika bir tat katmış. Tek kusuru, karakterlerin yan profilden burunları çok uzun ve sivri. Müzikleri ve seslendirmeleri ise muhteşem. Özellikle seslendirmeler mükemmel. Taraftarın tezahüratları ve yabancı teknik adamların kendi dillerinde konuşmaları gerçekten akıllıca işlenmiş bir detay. Bunun sayesinde animede Fransızca, İngilizce ve Hollandaca konuşmalara şahit olabiliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özetle Giant Killing eğlenceli, gerçekçi ve izlenebilirliği yüksek futbol temalı bir anime. Sonu açık olsa da futbol seven herkesin izlemesini tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-HnIcnm7ZRV4/TgSuomrs9zI/AAAAAAAACwQ/ezgITvEur24/s1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 190px; height: 121px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-HnIcnm7ZRV4/TgSuomrs9zI/AAAAAAAACwQ/ezgITvEur24/s200/2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5621810247467071282" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-Wksnh6CFnsE/TgSuoKo8LpI/AAAAAAAACwI/WXYFxJOvOHg/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 190px; height: 121px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-Wksnh6CFnsE/TgSuoKo8LpI/AAAAAAAACwI/WXYFxJOvOHg/s200/1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5621810239939292818" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-5358185746215245900?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/5358185746215245900/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/06/giant-killing.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/5358185746215245900'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/5358185746215245900'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/06/giant-killing.html' title='Giant Killing'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-xZMDSqzHwzM/TgSun1iADZI/AAAAAAAACwA/Ljtkm_aF5oI/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-6200549283012538599</id><published>2011-06-16T15:26:00.002+03:00</published><updated>2011-06-16T15:31:47.697+03:00</updated><title type='text'>Moonlight Mile</title><content type='html'>Yönetmen: Iku Suzuki&lt;br /&gt;Stüdyo: Studio Hibari&lt;br /&gt;Tür: Bilimkurgu, Uzay, Dram&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2007&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 12 + 14&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/7.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-Yu9JADs1vOc/Tfn23_9Z6wI/AAAAAAAACvw/AfOsomxUeDs/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 134px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-Yu9JADs1vOc/Tfn23_9Z6wI/AAAAAAAACvw/AfOsomxUeDs/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5618793452043627266" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ay yüzeyinde Helyum 3 adı verilen yeni bir enerji kaynağı keşfedilir. Bu enerji kaynağı ile dünyanın yaklaşık 1000 yıllık elektrik ve enerji ihtiyacının giderilmesi planlanmaktadır. Bu yüzden 16 ülkenin katılımı ile ISA (International Space Agency) yani Uluslararası Uzay Ajansı kurulur. Amaç ayda bir üs kurup bu enerjiyi dünya için kullanmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ISA’da bu olaylar yaşanırken Goro Saruwatori ve Lostman lakaplı Jack Woodbridge Everest Dağı’nın zirvesine tırmanmaktadırlar. Dünyanın en yüksek tepesine ulaştıklarında uzaydaki ISA istasyonunu görürler. Dünyada tırmanacak daha yüksek bir yerin kalmadığını düşünen iki arkadaş, ISA ve ay programına katılmaya karar verir. Goro inşaat mühendisi olarak ve Lostman da pilot olarak ISA’ya başvurur ve önce uzaya, ardından aya gitme macerası başlamış olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Moonlight Mile adlı anime oldukça gerçekçi bir çizgide ilerliyor ve animede anlatılanlar aslında gelecekte olabilecek şeyler. İlk sezon bayağı bir heyecanlı başlıyor. Japon Goro ve Amerikalı Lostman’nın uzaya çıkmak için hazırlanmaları, NASA programlarına katılmaları, su altında antrenman yapmaları gibi birbirinden ilginç konular üzerinde duruyor. Elbette uzaya çıktıktan sonra da iş bitmiyor. ISA istasyonunda yaşananlar, daima ölümle burun buruna geçen zaman seriye ayrı bir hava katıyor. İkinci sezon ise ilk sezonun hemen bittiği yerden devam etmesine karşın artık aynı tadı alamıyorsunuz. Demek istediğim, ikinci sezon ilk sezona herhangi bir yenilik katmıyor ve bir süre sonra sanki anime kendini tekrarlıyormuş hissi veriyor. Tamam, anime gerçekçilik çizgisinde ilerliyor ama uzay istasyonu bile olsa bozulmasını iki kere izlemek sıkıcı olabiliyor. Yaşattığı atmosfer kötü değil ama insan izlerken heyecanlanmıyor da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Animenin çizimleri çok başarılı. Özellikle arka planda kullanılan üç boyutlu efektler çok başarılı. Çizimler ile ilgili tek sıkıntım, siyahi arkadaşlarımız pek güzel olmamış. Deri renkleri gri renk ve alınmasınlar ama diğer karakterlerin yanında çoğu ucube gibi duruyor. Müzikleri ise hani dünya savaşı temalı filmlerdeki müzikler olur ya, işte öyleler. Fena da değiller. İki sezonun da açılışları aynı ve açıkçası pek güzel değiller. Kapanışlar ise orta seviyede.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası Moonlight Mile’ın ikinci sezonunun çevrilmesini uzun bir süre bekledim ve çevrildikten sonra nihayet seriye başladım. Lakin pek umduğum gibi, bir Planetes gibi çıkmadı. Konusu güzel ama heyecan yok. Uzay temalı animelerden hoşlanıyorsanız önerebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-CVLsD4XhsgQ/Tfn24M5DxlI/AAAAAAAACv4/4nRD4GdzhtE/s1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 126px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-CVLsD4XhsgQ/Tfn24M5DxlI/AAAAAAAACv4/4nRD4GdzhtE/s200/2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5618793455515059794" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-6200549283012538599?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/6200549283012538599/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/06/moonlight-mile.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/6200549283012538599'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/6200549283012538599'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/06/moonlight-mile.html' title='Moonlight Mile'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-Yu9JADs1vOc/Tfn23_9Z6wI/AAAAAAAACvw/AfOsomxUeDs/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-1437828510762411144</id><published>2011-06-06T21:09:00.002+03:00</published><updated>2011-06-06T21:13:20.327+03:00</updated><title type='text'>Detroit Metal City</title><content type='html'>Yönetmen: Hiroshi Nagahama&lt;br /&gt;Stüdyo: Studio 4C&lt;br /&gt;Tür: Komedi, Müzik&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2008&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 12&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/9&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-9fAM-UZSjHA/Te0YUeMiFVI/AAAAAAAACu4/yfBa-olUs-w/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 146px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-9fAM-UZSjHA/Te0YUeMiFVI/AAAAAAAACu4/yfBa-olUs-w/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5615171050382955858" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Detroit Metal City veya kısa DMC, 2008 yılında çıkmış bir OVA (Original Video Animation) serisidir ve her bölümü 13 dakikadan oluşmaktadır. TAF 2009’da (Tokyo International Anime Fair) OVA dalında en iyi eser seçilen DMC adını KISS adlı grubun Detroit Rock City adlı singlesinden almıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soichi Negishi genç ve çekingen bir çocuktur. Okumak için Tokyo’ya gitmiştir ve en büyük hayali pop yıldızı olmaktır. Fakat kaderin onun için başka planları vardır. Genç Negishi her nasıl olmuşsa Detroit Metal City’nin bestecisi ve vokalisti olmuştur. DMC, bir heavy metal grubudur ve Negishi’nin canlandırdığı solist Johannes 2. Krauser cehennemden kaçan bir terörist, genç yaşta annesini ve babasını öldüren, öldürdükten sonra tecavüz eden, iblis kral vs. olarak tanımlanmaktadır. Yani anlayacağınız Negishi sahnede tamamen karakterinin zıddı bir adam kılığına girmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DMC’nin aslında öyle belli bir konusu yok. Her bölüm DMC’nin giderek daha popüler oluşunu ve Negishi’nin komik hayatını izliyoruz. Her bölüm farklı bir konuyu ele alıyor, yani akıcı bir hikaye yok. Önde tutulan daha çok mizah ve argo. Hatta hayatımda izlediğim en küfürlü anime DMC. Peki bu kötü mü? Bence hayır çünkü animeyi izlenir kılan bu unsurlar. Konuşmaların çoğunda kopuyorsunuz ve mizah unsuru çok güzel işlenmiş. Negishi’nin Krauser olarak yaptıkları gerçekten inanılmaz. Sahne şovları, absürtlükleri gerçekten izlemeye değer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Animenin en kötü yanı ise çizimleri. Birkaç sahne performansı hariç görüntü daima kare veya dikdörtgen şeklinde. Anlatması biraz zor, bir manga düşünün ve bir resim karesini alarak ekrana yapıştırın. İşte DMC’de de çizimler böyle, manga gibi. Alttaki resimlerden daha iyi anlayabilirsiniz. Karakter çizimleri de açıkçası pek güzel değil. Neden böyle bir yola başvurulmuş bilmem (belki kolaylarına gelmiştir) ama keşke böyle yapmasalarmış. İlk bakışta bu çizimlere alışmak gerçekten zor. Müzikleri ise on numara. Aslında öyle ağır heavy metal müziği değil yaptıkları ama sözleri gerçekten ilginç. Özellikle açılış parçası da olan Satsugai şahane:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak Detroit Metal City sadece eğlenmek amacı ile izlenebilecek kısa bir ova seri. Ben izledim ve çok güldüm. Ayrıca kesinlikle +18 bir animedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-7KvjzJ6xR9c/Te0YUlb0ZpI/AAAAAAAACvA/LwZbfzw91cM/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 194px; height: 119px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-7KvjzJ6xR9c/Te0YUlb0ZpI/AAAAAAAACvA/LwZbfzw91cM/s200/1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5615171052326119058" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-7KvjzJ6xR9c/Te0YUlb0ZpI/AAAAAAAACvA/LwZbfzw91cM/s1600/1.jpg"&gt;  &lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-IZs29V6nio4/Te0YUxAJ0CI/AAAAAAAACvI/ftmA_IhBnfw/s1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 195px; height: 119px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-IZs29V6nio4/Te0YUxAJ0CI/AAAAAAAACvI/ftmA_IhBnfw/s200/2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5615171055431307298" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-1437828510762411144?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/1437828510762411144/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/06/detroit-metal-city.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/1437828510762411144'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/1437828510762411144'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/06/detroit-metal-city.html' title='Detroit Metal City'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-9fAM-UZSjHA/Te0YUeMiFVI/AAAAAAAACu4/yfBa-olUs-w/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-7485784320729095721</id><published>2011-06-04T02:13:00.001+03:00</published><updated>2011-06-04T02:15:09.447+03:00</updated><title type='text'>Kimi ni Todoke</title><content type='html'>Yönetmen: Hiro Kaburaki&lt;br /&gt;Stüdyo: Production I.G.&lt;br /&gt;Tür: Komedi, Okul, Romantizm&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2009&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 25 + 12&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/8&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-YMVBRRjxbjw/Telq1KGjn5I/AAAAAAAACuk/H6yk8zZMQtc/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 200px; height: 109px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-YMVBRRjxbjw/Telq1KGjn5I/AAAAAAAACuk/H6yk8zZMQtc/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5614135871971499922" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi ni Todoke, Sawako Kuronoma adlı liseye başlayan bir kızın okul hayatını ve arkadaş ilişkilerini konu alıyor. Sawako, Halka adlı filmdeki (tabi orijinal Japon versiyonundaki) Sadako’ya benzediğinden ona Sadako lakabı takılmıştır. Bu benzerlikten dolayı Sawako sürekli yanlış anlaşılmalara maruz kalmıştır. Öyle ki, Sawako’nun insanları lanetleyebileceği ve hayaletleri görebileceği dilden dile dolanmıştır. Bu tür yanlışlıklardan dolayı Sawako içine kapanık, insanlarla iletişim kurmakta zorlanan ama elinden geleni de yapmaya çalışan birisidir. Buna rağmen liseye başladığında Ayane ve Chizuru ile arkadaş olmayı başarır ve ilk olarak hayranlık beslediği fakat daha sonra aşık olduğunu fark ettiği Kazehaya ile de samimiyetini arttırmaya başlar. Nitekim seri boyunca Sawako’nun arkadaşları ile yaşadıklarını, Kazehaya ile olan ilişkisini kimi zaman komik, kimi zaman ciddi bir şekilde izliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi ni Todoke’nin ikinci sezonu da ilkinin bıraktığı yerden devam ediyor. Çok büyük bir yenilik katmayan (birkaç karakter dışında) ikinci sezon daha açıkçası birinci sezona çok benziyor ve sanki tekrarı olmuş gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçerik olarak Kimi ni Todoke klasik okullu, komedili ama romantik yönü daha ağır basan animeler arasına giriyor. Animede ortam genelde eğlenceli geçiyor fakat bazı şeyleri biraz fazla uzatmışlar. Örneğin bir olay meydana geliyor ve bu olay uzatılabildiği kadar (özellikle Sawako’nun kendi kendine olan iç konuşmaları ile) uzatılıyor. Ayrıca yine Sawako değişik ve ilginç bir karakter olmasına rağmen bazen bana mı öyle geldi bilmem ama aşırı aptalmış gibi davranıyor. Hal ve tutumları ile değil ama düşünceleri yüzünden birkaç kez ekrana “salak” diye bağırmışlığım var:) Yani demek istediğim bazen çok kasıntı davranıyor. Bunlara karşın animenin espri ve mizah anlayışı sağlam. Kahkahalar ile beni güldürmeyi başaran birçok sahnesi mevcut. İkinci sezonu ise dediğim gibi birin tekrarı gibi çünkü (biraz spoiler olacak gibi) Sawako ile Kazehaya’nın ilişkileri sanki o kadar şey olmamış gibi aniden başa dönüyor ve ilk serideki Kurumi yerine de Kento Miura gelmiş gibi. Açıkçası ikinci sezon sadece 12 bölüm ve bana biraz gereksiz geldi. Bu arada, Kimi ni Todoke’nin mangası hala devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Animenin en büyük artılarından biri de çizimleri. Özellikle karakter çizimleri çok hoşuma gitti. Karakterler öyle abartılı, kocaman gözlü anime karakterleri değil ve bilhassa yüz hatları çok hoş. “Chibilik” efektleri de yerli yerinde kullanılmış ve seriye cuk oturmuş. Müzikleri öyle ahım şahım değil ama animeye de yakışmışlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özetle Kimi ni Todoke izlediğim en iyi okul içerikli anime değil ama iyiler arasına girmeyi de hak ediyor. Romantik yönü ağır basan okul temalı bir anime arıyorsanız Kimi ni Todoke’yi önerebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-BV4osZOvTts/Telq1q35aII/AAAAAAAACuw/LjNY7HBsM_o/s1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 200px; height: 127px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-BV4osZOvTts/Telq1q35aII/AAAAAAAACuw/LjNY7HBsM_o/s200/2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5614135880768383106" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-7485784320729095721?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/7485784320729095721/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/06/kimi-ni-todoke.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/7485784320729095721'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/7485784320729095721'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/06/kimi-ni-todoke.html' title='Kimi ni Todoke'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-YMVBRRjxbjw/Telq1KGjn5I/AAAAAAAACuk/H6yk8zZMQtc/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-7010432164066643718</id><published>2011-05-22T16:56:00.001+03:00</published><updated>2011-05-22T16:59:15.010+03:00</updated><title type='text'>Shura no Toki</title><content type='html'>Yönetmen: Shin Misawa&lt;br /&gt;Stüdyo: Studio Comet&lt;br /&gt;Tür: Aksiyon, Tarihi&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2004&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 26&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/7&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-e1YJyvNzjZU/TdkWkhaPQaI/AAAAAAAACtU/6H83NRstbC0/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 168px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-e1YJyvNzjZU/TdkWkhaPQaI/AAAAAAAACtU/6H83NRstbC0/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5609539627566186914" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efsaneye göre Heian döneminde silahsız dövüşen cesur savaşçılar varmış. Herkesçe korkulan ve saygı duyulan bu savaşçılar Mutsu klanından geliyordu ve kullandıkları tekniğin adı Mutsu Emmei Tekniğiydi. Shura no Toki, bizlere Mutsu klanından gelen üç farklı kuşağın maceralarını anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anime ilk olarak Edo döneminde, tahminen 1615 yılları civarında başlıyor. Animenin ilk bölümü Yakumo Mutsu etrafında gelişiyor. Shiori adında erkek gibi giyinen bir kıza korumalık yapmaya başlaması, Miyamoto Musashi ile olan mücadelesi işleniyor. İkinci bölüm ise yirmi yıl sonrasını konu alıyor. Bu sefer kahraman Yakumo’nun oğlu Takato Mutsu oluyor. Olaylar İmparator Iemitsu için düzenlenen özel turnuvayı konu alıyor. Son kısım ise Bakumatsu döneminde, yani yaklaşık 250 yıl sonrada geçiyor. Bu dönemde kılıç artık yerini baruta bırakmaya başlamıştır ve Japonya’da iç savaş yaşanmaktadır. Bu bölümün kahramanı da Izumi Mutsu. Bu bölümde Ryoma Sakamoto ile Izumi Mutsu’nun imparatora karşı verdikleri mücadele konu alınmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstteki paragrafımda bahsettiğim gibi Shura no Toki adlı anime içinde üçe ayrılmış durumda. Fakat ben senaryonun tek bir Mutsu etrafında gelişmesini isterdim. Çünkü tam senaryoya, karakterlere alışıyorsunuz her şey değişiveriyor ve bir kopukluk yaşanıyor. Üstelik birçok dövüş askıda kalıyor. Öte yandan Japon tarihinin en ünlü kılıç ustaları Shura no Toki’de karşımıza çıkıyor. Miyamoto Musashi’den Jubei Yagyu’ya, Ryoma Sakamoto’dan Shinsengumi’nin meşhur Toshio Hijikata ve Soji Okita’sına kadar birçok samurayı izleme fırsatı buluyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Animenin atmosferi ve hikayelerin işlenişi ise orta şekerli. Yani ne çok iyi, ne de çok kötü. Anime dövüş üzerine kurulmuş ama pek bir heyecan vermiyor. Dövüş sahneleri aslında çok güzel ama Mutsu’ların asla yenilmeyeceğini daha ilk bölümden tahmin edebiliyorsunuz. Gerçek tarih ile kurgu ise güzel harmanlanmış. Anime bizlere her önemli olayın ardında bir Mutsu’nun olduğunu anlatmaya çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Shura no Toki teknik bakımdan bana göre zayıf bir anime. Çizimleri eski duruyor (daha doğrusu karakter çizimleri) ve bana Rurouni Kenshin’i hatırlattı. Açıkçası karakterler hiç karizmatik değil ve çoğu birbirine benziyor. Müzikler de aynı şekilde kötü. Bölümler esnasında çalan arka plan müzikleri idare eder ama açılış ve kapanış parçası hiç yakışmamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında Shura no Toki ilginç bir anime ve çok daha iyi olabilirmiş. Senaryonun üçe bölünmüş olması ve karakter çizimleri en büyük eksisi. Buna rağmen hoş bir içeriğe sahip ve zaman geçirmek için izlenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-IoAzN49iSPw/TdkWk72WCLI/AAAAAAAACtc/gEwCiU-Zm50/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 200px; height: 164px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-IoAzN49iSPw/TdkWk72WCLI/AAAAAAAACtc/gEwCiU-Zm50/s200/1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5609539634663393458" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-7010432164066643718?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/7010432164066643718/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/05/shura-no-toki.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/7010432164066643718'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/7010432164066643718'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/05/shura-no-toki.html' title='Shura no Toki'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-e1YJyvNzjZU/TdkWkhaPQaI/AAAAAAAACtU/6H83NRstbC0/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-3006039683144302614</id><published>2011-05-14T01:58:00.005+03:00</published><updated>2011-05-30T01:10:30.207+03:00</updated><title type='text'>Aoi Bungaku Series</title><content type='html'>Yönetmen: Morio Asaka, Tetsuro Araki, Shigeyuki Miya, Ryosuke Nakamura, Atsuka Ishizuka&lt;br /&gt;Stüdyo: Madhouse Studios&lt;br /&gt;Tür: Dram&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2009&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 12&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/9&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-LpDB3GPGifk/Tc239TWHk0I/AAAAAAAACss/uYDJlcD6oSc/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 200px; height: 123px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-LpDB3GPGifk/Tc239TWHk0I/AAAAAAAACss/uYDJlcD6oSc/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5606339374939083586" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aoi Bungaku Series, yani Blue Literature Series, yani Mavi Edebiyat Serisi adlı anime içinde farklı altı adet konu barındırıyor. “Sanat eserleri mavidir” sloganı ile yola çıkan anime, bizlere Japon edebiyatının dört farklı yazarının altı farklı eserinin anime versiyonunu sunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dediğim gibi, 12 bölümlük anime içinde altıya bölünmüş durumda ve her birinin konusu ayrı. Kısaca konulardan bahsedecek olursam;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;No Longer Human (Ningen Shikkaku):&lt;/span&gt; Osamu Dazai’ya ait olan bu eserde zengin bir aileden gelen bir gencin hayatının nasıl anlamsızlaştığını ve kendisinin insanlıktan giderek nasıl uzaklaştığı anlatılıyor. Bu eser animenin ilk dört bölümünü oluşturuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;In the Forest, Under Cherries in Full Bloom (Sakura no Mori no Mankai no Shita):&lt;/span&gt; Uzun adıyla Ango Sakaguchi’nin bu eseri 12. yüzyılda geçiyor ve dağlarda yaşayan bir hırsız ile güzel bir kadının aşkını anlatıyor. 5. ve 6. bölüm bu esere yer veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kokoro:&lt;/span&gt; Natsume Soseki’nin eseri 1914 yılında geçiyor. Tokyo’da dul bir kadının ve kızının evinde kiracı olarak yaşayan genç bir adam, evde yaşaması için eskiden beri tanıdığı uzun, yapılı ve içine kapanık arkadaşını da davet eder. Fakat bu adam evin kızına aşık olur ve iki arkadaşın arası açılmaya başlar. 7. ve 8. bölüm Kokoro’ya ait.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Run Melos! (Hashir&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;e, Melos!):&lt;/span&gt; Yine Osamu Dazai’ya ait olan bu eserde Takada adındaki senaryo yazarından Run Melos adındaki ve yunan mitolojisine dayanan eserin tiyatroya uyarlanması istenir. Fakat Takada senaryoyu yazdıkça kendi anıları da aklına gelir. Run Melos! 9. ve 10. bölümden oluşuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;The Spider's Thread (Kumo no Ito):&lt;/span&gt; Eserin sahibi Ryunosuke Akutagawa. Hayali ve fantastik bir şehirde Kandata adındaki azılı suçlu terör estirmektedir. Nitekim sonunda ele geçirilir ve kral tarafından idam edilir. Kandata cehenneme düşer ama tepede süzülen bir ışık huzmesinden bir örümcek ağı önüne düşer. Bu ağıyı atan örümceği Kandata yaşarken öldürmemiştir ve bu  Kantada’nın hayatında iyi olarak yaptığı tek şeydir. 11. bölüm bu esere ait.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hell Screen (Jigoku Hen):&lt;/span&gt; Eser sahibi yine Ryunosuke Agutawa’dır ve aslında bu bölüm 11. bölümle bağlantılı olarak sunulmuştur. Yine aynı fantastik şehirde yaşayan ve bir ressam olan Yoshihide’den kral kabrinin bulunduğu kulenin duvarlarına şehrini çizmesini ister. Lakin Yoshihide’nin şehirde gördüğü tek şey acı ve ıstırap,  yani cehennemdir. Son bölüm Hell Screen’den oluşmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aoi Bungaku Series’de klasik Japon eserlerinden altı tanesi anime olarak karşımıza çıkıyor ve yukarıda konularını kısaca özetledim. Doğal olarak konular farklı olunca her birinin atmosferi, geçtiği zaman dilimi, işlenişi ve hatta az sonra bahsedeceğim çizimleri de farklı. Benim favorim Cherries in full Bloom çünkü hem rengârenk çizimleri, hem ilginç konusu ile en çok o dikkatimi çekti. Bir dağ adamının âşık olunca her şeyi yapabileceği, hiçbir şeyden korkmayan bir adamın kiraz ağacından nasıl ve neden korktuğu çok güzel anlatılmış. İkinci sıram Run Melos’a ait. Hem sahne oyunu hem gerçeklik bir arada çok güzel işlenmiş. Üçüncülüğü ve dördüncülüğü Agutawa’nın eserlerine, Spiders Thread ve Hell Screen’e verdim. Hem Kantada’nın hem de Yoshihide’nin hikâyesi, rengarenk çizimleri ile birleşince güzel bir yapım çıkıvermiş. Beşinci sıraya Kokoro’ya koydum çünkü ikinci bölümü bence gereksizdi. Son sıraya ise animenin en uzunu, ilk dört bölümüne sahip olan No Longer Human’a koydum. Bana göre konusu çok ağır ve yavaş ilerliyor. Karanlık çizimlerle de birleşince pek sevemedim. İlk No Longer Human’la karşılaşınca acaba tüm anime böyle midir diye endişelendim ama neyse ki asıl güzeller ondan sonra geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Animenin çizimlerine gelirsek; yukarıda fark ettiyseniz animenin beş farklı yönetmeni var. Dolayısıyla nasıl içerik farklı ise çizimler de o kadar farklılık gösteriyor. No Longer Human’ın çizimleri gerçekçi ama karanlık, mat ve kimi zaman buğulular. Buna karşın Cherries in Full Bloom’da rengârenk çizimler kullanılmış ve karakterler tam anime karakterlerine dönüştürülmüş. Kokoro’da ise yine gerçekçi çizimlere geçilmiş ama No Longer Human’daki gibi karanlık bir ortam yaratılmamış. Run Melos’un çizimleri de Kokoro’ya çok benziyor. Tek fark karakterler diyebilirim. Spiders Thread ile Hell Screen ise bambaşka bir âlem. Rengârenk ve fantastik bir ortam yaratılmış ve doğal olarak karakterleri de ona göre. Altta her bir serinin ayrı olarak resmini koydum. Rahatça inceleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aoi Bungaku Series’in müzikleri de çok güzel ama animenin bir açılışı yok. Onun yerine Sakai Masato (kapaktaki adam) adında aktör olan bir abimiz ekrana geliyor ve bize gerekli bilgileri veriyor. Hani eskiden Gizli Dünyalar gibi programlar vardı, orada da bir bey amca çıkar ve içerik hakkında bizi bilgilendirir ve konuya geçirdik. Aynı şey burada da geçerli. Sakai Masato ilk olarak eser sahibini tanıtıyor ve ne şartlar altında, o zamanki ruh hali nasıldı, eseri ne zaman yazdı, hayatından kesitler sundu mu vs. gibi ilginç bilgiler veriyor ve bize eseri izlemesi kalıyor. İlk olarak garibime gitti ama çok da güzel yapmışlar. Kapanış müziğini ise pek sevmedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak Aoi Bungaku Series ilginç bir yapım ve ilk olarak No Longer Human karşıma çıkınca açıkçası eyvah demiştim ama diğer eserler tüm kuşkumu sildi süpürdü. Anime tamamen yetişkinlere hitap ediyor ve Japon edebiyatının bu altı eserini izlemenizi size tavsiye edebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-jSb3w4TOk2Q/Tc232qbevZI/AAAAAAAACsE/CeVsJiqtFO8/s1600/1%2Bkaranl%25C4%25B1k%2Bve%2Bmat%2B-%2Bno%2Blonger%2Bhuman.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 194px; height: 121px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-jSb3w4TOk2Q/Tc232qbevZI/AAAAAAAACsE/CeVsJiqtFO8/s200/1%2Bkaranl%25C4%25B1k%2Bve%2Bmat%2B-%2Bno%2Blonger%2Bhuman.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5606339260876504466" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-mrF9cLFRxSM/Tc232648-xI/AAAAAAAACsM/53bJzAZApf0/s1600/2%2Bparlak%2Brenkli%2B-%2Bcherry%2Bblossom.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 192px; height: 121px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-mrF9cLFRxSM/Tc232648-xI/AAAAAAAACsM/53bJzAZApf0/s200/2%2Bparlak%2Brenkli%2B-%2Bcherry%2Bblossom.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5606339265295088402" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-d3kKCia6uZs/Tc233EfiQtI/AAAAAAAACsU/PxiPLvbhIok/s1600/3%2Bger%25C3%25A7ek%25C3%25A7i%2Bkokoro.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 192px; height: 123px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-d3kKCia6uZs/Tc233EfiQtI/AAAAAAAACsU/PxiPLvbhIok/s200/3%2Bger%25C3%25A7ek%25C3%25A7i%2Bkokoro.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5606339267872834258" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-V53JoFC0EA0/Tc233v-TUII/AAAAAAAACsc/yLOdSM_6c2k/s1600/4%2Bklasik%2Banime%2Brun%2Bmelos.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 194px; height: 123px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-V53JoFC0EA0/Tc233v-TUII/AAAAAAAACsc/yLOdSM_6c2k/s200/4%2Bklasik%2Banime%2Brun%2Bmelos.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5606339279544602754" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-0Oz1ntocuW8/Tc233waVRJI/AAAAAAAACsk/4oA7DvIqzcs/s1600/5%2Brenrarenk%2B-%2Bhell%2Bve%2Bspider.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 192px; height: 124px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-0Oz1ntocuW8/Tc233waVRJI/AAAAAAAACsk/4oA7DvIqzcs/s200/5%2Brenrarenk%2B-%2Bhell%2Bve%2Bspider.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5606339279662171282" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-3006039683144302614?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/3006039683144302614/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/05/aoi-bungaku-series.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/3006039683144302614'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/3006039683144302614'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/05/aoi-bungaku-series.html' title='Aoi Bungaku Series'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-LpDB3GPGifk/Tc239TWHk0I/AAAAAAAACss/uYDJlcD6oSc/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-2592016252863029995</id><published>2011-05-08T17:41:00.002+03:00</published><updated>2011-05-08T17:43:56.296+03:00</updated><title type='text'>Eureka Seven</title><content type='html'>Yönetmen: Tomoki Kyoda&lt;br /&gt;Stüdyo: Bones&lt;br /&gt;Tür: Macera, Dram, Mecha&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2005&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 50&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/8.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-9LIGcsnpd0A/Tcar00Rq9ZI/AAAAAAAACrM/k6HTLle3ZAs/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 200px; height: 150px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-9LIGcsnpd0A/Tcar00Rq9ZI/AAAAAAAACrM/k6HTLle3ZAs/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604355710183470482" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elli bölümlük serinin kahramanının adı Renton Thurston. Mekanik olan dedesi Axel Thurston ile beraber Bell Forest adında, ufak bir şehirde yaşamaktadır. Bu arada, Renton’un babası dünyayı kurtarmak için kendisini feda eden ünlü bilim adamı Adroc Thurston’dur. Bu yüzden Renton sürekli babasının gölgesinde kalmaktadır. Renton, Bell Forest’teki hayatından hiç memnun değildir. Lifting yapmayı (sörf yapmanın havadaki versiyonu) çok sevmektedir fakat Bell Forest’teki arazi buna hiç uygun değildir. Lifting’i biraz daha açacak olursam; Eurke Seven’in dünyasında denizde nasıl dalga varsa, gökte trapar adı verilen ve gözle görülmeyen dalgalar bulunmaktadır. Bu dalgalar sayesinde insanlar havada sörf yapabilmekte ve gemiler uçabilmektedir. Renton’un tek hayali vardır. İdolü olan Holland liderliğindeki asi gemi Gekkostate’nin bir üyesi olmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Renton’un hayallerindeki fırsat deyim yerindeyse kafasına gökten düşer. Nirvash adındaki LFO (insan şeklindeki devasa iskeletlerin üzerine yapılmış mekanik takviyelerle uçabilen robot) ve sürücüsü Eureka, Thurston’ların tamirhanesine zorunlu iniş yapar. Eureka, Gekkostate üyesidir ve Renton ilk görüşte ona aşık olmuştur. Axel, Renton’u, Amita Drive adındaki özel parçayı teslim etmek için görevlendirir ve akabinde Renton idolü Holland tarafından Gekkostate’ye davet edilir. Renton hayallerinin gerçek olduğunu sanar. Üstelik aşık olduğu kızla birlikte olabilecektir. Fakat Gekkostate’teki ortam pek beklediği gibi çıkmaz. Gemi, Renton’un hayal ettiği şaşalı ortama sahip değildir ama en azından Eureka ile aynı ortamda bulunabilecektir. Renton başladığı bu macerasında dünya hakkında yeni şeyler, yaşanılan savaşlar ve en önemlisi Eureka hakkında çok önemli bilgiler öğrenecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Traparlar ve LFO’lar hakkında biraz daha detaylı bilgi verecek olursam; Renton ve arkadaşlarının yaşadığı dünyanın tamamı (birkaç irili ufaklı göl) dışında kayalıklardan oluşan bu dünyadır. Scub Coral adı verilen ve trapar denilen hava dalgalarını yaratan varlık da bu dünyayı bir araya tutmaktadır. LFO’lar da yapılan kazılar sırasında bulunan iskelet organizmalardır ve bilim adamları bu iskeletleri makinelerle birleştirerek birer savaş makinesine dönüştürmeyi başarmıştır. Askeriyede LFO’lara KLF de denilmektedir. Fakat bazı özel LFO’ları sadece makinenin seçtiği kişiler kullanabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eureka Seven heyecanlı bir ilk bölümle başlıyor ama bölümler ilerledikçe tempo düşüyor diyebilirim. Fakat ikinci yarıdan, yani 25. bölümden sonra tempo bir hayli artıyor ve esas olayların meydana çıkması ile atmosfer tavan bile yapıyor. Demek istediğim, animenin ilk yarısı ikinci yarısının yanında biraz sönük kalıyor. Bunun en büyük nedeni de kafanıza takılan soru işaretleri. Animeye yeni başlıyorsunuz, insanlar havada sörf yapabiliyor, uçan ilginç robotlar var ve en önemlisi Scub Coral adındaki bir varlıktan söz ediliyor ve size bunların ne olduğu çok sonra anlatılıyor. Yukarıda Scub Coral hakkında biraz bahsettim ama bu bahsettiklerim sadece minik bir kısmı, bu yüzden spoiler sanmayın. Esas merak edilen, yani Eureka Seven’in geçtiği evren, yaşadıkları dünya hakkında size yeterince bilgi verilmiyor ve bazı şeyleri bu yüzden mantıksız bulabiliyorsunuz. Ama dediğim gibi tüm bu sorular ikinci yarıda cevap bulunca her şey yerli yerine oturuyor ve olayları anlamaya başlıyorsunuz. Durum böyle olunca anime çok daha eğlenceli oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Animenin en büyük artısı şüphesiz karakter sayısı. Renton da dahil yaklaşık 18 Gekkostate üyesinin yanında birçok karakter animede mevcut. Bu yüzden animede sıcak bir ortam var. İzlerken yalnızlık hissetmiyorsunuz. Bir büyük artısı da çizimleri. Animenin çizimleri benim çok hoşuma gitti. Müziklerinin de çizimlerinden aşağı kalır yanı yok. Animede dört adet opening ve ending bulunmakta. Son opening hariç ben hepsini beğendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özetle Eureka Seven size ilk başlarda karışık gelebilir ama sabredip devamını getirirseniz emin olun bunun karşılığını fazlası ile alıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eurka Seven’nin ayrıca alternatif senaryosu ile 2009 yapımı bir filmi de bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-ALpd6FnUBeU/Tcar1NbMY_I/AAAAAAAACrU/D9OYfoB6u-w/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 192px; height: 157px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-ALpd6FnUBeU/Tcar1NbMY_I/AAAAAAAACrU/D9OYfoB6u-w/s200/1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604355716934296562" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-MVdIc5Xt_-g/Tcar1VUHCEI/AAAAAAAACrc/645k4l7vHM8/s1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 193px; height: 157px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-MVdIc5Xt_-g/Tcar1VUHCEI/AAAAAAAACrc/645k4l7vHM8/s200/2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604355719052068930" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-2592016252863029995?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/2592016252863029995/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/05/eureka-seven.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/2592016252863029995'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/2592016252863029995'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/05/eureka-seven.html' title='Eureka Seven'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-9LIGcsnpd0A/Tcar00Rq9ZI/AAAAAAAACrM/k6HTLle3ZAs/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-4190610860848403330</id><published>2011-04-16T18:20:00.001+03:00</published><updated>2011-04-16T18:21:44.549+03:00</updated><title type='text'>Bakuman</title><content type='html'>Yönetmen: Kenichi Kasai&lt;br /&gt;Stüdyo: J.C. Staff&lt;br /&gt;Tür: Dram, Komedi, Günlük Hayat&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2010&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 25&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/8&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-Sc4Qgo45plw/Tamz5JwCKtI/AAAAAAAACoc/QFY1td3kyyY/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 200px; height: 150px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-Sc4Qgo45plw/Tamz5JwCKtI/AAAAAAAACoc/QFY1td3kyyY/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5596201806435855058" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masahiro Moritaka, orta sona giden, çok güzel çizimler yapabilen sıradan bir öğrencidir. Masahiro daha henüz ufak bir çocukken ölen amcası bir mangakadır ve Masahiro da amcası ölene kadar mangaka olma hayali kurmuş ama amcasının ölümü ile bu hayali bırakmıştır. Günün birinde Masahiro, dersin ortasında hoşlandığı kız olan Miho Azuki’nin resmini çizer ve resmi çizdiği defteri okulda unutur. Masahiro doğal olarak defteri almak için okula geri döner ama sınıfta, elinde Masahiro’nun defteri ile sınıf arkadaşı Takagi Akito beklemektedir. Takagi, okulun en zeki öğrencilerindendir fakat böyle zeki bir öğrenciden beklenmeyecek bir şekilde Takagi, Masahiro’ya mangakalık teklif eder. Öyle ki, Takagi hikâyeleri yazacak, Masahiro çizecektir. Şaşıran Masahiro teklifi hemen kabul etmez çünkü aklına sürekli ölen amcası gelmektedir. Fakat Takagi, Masahiro’yu ikna etmenin yolunu bulmuştur. Takagi, Masahiro’yu da yanına alarak Azuki’nin evine gider ve ona mangaka olacaklarını söyler. Azuki buna çok sevinir ve o da bir seyyu (seslendirme sanatçısı, yanlış yazmış olabilirim:) olmak için çok çalışacağını söyler. Masahiro, Azuki’nin bu kadar mutlu olduğunu görünce anında mangaka olmaya karar verir ve bombayı patlatır. Söylediğini göre Masahiro gerçek bir mangaka ve Azuki de profesyonel seslendirme sanatçısı olunca evleneceklerdir. İlginçtir Azuki bu teklifi kabul eder ve Masahiro ile Takagi için uzun ve yorucu bir macera başlamış olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Animenin içeriğinde herhangi bir abartı unsuru, doğaüstü olay bulunmamakta. İki arkadaşın mangaka olmak için ellerinden geleni yapmaları, bin bir zorluğu aşmaya çalışmaları samimi bir şekilde anlatılmış. Bakuman’ı izlerken aslında mangaka olmanın, daha doğrusu gerçek bir mangaka olabilmenin ne kadar zor olabileceğine şahitlik edebiliyorsunuz. Manga dünyasını, çizim tekniklerini, taslak nedir gibi öğeleri, dergi editörleri ve mangakalar arasındaki ilişki, bir manganın serileştirilebilme oranı nedir gibi ilginç şeyleri öğrenebiliyorsunuz. Yani Bakuman’ı izleyince bir Naruto olabilmenin hiç kolay olmadığı çok iyi anlaşılıyor çünkü yüzlerce mangaka adayı eserlerini yayınlatmak için çalışıyor ve sadece çok azı bu şansı yakalayabiliyor ki bir kere yayınlanmakla iş bitmiyor bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakuman’nın yukarıda saydığım artılarının yanında birkaç tanede eksisi var. Daha doğrusu benim beğenmediğim tarafları. Mesela Masahiro ile Azuki arasındaki aşkı hiç beğenmediğim. Hayallerimizi başarana kadar birbirimizle görüşmeyelim, konuşmayalım ne demek? Sevdiğin kız ile yan yana oturuyorsun ama hayır, konuşmak, göz göze gelmek yok. Çok utanıyorlarmış. Tamam, romantik ve saf/çocuksu bir aşk yaratılmak istenmiş ama bana çok saçma geldi. Bunun yanında şimdi bizimkiler eserlerini Jack dergisine (gerçek hayattaki Jump) götürüyor ve oradaki editör çizdikleri türün Jack için ağır olduğunu, yani pek uymadığını söylüyor. Buraya kadar tamam ama yanlışsam düzeltin, Jack veya Jump, bunlar dışında başka dergi mi kalmadı? Niye bizimkiler ille Jack diye diretiyor ve Jack’e uygun manga yazmak için kasıyor, anlam vermedim. Son olarak Nizuma Eiji adlı karakteri pek sevemedim. Kendisinde büyük ihtimalle zekâ geriliği var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakuman’un çizimleri klasik anime çizimleri olsa da (rengârenk saçlar, büyük gözler ve göğüsler) oldukça güzeller. Karakterler biraz gerçekdışı duruyor ama animenin havasına uymuşlar. Tek anlam veremediğim, bu çocuklar anime başladığında ortaokula gidiyor ama maşallah en küçüğü bir seksen boyunda:) Birde Takagi’yi Death Note’daki Light’a benzeten bir tek ben miyim? (Bakuman ve Death Note’un yazar/çizerleri aynı) Animenin bir açılış ve iki kapanışı mevcut ve ben ikisini de sevemedim. Benim tek sevdiğim ilk bölümde ve ortalarda çıkan “Heros Sora Wa Densetsu” adlı neşeli parça. Bakuman’da da tıpkı Genshiken’de gördüğüm gibi anime içinde anime opening uygulaması yapılmış ve çok da hoş olmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak Bakuman’da fazla aksiyon olmadığı için animeyi götüren, atmosferi taşıyan diyalogları. Diyaloglar genel anlamda iyi olsa da bazen gerçekten çok konuşuyorlar ve atmosfer düşüyor. Buna rağmen Bakuman mangaka dünyasını çok güzel anlatmış. Ayrıca ikinci sezonu da animenin sonunda Masahiro ve Takagi tarafından bizzat duyuruldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Not: Bakuman, Bakugan değildir:)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-DQ_UckW4Tds/Tamz5sIgk8I/AAAAAAAACok/vjhppHbguvo/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 200px; height: 127px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-DQ_UckW4Tds/Tamz5sIgk8I/AAAAAAAACok/vjhppHbguvo/s200/1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5596201815665316802" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-4190610860848403330?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/4190610860848403330/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/04/bakuman.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/4190610860848403330'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/4190610860848403330'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/04/bakuman.html' title='Bakuman'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-Sc4Qgo45plw/Tamz5JwCKtI/AAAAAAAACoc/QFY1td3kyyY/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-1817857054568779650</id><published>2011-04-14T20:38:00.003+03:00</published><updated>2011-04-14T20:42:15.464+03:00</updated><title type='text'>Ojamajo Doremi</title><content type='html'>Yönetmen: Junichi Sato&lt;br /&gt;Stüdyo: Toei Animaniton&lt;br /&gt;Tür: Komedi, Fantastik, Büyü&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 1999&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 51&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/7&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-rbEnpVarWjA/Tacxaf0PNNI/AAAAAAAACn0/mLAbKkj5OJI/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 144px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-rbEnpVarWjA/Tacxaf0PNNI/AAAAAAAACn0/mLAbKkj5OJI/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5595495393318089938" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim ilkokul yıllarımda internete 10 – 15 dakikalığına girer, çabucak işimizi hallederdik. Öteki türlü fatura kabarır ve bizim evi arayanlar bize ulaşamazdı. Sayfalar dakikalar sonra açılır, bir mp3 on dakikadan önce inmezdi. Evet, en eski internetten, Ixir’den, 146’lı hatlardan bahsediyorum:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukluğu benim gibi 90’lı yıllara ve 2000’li yılların başına gelenler televizyonda ne varsa onu izlerdi. Şimdiki gibi dilediğini seç, iki dakikada indir ve izle yoktu. Doremi de o zamanlar RTL 2 adlı kanalda Kamikaze Kaitou Jeanne ve Dragonball’ın arasında başladığı için mecburen izlerdik. Tarzı hiç bana göre olmasa da aslında ilginç ve eğlenceli bir animeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serinin kahramanının adı Doremi Harukaze ve kendisi sekiz yaşında. Doremi, keşke büyü yapabilsem diye hayıflanadururken, günün birinde bir cadının işlettiği garip bir dükkâna girer. Doremi, dükkân sahibi kadının cadı olduğunu itham eder ve kadın gerçektende cadı olduğu için bir kurbağaya (daha doğrusu cadı kurbağası olan greenling’e) dönüşür. Her cadı, eğer kimliği açığa çıkarsa cadıya dönüşmektedir. Yeşil bir kurbağaya dönüşen dükkân sahibi Majo Rika, Doremi’yi çırak olarak yanına alır. Eğer Doremi dokuz cadılık sınavını da sağ salim geçerse Majo Rika yeniden eski haline dönüşebilecektir. Elbette Doremi de çok dikkatli olmalı çünkü ona da cadılık ile itham edilirse, o da tıpkı Majo Rika gibi kurbağa dönüşebilir. Ayrıca Majo Rika, Doremi’ye “ojamajo” lakabını takar çünkü ojama başa dert açan ve majo cadı demektir. Doremi’ye bu ilginç ve komik macerasında en iyi arkadaşları Hazuki ile Aiko ve küçük kız kardeşi Pop eşlik etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda da bahsettiğim gibi Doremi’yi biraz mecburiyetten izledim ve zaten sonunu da getiremedim. Lakin izlediğim bölümler oldukça eğlenceliydi ve birbirinden ilginç olaylar yaşanıyordu. Tamamıyla büyü, müzik ve cadılıkla donatılmış olan bu anime yine tamamen küçük çocuklara hitap ediyor. Hem çizimleri olsun, hem içeriği olarak Doremi tam küçüklere göre.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doremi’ye de izlediğim animeler arasında olduğu için birkaç satır bir şey yazmak istedim. Doremi izlediğim en iyi animelerden değildi ama vakit kaybı da sayılmazdı. Severek izledim ama bırakınca da hiç üzülmedim diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-r138kjvtlXo/TacxyM5kMCI/AAAAAAAACoM/Ku2HHAzUyyI/s1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 193px; height: 145px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-r138kjvtlXo/TacxyM5kMCI/AAAAAAAACoM/Ku2HHAzUyyI/s200/2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5595495800557023266" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-Vyb88ybova8/TacxyVzxPnI/AAAAAAAACoU/LM89JUJBzn4/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 194px; height: 145px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-Vyb88ybova8/TacxyVzxPnI/AAAAAAAACoU/LM89JUJBzn4/s200/1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5595495802948632178" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-vWulzNdrWpQ/Tacxad_yqWI/AAAAAAAACn8/yIt9mReimYc/s1600/1.jpg"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-1817857054568779650?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/1817857054568779650/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/04/ojamajo-doremi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/1817857054568779650'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/1817857054568779650'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/04/ojamajo-doremi.html' title='Ojamajo Doremi'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-rbEnpVarWjA/Tacxaf0PNNI/AAAAAAAACn0/mLAbKkj5OJI/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-604383126030299045</id><published>2011-04-14T12:45:00.000+03:00</published><updated>2011-04-14T12:46:35.239+03:00</updated><title type='text'>Little Women 2: Jo’s Boys</title><content type='html'>Yönetmen: Kozo Kuzuha&lt;br /&gt;Stüdyo: Nippon Animation&lt;br /&gt;Tür: Dram, Tarihi&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 1993&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 40&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/8.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-L1CDsDJBgc0/TabCXYFFTNI/AAAAAAAACnE/aYmG3IRcYS0/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 200px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-L1CDsDJBgc0/TabCXYFFTNI/AAAAAAAACnE/aYmG3IRcYS0/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5595373293910969554" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Little Women 2: Jo’s Boys, Loisa May Alcott’un (1832 – 1888) eserlerinden uyarlanan bir animedir. Animenin adından da anlaşılacağı üzere ilk serisi de vardır fakat karakter dışında aralarında bir bağ olmadığı için rahatlıkla izlenebilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle biraz ilk serisi hakkında bilgi vereyim. İlk Little Women animesi (1987 yapımı olan. Aynı isim altında 1981 yapımı başka bir anime daha var) Amerika’da, sivil savaş döneminde geçiyor. Babaları orduya katılmış olan Meg, Josephine (Jo), Beth, Amy ve annelerinin başından geçen olaylar 48 bölüm boyunca izleyicisine sunuluyor. Little Women 2 ise yaklaşık on yıl sonrasında geçiyor. Jo artık yetişkin bir kadın olmuş ve Alman Profesör Fritz Bhaer ile evlenerek bir okul açmıştır. Bu okuldaki öğrencilerin birçoğu yetim ve gidecek yeri olmayanlardır. Doğal olarak bu okulda birbirinden farklı, yaramaz, çalışkan, sorunlu, sorunsuz birçok çocuk vardır. Animede bu çocukların maceralarını, Jo ile ilişkilerini acısı ile tatlısı ile göz önüne seriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Little Women serisinin ilkinin sadece birkaç bölümünü izlemiştim çünkü anime bana o zamanlar çok ağır, çok duygulu gelmişti. Yanlış hatırlamıyorsam hep kötü şeyler oluyordu ve anneleri de hastaydı. Belki de başka animeyle karıştırdım:) Bunda elbette çok küçük olmamın etkisi de var. Little Women 2’yi izlerken ben 6 – 7 yaşlarındaydım ve bu animeyi bile hayal meyal hatırlıyorum. Anımsayabildiklerim, yaramaz ama iyi kalpli bir kız vardı, keman çalan bir çocuk vardı ve ilk geldiğinde serseri olan bir çocuk vardı. Hatta bu çocuk okuma yazma bilmediği için diğer çocuklar ona gülmüştü ve Jo buna çok kızmıştı. Bunlar gibi sadece birkaç ayrıntı kalmış aklımda ve bir de almanca açılış parçasını nedense unutmamışım. Little Women 2’de de dram öğeleri fazlasıyla mevcut, sonuçta bu çocukların çoğu yetim. Fakat ilk seriye göre biraz daha hafif bir seri. Çocukların başına komik şeyler de gelmiyor değil. Sonuçta anime okul ortamında geçiyor ve her ne kadar dram yönü ağır bassa da haylazlıklar yaşanmıyor değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çizim olarak animede ortama uysun diye doğal olarak daha gerçekçi çizimler kullanılmış. Yani rengârenk saçlar, kocaman gözler bu animede yok. Karakterler daha gerçeğe yakın. Dediğim gibi bir tek almanca açılış parçası var aklımda ve o da güzel bir parçaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Little Women 2: Jo’s Boys’u bilen var mıdır bilmiyorum ama benim zamanında izlediğim en güzel yapımlardan biriydi ve şimdi bile yeniden izlemeyi düşünebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-2giAB0iyePs/TabCXSWMshI/AAAAAAAACnM/LF60bvKEkXw/s1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 200px; height: 150px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-2giAB0iyePs/TabCXSWMshI/AAAAAAAACnM/LF60bvKEkXw/s200/2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5595373292372144658" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-604383126030299045?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/604383126030299045/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/04/little-women-2-jos-boys.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/604383126030299045'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/604383126030299045'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/04/little-women-2-jos-boys.html' title='Little Women 2: Jo’s Boys'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-L1CDsDJBgc0/TabCXYFFTNI/AAAAAAAACnE/aYmG3IRcYS0/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-8929023897674210967</id><published>2011-04-14T12:42:00.000+03:00</published><updated>2011-04-14T12:43:14.312+03:00</updated><title type='text'>Attack No. 1</title><content type='html'>Yönetmen: Fumio Kurokawa&lt;br /&gt;Stüdyo: TMS Entertainment&lt;br /&gt;Tür: Dram, Spor&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 1969&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 104&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/7.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-cMa7COj9Kqk/TabBlYcSLGI/AAAAAAAACm0/DXW8c50QymE/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 143px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-cMa7COj9Kqk/TabBlYcSLGI/AAAAAAAACm0/DXW8c50QymE/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5595372435014823010" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Attack No. 1 veya benim bildiğim adı ile Mila Superstar, hayatımda izlediğim en eski anime olma unvanına sahip.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok küçük yaşta televizyondan izlediğim yaklaşık 41 yaşındaki bu animenin kahramanı Kozue Ayuhara. (Benim izlediğim Almancasında adı Mila Ayuhara’ydı.) Mila, pardon Kozue küçüklüğünden beri voleybola düşkündür ve dünyanın en iyisi, yani Attack No. 1 olmak istemektedir. Fujimi Koleji’nin voleybol takımına giren Kozue, Midori ile yakın arkadaş olur ve gün geçtikçe takımın koçu Hongo’yu (Roberto Hongo değil:) daha da etkiler. Fakat aynı zamanda kendisine düşman gözü ile bakan rakipler de edinmeye başlar. Yani kısacası animede bir kızın sıfırdan başlayıp dünyanın en iyisi olma hayalleri kurarak yükselmeye çalışmasını izliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Attack No. 1’da hatırladıklarım bölük pörçük çünkü animeyi (daha doğrusu o zamanlar çizgi film gözü ile) izlerken 1. sınıfa ya gidiyordum ya da gitmiyordum. Bu anime spor temalı olmasına rağmen oldukça ciddi bir animeydi. Öyle ki komik tek bir sahnesini bile hatırlamıyorum. Genellikle hep ciddi bir havada ilerlerdi ve dram yönü ağır basardı. Kozue dışında aklımda kalanlar turuncu saçları ile Midori, Kozue’nin dağlara tırmanırken ölen erkek arkadaşı (ki bu bölümlerde sürekli ağlıyoruz), bu erkek arkadaşa çok benzeyen Koç Hongo. Ayrıca çirkef bir kız vardı ama en önemlisi Üzerinde Nippon yazan mavi kazağı ile sağ kolunu oynatamayan (sol da olabilir) saçı sakalı birbirine karışmış, güneş gözlüğü takan sert ve gaddar bir koç vardı ki onu hiç unutmadım:) Bu adam da eskiden voleybolcuymuş ve Tsubasa nasıl drive şut çekiyorsa bu da voleybolda drive çekiyordu. Fakat sürekli daha iyi olmak için çabalıyordu ve ellerini çakıl taşlarının içine falan daldırıyordu, acayip bir adamdı. Sonunda da olan oluyordu ve kolu iflas ediyordu. Attack No1’da bunun gibi birbirinden ilginç karakterler vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Animenin çizimleri bir hayli eski olmasına rağmen gayet iyiydi. Yani 69 yapımı ile 80’li yılların animelerini hayalimde şöyle bir karşılaştırdığımda pek fark göremiyorum. Çizimler daima gerçekçi (kocaman gözler var ama abartılı değil diyelim) ve dediğim gibi animenin dram yönü ağır bastığından öyle komiklikler falan yok. Ha, birkaç espri elbette vardır ama o kadar. Almanca açılış parçasını şöyle böyle hatırlıyorum, bir de Kozue’nin isyankâr Almanca dublaj sesi hala kulaklarımda:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Attack Nr. 1 gerçekten çok eski bir anime ve günümüzde izleniyor mu (internette var mı) bilmiyorum. Ben zamanında televizyonda ne bulduysam izledim ve Kozue/Mila da onların arasındaydı. İzlemekten pişman mıyım? Kesinlikle hayır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-g1uxktmgeaA/TabBltNg6tI/AAAAAAAACm8/zyvTvp5na3Q/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 200px; height: 147px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-g1uxktmgeaA/TabBltNg6tI/AAAAAAAACm8/zyvTvp5na3Q/s200/1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5595372440590019282" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-8929023897674210967?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/8929023897674210967/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/04/attack-no-1.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/8929023897674210967'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/8929023897674210967'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/04/attack-no-1.html' title='Attack No. 1'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-cMa7COj9Kqk/TabBlYcSLGI/AAAAAAAACm0/DXW8c50QymE/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-8836422639159903789</id><published>2011-04-13T16:58:00.001+03:00</published><updated>2011-04-13T17:00:13.430+03:00</updated><title type='text'>Nadia: The Secret of Blue Water</title><content type='html'>Yönetmen: Hideaki Anno&lt;br /&gt;Stüdyo: Gainax&lt;br /&gt;Tür: Bilimkurgu, Macera, Dram&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 1990&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 39&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/9&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-Gq-4Uu4e-xc/TaWsQDwwquI/AAAAAAAACmk/95WFzP7Rmns/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 142px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-Gq-4Uu4e-xc/TaWsQDwwquI/AAAAAAAACmk/95WFzP7Rmns/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5595067503965416162" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nostalji kuşağımıza sırada Nadia: The Secret of Blue Water var. 90’lı yıllarından başında çekilmiş olan bu anime, kurgusunu Jules Verne’nin Denizler Altında 20.000 Fersah adlı romanından alıyor. Kurgu sağlam, karakterler sağlam ve atmosfer de yerinde olunca ortaya zamanında çok güzel bir yapım çıkmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikayenin kahramanları kökeni belli olmayan, gizemli kız Nadia ile genç Fransız mucit Jean. Jean, Paris’te düzenlenen uçak yarışmasına katılacaktır ama ansızın Nadia’yı ve peşinde olan üç kişiyi görür. Jean hemen Nadia’ya yardım eder (daha doğrusu beraber kaçmaya başlarlar) fakat peşlerinde olan Grandis, Hanson ve Sanson’un pes etmeye niyeti yoktur. Üçlü, Nadia’nin boynundaki gizemli ve “Blue Water” adındaki kolyenin peşindedir. Fakat çok geçmeden Nadia’yı bekleyen tehlikenin çok daha büyük olduğu anlaşılır. Çünkü kolyenin peşinde dünyayı hâkimiyeti altına almak isteyen Gargoyle ve Neo-Atlantean adlı örgütü de vardır. Öte yandan Nadia’nın da güçlü müttefikleri vardır. Kaptan Nemo ve efsanevi denizaltısı Nautilus, Nadia’nın yanındadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk paragrafımda bahsettiğim gibi Nadia: The Secret of Blue Water’in kurgusu bir romana dayandığı için oldukça sağlam. Anime de komedi unsurları da göze çarpsa da dram yönü daha ağır basıyor ve ara ara hüzünlendiğiniz zamanlar da oluyor. Ben bu animeyi yaşım küçükken izlemiş olmama rağmen beni çok etkilediği için birçok ayrıntısını dün gibi hatırlarım. Özellikle son bölümlere doğru anime adeta tavan yapıyor ve tatmin edici bir sonla sona eriyor. Nadia: The Secret of Blue Water’de elbette abartılı öğeler de yok değil. Ama her ayrıntı dozunda kullanılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Animenin çizimleri bir hayli eski ama eski olduğu kadar da sağlam. Özellikle karakter çizimleri ile Nadia: Secret of Blue Water çok başarılı bir yapım. Animede her çeşit karakter var ve her birinin çizimleri farklı farklı. Animede mekan bolluğu yaşandığı için neredeyse anime her bölüm başka bir havaya, başka bir tarza dayanıyor. Bir bakmışsınız Fransa’dasınız, bir bakıyorsunuz Afrika’dasınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nadia: Secret of Blue Water, bilimkurgu öğeleri ile donatılmış çok başarılı bir yapım. Yirmi senelik bu animenin benim gönlümde yeri başkadır ve eski olmasına rağmen herkese tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/--HstkLokj5k/TaWsQey8q5I/AAAAAAAACms/_NNDM8dXAiU/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 200px; height: 130px;" src="http://1.bp.blogspot.com/--HstkLokj5k/TaWsQey8q5I/AAAAAAAACms/_NNDM8dXAiU/s200/1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5595067511222348690" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-8836422639159903789?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/8836422639159903789/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/04/nadia-secret-of-blue-water.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/8836422639159903789'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/8836422639159903789'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/04/nadia-secret-of-blue-water.html' title='Nadia: The Secret of Blue Water'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-Gq-4Uu4e-xc/TaWsQDwwquI/AAAAAAAACmk/95WFzP7Rmns/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-4537029707915379797</id><published>2011-04-13T15:56:00.000+03:00</published><updated>2011-04-13T15:58:20.285+03:00</updated><title type='text'>Kamikaze Kaitou Jeanne</title><content type='html'>Yönetmen: Atsunobu Umezawa&lt;br /&gt;Stüdyo: Toei Animation&lt;br /&gt;Tür: Fantastik, Macera&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 1999&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 44&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/8&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-sbOWaZgEwJQ/TaWdsUTh8SI/AAAAAAAACmM/L8UrdxX-koA/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 200px; height: 139px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-sbOWaZgEwJQ/TaWdsUTh8SI/AAAAAAAACmM/L8UrdxX-koA/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5595051496768139554" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk bakışta Sailer Moon kopyası gibi gözükse de (yapımcılar da aynı zaten), Kamikaze Kaitou Jeanne’nin kendi has bir tarzı, havası var. Kötüleri yen, boss’a bir adım daha yaklaş mantığı ile hareket eden Kamikaze Kaitou Jeanne, birçoğumuzun izlediği ilk animeler arasında olduğu için yeri bir başkadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16 yaşındaki Marron Kusakabe, ilk bakışta sıradan bir lise öğrencisidir. Fakat çok önemli bir özelliği vardır. Marron aslında 1400’lü yılların başında yaşamış olan Fransız özgürlük savaşçısı Jeanne d’Arc’ın reenkarnasyonudur. Bu arada,  bir Japon’un bir Fransız’ın reenkarnasyonu olma fikri ilginç. Neyse, Marron koruyucu meleği Fin’nin yardımı ile Jeanne d’Arc’a dönüşerek dünyaya inen ve sanat eserlerinin içine saklanan şeytanları avlamaktadır. Yakaladığı şeytanların girdiği sanat eserleri yok olduğu için polisler onun bir hırsız olduğunu düşünürler. Öte yandan serinin diğer kahramanı Chiyaki’nin de kaderi Marron’un ki gibidir. Chiaki de Sinbad ismi altında (herhalde o da onun reenkarnasyonu) yardımcı meleği Access ile şeytanları avlamaktadır. İkili rakiptir ve her bölüm kimin başarıya ulaşacağını merakla izliyoruz. Bu arada, Marron’un başı en iyi arkadaşı ve bir polis kızı olan Miyako ile derttedir. Çünkü Miyako, Jeanne d’Arc’ı yakalamaya ant içmiştir ve polis kızı diye mi bilmem ama tüm polis teşkilatı 16 yaşındaki kızın emrindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahsettiğim gibi Jeanne d’Arc ve Sinbad her bölüm yarış içindedir ve kimin kazanacağını pek fazla kestiremiyorsunuz. Animenin uzunluğu 44 bölüm ve yarısı genellikle aynı geçiyor. Kötü bir şeytan sanat eserine giriyor, Jeanne ve Sinbad kapışıyor, Miyako da onları yakalamaya çalışıyor. Fakat asıl olaylar asıl senaryo başladığında gelişmeye başlıyor ki konu bir hayli ilginç. Bu animede de Marron’un dönüşümünü muhakkak her bölüm izliyoruz ve böylece 90’lı yıllarda kızların süper kahramanlara dönüşmesinin ne kadar da revaçta olduğunu anlıyoruz:) Yine Marron’un dönüşümü biraz daha mantıklı, saç rengi falan değişiyor. Bakınız Sailer Moon’a, kızlar iki toka takıyor ve aniden tanınmaz oluyor. Tıpkı Clark Kent’in gözlüğünü çıkarıp saçlarını diğer tarafa taraması gibi:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kamikaze Kaitou Jeanne’nin çizimleri eski fakat oldukça güzel. Samimi ve neşeli çizimler animeye çok yakışmış ve atmosferi çok güzel tamamlıyor. Yani çok ciddi çizimler bu animeye gitmezdi. Çünkü gerek komedi unsurları, gerek dramı, gerekse fantastik öğeleri ile tam bir gençlik animesi olan Kamikaze Kaitou Jeanne’e ancak gerçek dışı çizimleri ve kocaman gözlü karakterleri bu kadar iyi tamamlayabilirdi. Müzikleri hakkında yine pek yorum yapamayacağım ama Almanca açılış parçası çok güzeldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedenini bilmiyorum ama Kamikaze Kaitou Jeanne’nin de son iki veya üç bölümünü tıpkı Sailer Moon gibi kaçırmıştım. Artık internet var ama bizler de büyüdük ve anlıyorum ki bu anime sadece genç yaşa hitap ediyor. (7-12, bilemedin 7-14) Çünkü artık sonunu hiç merak etmiyorum:) Buna rağmen bu anime 90’lı yılların ve popüler olan kız dönüşümü animelerinin son halkalarından. Bu yüzden geçmişe dönsem son bölümlerini de izlemeye çalışırdım ama onun da zamanı artık geçti. Sailer Moon gibi Jeanne d’Arc’ta hafızalarımızda tatlı bir anı olarak kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-zsrrzrfsH3I/TaWdsSKo_pI/AAAAAAAACmU/qMUo0mFKPzk/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 192px; height: 141px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-zsrrzrfsH3I/TaWdsSKo_pI/AAAAAAAACmU/qMUo0mFKPzk/s200/1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5595051496193982098" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-OGdkP8LD9FM/TaWdsgHfREI/AAAAAAAACmc/rCQqZ7KsMLM/s1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 192px; height: 141px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-OGdkP8LD9FM/TaWdsgHfREI/AAAAAAAACmc/rCQqZ7KsMLM/s200/2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5595051499938858050" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-4537029707915379797?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/4537029707915379797/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/04/kamikaze-kaitou-jeanne.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/4537029707915379797'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/4537029707915379797'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/04/kamikaze-kaitou-jeanne.html' title='Kamikaze Kaitou Jeanne'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-sbOWaZgEwJQ/TaWdsUTh8SI/AAAAAAAACmM/L8UrdxX-koA/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-1020814227479589483</id><published>2011-04-13T02:34:00.001+03:00</published><updated>2011-04-13T02:36:31.914+03:00</updated><title type='text'>Sailer Moon</title><content type='html'>Yönetmen: Junichi Sato&lt;br /&gt;Stüdyo: Toei Animation&lt;br /&gt;Tür: Fantastik, Macera&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 1993&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 200&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/8&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-T5YXd724UCo/TaThtuvMWZI/AAAAAAAACl0/l4f_49fS0e0/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 200px; height: 134px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-T5YXd724UCo/TaThtuvMWZI/AAAAAAAACl0/l4f_49fS0e0/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5594844812857334162" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anime dünyası ile haşır neşir olan herkes, özellikle çocukluğu 90’lı yıllara denk gelenler Sailer Moon’u, yani Ay Savaşçısı’nı muhakkak bilir ve izlemiştir. Genel olarak bakıldığında anime bayan karakterleri ve büyü içerikli olduğu için kızlara hitap ediyor gibi gözükse de, her erkek izlemedim dese dahi mutlaka bir iki bölümünü izlemiştir. Hatta benim gibi arkadaşlarına işim olmaz deyip evde tek bölümünü dahi kaçırmayan çok insan vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sailer Moon’un kahramanı Usagi Tsukino. Kendisi ortaokula gitmektedir ve bir hayli sakardır. Günün birinde okula giderken küçük çocukların alnında yara bandı olan siyah bir kediye sataştığını görür. Usagi kediyi kurtarır ve alın bandını da çıkarır. Kedinin alnında ay simgesi vardır ve ansızın kedi konuşmaya başlar. Luna adındaki kedi Usagi’nin kaderinde dünyayı kurtarmanın yazdığını ve onun Sailer Moon olarak kötülüklerle savaşması gerektiğini söyler. Böylelikle uzun bir macera başlamış olur. Bu macerada Sailer Moon’a diğer savaşçılar, Sailer Mars, Sailer Merkür, Sailer Jupiter, Sailer Venüs (artık aklınıza hangi gezegen geliyorsa) yardım eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sailer Moon aslında kendi içerisinde sezonlara ayrılmış durumda ve bunların hepsini toplarsak yaklaşık 200 bölüm ediyor. Her sezon diğerinin devamı olduğundan tek başlık altında toplamayı uygun gördüm. Seri genellikle hep aynı çizgide ilerliyor. Ortada bir süper boss vardır, birkaç bölüm ayak takımı ile dövüşülür, ardından varsa küçük boss’lar halledilir ve ardından sıra baba boss’a gelir. Akabinde dünyaya bir müddet barış gelir ve ortaya başka bir villain ve yaverleri çıkar. Bu olay seri boyunca kendisini dört beş kez tekrarlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında şöyle bir düşününce Sailer Moon’un öyle müthiş bir anime olmadığının farkına varılıyor. Sonuçta ortada kamyon dolusu bölüm var ve fark ederseniz içerik hep aynı. Düşman değişiyor, bir – iki yeni güç ediniliyor o kadar. Fakat küçükken işte bu olay fark edilmiyor:) Her bölüm sanki müthiş bir şey oluyormuş gibi ekrana yapışırdık. Her bölüm aynı nakarat çıkardı karşımıza. Kızlarımızın her bölüm dönüşümünü hiç kaçırmazdık. Savaşçılar önce düşmanı hırpalar ve harikulade Ay Savaşçımız bitirici darbeyi indirir, gün mutlu biterdi. Tabi karizmatik Smokinli Şovalye’yi unutmadan olmaz. Ay Savaşçısı sıkıştığı an ansızın ortaya çıkar, gülünü fırlatır ve iki özlü söz söyleyerek kızlarımızı kurtarıp giderdi. Demek istediğim bu anime genç yaşa hitap ediyor ve benim gibi yaşını almış olanlar için artık mazide ufak bir hatıra. Şimdi bir daha izler miyim? Hayır. Gerçi 200 bölümü iki kez üst üste izlemiş olmama rağmen son bölümü ikisinde de kaçırmıştım. O zamanlar internet de yoktu ki indirelim:) Buna rağmen son bölüme bir göz atmak istiyor muyum? Hayır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ne kadar Sailer Moon kendisini tekrarlıyor desek de başta karakter bolluğu olmak üzere 200 bölüm boyunca konu aynı olsa da farklı düşmanlar ve farklı mekânlar çıkarması gerçekten büyük bir başarı. Öyle her bölüm yeni bir düşman, yeni bir alt senaryo yaratmak bayağı bir emek ve yaratıcılık ister. Zaten bu kadar bölümü izletebilmesinin sebebi de bu. Az önce bahsettiğim dost veya düşman olsun birbirinden ilginç karakterlerinin olması seriye renk katıyor. Lakin benim seneler boyu anlamadığım bir şey var. Animenin ilerleyen bölümlerinde başka bir güneş sisteminden üç tane savaşçı geliyordu. (Türkçesini tam bilmiyorum ama Sailer Star… diye devam ediyordu ve bunlar siyah giyiniyordu.) Bu savaşçılar dünyamızda oluğunu inandıkları prenseslerini arıyorlardı. Şimdi, bunlar erkek ve konser vererek şarkıları ile prenseslerine mesaj göndermeye çalışıyordu. Hatta kızlar falan hep hayrandı bunlara. Buraya kadar tamam ama bunlar savaşçılara dönüştüklerinde göğüsleri çıkıyordu:) Yani erkekler kıza dönüşüyordu? Şimdi, ben doğru muyum yoksa kaçırdığım bir nokta mı var? Bu ilginç deneyimimden de bahsetmek istedim:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sailer Moon’nun çizimleri eski ama klasik anime çizimi şeklindeler. Rengârenk saçlar, kocaman gözler, uzun bacaklar, ilginç ucube düşmanlar ne ararsanız var. O yıllara göre oldukça iyiler. Müziklerini ise hatırlayamıyorum:) Zaten ben Almanca dublaj versiyonlarını izlediğim için müzikleri farklı. Bu yüzden orijinal müzikleri hakkında hiçbir fikrim yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk paragrafımda da bahsettiğim gibi Sailer Moon’u anime izlemeyen bir insan bile muhakkak bir bölümüne denk gelip izlemiştir. Günümüzde izleyenler var mıdır bilemiyorum ama ben zamanında, ilk çıktığında izleyebildiğim için kendimi şanslı hissediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-bcjgxIwxAA0/TaTht9Cs-JI/AAAAAAAACl8/FZAkzC7mFt4/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 186px; height: 145px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-bcjgxIwxAA0/TaTht9Cs-JI/AAAAAAAACl8/FZAkzC7mFt4/s200/1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5594844816697260178" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-EGk8eTVgz6A/TaTht72gb4I/AAAAAAAACmE/6C7EIuoMiUw/s1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 192px; height: 145px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-EGk8eTVgz6A/TaTht72gb4I/AAAAAAAACmE/6C7EIuoMiUw/s200/2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5594844816377671554" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-1020814227479589483?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/1020814227479589483/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/04/sailer-moon.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/1020814227479589483'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/1020814227479589483'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/04/sailer-moon.html' title='Sailer Moon'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-T5YXd724UCo/TaThtuvMWZI/AAAAAAAACl0/l4f_49fS0e0/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-8040418111471082728</id><published>2011-04-12T17:14:00.000+03:00</published><updated>2011-04-12T17:18:41.450+03:00</updated><title type='text'>Captain Tsubasa</title><content type='html'>Yönetmen: Hiroyoshi Mitsunobu&lt;br /&gt;Stüdyo: Group Tac&lt;br /&gt;Tür: Spor&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 1983&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 128&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/7.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-fxr6tNLd7pM/TaRe_bAGFMI/AAAAAAAACk8/EH-zbc8qW2g/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 133px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-fxr6tNLd7pM/TaRe_bAGFMI/AAAAAAAACk8/EH-zbc8qW2g/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5594701080773924034" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2009 yılından beri çevirilerini yaptığım halde anime blogumda Captain Tsubasa’nın bir incelemesinin bile olmadığını yeni fark ettim. Gerçi Captain Tsubasa’yı bilmeyen herhalde yoktur (en azından adını bir kez duymuştur) ve bende en azından bir incelemesi oldun diye kısa birkaç şey yazmak istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serinin kahramanı Tsubasa Ozoara. (Oozora veya Ohzora da olabilir:) Tsubasa, Nankatsu şehrine yeni taşınmıştır ve tek hayali günün birinde dünya kupasını kazanmaktır. Tsubasa futbola acayip düşkündür. Öyle ki, futbol onun hayatıdır ve “top benim en iyi arkadaşım” cümlesi artık bir slogan haline gelmiştir. Tsubasa’nın Nankatsu şehrindeki ilk arkadaşı Ryo Ishisaki’dir ve Ryo zayıf Nankatsu takımında oynamaktadır. Öte yandan şehrin en ünlü takımı Shuutetsu’dur ve kaptanı Genzo Wakabayashi’ye herkes hayrandır. Tsubasa, Nankatsu takımına katılır ve Wakabayashi’ye meydan okur. İlk önce teke tekte kozlarını paylaşan ikili ardından takımları ile maça çıkar ve olaylar serisi başlamış olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Captain Tsubasa, kendi arasında iki sezona ayrılmış durumda. Yaklaşık 52 bölüm süren ilk sezonda Tsubasa’nın ilkokul yıllarında geçerken, ikinci sezonda herkes orta sona gidiyor (ben uzun bir süre lise sanmıştım:) ve doğal olarak herkes daha ciddi takılıyor. Açıkçası bana göre ikinci sezonu ilk sezonun yanında çok sönük kalıyor. Yani ilk sezonda herkes daha küçük ve hikâye daha zevkli. İkinci sezonda özellikle Genzo ve Misaki’nin olmayışı ve bilhassa serinin daha “fantastik” yöne kaymasını ben pek beğenemedim. İşin içine giren süper/doğaüstü şutlar, futbolun abartılı bir hale gelmesi (anime bittiğinde kimse ölmedi diye şükretmemiz lazım), patlayan toplar, kırılan direkler, çatlayan duvarlar, yırtılan ağlar derken neye uğradığınızı şaşırtıyorsunuz. İlk seride bu özellikler yok ve çocuklar normal futbol oynuyor. (Tamam, biraz gene anormallik var ama o kadar olur) Demek istediğim ikinci sezonda çok abartma var ve işin biraz cıvıkı çıkmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Captain Tsubasa’nın çizimleri de ikinci sezon nedense kötüleşiyor. Dikkatlice bakarsanız Tsubasa ve arkadaşları büyüdüğünde vücutları orantısız oluyor ve kafaları gövdelerine göre küçük duruyor. (Bu olay mangada daha da abartılmış. Adamlar resmen Super Mario’nun filmindeki gumbalar gibi çizmişler:) Halbuki ilk sezonun çizimleri çok güzel ve tüm karakterlerin sevimli bir hali var. Ben buradan iddia ediyorum, kesin ikinci sezonda çizen adam değişmiş. Çünkü acayip, dağlar kadar fark var. Müzikleri ise vasatın üzerinde seyrediyor. Açılış parçası dışında ve bir iki güzel parça dışında müzikleri pek güzel bulamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Captain Tsubasa, artık günümüzde kült sayılabilecek, kendini kanıtlamış bir anime. (Üstelik mangası hala devam ediyor) En iyi spor temalı animelerin başında geliyor ama benimki gibi yakından bakarsanız kusurları birer birer ortaya çıkıyor. Özetle, Captain Tsubasa bir şaheser değil (ikinci sezonda batırılmasa olabilirdi) ama birçoğumuzun izlediği ilk animelerden ve herkesin gönlünde bir yere sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Captain Tsubasa’nın 128 bölümlük serisi dışında 13 bölümlük Shin Captain Tsubasa adında OVA’sı, Captain Tsubasa J adında yarısı özet olan 47 bölümlük serisi ve Road to 2002 adında, yine yarısı özet olan 52 bölümlük bir serisi bulunmaktadır. Ayrıca beş adet de filmi vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-c9Lsmsy_LCs/TaRe_ra8IRI/AAAAAAAAClE/jsazxCJgmKI/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 183px; height: 137px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-c9Lsmsy_LCs/TaRe_ra8IRI/AAAAAAAAClE/jsazxCJgmKI/s200/1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5594701085181485330" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-r-l3iuXexn4/TaRe_qC6jMI/AAAAAAAAClM/yLEreFYlWqI/s1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 184px; height: 137px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-r-l3iuXexn4/TaRe_qC6jMI/AAAAAAAAClM/yLEreFYlWqI/s200/2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5594701084812283074" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-8040418111471082728?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/8040418111471082728/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/04/captain-tsubasa.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/8040418111471082728'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/8040418111471082728'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/04/captain-tsubasa.html' title='Captain Tsubasa'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-fxr6tNLd7pM/TaRe_bAGFMI/AAAAAAAACk8/EH-zbc8qW2g/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-4106482079350483894</id><published>2011-04-07T00:44:00.002+03:00</published><updated>2011-04-07T00:45:48.948+03:00</updated><title type='text'>Bakumatsu Kikansetsu Irohanihoheto</title><content type='html'>Yönetmen: Ryousuke Takahashi&lt;br /&gt;Stüdyo: Sunrise&lt;br /&gt;Tür: Fantastik, Tarihi&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2006&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 26&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/4&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-i9QVKiSUego/TZze28RAVZI/AAAAAAAACkM/ClOfVQu4L8A/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 200px; height: 150px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-i9QVKiSUego/TZze28RAVZI/AAAAAAAACkM/ClOfVQu4L8A/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5592589872759068050" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakumatsu Kikansetsu Irohanihoheto, adından da anlaşılacağı üzere Edo döneminin (1603 – 1868) son yıllarına adı verilen Bakumatsu döneminde geçiyor. Savaş, Japonya’nın kapısına çoktan dayanmıştır ve İngilizler başta olmak üzere batılılar Japonya’ya çullanmıştır bile. Samurayların nesli tükenmek üzeredir ve kılıcın yerini artık barut almıştır. Akizuki Yojiro, hala kılıç taşıyan son samuraylardandır ve çok önemli bir şey aramaktadır. Aradığı şey “İmparatorun Kafası” olarak adlandırılan, doğaüstü bir nesnedir ve söylenenlere göre ona sahip olan ülkeye de sahip olacaktır. Öte yandan bir grup gezgin tiyatro oyuncusu, grubun liderinin ailesini öldüren adamı aramaktadır. Hiç beklenmedik bir şekilde Akizuki ve tiyatro grubunun yolları kesişir ve ülke tarihini etkileyecek bir macera başlamış olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakumatsu’nun senaryosunu tarihte yaşanmış olaylardan alıyor. Yani fantastik bir şekilde süslenerek anlatılan olayların bir nevi gerçeklik payı da var. Buna rağmen, hikâyesi ilgince benzese de animenin kalitesi maalesef o kadar iyi değil. Olaylar ve atmosfer insanı bir türlü sarmıyor ve yaşananlar sanki birisi kitaptan okuyormuş gibi geliyor. Demek istediğim tarihi be politik olaylar çok fazla ön planda ve aksiyon bunun altında ezilip gitmiş. Animeyi izlerken meraklanmıyorsunuz ve konuşmalar uzadıkça uzuyor. Üstelik tarihi olaylardan ziyade animeyi, yani bizi ilgilendiren fantastik kısmın, ana konunun ne olduğunu bir türlü anlayamıyorsunuz. İlk birkaç bölümü izledikten sonra bile Akizuki neyin peşinde kestiremiyorsunuz ve ancak anime ilerledikçe ana konu netlik kazanıyor. Tabi oraya kadar dayanabilirseniz. Şahsen ben 13. bölüme kadar izledim ve Bakumatsu’ya daha fazla katlanamayacağımı anlayarak seriyi yarım bıraktım. Bol karakterli ve kılıç sahnelerinin iyi olması dışında animenin pek iyi bir yanı yok ve bunlar da seriyi kurtarmaya maalesef yetmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görsel olarak Bakumatsu fena bir anime değil. Karakter çizimleri hoşuma gitti ve özellikle Akizuki çok iyi, karizmatik bir karakter. Kan kullanılmaktan çekinilmemiş ve o dönemin havası iyi yansıtılmış. Müzikleri de hiç fena değil ve hem olaya uygun hem de o dönemin kültürünü yansıtan müzikler bolca kullanılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun lafın kısası ben Bakumatsu’dan çok ümitliydim. Hatta bu animeye ikinci kez başlangıcım olmuştu. (İlki bir – iki sene önceydi ve indirdiğim mkv’lerinde ses kayması olduğundan ve yine pek sarmadığından 3. bölümde bırakmıştım.) Bu sefer animeyi sonuna kadar izlemeye planlıyordum ve hikâyesinin sonradan saracağından emindim ama maalesef öyle olmadı. Benim size tavsiyem, eğer samuraylı anime arıyorsanız Samuray Champloo, Samuray Deeper Kyo, Samuray 7 gibi animelere yönelin. Çünkü bu anime herkese göre değil. Özellikle aşırı tarihi ve politik kurgudan hoşlanmıyorsanız uzak durun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-TnkdLuHr08A/TZze3NsPc3I/AAAAAAAACkU/HrW3Gw5dl8k/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 200px; height: 126px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-TnkdLuHr08A/TZze3NsPc3I/AAAAAAAACkU/HrW3Gw5dl8k/s200/1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5592589877436707698" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-4106482079350483894?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/4106482079350483894/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/04/bakumatsu-kikansetsu-irohanihoheto.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/4106482079350483894'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/4106482079350483894'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/04/bakumatsu-kikansetsu-irohanihoheto.html' title='Bakumatsu Kikansetsu Irohanihoheto'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-i9QVKiSUego/TZze28RAVZI/AAAAAAAACkM/ClOfVQu4L8A/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-824854127230532441</id><published>2011-04-01T22:38:00.002+03:00</published><updated>2011-04-01T22:41:10.686+03:00</updated><title type='text'>Eve no Jikan</title><content type='html'>Yönetmen: Yasuhiro Yoshihura&lt;br /&gt;Stüdyo: Studio Rikka&lt;br /&gt;Tür: Bilimkurgu&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2008&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 6&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/9.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-03VjL2PTCuU/TZYqA3JmQMI/AAAAAAAACjc/mY_i02jggKA/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 168px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-03VjL2PTCuU/TZYqA3JmQMI/AAAAAAAACjc/mY_i02jggKA/s200/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5590702181719621826" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eve no Jikan (Eve Zamanı), Ağustos 2008 ile Eylül 2009 yılları arasında yayınlanmış 6 bölümlük ONA (Original Net Animation) serisidir. Yani ilk olarak internet üzerinden yayınlanmıştır. İlk beş bölüm 15 – 16 dakika arası sürerken, son bölüm 27 dakika sürmektedir. Ayrıca Eve no Jikan’ın film versiyonu da bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eve no Jikan’da, bize alternatif bir Japonya geleceği sunulmaktadır. Çok uzak olmayan bu gelecekte robotlardan sonra androidler de insanların günlük yaşamına girmiştir. Bu gelecekte herkesin evinde birer “ev andoridi” vardır ve androidlerin kullanım alanı giderek yayılmaktadır. Elbette android kullanımını destekleyenler olduğu kadar desteklemeyenler de vardır.  Böyle bir ortamda Rikuo Sakisaka ve ailesi, Sammy adını verdikleri ev androidleri ile yaşamaktadır. Günün birinde Rikuo, Sammy’nin günlük defterine bakarken “Eve Zamanında eğleniyor musun” diye bir cümleye denk gelir. Oysa androidlerin kendi başlarına bir yerlere gidip gelmeleri, kendi başlarına hareket etmeleri imkânsız gibi bir şeydir. Meraklanan Rikuo, arkadaşı Masaki’yi de yanına alarak kaydın yapıldığı koordinatlara gider. Karşılarında buldukları şey ise Eve Zamanı adlı bir bardır. Nagi’nin işlettiği bu bar, normal barlardan farklıdır. Bu barda uyulmazı zorunlu olan bir kural vardır. Bu kural; “insanlar ve androidler arasında ayrım yapmayın” diye bir kuraldır. Bu ortamda insanlar ve androidler eşittir. Durum böyle olunca Rikuo ve Masaki, androidlerin daha önce hiç görmedikleri yanlarını keşfetmeye başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikaye olarak Eve no Jikan oldukça gerçekçi bir çizgide ilerliyor. Zaten her bölüm başlangıcında Japonya’da robotların uzun zamandır pratik işlerde kullanıldığı ve androidlerin kullanımının da başladığı yazmaktadır. İçerik olarak animede abartılı ve doğaüstü şeyler yok. Dediğim gibi tamamen gerçekçi ve gelecekte gerçekten olabilecek bir çizgide ilerliyor. Atmosferi ise ayakta tutan diyaloglar. Animede geçen diyaloglar oldukça merak uyandırıcı ve olayların kapalı bir mekânda geçmesi kurguyu daha da ilginç bir hale getiriyor. Yani yaşanılan muhabbet ve barda kimin insan kimin android olduğu belli olmaması insanın içinde bir merak uyandırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Animenin şüphesiz en büyük eksisi (daha doğrusu eksikliği) hem bölüm azlığı hem de dakika azlığı. Yaklaşık bir seneye yayılarak yayınlanan anime sadece 6 bölümden oluşuyor ve üstelik son bölüm hariç bölüm süreleri de kısa. Oysa animede daha çok malzeme var. Gerek Rikuo ve Sammy üzerinden, Masaki ve robotu Tex üzerinden, gerekse Ahlak komitesi üzerinden birçok konuya daha el atılabilirdi. Eve no Jikan’da geniş bir hikâye yelpazesi var ve kısa süren 6 bölüm boyunca ne kadarı işlenebilir, siz düşünün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görsel olarak anime bir hayli kaliteli. Çizimler ve seslendirmeler de (özellikle Chie) çok başarılı. Az ve öz olan müzikleri de bir hayli kaliteli. Yani teknik bakımdan animenin bir kusuru, eksiği yok diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özetle Eve no Jikan bir oturuşta bitirilebilecek, gerçekçi ve kaliteli kurgusu ile herkese tavsiye edebileceğim sıcacık bir anime.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-yeOrUrqjlVY/TZYqBBKMKJI/AAAAAAAACjk/QFbGyasKi3Q/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 200px; height: 127px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-yeOrUrqjlVY/TZYqBBKMKJI/AAAAAAAACjk/QFbGyasKi3Q/s200/1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5590702184406460562" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-824854127230532441?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/824854127230532441/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/04/eve-no-jikan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/824854127230532441'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/824854127230532441'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/04/eve-no-jikan.html' title='Eve no Jikan'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-03VjL2PTCuU/TZYqA3JmQMI/AAAAAAAACjc/mY_i02jggKA/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-7483094098666130423</id><published>2011-03-30T01:07:00.006+03:00</published><updated>2011-03-30T01:20:43.581+03:00</updated><title type='text'>Durarara!!</title><content type='html'>Yönetmen: Takahiro Omori &lt;br /&gt;Stüdyo: Brain’s Base &lt;br /&gt;Tür: Aksiyon, Macera &lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2010 &lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 24 &lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/9 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-p4e49osCfCI/TZJYnpKJplI/AAAAAAAACh0/OG4IoDC9k7Q/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 142px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5589627525606778450" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/-p4e49osCfCI/TZJYnpKJplI/AAAAAAAACh0/OG4IoDC9k7Q/s200/kapak.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durarara!!, Türkçe olarak “Kafasız” anlamına geliyor ve adını barındırdığı karakterlerden birinden alıyor. Durarara aynı zamanda Ryohgo Narita’nın kısa romanlarından uyarlanmış bir anime ve Baccano’nun da kardeşi sayılır. Narita, Baccano adlı animenin de yaratıcısıdır ve bu yüzden Durarara ile Baccano arasında mekan ve karakter dışında pek fark yoktur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durarara’da hikaye Tokyo’nun en işlek ve kalabalık semtlerinden biri olan Ikebukuro’da geçiyor. Birbirinden farklı ve bağımsız bir avuç insanın yolları, günde milyonların ziyaret ettiği Ikebukuro’da kesişir ve akıl almaz olaylar zinciri başlamış olur. Hikaye, Mikado Ryugamine adlı lise öğrencisinin arkadaşı Kida Masaomi’nin isteği üzerine Ikebukuro’ya, Raira Akademisi’nde okumak üzere gelmesi ile başlıyor. Ryugamine daha önce hiç yaşadığı şehirden ayrılmamıştır ve Ikebukuro gibi kalabalık, hiç uyumayan ve aynı zamanda tehlikeli bir şehre geldiği için çok heyecanlıdır. Masaomi, Ryugamine’ye daha ilk günden birkaç uyarıda bulunur; Izaya Orihara ile dost olma, barmen kılığında gezen adamın yoluna sakın çıkma, Dollars adındaki gizli çeteye bulaşma, geceleri tek gezme ve efsanevi kara motosikletliye dikkat et çünkü rivayetlere göre kafası yoktur… Böyle bir ortamda Ryugamine belaya her ne kadar bulaşmamaya çalışsa da bela ona daha geldiği ilk günden bulaşmıştır bile ve garip olaylar zincirinin ilk halkası çoktan kırılmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda da bahsettiğim gibi Durarara, Baccano’ya çok benziyor. Karakter bolluğu olsun, konu anlatımı olsun her yönden ilgi çekici. Konu anlatımı ve yaşattığı atmosfere geçmeden önce Durarara’nın önemli karakterlerini kısaca tanıtayım;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Mikado Ryugamine:&lt;/strong&gt; Bahsettiğim gibi liseye başlamak için Ikebukuro’ya gelmiştir. Çekingen ama düşündüğünü söyleyen bir yapıya sahip olan Mikado, sıradan biri olmak istememektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Masaomi Kida:&lt;/strong&gt; Ryugamine’nin en iyi arkadaşıdır. Sürekli neşeli olan, Ikebukuro’da birçok kişiyi tanıyan Masaomi’nin aslında büyük bir sırrı vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Celty Sturluson:&lt;/strong&gt; Durarara’ya ismini veren karakterdir ve İrlanda’dan gelen bir “Dullahan” yani kafasız bir peridir. Celty, siyahlar içinde, sarı kaskı ve at kişnemesi sesi çıkaran motoru ile Ikebukuro’da olduğunu düşündüğü kafasını aramaktadır. Halk arasında efsane bile olmuştur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Izaya Orihara:&lt;/strong&gt; Animenin en kurnaz, sinsi ve para karşılığında bilgi satan, şehri birbirine katmaya seven karakteridir. Zehir gibi çalışan aklı ile herkesten bir adım öndedir ve ne yapacağı asla kestirilemez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Shizuo Heiwajima:&lt;/strong&gt; Durarara’daki en favori karakterim olan Shizuo, sürekli barmen elbiseleri ve mavi güneş gözlükleri ile gezmektedir. Çocukluğundan beri çabucak sinirlenen Shizuo’nun “sinirlendiğinde” olağanüstü gücü ortaya çıkmaktadır. Öyle ki, yiyecek-içecek otomatlarını, trafik levhalarını yerinden sökebilmektedir. Ayrıca Izaya’nın ezeli düşmanıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Anri Sonohara:&lt;/strong&gt; Ryugamine ve Masaomi ile takılan, gözlüklü ve göğüsleri ile dikkat çeken Anri sessiz sedasız bir karakterdir ama onun da bazı sırları vardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Shinra Kishitani&lt;/strong&gt;: Shinra, Celty ile birlikte yaşamaktadır ve bir yeraltı doktorudur. Bu yüzden genellikle illegal ameliyatlara katılmaktadır. Kişiliği ise bir hayli çarpıktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette karakterler saydıklarıma sınırlı değil. Kadota ve arkadaşları, Rus Simon Brezhnev, Yagiri kardeşler gibi birçok karakter Durarara’da mevcut. Ayrıca nasıl Baccano’da ölümsüz karakterler vardıysa, Durarara’da da Celty gibi ilginç karakterler mevcut. Yani işin içinde biraz da fantastik öğeler yok değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atmosfer bakımından Durarara’da tempo genellikle hep yüksek ve çok nadir düşüyor. Bölüm anlatımları tıpkı Baccano’daki gibi bir olayı farklı karakterlerin bakış açıları açısından anlatılıyor ve birbirleri ile nasıl kesiştiklerine şahitlik ediyoruz. Yani bölümler birbirleri ile kesişiyor ve kimin, nereden, nasıl geldiğini görüyorsunuz. Anime konu bakımından içerisinde ikiye ayrılmış durumda. İlk 13 bölüm bir olay üzerine yoğunlaşırken, kalan bölümler başka bir olay üzerine yoğunlaşıyor. Hemen şunu da söyleyeyim, ilk 13 bölüm mükemmel ötesi kurgulanmış. Hikayenin akışı, karakterlerin birbirleri ile etkileşime girmesi çok iyi aktarılmış ve atmosfer daima yüksek. Bu müthiş kurgunun yanında 13. bölümden sonraki bölümler konu bakımından maalesef biraz sönük kalıyor. Yanlış anlaşılmasın, kötü değil ama ilk 13 bölüm o kadar iyi ve sürükleyici ki ikinci konu ilk konunun gölgesinde kalmış. Eğer anime sadece ilk 13 bölümden oluşsaydı emin olan tereddütsüz 10 tam puanı basacaktım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görsel ve müziksel olarak Durarara on numara bir anime. Çizimler tipik anime çizimleri ama kalitesi yüksek. Ikebukuro gerçeğine benziyor mu bilemem ama yansıtmak istediği atmosferi çok iyi yansıtıyor. Her biri farklı karakterler de bunun tuzu biberi olmuş. Müziklerinden özellikle ilk açılış parçası olan “Uragiri no Yuuyake” adlı parça çok hoş bir parça. Diğer açılış müziği ve kapanışların da aşağı kalır yanı yok ama en iyisi birincisi derim. Ayrıca yine tıpkı Baccano’daki gibi opening sırasında on saniyelik bir özet sıkıştırılmış. Yani müziğin sözleri aniden kesiliyor ve özeti izledikten sonra opening kaldığı yerden devam ediyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası Baccano’yu seven Durarara!!’yı da mutlaka sever ama eğer iki seriyi de izlemediyseniz çok şey kaçırmışsınızdır. Bu yüzden önce Durarara veya Baccano fark etmez, ikisini de izlemenizi şiddetle tavsiye edebilirim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-or2bUW-ufAA/TZJYnyrKWFI/AAAAAAAACh8/roOCC97u6eM/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 189px; HEIGHT: 120px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5589627528161155154" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/-or2bUW-ufAA/TZJYnyrKWFI/AAAAAAAACh8/roOCC97u6eM/s200/1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-t0A_EZOUZb4/TZJYoDDgUSI/AAAAAAAACiE/ywJU1jHHZtM/s1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 195px; HEIGHT: 120px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5589627532558225698" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/-t0A_EZOUZb4/TZJYoDDgUSI/AAAAAAAACiE/ywJU1jHHZtM/s200/2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-7483094098666130423?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/7483094098666130423/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/03/durarara.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/7483094098666130423'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/7483094098666130423'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/03/durarara.html' title='Durarara!!'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-p4e49osCfCI/TZJYnpKJplI/AAAAAAAACh0/OG4IoDC9k7Q/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-4142966922450670239</id><published>2011-03-21T22:17:00.002+02:00</published><updated>2011-03-21T22:20:24.557+02:00</updated><title type='text'>Le Chevalier D’Eon</title><content type='html'>Yönetmen: Kazuhiro Furuhashi&lt;br /&gt;Stüdyo: Production I.G.&lt;br /&gt;Tür: Fantastik, Dram, Tarihi&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2006&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 24&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/6&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-96i0vgxf_Gg/TYeyoHXxRsI/AAAAAAAACgc/U2SlnS_gky4/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 150px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5586630265019647682" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/-96i0vgxf_Gg/TYeyoHXxRsI/AAAAAAAACgc/U2SlnS_gky4/s200/kapak.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Le Chevalier D’Eon, 18. yüzyılda (1728 – 1810) 15. Louis egemenliği altındaki Fransa’da gerçekten yaşamış olan Şövalye D’Eon’dan esinlenerek yapılmış bir animedir. D’Eon yaşadığı dönemde doğrudan krala bağlı olan Le Secret du Roi adlı toplulukta yaptığı casusluklarla ün kazanmıştır. Fakat kendisini asıl ünlü eden hayatının ilk yarısında erkek olarak, ikinci yarısında kadın olarak yaşamasıdır. (Gerçek cinsiyeti kadındır). Şövalye D’Eon hakkında ayrıntılı bilgi için İngilizce Vikipedi sayfasına bakabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahsettiğim gibi anime, fantastik bir şekilde de olsa Şövalye D’Eon de Beaumont’un hayatını konu alıyor. Hikaye 1753 Paris’inde, Sen Nehri’nde bir cesedin bulunması ile başlıyor. Ceset bir botun içindeki tabutun içinde bulunmuştur ve Lia de Beaumont’a aittir. Cesede ait tek ipucu tabutun üzerine kanla yazılmış olan “Psalms” kelimesidir. Lia’nın kardeşi D’Eon ise 15. Louis’in hizmetinde olan bir şövalyedir. D’Eon bir yandan gizli polis olarak kaybolan Fransız kadınlarını ararken, bir yandan da ablasını öldüreni bulmaya ant içmiştir. Fakat çok geçmeden kaybolan kadınlar ve Lia’nın arasında bir bağ keşfedilir ve üstüne üstlük Lia’nın kızgın ruhu D’Eon’a musallat olmuştur. D’Eon’a ablasının katillerini bulmada meşhur kılıç ustası Teillagory, yetenekli Durand ve genç Robin eşlik etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Le Chevalier D’Eon adlı anime ilk başta bir hayli gizemli olarak başlıyor fakat bölümler ilerledikçe bundan bir gram bile eser kalmıyor. Atmosfer maalesef ilk birkaç bölümdeki gibi heyecan dolu kalmıyor ve fantastik unsurlara aşırı kaçılmış. Elbette belgesel izleyecek halimiz yok ama konu ilerledikçe saçmalıyor ve büyüler, garip ilişkiler derken bir bakmışsınız tavandaki noktaları saymaya başlamışsınız. Anime bittiğinde de şöyle bir durup düşünüyorsunuz ve konu neydi diye merak ediyorsunuz. Bir de Lia faktörü var ki… D’Eon’un içine girerek bedenini ele geçirmesini anladık ama D’Eon’un dudaklarının Angelina Jolie’ninkiler gibi şişip kadına dönüşmesi, saçındaki kurdelenin açılarak saçlarının dalgalanması, hatta D’Eon’un kadın elbiseleri giymesi bana ters geldi. Yani baş karakterimiz iki cinsiyetli (transseksüel) bir insan. Ayrıca herkesin neredeyse Lia’ya tapması, tanrı muamelesi görmesi beni çileden çıkardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki animenin iyi yanı yok mu? Var ama eksilerin yanında maalesef gölgede kalıyorlar. D’Eon dışında diğer karakterlerin kişilikleri, gerçek olaylarla fantastik kurgunun bir araya getirilmesi ve dövüş sahneleri animenin şüphesiz en iyi yanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Le Chevalier’in çizimleri diğer animelere nazaran daha gerçekçi fakat her nasılsa bana pek kaliteli gelmedi. Yani surat ifadeleri bana tuhaf geldi. Özellikle kızarlarken çok çirkin duruyorlar. Müzikleri de idare eder fakat kapanış parçası olan Over Night isimli parça benim çok hoşuma gitti. Uzun zamandır duyduğum en iyi parça diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun lafın kısası Le Chevalier D’Eon benim beklentilerimi karşılayamadı. Anime Fransız havasını size çok iyi yansıtıyor ama bunun dışında maalesef boş. Alternatifleri değerlendirmenizi öneririm. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-8AzSlUimRL0/TYeyorhDC_I/AAAAAAAACgk/-eKfVRjrno0/s1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 147px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5586630274722237426" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/-8AzSlUimRL0/TYeyorhDC_I/AAAAAAAACgk/-eKfVRjrno0/s200/2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-4142966922450670239?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/4142966922450670239/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/03/le-chevalier-deon.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/4142966922450670239'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/4142966922450670239'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/03/le-chevalier-deon.html' title='Le Chevalier D’Eon'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-96i0vgxf_Gg/TYeyoHXxRsI/AAAAAAAACgc/U2SlnS_gky4/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-978082493312477498</id><published>2011-03-10T00:25:00.001+02:00</published><updated>2011-03-10T00:27:56.894+02:00</updated><title type='text'>Shiki</title><content type='html'>Yönetmen: Tetsuro Animo&lt;br /&gt;Stüdyo: Daume&lt;br /&gt;Tür: Gerilim, Doğaüstü&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2010&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 22&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/9.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-I6gU-QLGTiI/TXf-m4r2wXI/AAAAAAAACcg/mmz3qyvqDQk/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 112px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5582210207153832306" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/-I6gU-QLGTiI/TXf-m4r2wXI/AAAAAAAACcg/mmz3qyvqDQk/s200/kapak.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Shiki’de hikâye Sotoba adında, etrafı ormanlarla çevrili sakin ve sessiz bir köyde süregeliyor. Kasaba, sıradan, normal alışagelmiş bir kasabadır. Bu kasabada herkes birbirini tanımaktadır ve suç oranı sıfırdır. Doğal ölümler haricinde herhangi bir ölüm gerçekleşmez ve buradaki insanlar birbirlerine düşkün oldukları kadar dedikodu yapmayı da sevenler. Günün birinde, yıllardır boş olan Kanemasa malikânesine birileri taşınır. Taşınan aile tüm kasaba halkının dikkatini çeker çünkü malikâneyi sanki yüzyıllar öncesinden kalma bir şato gibi inşa etmişlerdir. Kimileri bu malikâneye kıskanç gözlerle bakar, kimileri de kasabanın imajına yakışmadığını düşünür. Fakat esasında kimse ikinci defa dönüp bakmaz bile. Birilerinin Kanemasa malikânesine taşınması ile aynı zamanda insanlar garip bir hastalıktan ölmeye başlar. İnsanlar önce durgunlaşmaya, ardından yataklara düşmeye ve sonunda da ölmeye başlar. Elbette kimse Kanemasa malikânesine ve ölümler arasında bir bağ kurmaz. Kasabada ansızın insanlar iki – üç gün ara ile ölmeye başlarlar. Kasabanın doktoru ve saygı gören bir aileden gelen Toshio Ozaki önceleri bunun bir salgın olduğunu düşünür. Lakin doktor çok yakında asıl sebebin bu olmadığını anlar. Fakat Doktor Ozaki’den önce olayı çözmüş birisi vardır. Kasabanın gençlerinden Yuuki, insanların bir salgından dolayı değil “Shiki”ler, yani vampirler tarafından öldürüldüğünü bilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Shiki, anlayacağınız üzere vampir temalı bir anime. Fakat en büyük özelliği ve kendisini diğer vampir animelerinden ayıran özelliği işlenişi. Shiki’de ne Hellsing’teki gibi karizmatik ve süper yetenekli vampirler, ne de başka serilerdeki gibi üstün yetenekli, kendini kötüyle savaşmaya adamış insanlar vardır. Shiki’de insanlar normal benim, sizin gibi insanlardır ve vampirlerde sadece hayatta kalmaya çalışan ama belirli bir otorite tarafından yönetilen yaratıklardır. Demek istediğim, bu animede iyi veya kötü diye bir kavram yok. Normal olması gibi herkes kendini düşünmektedir ve herkes kendince haklıdır. Herkes yaşamak için ne gerekiyorsa yapmaya hazırdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Animenin atmosferi ilk birkaç bölüm boyunca ağır ilerliyor ve karakter bolluğu da insanın kafasını biraz karıştırabiliyor. Ama birkaç bölüm ilerledikçe ve Sotoba halkını da tanıdıkça atmosfer her bölüm giderek artmaya başlıyor. Özellikle son altı – yedi bölüm tavan yapıyor diyebilirim. Senaryo izleyenini asla sıkmıyor ve anime dünyasına yeni bir şey katmasa da yukarıda bahsettiğim herkes önce kendi canını düşünüyor olgusu animeyi bir hayli ilginç kılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görsel olarak Shiki bir hayli kaliteli bir anime. Çizimler, karakter bolluğu ve her karakterin kendi kişiliği Shiki’yi renkli ve çekici kılıyor. Benim tek beğenmediğim taraf saç modelleri. Yeşil saçlı, mor saçlı, pembe saçlı, sarı saçlı ve üstelik değişik şekillerde saçı olan birçok karakter var. Açıkçası daha normal görünselermiş bence daha iyi olurdu. Animenin müzikleri ise gerçekten şahane. Özellikle ilk açılış parçası çok güzel ve seri içinde çalan parçalar da animeyi cuk oturmuş diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak ben Shiki’nin bu kadar iyi çıkacağını tahmin etmemiştim. Vampirlerden hoşlananlar Shiki’yi zaten es geçmemeli ama benim gibi vampirleri pek takan biri değilseniz bile Shiki’yi mutlaka izlemenizi öneririm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-AScLnj0K8IY/TXf-nr8dpzI/AAAAAAAACco/W5WJTSd-AhE/s1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 190px; HEIGHT: 121px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5582210220913698610" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/-AScLnj0K8IY/TXf-nr8dpzI/AAAAAAAACco/W5WJTSd-AhE/s200/2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-9L_NFAFm1kw/TXf-oAvBe8I/AAAAAAAACcw/_m4JQxfs-K8/s1600/4.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 193px; HEIGHT: 121px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5582210226494471106" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/-9L_NFAFm1kw/TXf-oAvBe8I/AAAAAAAACcw/_m4JQxfs-K8/s200/4.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-978082493312477498?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/978082493312477498/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/03/shiki.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/978082493312477498'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/978082493312477498'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/03/shiki.html' title='Shiki'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-I6gU-QLGTiI/TXf-m4r2wXI/AAAAAAAACcg/mmz3qyvqDQk/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-2610524736110317278</id><published>2011-02-27T00:26:00.002+02:00</published><updated>2011-02-27T00:34:38.986+02:00</updated><title type='text'>Noein – To Your Other Self</title><content type='html'>Yönetmen: Kazuki Akane&lt;br /&gt;Stüdyo: Satelight&lt;br /&gt;Tür: Macera, Bilimkurgu&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2005&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 24&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/6&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-VPuq9tk8-Bg/TWl-ZV0QpwI/AAAAAAAACYw/dQoPQU_VqO8/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 160px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5578128587293239042" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/-VPuq9tk8-Bg/TWl-ZV0QpwI/AAAAAAAACYw/dQoPQU_VqO8/s200/kapak.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Noein, geçmiş – gelecek ilişkisi, kuantum fiziği, olasılık teorileri, birden fazla gelecek ve bunların oluşturduğu boyutları konu alan karışık bir anime. Günümüzden 15 yıl sonra, olası bir gelecekte La’cryma adında dünyamızı temsil eden boyut ile Shangri-la adında tüm boyutları birleştirip yok etmek isteyen bir boyut arasında amansız bir savaş sürmektedir. Fakat Shangri-la’yı yenmek neredeyse imkânsızdır ve onu durdurmanın tek yolu “Dragon Torque” (ejder kolyesi) adında gizemli bir nesnedir. Bu gizemli nesneyi bulmak için “Dragon Knights” yani Ejder Şövalyeleri adında bir grup kurulmuştur ve bu grup boyutları gezerek bu nesneyi aramaktadır. Günümüzde ve bizim boyutumuzda ise Haruka ve Yuu adında 12 yaşında iki arkadaş evden Tokyo’ya kaçma planları yapmaktadır. Bu esnada karşılarına Karasu adında bir ejder şövalyesi çıkar ve kendisinin başka bir boyuttaki 15 yıl sonraki Yuu olduğunu iddia eder. Karasu’nun görevi de diğer ejder şövalyeleri gibi ejder kolyesini ele geçirmektir fakat ejder kolyesinin Haruka olduğunu anlayınca işin rengi değiştir. Haruka’yı “bir daha” kaybetmemek için yemin eden Karasu, onu ne pahasına olsun diğer ejder şövalyelerinden ve Noien adındaki Shangri-la’yı yöneten varlıktan korumaya çalışır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Noein’in konusu, ilkokula giden (daha doğrusu yeni bitirmiş) kahramanlarına karşın oldukça karışık bir anime. Öyle ki, süregelen bilimsel konuşmalar, kuantum fiziği muhabbeti ve karmakarışık boyut ilişkileri izlerken epey bir baş ağrısı yapıyor. Üstelik senaryonun akıcılığı bakımından da anime pekiyi değil. Yani bir iki bölüm birkaç olay yaşandıktan sonra çocuklar sanki bir şey olmamış gibi yaşamaya devam ediyor. Yahu, adamın gelecekten kendisi gelmiş, boyutlar yok oluyor falan diyor ama bölümler bir türlü bir araya gelemiyor. Haruka mutlu mesut ortada geziniyor, Yuu desen kendi âleminde. Bu arada Yuu sinir bozucu ilk beş karakter sıralamama girmeyi başardı, kendisini tebrik ederim. Anlatmaya çalıştığım, senaryo zaten karışık, en ufak bir kopmada toparlaması zor oluyor ve atmosfer de etkileyici olamayınca insan izlerken sıkılabiliyor. Ben bile bir iki defa yarıda bırakmayı düşündüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Noein’in çizimleri ise bir hayli ilginç ve kendine has. Animede özellikle savaş sahnelerinde çizgi roman tarzı diyebileceğim çizimler kullanılmış ve bir bakıyorsunuz karakterler sanki çizgi romandaymış gibi (karikatür tarzı) görünmeye başlıyor. Oldukça hoş bir ayrıntı olmuş. Bunun dışında normal çizimleri de gayet hoş. Animenin müzikleri de çizimleri kadar kaliteli. Açılış ve kapanış müzikleri fena değil ama esas iyi olan seri içinde çalanlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özetle Noein – To Your Other Self ilk başta öyle gözükmese de kesinlikle yetişkinlere hitap eden, bir hayli karışık bir anime. Ben pek sevemedim ve açıkçası pek önermem ama eğer kuantum fiziği, boyutlar ve geçmiş – gelecek gibi konulara ilginiz varsa bir bakın derim. Aksi halde pek tavsiye etmem. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-iY_zeQhJuoQ/TWl-ZnYosOI/AAAAAAAACY4/B78lBE6b5r4/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 124px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5578128592009212130" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/-iY_zeQhJuoQ/TWl-ZnYosOI/AAAAAAAACY4/B78lBE6b5r4/s200/1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-2610524736110317278?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/2610524736110317278/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/02/noein-to-your-other-self.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/2610524736110317278'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/2610524736110317278'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/02/noein-to-your-other-self.html' title='Noein – To Your Other Self'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-VPuq9tk8-Bg/TWl-ZV0QpwI/AAAAAAAACYw/dQoPQU_VqO8/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-1995078307426866444</id><published>2011-02-15T23:39:00.001+02:00</published><updated>2011-02-15T23:42:03.867+02:00</updated><title type='text'>Paranoia Agent</title><content type='html'>Yönetmen: Satoshi Kon&lt;br /&gt;Stüdyo: Madhouse&lt;br /&gt;Tür: Gerilim, Psikolojik&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2004&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 13&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/7.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-ebZp0XrYSk4/TVry7lPPqpI/AAAAAAAACWw/NcdlNi5w-J4/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 150px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5574034594246666898" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/-ebZp0XrYSk4/TVry7lPPqpI/AAAAAAAACWw/NcdlNi5w-J4/s200/kapak.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tsukiko Sagi, Tokyo’da yaşayan ve Maromi adında köpeği andıran pembe figürü yaratıcısı olan genç bir kızdır. Bu başarısından dolayı tüm gözler üzerindedir ve ondan başka ilgi çekici figürler de yaratması istenilmektedir. Bu baskı altında bir gün evine giderken bir dizi aksilikler yaşar ve sinirleri iyice boşalır. Tam o esnada ise olan olur. Kafasına aldığı bir darbe ile bayılan Tsukiko gözlerini hastanede açar. Olayı soruşturan dedektiflere de zanlının altın sarısı patenleri ve altın sarısı sopası olan genç bir oğlan çocuğunun olduğunu söyler. Dedektifler ilk başta olayı pek ciddiye almaz. Hatta uydurma bile sanırlar. Fakat ikinci vaka da meydana gelince halk arasında “shonen bat” (sopalı genç erkek manasında) efsanesi giderek yayılmaya ve işin içinden çıkılmaz bir hal almaya başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paranoia Agent, 13 bölümlük kısa bir seri ve bu yüzden de olayların çabuk geliştiğini düşünebilirsiniz. Fakat ilginçtir Paranoia Agent’e 13 bölüm artmış da fazla bile gelmiş. Anime oldukça heyecanlı bir şekilde başlıyor ve yedinci bölüme kadar heyecanla devam ediyor. Yedinci bölümden sonra ise animede performans düşüyor. Öyle ki, bana göre 7 ile 11. bölümler arası tamamen doldurma olmuş. Bu bölümlerde senaryo ilerlemiyor ve shonen batın yaptıklarını, halk arasında dolaşan dedikodulara tanıklık ediyoruz. Son iki bölüm yeniden toparlanarak fena olmayan bir son ile son buluyor ama açıkçası senaryonun seyrini ben pek benimseyemedim. Yani anime bir dizi şiddet eylemlerine karışan bir suçluyu arama üzerine yoğunlaşırken son bölümlere doğru tamamen psikolojik unsurlara kayıyor ve insan izlerken cidden yorulabiliyor. Hatta son bölümler psikolojikten ziyade fantastik bir hal alıyor dersem yalan olmaz. Demek istediğim, Paranoia Agent heyecanlı başlıyor, sonlara doğru biraz sapıtıyor ve ilginç bir sonla veda ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çizimleri bakımından Paranoia Agent’ta büyük gözlü klasik anime karakterlerinden ziyade daha gerçekçi, gerçek çekik gözlü Japon karakterleri kullanılmış. Yani karakterlerin çoğu gerçek hayatta karşınıza çıkabilecek cinsten. Çizimlerin kalitesi de gayet yerinde. Animenin müzikleri ise kendisi kadar ilginç ve kaliteli. Özellikle Susuma Hirasawa’nın seslendirdiği “Yume no Shima Shinen Kouen” adlı parça ile Paranoia Agent’in openingi izlediğim animeler arasında top 5’e girebilecek kalitede ve güzel. Kapanışı pek beğenmedim ama animeye yakışan bir parça kullanılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak Paranoia Agent kanaatimce çok iyi bir anime değil ama izlediğim en ilginçlerinden birisi. Eğer sizde psikolojik ve karışık içeriği olan bir anime arıyorsanız Paranoia Agent’i önerebilirim ama aksi takdirde pek tavsiye etmem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-yBtRMx7m-k0/TVry70s_F5I/AAAAAAAACW4/45rjkzSjWyQ/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 122px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5574034598397941650" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/-yBtRMx7m-k0/TVry70s_F5I/AAAAAAAACW4/45rjkzSjWyQ/s200/1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-1995078307426866444?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/1995078307426866444/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/02/paranoia-agent.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/1995078307426866444'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/1995078307426866444'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/02/paranoia-agent.html' title='Paranoia Agent'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-ebZp0XrYSk4/TVry7lPPqpI/AAAAAAAACWw/NcdlNi5w-J4/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-5767547426561650612</id><published>2011-02-09T14:45:00.003+02:00</published><updated>2011-02-09T14:53:29.960+02:00</updated><title type='text'>Genshiken</title><content type='html'>Yönetmen: Takashi Ikehata&lt;br /&gt;Stüdyo: Genco&lt;br /&gt;Tür: Komedi&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2004 – 2006&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 12 + 12&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/9.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TVKM7JP81bI/AAAAAAAACVQ/FK1IE3W6isM/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 140px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5571670636733715890" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TVKM7JP81bI/AAAAAAAACVQ/FK1IE3W6isM/s200/kapak.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Genshiken 1. Sezon&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Genshiken (&lt;strong&gt;Gen&lt;/strong&gt;dai &lt;strong&gt;Shi&lt;/strong&gt;kaku Bunka &lt;strong&gt;Ken&lt;/strong&gt;kyukai) veya Türkçesi ile Modern Görsel Kültürü Araştırma Cemiyeti, otakular üzerine kurulmuş ve onların hayatını göz önüne süren bir animedir. Hikaye, utangaç ve kendine güveni pek olmayan Kanji Sasahara’nın Shiiou Üniversitesine başlaması ile başlıyor. İlk önce manga kulübüne katılmaya niyetlenen Sasahara sonunda kararını Genshiken kulübünden yana kılar. Genshiken kulübünün üyelerinin tek ortak noktaları mangalar değil, aynı zamanda animeler ve oyunlardır da. Sasahara kendisi gibi otaku olan diğer kulüp üyeleri ile kısa zamanda kaynaşır ve izleyenlerine de ilginç parodilerle dolu maceralarını izlemek kalır. Dediğim gibi serinin baş karakterleri otakular olduğu için animede sürekli manga (özellikle erotik mangalar), anime ve oyun (genelde dövüş ve yine erotik oyunlar) muhabbeti yapılmaktadır. Hatta bu muhabbet daha da derin ve ilginç olsun diye anime içinde ismi “Kujibiki Unbalance” olan bir anime bile yaratılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Genshiken 2. Sezon&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yeni sezonda kulübe geçen sezondan da tanıdık bir yüz olan Kuchiki ve Ogiue adında iki kişi daha katılmıştır. İkinci sezon, birinci sezonun bıraktığı yerden devam ediyor. Genshiken ekibi Comifes (orijinal adı ile Comiket) için hazırlanmaktadır ve ekibi yavaş yavaş mezun olma telaşı sarmıştır. Hatta iş arayanlar bile vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karakterler bakımından Genshiken oldukça zengin bir anime. Üstelik her bir karakterin Otaku olmasına rağmen farklı şeyleri sevmesi seriye bir hayli renk katıyor. Özellikle otaku olmadığı halde otaku sevgilisi yüzünden Genshiken ile takılan Kasukabe seriye oldukça renk katıyor. Genshiken karakterlerini kısaca tanıtacak olursam;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kanji Sasahara:&lt;/strong&gt; Sasahara, Genshiken’nin baş karakteri gibi gözükse de aslında değil. Sasahara sadece bizlere otakuların dünyasına giden kapıyı açıyor. Kendisi utangaç olmasına rağmen Genshiken’nin en normal otaku karakteridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Makoto Kousaka:&lt;/strong&gt; Sarı saçları ve yakışıklılığı ile Kousaka için otakuların arasında işi ne diyebilirsiniz. Fakat Kousaka da dış görünümüne rağmen bir otakudur ve üstelik oyun düşkünüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Harunobu Madarame:&lt;/strong&gt; Genshiken kulübünün en koyu otakusu diyebiliriz. Mardarame’nin hayatı anime ve mangadır ve özellikle dojinshi (erotik manga) dergilere para harcamaktan hiç kaçınmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Saki Kasukabe:&lt;/strong&gt; Genshiken’de belki de otaku olmayan tek karakterdir. Kousaka ile çıktıkları için mecburen zamanını diğer otakularla da geçirmektedir ve ortaya bir hayli ilginç şeyler çıkabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Souichiro Tanaka:&lt;/strong&gt; Tanaka daha çok cosplay ve el işleri ile ilgilenmektedir. Eğer birisinin bir cosplaye ihtiyacı varsa Tanaka’ya seslenmesi yeterlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kanako Ohno:&lt;/strong&gt; Genshiken’e katılan ilk bayan otakudur ve iri göğüsleri ile dikkat çekmektedir. Ohno’nun da ilgi alanı cosplaydir ve bu yüzden Tanaka ile iyi anlaşmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Chika Ogiue:&lt;/strong&gt; Ogiue, Genshiken’de ikinci sezon gözükmektedir ve bana göre en ilginç karakterdir. Ogiue de tıpkı Ohno gibi bayan bir otakudur ve otaku olduğu için ve özellikle bayanlara hitap eden yayoi dojinshi (kabaca gay karakterli mangalar) ile ilgilendiği için kendisiyle pek barışık değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Manabu Kuchiki:&lt;/strong&gt; İlk sezonda bir kere gözükse de kulübe ikinci sezon dahil olur. Kendisi ekibin en sinir bozucu ve kanaatimce salak karakteridir. Olmasa da olurmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atmosfer ve bölümlerin ilerleyişi bakımından Genshiken son zamanlarda izlediğim en kaliteli animelerden birisi. Otakuluk ile komedi unsuru çok iyi harmanlanmış ve komiklik unsurları aşırıya kaçmanda yerli yerinde kullanılmış. Özellikle ilk sezon inanılmaz eğlenceli geçiyor ve animenin baş tacı olan muhabbetler seriyi götürmeye yetiyor da artıyor bile. Sasahara ve arkadaşlarının dojinshi geyikleri, Kasukabe’nin konuşanlardan bir şey anlamaması gibi birçok parodi animenin içerisinde yer almakta. İkinci sezonda ise tempo biraz düşmüş. Kulüp üyeleri iş aramakla meşgul olduğundan pek bir araya gelemiyorlar ve durum böyle olunca karakterlerin bireysel hayatlarına inilmiş ve açıkçası ilk sezondaki çoğu güzel espriler ve muhabbetler ikinci sezonda yok. Fakat bunu kötü olarak algılamayın. Genshiken’nin ikinci sezonu da hala kaliteli ama ilk sezonla kıyaslandığında biraz daha gölgede kalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görsel olarak Genshiken kaliteli bir anime ve bu kalite ikinci sezon daha da artmış olarak göze çarpıyor. Bahsettiğim komiklik efektleri hiçbir zaman aşırıya kaçmıyor ve dozunda kullanılıyor. Ayrıca karakter çizimleri de seriye cuk oturmuş. Yalnız tek anlamadığım, Sasahara’nın saçı ilk sezon siyahken nasıl ikinci sezon kahverengi olmuş, çözemedim. Müzikleri bakımından da anime kalitesini belli ediyor. İlk sezonun seriye yakışan güzel bir açılış parçası var ama ikinci sezonunkini ben pek beğenmedim. Bu arada, ilk bölümün açılış parçasının anime için yaratılan Kujibiki Unbalance’den olması çok hoş bir ayrıntı olmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun lafın kısası, Genshiken’in ilk sezonuna 10, ikinci sezonuna da 9’u uygun görerek 9.5 gibi ortalama bir puan verdim. Anime benim beklentilerimi fazlası ile karşıladı ve eğer içeriği abartılı olmayan eğlenceli bir anime arıyorsanız Genshiken’i size gözüm kapalı önerebilirim. Son olarak, animede bolca dojinshi ve erotik oyun muhabbeti olduğu için küçüklerin izlemesi sakıncalı olabilir diyerek yazıyı bitirelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Not;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;• Genshiken’in ilk sezon ile ikinci sezonu arasında çıkan üç bölümlük ovası vardır ve bu ovada Ogiue ile Kuchiki’nin kulübe nasıl dahil oldukları anlatılmaktadır.&lt;br /&gt;• Genshiken içinde yaratılan Kujibiki Unbalance adlı animenin de ova şeklinde 3 bölümü ve seri olarak da 12 bölümlük bir serisi bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TVKM7RpMqyI/AAAAAAAACVY/_8Sle9B31-w/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 191px; HEIGHT: 121px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5571670638987094818" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TVKM7RpMqyI/AAAAAAAACVY/_8Sle9B31-w/s200/1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TVKM7u9SV8I/AAAAAAAACVg/NB3PwW6x_T8/s1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 196px; HEIGHT: 122px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5571670646855980994" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TVKM7u9SV8I/AAAAAAAACVg/NB3PwW6x_T8/s200/2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-5767547426561650612?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/5767547426561650612/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/02/genshiken.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/5767547426561650612'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/5767547426561650612'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/02/genshiken.html' title='Genshiken'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TVKM7JP81bI/AAAAAAAACVQ/FK1IE3W6isM/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-6344672793916457292</id><published>2011-01-30T14:45:00.001+02:00</published><updated>2011-01-30T14:47:33.086+02:00</updated><title type='text'>Jin-Roh: The Wolf Brigade</title><content type='html'>Yönetmen: Hiroyuki Okiura&lt;br /&gt;Stüdyo: Productin I.G.&lt;br /&gt;Tür: Dram, Askeri&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 1999&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: Film&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/6.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TUVdmXB3FcI/AAAAAAAACTs/8XwT9v7eJvw/s1600/jin%2Bkapak.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 160px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5567959427911718338" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TUVdmXB3FcI/AAAAAAAACTs/8XwT9v7eJvw/s200/jin%2Bkapak.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Jin-Roh: The Wolf Brigade, alternatif bir geçmişte, Kerberos isimli polise bağlı özel bir birliğin üyesi olan Kazule Fuse’yi konu alıyor. Jin-Roh’un geçtiği dünyada Japonya ağır bir savaştan çıkmış ve halk ile devlet arasında bu yüzden uyum sağlanamamıştır. Devletin baskıcı olduğunu düşünen Sect isimli bir terör örgütü başkent Tokyo’da boy göstermektedir. Sayıları gün geçtikçe arttığından ve güçlü bir organizasyon yeteneğine sahip olan Sect’in karşısında polis kuvvetleri sadece Tokyo’da görev alacak olan yardımcı bir teşkilat, yani Kerberos’u kurar. Bu birlik gizlilik içinde hareket etmekte, ağır zırh ve silahları ile doğrudan öldürme yetkisine sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anime filmi, Tokyo’da yine halkın devlete karşı başlattığı bir protesto gösteri ile başlıyor. Bu gösteride şiddetin dozu giderek artmakta, atılan taşlar önce özel Molotof kokteyllerine, ardından bombalara dönüşmektedir. Kısacası protesto, meydan savaşına dönmektedir. Genç bir kız, kanalizasyondaki üstlerinden aldığı emirlerle bu bombaları eylem yapanlara dağıtmakta, yani kurye görevi görmektedir.&lt;br /&gt;Öte yandan olayların biraz uzağında zırhlı özel bir birlik harekete geçmek için beklemektedir. Çok geçmeden de kanalizasyona girerek operasyonu başlatırlar. Bu ağır zırhlı ekip, kanalizasyonda bomba dağıtan Sect üyelerine anında kıstırır ve kurşuna dizer. Geriye bir tek genç kız kalır ve onun karşısına da Onbaşı Fuse çıkar. Fuse, kıza “neden” diye sorduğunda diğer birlik üyeleri de olay yerine varır. Onlardan ürken kız elindeki bombayı patlatır. Kız elbette paramparça olur ama Fuse üzerindeki ağır zırh sayesinde olayı sadece birkaç çizik ve yanıkla atlatır. Bundan sonra ise Anime, Fuse’nin yaşadıklarını ölen genç kızın ablası ile tanışmasını ve gölgelerin içinde süren politik savaşları konu alır. Tüm bunların ortak noktası da Fuse’dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atmosfer bakımından Jin-Roh’un savaş sahneleri heyecanlı ve gerilimi yüksek geçse de, filmin büyük bir kısmında dram yönü daha ağır basıyor. Yani bu anime filmini izlerken aksiyonu bol sahneler beklemeyin. Daha çok Fuse’nin yaşadıkları, ilişkileri ve bahsettiğim gibi politik unsurlar ön planda. Ve bana göre aksiyon dolu kısmı biraz daha arttırılsaymış çok iyi olurmuş. Çünkü konuşmalar gereğinden fazla ve siyasi içerikli. Bu da doğal olarak çoğu izleyenini sıkacaktır. Halbuki zırhları giydikleri bölümler harika ve çatışmalardaki gerçeklik çoğu animelerde yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çizimleri Jin-Roh’un eski olduğunu belli ettiriyor fakat gerçekçi çizimler kullanıldığı için (gerçek çekik gözlü Japonlar gibi) çizimler izleyenine kötü gelmiyor. Özellikle karakterler çok iyi betimlenmiş ve hal ve tavırları ile bir hayli başarılı gözüküyorlar. Müzikler de fena sayılmaz. Özellikle kapanışta çalan parça animeye çok güzel uymuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak Jin-Roh: The Wolf Brigade ağır bir anime ve herkese hitap etmiyor. Eğer dram ve politikadan hoşlanıyorsanız seveceksinizdir ama benim gibi fazla konuşmadan, daha doğrusu olay yaşanmamasından haz etmiyorsanız anime size biraz sıkıcı gelebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca Jin Roh’un 1984 yapımı “The Red Spectacles” ve 1991 yapımı “Stray Dog: Kerberos Panzer Cops” adında, karakterler bakımından bağımsız olan iki adet live-action filmi bulunmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TUVdmr83RHI/AAAAAAAACT0/wUl7AWAVKxo/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 143px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5567959433527903346" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TUVdmr83RHI/AAAAAAAACT0/wUl7AWAVKxo/s200/1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-6344672793916457292?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/6344672793916457292/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/01/jin-roh-wolf-brigade.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/6344672793916457292'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/6344672793916457292'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/01/jin-roh-wolf-brigade.html' title='Jin-Roh: The Wolf Brigade'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TUVdmXB3FcI/AAAAAAAACTs/8XwT9v7eJvw/s72-c/jin%2Bkapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-3303242087544057815</id><published>2011-01-22T19:12:00.001+02:00</published><updated>2011-01-22T19:14:55.724+02:00</updated><title type='text'>Byousoku 5 Centimeter</title><content type='html'>Yönetmen: Makoto Shinkai&lt;br /&gt;Stüdyo: Comix Wave&lt;br /&gt;Tür: Dram, Romantizm&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2007&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: Film&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/7&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TTsQTvg3ErI/AAAAAAAACR0/hsUZ4g-0Loo/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 139px; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5565059695904232114" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TTsQTvg3ErI/AAAAAAAACR0/hsUZ4g-0Loo/s200/kapak.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Byousoku 5 Centimeter’in aslında belirli bir konusu yok. Anime filmi üç parçaya ayrılmış durumda ve Takaki Tono’nun hayatından kesitler sunuyor. Bölümlerden kısaca bahsedecek olursam;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1.Bölüm - Cherry Blossom (Okasho):&lt;/strong&gt; Takaki Tono ve Akari Shinohara, ailelerinin işi nedeniyle çok sık taşınmaktadırlar. Günün birinde ise yolları aynı ilkokula gitmeleri ile kesişir. Birbirleri ile derin bir arkadaşlık kurarlar fakat Akari yine taşınmak zorundadır. Akari taşındıktan sonra ikili mektuplaşmaya başlar fakat doğal olarak yavaşça birbirlerinden uzaklaşmaya başlarlar. Akabinde Takaki de daha uzak bir yere taşındıklarını öğrendiğinde son bir kez Akari’yi görebilmek için uzun bir tren yolculuğuna çıkmaya karar verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2. Bölüm – Cosmonaut:&lt;/strong&gt; İkinci bölümde Takaki artık lise son sınıfa gitmektedir ve Akari ile artık kopma noktasındadırlar. Bu bölümde olayları Kanae adında, Takaki’den hoşlanan bir kızın gözlerinden görmekteyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3. Bölüm – 5 Centimeters Per Second:&lt;/strong&gt; En kısa ve son bölüm olan üçüncü bölümde Takaki ve Akari artık yabancı iki insandır. Takaki artık Tokyo’da çalışmaktadır ve Akari de evlenmek için hazırlık yapmaktadır. Bölüm, artık iki yabancı insan sayılan Takaki ile Akari’nin tesadüfen yolda karşılaşması ile başlıyor ve fotoğraf kareleri ile son buluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çizimleri bakımından Byousoku 5 Centimeter çok kaliteli bir anime. Animede normal çizimler kullanılmış (yani olağandışı bir çizim tarzı yok) ama renklerin parlaklığı, arka plandaki manzaralar, kar yağışı gibi olaylar çok gerçekçi ve insanı resmen ekrana bağlıyor. Yapımcı stüdyo Comix Wave zaten çizimleri bakımından kendisini kanıtlamış bir stüdyo. Dileriz en kısa zamanda film ve ova’ların dışında anime serileri de çıkarmaya başlarlar. Müzik ise animede çok az ama o harikulade çizimler varken müziğe bile gerek duyulmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özetle Byousoku 5 Centimeter’in bahsettiğim gibi belirli bir senaryosu yok ve bu yüzden çoğu izleyiciye, özellikle küçük yaştakilere sıkıcı gelebilir. Lakin günlük hayattan kesitler, biraz da duygusallık seviyorsanız ve özellikle çizimleri için Byousoku 5 Centimeter’i izlediğim en iyi animeler arasına giremese de önerebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TTsQT6p264I/AAAAAAAACR8/LaJCU1fN24I/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 126px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5565059698894760834" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TTsQT6p264I/AAAAAAAACR8/LaJCU1fN24I/s200/1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-3303242087544057815?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/3303242087544057815/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/01/byousoku-5-centimeter.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/3303242087544057815'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/3303242087544057815'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/01/byousoku-5-centimeter.html' title='Byousoku 5 Centimeter'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TTsQTvg3ErI/AAAAAAAACR0/hsUZ4g-0Loo/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-5252045778450322478</id><published>2011-01-16T13:54:00.002+02:00</published><updated>2011-01-16T13:56:32.695+02:00</updated><title type='text'>Kemono no Souja Erin</title><content type='html'>Yönetmen: Takayuki Hamana&lt;br /&gt;Stüdyo: Production I.G.&lt;br /&gt;Tür: Fantastik&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2009&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 50&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/9&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TTLclxxqLJI/AAAAAAAACQM/BICJuEpQVH0/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 142px; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5562751031330876562" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TTLclxxqLJI/AAAAAAAACQM/BICJuEpQVH0/s200/kapak.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kemono no Souja Erin’de konu küçük bir kız olan Erin etrafında dönüyor. Anime’nin geçtiği fantastik dünyada, yaklaşık 400 yıl önce sarı saçları ve sarı gözleri ile bir “beast-lord”un, yani hayvanlar kralı adlı bir yaratığın sırtında Ephon Nola adlı dağların ardından gelen ilk kraliçe Je, Kutsal Ryoza krallığını kurmuştur. Krallığı koruması için de Dük ilan ettiği Hossan’a “touda”ları, bir çeşit uçamayan ejderhaya benzer yaratıkları kontrol etme kabiliyetini bahşetmiştir. 400 yıl boyunca kraliçeler Ryoza’ya hükmetmiş, Dük soyundan gelenler de toudaları ile Ryoza’yı dış ülkelerden korumuştur. Tüm askeri yetkiler Dük’ün elindedir çünkü kraliçenin bir ordusu bulunmamaktadır. Fakat halk 400 yılda zamanla ikiye ayrılmaya başlamıştır. Bunlar kraliçenin muhitinde yaşayan ve savaşı küçümseyen, bolluk içinde yaşayan Holon’lar ve Dük’ün bölgesinde yaşayan, savaşmaktan yorulmuş, yoksul Wajyaku’lardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erin, krallığın durumundan habersiz, Dük’ün muhitinde kalan Ake köyünde yaşamaktadır. Ake köyü, Dük’ün ordusu için touda yetiştiren birkaç köyden birisidir. Annesi Soyon’da bu köyün en önemli touda yetiştiricisidir ve aynı zamanda “Mist People” yani sis insanları soyundan gelmektedir. Bu insanlar sürekli seyahat ederler ve rivayetlere göre büyü güçlerine sahiptir. Gittikleri her yere beraberinde sis getirdikleri için bu isimle anılmaktadırlar. Ayrıca saç ve göz renkleri de yeşildir. Fakat Soyon, köyün şefinin oğlu ile evlendiği için sis insanlarından azledilmiştir. Erin de aynı zamanda yeşil saçlı ve yeşil gözlüdür. Soyon ve Erin, Ake köyünde mutlu bir yaşam sürmektedirler. Erin de tıpkı annesi gibi bir touda yetiştiricisi olmak istemektedir ve hayvanlara müthiş bir ilgi beslemektedir. Fakat anne kızın mutlu yaşamı pek uzun sürmez. Kiba adı verilen ve en önemli touda sayılan birkaç hayvan ansızın ölüverir ve bu olanlardan Soyon sorumlu tutulur. Soyon, vahşi toudalar tarafından yenilmek üzere idam edilir. Erin idama müdahale etmek ister ama Soyon onu son bir hamle bir touda’nın sırtına bindirerek uzaklara yollar. Son sözleri de “mutlu bir yaşam sür” olur. Erin kendine geldiğinde artık Dük’ün muhitinde bile değildir. Kraliçe’nin muhitine gelmiştir ve bir arı yetiştiricisi tarafından evine getirilmiştir. Artık Erin’in önünde hiç beklemediği, bambaşka bir hayat vardır. Üstelik şimdilik haberi olmadığı krallığın da geleceği günün birinde onun omuzları üstüne yüklenecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahsettiğim gibi Kemono no Souja Erin, tamamen Erin’in etrafında dönüyor. Anime, Erin 10 yaşındayken başlıyor ve 18 yaşına gelene kadar devam ediyor. Bu zaman zarfında birçok karakter ile karşılaşıyoruz ve yaşlananlar ölüyor, gençler büyüyor. Atmosfer bakımından anime sürekli temposu yüksek bir anime değil ama kendine has bir çekiciliği mevcut. Animenin geçtiği fantastik dünyayı ve yaratılan kurguyu hiçbir animede göremezsiniz. Demek istediğim, sürekli yaşanan bir aksiyon yok ama senaryo ve hikayenin akışı buna gerek bile kılmıyor. Tek beğenmediğim tarafı bazı şiddet dolu sahnelerde, örneğin bir touda bir insana saldıracaksa, ekranı eciş bücüş çizimler kaplıyor (hani taşa yontulmuş çizimler olur ya). Neyse ki bu durum animede pek fazla tekrarlanmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çizimler bakımından Kemono no Souja için eşi benzeri yok diyebilirim. Veya ben izlediğim 150’ye yakın animede böyle değişik çizimler görmedim. Karakterler normal bildiğimiz anime karakterleri fakat arka plan çizimleri renkli kalem veya pastel boya ile çizilmiş gibi ve enfes gözüküyorlar. Altta çektiğim resimlerde pek belli olmuyor ama izlerseniz bana hak vereceksiniz çünkü her kare duvar kâğıdı güzelliğinde. Hele bazen gösterilen manzaralar inanılmaz. Sırf çizimleri için bile Kemono no Souja Erin’i izlemenizi önerebilirim. Müzikler bakımından ise daha iyi olabilirdi. Kötü değiller ama elli bölüm boyuna neredeyse her bölüm aynı parçayı duymaktan sıkılabilmeniz mümkün. Animenin iki adet açılış parçası ve kapanışı mevcut. Daha doğrusu açılış parçası aynı ve iki farklı kişi seslendirmiş. Benim favorim ikinci olanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak Kemono no Souja Erin’i elli bölüm boyunca sıkılmadan izliyorsunuz. Başta müthiş çizimleri ve sürükleyici kurgusu ile fazla aksiyondan, silahlardan, ucube karakterlerden sıkılan, eşsiz bir fantastik dünya isteyen herkese tavsiye edebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TTLcl8AM7qI/AAAAAAAACQU/TVdgI15AGU0/s1600/resim.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 194px; HEIGHT: 122px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5562751034076229282" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TTLcl8AM7qI/AAAAAAAACQU/TVdgI15AGU0/s200/resim.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TTLcmGf4OMI/AAAAAAAACQc/6lo8F5V7sXo/s1600/res2.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 195px; HEIGHT: 123px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5562751036893444290" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TTLcmGf4OMI/AAAAAAAACQc/6lo8F5V7sXo/s200/res2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-5252045778450322478?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/5252045778450322478/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/01/kemono-no-souja-erin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/5252045778450322478'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/5252045778450322478'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2011/01/kemono-no-souja-erin.html' title='Kemono no Souja Erin'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TTLclxxqLJI/AAAAAAAACQM/BICJuEpQVH0/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-856634437955906430</id><published>2010-12-25T14:14:00.001+02:00</published><updated>2010-12-25T14:17:01.896+02:00</updated><title type='text'>Ghost Hound</title><content type='html'>Yönetmen: Ryutaro Nakamura&lt;br /&gt;Stüdyo: Production I.G.&lt;br /&gt;Tür: Fantastik, Korku&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2007&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 22&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/8.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TRXgZ1u_CAI/AAAAAAAACNc/QaqiOtUwuBw/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 140px; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5554592449956874242" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TRXgZ1u_CAI/AAAAAAAACNc/QaqiOtUwuBw/s200/kapak.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ghost Hound, Suiten adındaki küçük bir dağ kasabasında yaşayan üç lise öğrencisinin etrafında gelişen doğaüstü olayları konu alıyor. Taro Komori, Makoto Oogami ve Masayuki Nakajima’nın aslında pek ortak noktaları yoktur. Fakat üçü de geçmişlerinde dramatik bir olay yaşamıştır ve bu olaylar zinciri onları bir araya getirmiştir. Taro ve ablası 11 sene önce kaçırılmış, Makoto’nun babası intihar etmiş ve geldiği Tokyo’daki okulunda bir öğrenci Masayuki yüzünden okulun çatısından atlamıştır. Günün birinde üç arkadaş, Taro’nun kaçırıldığı ve artık bir harabe olan hastaneye giderler. Yaşanan bir takım olaylar sonucu üç arkadaş görülmemiş dünyayı (unseen world) ve oradaki ruhları keşfeder. Çok geçmeden üç arkadaş rüyalarında beden dışı seyahat edebilmeye başlarlar. Yani ruhları bedenlerini terk ederek Suiten kasabasında dolaşmaya başlarlar. Üç arkadaşın amacı ortaktır, görülmemiş dünya sayesinde geçmişlerini araştırmak fakat aynı anda Suiten kasabasında ruhlar huzursuzlaşmaya ve normal hayata da sıçramaya başlarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ghost Hound’un birçok animeye nazaran görülmemiş ve çok ilginç bir konusu var. Atmosfer bakımından seri inanılmaz derecede gizem uyandıran bir şekilde başlıyor ve kendinizi izlemekten alıkoyamıyorsunuz. Fakat bölümlerin ortalarına gelince atmosfer bir hayli yavaşlıyor ve tıbbi terimler daha ön plana çıkıyor. Bu arada, Ghost Hound kesinlikle küçük yaşa hitap etmiyor çünkü dediğim gibi içerdiği psikolojik unsurlar ve tıbbi terimleri yetişkin bir insan bile bazen takip etmekte zorlanıyor. İpin ucunu bir yerde kaçırdınız mı, seri aniden sıkıcı bir hal alabiliyor ve daha birkaç bölüm önce sizi merak içinde bırakan animeden soğuyabiliyorsunuz. Sonlara doğru yaklaşıldığında ise atmosfer yine hızlanıyor ve anime tatmin edici bir son ile sona eriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görsel olarak Ghost Hound çok ilginç bir anime. Bazen capcanlı renkler oluyor karşımızda bazen de karakterler bembeyaz oluyor. Böyle bir tekniğe neden başvurulmuş bilmiyorum ama ben biraz yadırgadım. O beyazlıkların olmamasını tercih ederdim. Müzikleri ve özellikleri de efekt bakımından ise anime çok kaliteli. Aslında açılış ve kapanıp parçaları dışında animede müzik yok ama efektler çok iyi yapılmış ve bu efektler sayesinde belki de animedeki korku unsurunu yaşıyorsunuz. Örneğin birisi yürürken adımları ile eş zamanlı saat tıklaması duyuyorsunuz ve karakter ansızın bir kapıyı açtı mı, saat tıkırtısı sona eriyor. Bunun gibi ve daha değişik birçok ilginç ses Ghost Hound’da bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özetle Ghost Hound oldukça sıra dışı bir anime ama her yaşa hitap etmeyen ağır bir anime. Eğer ruhlardan ve psikolojik unsurlardan hoşlanıyorsanız izlemenizi tavsiye edebilirim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TRXgZ8nxp_I/AAAAAAAACNk/Hfu9c-FTTy8/s1600/01.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 126px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5554592451805685746" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TRXgZ8nxp_I/AAAAAAAACNk/Hfu9c-FTTy8/s200/01.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Not: Ghost Hound ile Ghost Hunt farklı iki animedir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-856634437955906430?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/856634437955906430/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/12/ghost-hound.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/856634437955906430'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/856634437955906430'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/12/ghost-hound.html' title='Ghost Hound'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TRXgZ1u_CAI/AAAAAAAACNc/QaqiOtUwuBw/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-1101091987174288098</id><published>2010-12-18T13:45:00.001+02:00</published><updated>2010-12-18T13:46:59.973+02:00</updated><title type='text'>Grave of the Fireflies</title><content type='html'>Yönetmen: Isao Takahata&lt;br /&gt;Stüdyo: Studio Ghibli&lt;br /&gt;Tür: Dram&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 1988&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: Film&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/9.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TQyfCooUseI/AAAAAAAACME/WG8tYaumIwU/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 142px; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5551987308256080354" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TQyfCooUseI/AAAAAAAACME/WG8tYaumIwU/s200/kapak.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Grave of the Fireflies veya orijinal adı ile Hotu no Haka, Shinchosa adlı yayın evi tarafından Studio Ghibli’ye yaptırılan ve savaşların sivil halk üzerindeki etkisini çarpıcı bir şekilde anlatan bir anime filmidir. Anime, 1945’li yıllarda savaş sırasında kız kardeşini yeterli besleyemediği için kaybeden Akiyuki Nosaka’nın otobiyografi şeklindeki romanından uyarlanmıştır. Nosaka, kardeşini kaybetmenin etkisi ve kendisini suçladığı için bu romanı yazmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grave of the Fireflies ya da Türkçe olarak Ateşböceklerinin Mezarı diyebileceğimiz anime filmi 1945 yılında, yani ikinci dünya savaşı yıllarında geçiyor. Anime, tren istasyonunda açlıktan ve halsizlikten ölmek üzere olan genç bir çocuğun görüntüsü ile başlıyor ve ardından “flashback” diye tabir edilen geriye dönüş ile olayları başından izliyoruz. Genç Seita ve küçük kız kardeşi Setsuko, anneleri ile birlikte yaşamaktadır. Babaları donanma mensubu olduğu için savaştadır. Flashback’ten sonra anime Amerikan uçaklarının şehri bombalaması ile başlıyor. Bu hava saldırısı yüzünden iki kardeşin annesi hayatını kaybeder ve ikiliyi teyzeleri yanına alır. Fakat burada gördükleri muameleden pek hoşnut kalmazlar. Çünkü teyzeleri her geçen gün onlara daha az yemek vermekte ve ezmektedir. Derken bir gün Seita ve Setsuko evi terk ederler ve kendi başlarının çaresine bakmaya çalışırlar. Savaş zamanında, yiyecek kıtlığı yaşandı ve iki günde bir yaşanan hava saldırıları yüzünden iki kardeşi çok zor günler beklemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atmosfer ve kurgu olarak Ateşböceklerinin Mezarı, gerçekçi bir kurguda ilerliyor. Yani animede doğaüstü olaylar, karizmatik karakterler gibi şeyler yok. Tamamen iki kardeşin birbirleri ile olan bağı ve yaşam mücadelesi üzerine kurulmuş. Savaşın zulmü, annelerini kaybetmelerinin acısı, babalarının bilinmeyen akıbeti ve özellikle küçük Setsuko’nun minik dünyasında olan biteni anlamaya çalışması çok güzel tasvir edilmiş. Özellikle sonlara doğru yaşanan duygu selinde gözünden yaş gelmeyecek insan çok azdır. Yani anlatmak istediğim, kurgu hem çok gerçekçi hem de hiç sıkmıyor. İki kardeşin zorlu hayatını dolu gözlerle izliyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çizimleri bakımından Ateşböceklerinin Mezarı elbette eski. Fakat eski olmalarına rağmen şimdiki birçok seriden çok daha hoş ve samimi. Müzikleri, özellikle seslendirmeler çok başarılı. Hele küçük Setsuko’nun seslendirmesi inanılmaz derecede gerçekçi ve başarılı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak Ateşböceklerinin Mezarı çok iyi bir dram animesi ve savaş zamanında yaşananları insanların yüzüne çok iyi vuruyor. Zaten Amerikalı film eleştirmeni Roger Ebert animeyi en iyi savaş karşıtı filmlerden birisi olarak nitelendiriyor. Benim için tek kusuru sonunun belli olması yönünde. Fakat eğer dram seviyorsanız ve gerçek ilişkilerden hoşlanıyorsanız Grave of the Fireflies’ı mutlaka izlemenizi öneririm. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TQyfCk8PlkI/AAAAAAAACMM/vKcpt4hpSZ8/s1600/res.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 124px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5551987307265889858" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TQyfCk8PlkI/AAAAAAAACMM/vKcpt4hpSZ8/s200/res.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-1101091987174288098?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/1101091987174288098/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/12/grave-of-fireflies.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/1101091987174288098'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/1101091987174288098'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/12/grave-of-fireflies.html' title='Grave of the Fireflies'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TQyfCooUseI/AAAAAAAACME/WG8tYaumIwU/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-5938244165393753592</id><published>2010-12-16T23:31:00.004+02:00</published><updated>2010-12-16T23:36:01.679+02:00</updated><title type='text'>Canaan</title><content type='html'>Yönetmen: Masahiro Ando&lt;br /&gt;Stüdyo: P.A. Works&lt;br /&gt;Tür: Aksiyon&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2009&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 13&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/6&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TQqF3RpEabI/AAAAAAAACLM/lJItDC7yIqM/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 142px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5551396675362515378" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TQqF3RpEabI/AAAAAAAACLM/lJItDC7yIqM/s200/kapak.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Canaan, 2008 yapımı “428: Fusa Sareta Shibuya de” adlı Wii oyununun iki yıl sonrasını konu alıyor. Ayrıca Canaan’nın Türkçe karşılığı Kenan ve anlamı da İsrail’e vaat edilmiş olan topraklardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canaan bahsettiğim gibi Wii için çıkan (PS3 ve PSP’ye de sadece Japonca olarak uyarlandı) oyunun Shibuya’da geçen olayların iki sene sonrasında geçiyor. Maria Osawa ve Minoru Minorikawa adlı iki gazeteci Şanghay’da yapılacak olan anti-terör konferansı için Şanghay’a uçar. Maria ve Minoru iki sene önce Shibuya’da yaşanan olaylara bulaşmıştır ve Maria teröristler tarafından kaçırılarak UA virüsü enjekte edilmiştir. UA virüsü enjekte edilen insanlar 12 saat içinde hayatını kaybetmektedirler. Fakat Maria’nın bilim adamı babası ona anti-virüs enjekte ettiği için hayatta kalmayı başarmıştır. Şanghay’da ise festival zamanı olduğu için ikili festivale de katılır ve birbirlerinden ayrılırlar. Fakat burada da Maria bir dizi cinayete tanık olur ve tam sıra kendisine geldiğinde eski bir arkadaşı olan Canaan tarafından kurtarılır. Çok geçmeden Maria ve Minoru kendilerine bir başka büyük maceranın içerisinde bulurlar. UA virüsü yine karşılarına çıkar. Üstelik virüs gelişmiş ve çok daha tehlikeli bir hale gelmiştir. Ayrıca Snake adındaki terör örgütü UA virüsü ile ilgilenmektedir ve örgütün lideri Canaan’ın geçmişinden birisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canaan’ın konusu aslında pek fazla yenilik sunmuyor ve UA virüsü olayı Resident Evil’i anımsatmıyor değil. Canaan, paralı askerdir ve “synesthesia” adlı yeteneği ile inanılmaz dövüş tekniklerine sahiptir. Hatta rakipsiz sayılabilir. Bu da bana biraz abartılı geldi. Ayrıca animede kadın hegemonyası var. Minoru ve sonradan çıkan Santana dışında serideki karakterlerin neredeyse hepsi kadın. Yani anlayacağınız üzere kızların eline vermişler silahları salmışlar sahaya. Canaan süper güçleri olan genç bir kız, Maria iyilik meleğimiz, Yunyun adında sinir bozucu bir kızımız, hiç konuşmayan Hakko adında bir bayan ve son olarak Amerika’ya baş tutabilen, Snake örgütünün lideri, yirmili yaşlarda Alphard adında genç bir kızımız var. Anlatmak istediğim, karakterlerin hepsi bayan ve hepsi itici. Oysa birkaç has adam eklenseymiş (tabi 17-18’lik delikanlılardan bahsetmiyorum) veya şöyle Golgo 13’teki Duke Togo gibi karizmatik bir karakter seride olsa, anime emin olun birkaç level birden atlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atmosfer bakımından Canaan güzel ve hızlı başlıyor ama birkaç bölüm sonra atmosfer acayip derecede sıkıcı bir hal alıyor. Animeyi soluksuz, heyecanla izleme gibi bir durum yok. Zaten Canaan ile uyuz Maria’nin “aşkı” olayı bitirmiş durumda. Kısa olan 13 bölümün sonu ise tatmin edici olmasa da havada da bitmiyor. Ortada uluslar arası bir terör söz konusu ama animede kızlarımızın birbirleri ile olan garip hesaplaşmaları daha bir ön planda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görsel olarak Canaan kaliteli bir anime. Çizimler güzel, kan kullanmaktan kaçınılmamış. Müzikleri de orta şeker. Şanghay sokakları güzel tasvir edilmiş ve arka plandaki Çince konuşmalar gibi ayrıntılar hoş olmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası kısa bir anime olan Canaan’ı kızlar ve silahlardan hoşlanıyorsanız sevebilirsiniz. Fakat bana göre Canaan aslında potansiyeli olan ama iyi kullanılmayan bir anime. Belki de ilk önce oyununu oynamak gerekir ama benim tavsiyem, eğer silahlı ve aksiyon dolu bir anime arıyorsanız Canaan ikinci veya üçüncü tercihiniz olsun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TQqF3s3JAwI/AAAAAAAACLU/owLD-hT-geE/s1600/res3.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 124px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5551396682669294338" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TQqF3s3JAwI/AAAAAAAACLU/owLD-hT-geE/s200/res3.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-5938244165393753592?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/5938244165393753592/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/12/canaan.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/5938244165393753592'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/5938244165393753592'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/12/canaan.html' title='Canaan'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TQqF3RpEabI/AAAAAAAACLM/lJItDC7yIqM/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-9191995952227190139</id><published>2010-12-10T22:25:00.003+02:00</published><updated>2010-12-11T12:53:45.988+02:00</updated><title type='text'>Kiki’s Delivery Service</title><content type='html'>Yönetmen: Hayao Miyazaki&lt;br /&gt;Stüdyo: Studio Ghibli&lt;br /&gt;Tür: Fantastik&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 1989&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: Film&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/9&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TQKM4S6SGXI/AAAAAAAACKU/dd55J3mQ-J4/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="width: 200px; height: 200px;" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5549152589650729330" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TQKM4S6SGXI/AAAAAAAACKU/dd55J3mQ-J4/s200/kapak.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kiki’s Delivery Service, Türkçe adı ile Küçük Cadı Kiki (bazı yerlerde Kiki’nin Kurye Servisi diye de geçiyor) 1989 yapımı bir Studio Ghibli yapımı ve başında da Hayao Miyazaki bulunmakta. Küçük Cadı Kiki ayrıca ilk Ghibli – Disney ortaklığına imza atmış bir anime filmi olma özelliğini de taşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kiki 13 yaşında bir cadıdır ve küçük bir köyde ailesi ile beraber yaşamaktadır. Geleneklere göre bir cadı 13 yaşına geldiğinde yaşadığı köyden ayrılıp, bir seneliğine kendi başına başka bir şehirde yaşamak zorundadır. Kiki de 13 yaşında olduğu için yaklaşan ilk dolunayda köyünden ayrılmaya karar verir. Siyah kedisi Jiji’yi de yanına alan Kiki, deniz kenarında bulunan Koriko adlı şehre yerleşmeye karar verir. 102 dakikalık anime filmi boyunca da Kiki’nin tamamen yabancı bu şehirde tek başına insanlarla kaynaşmasına, iş bulup çalışmasına ve en önemlisi hayata olan bakışına tanıklık ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük Cadı Kiki’de Dün Gibi veya Yüreğin Sesi’nde olduğu gibi belirli bir olay üzerinde yoğunlaşmıyor. Daha ziyade bir kızın yaşamına ve dediğim gibi insanlarla olan ilişkilerine odaklanıyor. Bu durumda birçok anime yapımı izleyenlerin dikkatini canlı tutmak için zorlanabilir ama işin içinde Studio Ghibli ve Hayao Miyazaki’nin parmağı olunca durum tam tersi oluyor. Konunun akışı başlangıçtan sona kadar yüksek bir çizgide ilerliyor ve atmosfer hiç düşmüyor. Yani izlerken asla sıkılmıyorsunuz. Sonlara yaklaşırken biraz durgunluk yaşanıyor ama kısa süren bu durgunluk çok geçmeden kendini toparlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görsel olarak Sihirli Cadı Kiki gerçekten şahane bir yapım. Hani oyunlarda benim için en harika görsellik macera oyunlarındaki 3D arka plansa, animelerde de Studio Ghibli yapımlarını tek geçerim. Bu kadar güzel betimlemeleri başka animelerde zor görürsünüz. Orijinal seslendirmeleri de bir hayli başarılı ve insana çok cana yakın geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonuç olarak Küçük Cadı Kiki benim için en iyi Studio Ghibli yapımlarından birisi ve keyifle izlenecek sevimli bir anime filmi arıyorsanız Kiki’yi mutlaka öneririm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TQKM4pdV40I/AAAAAAAACKc/J_vBJlwM7LQ/s1600/kiki.jpg"&gt;&lt;img style="width: 200px; height: 128px;" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5549152595703358274" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TQKM4pdV40I/AAAAAAAACKc/J_vBJlwM7LQ/s200/kiki.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-9191995952227190139?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/9191995952227190139/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/12/kikis-delivery-service.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/9191995952227190139'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/9191995952227190139'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/12/kikis-delivery-service.html' title='Kiki’s Delivery Service'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TQKM4S6SGXI/AAAAAAAACKU/dd55J3mQ-J4/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-2756973869677063548</id><published>2010-12-07T20:28:00.002+02:00</published><updated>2010-12-07T20:31:12.947+02:00</updated><title type='text'>K-ON</title><content type='html'>Yönetmen: Naoko Yamada&lt;br /&gt;Stüdyo: Kyoto Animation&lt;br /&gt;Tür: Okul, Komedi, Müzik&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2009 - 2010&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 13 + 26&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/8.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TP59J4p1BuI/AAAAAAAACJk/wJpYaNUwhrs/s1600/kon.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 157px; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548009399747151586" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TP59J4p1BuI/AAAAAAAACJk/wJpYaNUwhrs/s200/kon.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;K-ON, anlam olarak “keiongaku” yani “light music” demek ve Türkçeye de pop müzik olarak çevirebiliriz. Hikâye, Sakura Lisesi’nin müzik kulübüne giden dört (daha sonra beş) öğrencinin eğlence dolu yaşamlarını konu alıyor. Seri liseye başlayan Ritsu ve Mio adlı iki arkadaşın müzik kulübüne katılması ile başlıyor. Fakat ortada bir sorun vardır. Kulübün kapanmaması için en az dört kişiye, yani iki elemana daha ihtiyacı vardır. Çok geçmeden kulübe Tsumugi adında bir kız daha katılır ve geriye tek bir kişilik açık kalır. Son olarak bu açığı da serinin başkarakteri olarak tanımlayabileceğimiz Yui kapatır. Böylece kulüp kapanmaz ve eğlence dolu bir macera başlamış olur. Bölümler ilerledikçe kulübe beşinci olarak Azusa diye bir kız daha katılır. Toplam 37 bölüm boyunca (ikinci sezonun son iki bölümü ova niteliğinde) beş arkadaşın liseye başlayıp mezun olana kadar yaptıklarına tanıklık ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;K-ON her ne kadar müzik içerikli bir anime olsa da, Beck veya Nana gibi müzikli içli dışlı değil. Serinin okul – komedi yönü daha ağır ve müzik de eşantiyon tadında. Yani demek istediğim konu tamamen müzik üzerine değil. Daha çok beş arkadaşın müzik kulübü üyeleri olarak günlük yaşamlarına göz atıyoruz. Seri için %65 klasik okul – komedi, %35 müzik türünde diyebilirim. Anime de bahsettiğim üzere beş ana karakter var. Bunları kısaca tanıtacak olursam;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yui Hirasawa&lt;/strong&gt;: K-ON’un ana karakteri ve belki de görebileceğiniz en neşe dolu anime karakterlerinden biri. Müzik kulübüne son çare olarak katıldığı için tek bir nota dahi bilmemektedir ve “Gitah” adını verdiği gitarı ile her şeyi sıfırdan öğrenmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ritsu Tanaka&lt;/strong&gt;: Müzik kulübünün bateristi olan Ritsu, serinin en fırlama karakteridir. Milleti gaza getiren, dersleri pek sallamayan ve eğlence ile tembelliğe düşkündür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Mio Akiyama&lt;/strong&gt;: Kulübün bas gitaristçisi olan Mio inanılmaz derecede çekingen ve utangaçtır. Kulübe Ritsu’nun ısrarı üzerine katılmıştır ama asla pişman değildir. Serideki en aklı başında karakter diyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tsumugi Kotobuki&lt;/strong&gt;: Zengin bir aileden gelen Tsumugi, kulübün piyanistidir ve değişik bir karaktere sahiptir. Çay yapmayı seven, küçük şeylere dahi inanılmaz sevinen bir yapıya sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Azusa Nakano&lt;/strong&gt;: Azusa müzik kulübüne bir sene sonra katılır. Yani Yui ve arkadaşlarından bir yaş küçüktür. O da tıpkı Yui gibi gitar çalar ve ilk başlarda kulübü çok ciddiye alsa da zamanla o da arkadaşlarına ısınır ve samimi olurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görsellik olarak K-ON çok kaliteli bir anime. Özellikle karakter çizimleri ilginç ve başarılı. İlginç derken, Yui’deki yüz ifadesini ben başka bir karakterde daha görmedim. Bir anime karakteri ancak bu kadar sevimli olur herhalde. Serinin önemli bir unsuru olan müzikleri de ortalamanın bir hayli üstünde. Tarzı pek benim tarzım değil ama müzik kulübünün sergilediği parçalar oldukça eğlenceli ve başarılı. Hele parçaları seslendiren Yui olunca insan dinlemekten sıkılmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;K-ON serisinin bence en büyük eksisi hiç erkek karakter barındırmamasıdır. Gördüğüm üzere Sakura Lisesi tamamen kızlardan oluştuğu için bir kız lisesi ve birkaç erkek olsaydı nasıl olurdu diye düşünüyor insan. Anime tamamen kızların dünyasında geçiyor ve doğal olarak genellikle kız sohbetleri ediliyor. Neyse ki sohbetler genellikle komik geçtiğinden (komik derken de abartılı, yılışık hareketlere dolu değil – bkz. Ouran Host Club) baymıyor ve gayet güzel izleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun lafın kısası, K-ON tamamen müzik içerikli bir anime olmasa da komedi bakımından çok kaliteli bir anime ve işin içine kaliteli çizimler, eğlenceli karakterler ve müzik kulübü de girince izlemesi bir hayli keyifli bir anime oluveriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TP59KHr8AfI/AAAAAAAACJs/Arm0tqkuYsI/s1600/res.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 127px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548009403782529522" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TP59KHr8AfI/AAAAAAAACJs/Arm0tqkuYsI/s200/res.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-2756973869677063548?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/2756973869677063548/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/12/k-on.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/2756973869677063548'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/2756973869677063548'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/12/k-on.html' title='K-ON'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TP59J4p1BuI/AAAAAAAACJk/wJpYaNUwhrs/s72-c/kon.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-2746582496131261126</id><published>2010-12-05T01:25:00.004+02:00</published><updated>2010-12-05T01:29:52.901+02:00</updated><title type='text'>Ponyo</title><content type='html'>Yönetmen: Hayao Miyazaki&lt;br /&gt;Stüdyo: Studio Ghibli&lt;br /&gt;Tür: Fantastik, Macera&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2008&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: Film&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/8&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TPrOQU3ikUI/AAAAAAAACJU/K_e-LqlxIuM/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 126px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5546972670935077186" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TPrOQU3ikUI/AAAAAAAACJU/K_e-LqlxIuM/s200/kapak.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ponyo, yüzü olan küçük bir Japon balığının insan olmak istemesi hayalini anlatıyor. Minik kardeşleri ile babasının yanında yaşayan küçük balık, babasının yanından kaçarak küçük bir balıkçılık kasabasına varır. Fakat yolculuk esnasında küçük balığın başı kavanoza sıkışır ve balık sahile vurur. Bu arada küçük Sosuke, kavanozdaki balığı görür ve onu kurtarır. Bunu yaparken parmağı kesilir ve küçük, yüzü olan balık onun yarasını yalar ve kesik anında yok olur. Sosuke, balığı bir kova içinde yanına alır ve ona Ponyo adını verir. Ponyo, Sosuke’den çok hoşlanır ve insan olmaya karar verir. Öte yandan da Ponyo’nun babası Fujimoto, Ponyo’yu aramaya koyulmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ponyo adlı animenin de tüm Studio Ghibli filmlerinde olduğu gibi ilginç bir hikâyeye sahip. Bir balığın insan olma hayali, Sosuke’nin masum ve sevimli halleri, bolca deniz ve balık derken ortaya oldukça ilginç bir yapım çıkıvermiş. Atmosfer genellikle hareketli ve izleyen sıkılmıyor ama ben sonunu pek beğenmedim. Film çok güzel ve ilginç başlıyor fakat sonu çok basit ve sade olmuş. Buna rağmen dediğim gibi hikâyenin akışı, fantastik öğeler ve özellikle Ponyo ile Sosuke’nin masum serüveni seriyi izlenebilir kılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görsel olarak Ponyo tam bir sanat eseri. Zaten bu konuda Studio Ghibli’den daha başarılı bir yapım şirketi görmedim. İnanılmaz temalar harika karakter çizimleri ile birleşince ortaya bakmaya doyamayacağınız manzaralar çıkıyor. Yani her kare ayrı bir duvar kâğıdı. Türkçe seslendirme de gayet başarılı ama Sosuke’nin sesini yakıştıramadım. Ufacık bir çocuk için çok karta kaçmış. Ona daha sevimli bir ses beklerdim. Yine de zamanla alışıyorsunuz. Bunun dışında seslendirme çok iyi ve orijinal efektleri ile de uyumlu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak Ponyo’yu izlerken çok güzel vakit geçiriyorsunuz ve anime her yaşa hitap ediyor. Eğer kasmayan, germeyen, sıkmayan, kendisini izlettirmeyi başaran sevimli bir anime filmi arıyorsanız, Ponyo’yu size önerebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TPrOQXrLlqI/AAAAAAAACJc/IJqaAHTt0iY/s1600/res.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 124px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5546972671688545954" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TPrOQXrLlqI/AAAAAAAACJc/IJqaAHTt0iY/s200/res.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-2746582496131261126?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/2746582496131261126/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/12/ponyo.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/2746582496131261126'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/2746582496131261126'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/12/ponyo.html' title='Ponyo'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TPrOQU3ikUI/AAAAAAAACJU/K_e-LqlxIuM/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-933759081240971872</id><published>2010-12-03T23:00:00.002+02:00</published><updated>2010-12-03T23:04:02.480+02:00</updated><title type='text'>The Cat Returns</title><content type='html'>Yönetmen: Hiroyuki Morita&lt;br /&gt;Stüdyo: Studio Ghibli&lt;br /&gt;Tür: Fantastik, Macera, Komedi&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2002&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: Film&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/9&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TPla91uHVmI/AAAAAAAACIc/4rhuWo0f6uI/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 136px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5546564434522494562" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TPla91uHVmI/AAAAAAAACIc/4rhuWo0f6uI/s200/1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;The Cat Returns veya Türkçe adı ile Sihirli Kedi, Haru adındaki genç bir kızın başına gelen akla hayale sığmayan bir macerayı konu alıyor. Günün birinde Haru, arkadaşı ile yolda garip bir kedi görür. Koyu renkli ve iki gözü de birbirinden farklı renkte olan bu kedi ağzında bir paket taşımaktadır ve karşıdan karşıya geçmek istemektedir. Kedi caddeye adımını attığı anda paketini düşürür ve yolun ortasında paketi almak için duraksar. Karşıdan ise bir kamyon gelmektedir ve Haru da bunu fark ederek kedinin hayatını kurtarır. Bundan sonra ise olay ilginçleşmeye başlar. Kedi iki ayağının üzerinde durarak nazik bir şekilde teşekkür eder. Kedinin konuşması ile afallayan Haru’yu gecesinde daha büyük sürprizler beklemektedir. Kurtardığı kedi aslında Kedi Krallığı’nın prensi, Prens Lune’dir ve babası, yani kral bizzat gelerek Haru’ya teşekkür eder ve iyiliğinin karşılıksız kalmayacağını söyler. Fakat Haru’nun bulduğu iyilikler, kedi otu veya hediye paketi içinde fare gibi şeylerdir. Haru’nun memnunsuzluğunu fark eden kediler, olayları yanlış yorumlayarak Haru’ya inanılmaz bir teklif yaparlar. Buna göre Haru, Kedi Krallığı’na gelecektir ve prens ile evlenecektir. Laf dinlemeyen kedilerden Haru’yu kurtaracak ise tek bir kişi vardır ve bu da Baron’dan başkası değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sihirli Kedi’nin konusu ilk başta sadece çocuklar içinmiş gelebilir ama yediden yetmişe herkese hitap ediyor. Zaten işin içinde Studio Ghibli’nin fantastik öğeleri ve hayal gücü olunca biraz izleyen hemen kendisini kaptırıveriyor. Atmosferi sımsıcak ve genellikle eğlenceli geçiyor. Kedigilleri en olmayacak hallerine tanıklık ediyorsunuz. Filmin süresi biraz kısa (74 dakika) ve sürükleyici olduğu için bir çırpıda bitiveriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çizimleri bakımından Sihirli Kedi çok hoş bir anime. Özellikle birbirinden ilginç bir sürü kedi çok hoş çizilmiş. Arka plan çizimlerine zaten hiç girmiyorum. Fazla fantastik öğe yok ama Studio Ghibli yine döktürmüş. Türkçe seslendirmeler ise çok başarılı. Özellikle Baron’un sesini çok beğendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufak bir ayrıntıdan da bahsetmek istiyorum. Whisper of the Heart’ı (Yüreğin Sesi) izleyenler bilir, orada da kedi bir figür vardı ve adı Baron’du. Hatta Shizuku hikaye yazmaya başladığında baş karakteri figür Baron oluyordu. Yüreğin Sesi’ndeki Baron ve Sihirli Kedi’deki Baron aynı kedi ama konu olarak aralarında hiçbir bağ yok. Kim bilir, belki de Sihirli Kedi, Yüreğin Sesi’ndeki Shizuku’nun yazdığı bir hikayedir ve biz aslında Shizuku’nun yazdığı hikayeyi izliyoruzdur. Sonuçta Haru’nun yanında başrolde yine Baron var. Aslında böyle düşünmemek için hiçbir sebep yok:) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Özetle Studio Ghibli, Sihirli Kedi ile çok iyi bir iş başarmış ve kısa olsa da Haru ile, Baron ile çok güzel vakit geçiriyorsunuz. Eğer eğlenceli ve asla sıkmayan bir anime filmi arıyorsanız Sihirli Kedi çok iyi bir tercih olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TPla-CuK0kI/AAAAAAAACIk/H656KKMk_8Q/s1600/resim.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 122px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5546564438012383810" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TPla-CuK0kI/AAAAAAAACIk/H656KKMk_8Q/s200/resim.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-933759081240971872?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/933759081240971872/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/12/cat-returns.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/933759081240971872'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/933759081240971872'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/12/cat-returns.html' title='The Cat Returns'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TPla91uHVmI/AAAAAAAACIc/4rhuWo0f6uI/s72-c/1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-119960013180908789</id><published>2010-11-27T23:59:00.003+02:00</published><updated>2010-12-03T23:07:17.773+02:00</updated><title type='text'>Only Yesterday</title><content type='html'>Yönetmen: Isao Takahata&lt;br /&gt;Stüdyo: Studio Ghibli&lt;br /&gt;Tür: Dram&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 1991&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: Film&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/8.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TPF_49i0rcI/AAAAAAAACHM/9fioR0SCJeM/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 140px; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544353232839814594" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TPF_49i0rcI/AAAAAAAACHM/9fioR0SCJeM/s200/kapak.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Only Yesterday, orijinal olarak Omohide Poro Poro veya Türkçe olarak Dün Gibi, baş koltukta Isao Takahata’nın oturduğu Studio Ghibli yapımlarından birisi. Miyazaki yok diye de sakın endişeye kapılmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün Gibi’de konu Tokyo’da yaşayan 27 yaşındaki Taeko’nun etrafında dönüyor. Daha doğrusu belirli bir konu yok. Anime Taeko’nun köyde yaşayan akrabalarının yanına tatile gitmesi ile başlıyor. Gidiş yolculuğu, köyde yaşadıkları ve yaptıklarının yanında “flashback”ler ile yani geri dönüşler ile Taeko’nun 1966 yılında, 10 yaşındaki yaşamından da bazı kesitler izliyoruz. Yani konu 10 yaşında, beşinci sınıfa giden ve ailesi ile yaşayan Taeko ile 27 yaşında, evli olmayan, Tokyo’da yaşayıp bir işte çalışan ve köy hayatını seven Taeko arasında, birbiri ile bağlantılı bir şekilde gidip geliyor. Özetle Dün Gibi’de bir insanın yaşadıkları ve yaşayacaklarına tanıklık ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Animenin belirli bir konusunun olmaması sizi sakın endişelendirmesin. Edebiyatta durum hikayeleri diye tasvir edilen ve belirli bir olayın olmadığı bu anime aslında çok güzel işlenmiş ve Taeko’nun hayatını dinlerken asla sıkılmıyorsunuz. Özellikle 10 yaşındaki hali çok eğlenceli. Anime durağan ilerlese de geçmiş ile gelecek, köy yaşamı ve insanların ekonomik dertleri çok güzel anlatılmış. Anime izleyenini sıkmayan, sıcak bir ortamda geçiyor diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görsel olarak Dün Gibi’de fantastik öğeler elbette yok. Normal insanlar, kasabalar, köyler, tarlalar, arabalar kısacası normal bir dünya var karşımızda. Çizimleri de çok cana yakın ve güzel ama özellikle Taeko ve çoğu karakterlerin gülerken yanaklarının aldığı hal hoşuma gitmedi. Yani 27 yaşında olan Taeko gülerken babaanneye benziyor. Animenin müzikleri ise birbirinden güzel. Seri boyunca bolca halk müziği sayılabilecek Japon parçaları duyabiliyoruz. Türkçe dublajında ise bazı çeviri hataları göze çarpıyor. Mesela bir yerde Taeko turşudan hoşlanmadığını söylüyor ama bu turşudan daha sonraları sürekli soğan olarak bahsediyor. Bunlar hikayenin akışını etkilemeyen şeyler ama yine de insanın aklını karıştırabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sonuç olarak Dün Gibi özellikle küçük yaştakiler için sıkıcı gelebilir ama eğer hüzünleri ve komiklikleri ile “hayatın içinden”, gerçekçi bir anime arıyorsanız Dün Gibi’ye mutlaka göz atmanızı öneririm.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TPF_5exyvII/AAAAAAAACHU/EQYyOgarinc/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 188px; HEIGHT: 98px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544353241760971906" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TPF_5exyvII/AAAAAAAACHU/EQYyOgarinc/s200/1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TPF_5kij4JI/AAAAAAAACHc/YhZBlrgqNlY/s1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 192px; HEIGHT: 98px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544353243307696274" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TPF_5kij4JI/AAAAAAAACHc/YhZBlrgqNlY/s200/2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-119960013180908789?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/119960013180908789/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/11/only-yesterday.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/119960013180908789'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/119960013180908789'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/11/only-yesterday.html' title='Only Yesterday'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TPF_49i0rcI/AAAAAAAACHM/9fioR0SCJeM/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-3643545620804866940</id><published>2010-11-27T19:15:00.003+02:00</published><updated>2010-11-27T19:18:59.003+02:00</updated><title type='text'>Nausica of the Valley of the Wind</title><content type='html'>Yönetmen: Hayao Miyazaki&lt;br /&gt;Stüdyo: Top Craft&lt;br /&gt;Tür: Fantastik, Macera&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 1984&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: Film&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/8.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TPE81xjgQII/AAAAAAAACG0/8cqiiPcU17k/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 136px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544279510802776194" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TPE81xjgQII/AAAAAAAACG0/8cqiiPcU17k/s200/kapak.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nausica of the Valley of the Wind, orijinal adı ile Kaze no Tani no Naushika ve Türkçe adı ile Rüzgarlı Vadi, Studio Ghibli kurulmadan önce Miyazaki ve ekibi tarafından Top Craft firması adı altında geliştirilen bir anime. Bu yüzden Rüzgarlı Vadi için Studio Ghibli’nin temelini atan, gayri resmi ilk Ghibli animesi de diyebiliriz ve zaten anime, kapak resminde de görüldüğü gibi Studio Ghibli çatısı altında da yayınlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikaye bin yıl önce yaşanan ve insanoğlunun tamamına yakınını yok eden savaşın anlatılması ile başlıyor. İnsanların güç için başlattığı bu savaş medeniyetleri yok etmiş ve en önemlisi ormanların evrim geçirmesine neden olmuştur. Öyle ki ormanlar dünyayı kaplayan pis havayı temizlemek için zehir saçmaya başlamıştır ve bu zehir bir insanı beş dakika içinde öldürebilmektedir. Bu ormanlarda yaşayan canlılar da evrim geçirmiştir ve devasa böcekler ortaya çıkmıştır. Bu böcekler ormanın dışına pek çıkmaz ve ormanı dış etkenlerden korumaktadır. İnsanlar birçok kez zehir saçan ormanı yok etmeye çalışmıştır fakat her defasında karşısında ormanın koruyucusu olarak da sayabileceğimiz “Ohm” (dev tırtıla benziyor) sürüleri altında ezilip yok olmuştur. Dünyada son kalan insanlar da ormandan, daha doğrusu zehirden uzakta küçük köyler kurarak yaşamaya başlamışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yerleşim birimlerinden biri de Rüzgarlı Vadi’dir. Esen rüzgarlar sayesinde zehirli polenler bu vadiye girememektedir ve insanlar rahat, huzur içinde yaşayabilmektedirler. Nausica, bu vadinin prensesidir ve oldukça dost canlısıdır. Hem insanlarla hem de böceklerle çok iyi geçinebilmektedir. Zehirli ormana girdiğinde (tabi gaz maskesi ile) böcekler onu rahatsız etmez ve o da onlara asla zarar vermez. Anime, yine Nausica’nın ormanda gezinirken kılıç ustası Lord Yupa’yı kurtarması ile başlıyor. Akabinde ikisi Rüzgarlı Vadi’ye döner ve gecesinde vadi eteklerine dev bir uçan gemi düşer. Gemiden ağır yaralı kurtulan bir kız Nausica’ya kargoyu mutlaka yakmasını söyler. Çok geçmeden savaşçı bir krallık olan Tolmekia ordusu vadiye girer ve barış dolu ortam iyice bozulur. Nausica da bir taraftan olan biteni anlamaya çalışırken bir taraftan ormanı yok etmeye kafasına takmış Tolmekia ordusu ile uğraşmaya çalışır. Tabi bu arada orman ve böcekler de, özellikle Ohm’lar huzursuzlaşmaya başlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgarlı Vadi çok ilginç bir kurguya sahip ve tam anlamı ile inanılmaz derecede güzel, fantastik bir dünyada geçiyor. Atmosfer genelde yüksek oluyor ve hikayenin karışık olmaması animeyi izlenebilir kılıyor. Ayrıca insanların bir taraftan birbirleri ile ve bir taraftan orman ile olan mücadeleleri çok güzel anlatılmış.&lt;br /&gt;Rüzgarlı Vadi’nin çizimleri elbette eski ama buna rağmen çok güzeller. Başta zehirli olsa da yaratılan o inanılmaz güzel orman insanı resmen büyülüyor. Karakter çizimleri de gayet başarılı ama dikkatimi çekti; Ghibli animelerindeki karakterler birbirlerine çok fazla benziyor. Yani sanki iki farklı animede iki başrolü de aynı kız veya erkek oynuyormuş gibi. Rüzgarlı Vadi’nin müzikleri de çok güzel. Fazla hareketli değil, çok ağır da değil, tam kıvamında. Fakat bazı efektleri pek beğenmedim çünkü Dragon Ball Z’deki efektlere benziyorlar:) Türkçe seslendirmeler ise gayet başarılı. Orijinal dublaj üzerine yapılan dublajda arka plan sesleri de hiçbir zarar görmemiş ve yapılan Türkçe dublaj hiç sırıtmamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası Rüzgarlı Vadi bence en iyi Miyazaki yapımlarından biri ve eski olmasına rağmen kendisini çok iyi izlettiriyor. Filmin süresi yaklaşık 116 dakika ve uzun süre boyunca hem görsel olarak hem de kurgusal olarak sımsıcak bir şölen izliyorsunuz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TPE8-4iXw5I/AAAAAAAACG8/xF9snHA-71E/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 185px; HEIGHT: 107px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544279667295896466" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TPE8-4iXw5I/AAAAAAAACG8/xF9snHA-71E/s200/1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TPE8_TQtTbI/AAAAAAAACHE/q8rXtBmPcFY/s1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 191px; HEIGHT: 107px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544279674469567922" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TPE8_TQtTbI/AAAAAAAACHE/q8rXtBmPcFY/s200/2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-3643545620804866940?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/3643545620804866940/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/11/nausica-of-valley-of-wind.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/3643545620804866940'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/3643545620804866940'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/11/nausica-of-valley-of-wind.html' title='Nausica of the Valley of the Wind'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TPE81xjgQII/AAAAAAAACG0/8cqiiPcU17k/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-3769153351128189192</id><published>2010-11-21T01:33:00.002+02:00</published><updated>2010-11-21T01:36:06.867+02:00</updated><title type='text'>Laputa: Castle in the Sky</title><content type='html'>Yönetmen: Hayao Miyazaki&lt;br /&gt;Stüdyo: Studio Ghibli&lt;br /&gt;Tür: Fantastik, Macera&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 1986&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: Film&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/7.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TOha-13E1yI/AAAAAAAACF0/KtiFQq3Ko1M/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 140px; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5541779377135867682" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TOha-13E1yI/AAAAAAAACF0/KtiFQq3Ko1M/s200/kapak.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Laputa: Castle in the Sky, orijinal adı ile Tenkuu no Shiro Laputa veya Türkçe adı ile Gökteki Kale, ünlü animasyon stüdyosu Studio Ghibli’nin ilk anime – film çalışması olma özelliğine sahiptir. (1984 yılında çıkan Nausicaä of the Valley of the Wind adlı yapım da Studio Ghibli projesi olarak anılır ama esasında TopCraft animasyon stüdyosu adı altında, Studio Ghibli kurulmadan önce yayınlanmıştır)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gökteki Kale, Sheeta adında genç bir kızın gizemli adamlar tarafından uçan bir gemide bir yere götürülmesi başlıyor. Beklenmedik bir anda gemiye bir grup korsan saldırır ve Sheeta kargaşadan yararlanarak kendini esir tutan adamlardan kolyesini alarak kaçmaya çalışır. Kaçış esnasında Sheeta uçan gemiden yeryüzüne doğru düşmeye başlar. Bu esnada Pazu adında genç bir oğlan, ustasının yemeğini almış maden ocağına doğru yürümektedir. Derken gökyüzünde bir parıltı görür ve yaklaştığında havada yavaşça aşağıya doğru süzülen bir kız görür. Bu kız tahmin edeceğiniz üzere Sheeta’dır. Pazu, Sheeta madene düşmeden onu yakalar ve evine götürür. Bu arada Pazu’nun babası kimilerine göre efsane sayılan uçan şehir Laputa’nın resmini çekebilmiş tek insandır ve Pazu da günün birinde bu uçan şehri bulmanın hayalini kurmaktadır. Sheeta kendine geldiğinde Pazu onu havada uçarken yakaladığını söyler ve Sheeta da başından geçenleri anlatır. Akabinde korsanlar kızın izini bulur ve Sheeta ile Pazu kaçmaya başlarlar. Çok geçmeden işin içine askerler de girer ve iki genç için gizemli bir kaçış ve daha da gizemli bir macera başlar. En önemlisi de, bu maceranın gösterdi yer efsanevi Laputa’dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görsellik bakımından anime bayağı bir eski olsa da, işin içinde Studio Ghibli ve Miyazaki’nin parmağı olduğu çok belli oluyor. Yine muhteşem manzaralar, gizemli yaratıklar, Miyazaki tarzı fantastik diyarlar bolca Gökteki Kale’de karşımıza çıkıyor. Müzikler de alttan destek verince teknik olarak sağlam bir yapıt oluşuyor. Animenin Türkçe seslendirmeleri de hiç fena sayılmaz. Seslendirme tuhaf kaçmamış, akustiği uyumlu ve orijinal arka plan sesleri altta kalmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyeceksiniz ki puanı nereden kırdın. Açıkçası animenin atmosferi beni pek fazla sarmadı. Yürüyen Şato veya Ruhların Kaçışı’ndaki o gizemli havayı Gökteki Kale’de hissedemedim. Belki yapımın yaklaşık yirmi beş senelik olmasının etkisi de olabilir ama Gökteki Kale her ne kadar fantastik bir anime olsa da izleyen çoğu şeyi kestirebiliyor ve film çeşitli sürprizlerle sizi şaşırtmıyor. Yani demek istediğim konu düz bir çizgide ilerlediği ve kırılma noktaları olmadığı için insan sonunu bile kestirebiliyor. Doğal olarak da izlerken pek fazla heyecan duymuyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun lafın kısası Gökteki Kale izlediğim en iyi Studio Ghibli yapımı değil ama emin olan günümüzün çoğu animelerini katlayıp cebine koyabilecek bir anime. Eğer Miyazaki yapımlarını seviyorsanız bunu da beğenirsiniz fakat dediğim gibi beklentiniz çok fazla yüksek olmasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TOhbB3SscEI/AAAAAAAACF8/XoKtXNzwW2k/s1600/1.jpeg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 181px; HEIGHT: 132px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5541779429059752002" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TOhbB3SscEI/AAAAAAAACF8/XoKtXNzwW2k/s200/1.jpeg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TOhbCal8RtI/AAAAAAAACGE/akmvjHH-Lv4/s1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 187px; HEIGHT: 132px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5541779438535722706" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TOhbCal8RtI/AAAAAAAACGE/akmvjHH-Lv4/s200/2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-3769153351128189192?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/3769153351128189192/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/11/laputa-castle-in-sky.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/3769153351128189192'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/3769153351128189192'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/11/laputa-castle-in-sky.html' title='Laputa: Castle in the Sky'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TOha-13E1yI/AAAAAAAACF0/KtiFQq3Ko1M/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-3066068602513645565</id><published>2010-11-16T02:29:00.002+02:00</published><updated>2010-11-16T02:32:03.807+02:00</updated><title type='text'>Golgo 13</title><content type='html'>Yönetmen: Shunji Oga&lt;br /&gt;Stüdyo: Answer Studio&lt;br /&gt;Tür: Aksiyon, Dram&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2008&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 50&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/8&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TOHQq_t5SoI/AAAAAAAACDU/pphNxiYP9Ng/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 114px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5539938453719435906" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TOHQq_t5SoI/AAAAAAAACDU/pphNxiYP9Ng/s200/kapak.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Golgo 13’ün çıkış tarihi yaklaşık 41 sene öncesine dayanıyor. 1969 yılında çıkan ve hala devam etmekte olan mangasının yanında, elli bölümlük animesinden ayrı olarak 73 ve 77 yapımı iki live - action filmi, 83 yılında çıkan “The Professional” adında bir anime filmi ve 98 yılında çıkan “Queen Bee” adında da bir ova’sı bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duke Togo, namı-diğer Golgo 13 profesyonel bir suikastçıdır. Hatta en iyilerin en iyisidir. İster devlet adamı olsun, ister CIA veya FBI, isterse mafya babası, iş adamı veya sıradan bir vatandaş, üç milyon dolar getiren herkes Golgo 13’ü kiralayabilir ve en imkansız denilen suikastları bile ince zekası ve modifiye M-16’sı ile halledebilmektedir. Animesinde de elli bölüm boyunca Golgo 13’ün elli farklı ve birbirinden ilginç görevlerine şahitlik ediyoruz. Yani her bölüm ayrı bir macera, her bölüm bir başka ilginç suikast girişimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duke Togo’dan biraz bahsedecek olursam; animesinde bahsedilmiyor ama Golgo 13 lakabı Hz. İsa’nın ölümünden geliyor. Golgo aslında İsa’nın çarmıha gerildiği yer olan Golgotha’dan geliyor ve 13 sayısı da bildiğiniz üzere Hıristiyanlıkta uğursuz rakam çünkü İsa’nın son yemeğinde 13 kişi bulunmaktaymış. Ayrıca animenin logosuna dikkat ederseniz başında dikenli taç giymiş olan bir iskelet görürsünüz. Duke Togo’nun kökeni, yaşı, aldığı eğitim, yakın dövüş ve silahlardaki uzmanlığı nereden geliyor veya neden bu işi yapıyor bilinmiyor. Sırtını sürekli duvara yaslar, pek fazla konuşmaz, kimseyle fiziksel temasta bulunmaz ve hedefini mutlaka ama mutlaka yok eder. Golgo 13 ne bir kahramandır, ne bir kötü adam. O, dediğim gibi doğru fiyata her işi yapan, duyguları olmayan çok yetenekli bir adamdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Golgo 13, çok ilginç bir atmosfere sahip. Anime aslında sizi kendisine çekmiyor. Hani olur ya, içinizden sürekli izleme isteği gelir, işte bu Golgo 13’te yok ama izlemeye başladığınızda da her bölümü pür dikkat bir şekilde takip ediyorsunuz. Bu anime de belirli bir konu, bölümler ilerledikçe açığa çıkan gizemli bir geçmiş yok. İlk bölümü nasıl başlıyorsa son bölümü de öyle bitiyor. Fakat işte o bölümlerin işlenişi, her bölümün ayrı senaryosu ve bir insan ne kadar korunsa da korunsun Golgo 13’ün keskin zekası ile hedefini öldürmesi sizi hayranlık içinde bırakıyor ve bu seriyi izlenir kılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görsel olarak Golgo 13 kaliteli bir anime ve gerektiği zaman bolca şiddet ve kan içermeyi de ihmal etmiyor. Ara ara Duke Togo’nun cinsel hayatı da gözlerimizin önüne seriliyor. Yani göğüslere dikkat. Animede iki tane opening ve dört tane ending bulunmakta. Açılış ve kapanışlarda çalan parçalar idare eder de anime içinde çalan parçaları pek beğenmedim. Ayrıca biraz garipler. Özellikle bölüm sonlarında hani eski atarilerde olur ya, bölüm geçersiniz bir müzik çalar, işte öyle garip bir müzik çalıyor. Bir de dikkatimi çekti, her kapanış videosunda Duke Togo’nun yanında gizemli bir kadın oluyor. Açıkçası mangasından bir tanıdık mı diye merak etmedim değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak dediğim gibi Golgo 13’te bir konu bütünlüğü yok ama işlenişi çok zekice. Duke Togo’nun kullandığı yöntemler tam bir zeka ürünü ve hiç de abartıya kaçmıyorlar. Golgo 13’ü karanlık temalı ve sniper tarzı silah içerikli ve özellikle kurnaz kurgusu ile herkese önerebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TOHQrLfPePI/AAAAAAAACDc/Rd-CdHMxH6g/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 192px; HEIGHT: 121px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5539938456879200498" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TOHQrLfPePI/AAAAAAAACDc/Rd-CdHMxH6g/s200/1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TOHQrdSywUI/AAAAAAAACDk/5ax0RXNV9oI/s1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 194px; HEIGHT: 121px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5539938461658825026" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TOHQrdSywUI/AAAAAAAACDk/5ax0RXNV9oI/s200/2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-3066068602513645565?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/3066068602513645565/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/11/golgo-13.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/3066068602513645565'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/3066068602513645565'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/11/golgo-13.html' title='Golgo 13'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TOHQq_t5SoI/AAAAAAAACDU/pphNxiYP9Ng/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-1882548694964697733</id><published>2010-10-26T13:18:00.002+03:00</published><updated>2010-10-26T13:22:21.259+03:00</updated><title type='text'>The Sky Crawlers</title><content type='html'>Yönetmen: Mamoru Oshi&lt;br /&gt;Stüdyo: Production IG&lt;br /&gt;Tür: Dram, Askeri&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2008&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: Film&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/4.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TMarlvTkCkI/AAAAAAAACAs/LSni8vDOCtU/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 140px; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5532297857113262658" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TMarlvTkCkI/AAAAAAAACAs/LSni8vDOCtU/s200/kapak.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;The Sky Crawlers, Japon yazar Hiroshi Mori’nin aynı adlı romanından uyarlanan bir anime. Konu olarak alternatif bir dünyada geçiyor ve adından da az çok tahmin edileceği gibi pilotlar etrafında geçiyor. Bu dünyada barış sağlanmıştır fakat yaşanabilecek gerilimleri ve bir nevi savaşın unutulmamasını sağlamak için özel şirketler şov niyetine pilotlar tutarak birbirleri ile ölümüne dövüşmektedirler. Bu pilotlar ise “kildren” adı verilen, genetiği ile oynanmış ve yaşlanmayan insanlardır. Kildren’lerin hayata gökte geçmektedir ölene kadar pilotluk yapmaktadırlar. Senaryo olarak ise bir kildren olan Yuichi Kannami’nin yaşadıkları anlatılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senaryo olarak Sky Crawlers ilk bakışta ilginç gözükse de, açıkçası ben izlediğimde hiçbir şey anlayamamıştım. Anime başlıyor ve birileri birbirleri ile it dalaşı yapıyor ve akabinde de uzun konuşmalar yaşanıyor. Atmosfer ise yerlerde sürünüyor. Dediğim gibi film çok yavaş ilerlediği için dikkatiniz çabuk dağılıyor ve benim gibi konuyu da kavrayamazsanız bitse de gitsek havasında oluyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görsel olarak ise anime çok hoş. Özellikle kullanılan 3D efektleri sanki gerçek bir film izliyormuş havası veriyor. Arka plan görüntüleri Miyazaki’nin eserlerini aratmıyor değil. Karakterleri ise zayıf buldum. Özellikle baş kahraman Kannami’nin şişman ve tıknaz bir görüntü sergilemesi ilgincime gitti. Müzikleri de hiç fena sayılmaz. Az ve öz olan müzik parçaları yavan olan atmosferi kısa bir süreliğine canlandırmayı başarıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası The Sky Crawlers pek beklediğim gibi bir anime çıkmadı. Senaryo bakımından beni hayal kırıklığına uğratan bu anime filmini pek önermem. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TMarl9KO2zI/AAAAAAAACA0/GHUsrLIO_sk/s1600/sky.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 153px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5532297860832222002" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TMarl9KO2zI/AAAAAAAACA0/GHUsrLIO_sk/s200/sky.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-1882548694964697733?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/1882548694964697733/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/10/sky-crawlers.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/1882548694964697733'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/1882548694964697733'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/10/sky-crawlers.html' title='The Sky Crawlers'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TMarlvTkCkI/AAAAAAAACAs/LSni8vDOCtU/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-1232159347765158553</id><published>2010-10-23T15:10:00.003+03:00</published><updated>2010-10-23T15:15:34.997+03:00</updated><title type='text'>Rainbow</title><content type='html'>Yönetmen: Hiroshi Koujina&lt;br /&gt;Stüdyo: Madhouse&lt;br /&gt;Tür: Dram&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2010&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 26&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/10&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TMLRYvAaHSI/AAAAAAAAB_8/XpqBVG2RzWU/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 162px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5531213515229633826" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TMLRYvAaHSI/AAAAAAAAB_8/XpqBVG2RzWU/s200/kapak.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Uzun adıyla Rainbow – Nisha Rokubo no Shichinin, ikinci dünya savaşı sonrası, 1950’li yıllarda savaştan mağlup ve yaralarla ayrılmış Japonya’da geçiyor. Bir grup genç, hayat onları mecbur bıraktığı için kötü şeyler yapmış ve bir ıslah evi olan Shonan Geliştirme Okulu’na gönderilmiştir. Dışarıdan sıradan bir ıslah evi gibi görünen fakat içerisi cehennem olan bu okulda, altı arkadaş Sakuragi Rokurouta adında başka bir tutuklu ile tanışırlar. Ve altı arkadaşın umutsuzluğu Sakuragi ile beraber umuda dönüşür ve aralarında hayat boyu sürecek olan bir dostluk başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rainbow, ilk on dört bölüm boyunca yedi arkadaşın ıslah evinde acımasız gardiyan Ishihara ve Doktor Sasaki’ye karşı olan bir nevi hayatta kalma mücadelesini ve yeniden özgür olma hayallerini konu alıyor. Geri kalan bölümlerde ise gençlerin dışarıdaki hayata karşı savaşları başlıyor. Yedi kahramanımızı kısaca tanıtacak olursam;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sakuragi Rokurouta:&lt;/strong&gt; Sakuragi anime başladığında 18 yaşındadır ve lakabı “Anchan” yani “abi”dir. Sakuragi ıslah evine düşen altı arkadaşa kucak açmıştır ve onların can dostu, koruyucusu, kısacası onlara abi olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Mario Minakami:&lt;/strong&gt; Mario 17 yaşındadır ve nedenini kimseye söylemese de, öğretmenini öldüresiye dövdüğü için ıslah evine düşmüştür. Arkadaşlarına çok düşkün olan Mario, onları korumak için ne gerekiyorsa yapmaya hazırdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Noboru Maeda:&lt;/strong&gt; Tosbağa lakaplı Noboru, ekibin en kısa boylusudur ve çeşitli hırsızlık olayları yüzünden ıslah evindedir. Yedi arkadaştan belki de en acıklı geçmişe sahip olan Noboru’dur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ryuuji Nomoto:&lt;/strong&gt; Gözlükleri ve ilk başlardaki çekingen tavırları ile Nomoto ekibin en zekisidir. Lakabı “uncovered” yani bir nevi “meydanda olan” olan Nomoto, karını doyurmak için hırsızlığa baş vurunca yakalanıp ıslah evine yollanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Manasaku Matsuura:&lt;/strong&gt; Cabbage, yani uyuşukluk anlamına gelen lakabı ile Manasaku iri ve şişman yapısına karşın oldukça sessiz bir tiptir. Genç yaşta alkol aldığı ve olay çıkardığı için ıslah evindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tadayoshi Tooyama:&lt;/strong&gt; Lakabı askerdir çünkü hayali özel güvenlik güçlerine katılmaktır. Annesinin erkek arkadaşını dövdüğü için ıslah evine düşmüştür ve iri yapısı ile dikkat çekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Jou Yokosuka:&lt;/strong&gt; Yarı Japon olan Jou’un lakabı Joe’dir ve kendisi sarışındır. Kendisine tecavüz etmek isteyen bir adamı dövdüğü için ıslah evindedir ve dışarıdaki kız kardeşi Meg’i görebilmek için her şeyi yapmaya hazırdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görsel olarak Rainbow çok kaliteli bir anime. Özellikle sahnelerin dondurulması ve sulu boya çizimleri gibi bir hal alarak, o an yaşananların anlatılması gibi efektlendirmeler yerine cuk oturmuş. Gerektiği yerlerde bolca kan ve bazı cinsellik öğeleri de kullanılmaktan ihmal edilmemiş. Müzikleri de görselliği kadar harika. Başta açılış parçası olan ve Coldrain’e ait olan “We’re not alone” çok güzel bir parça. Tabi bölümler içerisinde çalan parçalar da gayet güzel parçalar ve çoğu zaman atmosferin tavan yapmasını sağlıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rainbow’a neden tam puan verdiğimi merak edebilirsiniz. Sonuçta Rainbow’da inanılmaz inceliklere sahip olan bir senaryo, feci karizmatik erkekler, kocaman gözlü kızlar, üstün güçler, dünyanın sonunu gelmesi vb. olaylar yok. Rainbow, aslında oldukça basit olan arkadaşlık üzerine kurulmuş bir anime. Anime sadece yedi arkadaşın zor koşullarda bir arada kalmayı konu alıyor. Fakat bu basit konu öyle bir işlenmiş, öyle güzel anlatılmış ki, bu yukarıda saydığım olayların hiçbirine gerek kalmamış. Elbette gerçek hayatta belki birbirlerine böyle sıkı bağlarla bağlı arkadaşlar bulmak zor ama dediğim gibi senaryo dört dörtlük. Basit ama dört dörtlük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak Rainbow hayata tutunmaya çalışan yedi arkadaşın dram ve umut dolu macerasını anlatıyor ve eğer sizler de gerçekçi ve kaliteli bir anime arıyorsanız Rainbow’u mutlaka öneririm.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TMLRKs712dI/AAAAAAAAB_s/Hz7ohJFuu2o/s1600/rain1.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 191px; HEIGHT: 121px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5531213274155440594" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TMLRKs712dI/AAAAAAAAB_s/Hz7ohJFuu2o/s200/rain1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TMLRK2eovhI/AAAAAAAAB_0/EZ375lkdkTs/s1600/rain2.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 195px; HEIGHT: 122px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5531213276717301266" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TMLRK2eovhI/AAAAAAAAB_0/EZ375lkdkTs/s200/rain2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-1232159347765158553?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/1232159347765158553/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/10/rainbow.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/1232159347765158553'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/1232159347765158553'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/10/rainbow.html' title='Rainbow'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TMLRYvAaHSI/AAAAAAAAB_8/XpqBVG2RzWU/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-3381390891968135891</id><published>2010-10-14T00:46:00.003+03:00</published><updated>2010-10-14T00:49:40.925+03:00</updated><title type='text'>Highschool of the Dead</title><content type='html'>Yönetmen: Tetsuro Araki&lt;br /&gt;Stüdyo: Madhouse&lt;br /&gt;Tür: Aksiyon, Korku, Ecchi&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2010&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 12&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/9.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TLYpGGubvsI/AAAAAAAAB9c/PSMaQv7AN-o/s1600/KAPAK.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 142px; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5527650777505185474" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TLYpGGubvsI/AAAAAAAAB9c/PSMaQv7AN-o/s200/KAPAK.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Highschool of the Dead’in konu olarak aslında çoğu zombi temalı filmlerden bir farkı yok. Her zamanki gibi hayat normal seyrinde ilerlerken bir yerlerden bir virüs patlak verir ve ölüler ayaklanır ve sonun başlangıcı başlamış olur. Anime de ise hikâye Takashi Komuro etrafında dönüyor. Sıradan bir günde, canı sıkkın olan lise öğrencisi Takashi okul merdivenlerinden dışarısını izlemektedir. Derken garip bir adam kapıya dayanır ve onu durdurmak isteyen öğretmeni ısırır. Akabinde olaylar birbirini takip eder ve çok geçilmeden anlaşılır ki, ısırılan insanlar öldükten sonra yeniden canlanmakta ve birer canavara, yani bildiğimiz zombiye dönüşmektedir. Çok geçmeden Takashi ve birkaç arkadaşı ile okul hemşiresi sadece birkaç dakika önce normal olan yaşamlarına son vermiş, hayatta kalma mücadelelerine başlamıştır. Highschool of the Dead’de de 12 bölüm boyunca bir avuç gencin zombiler karşısındaki yaşam mücadelesine, dünyanın tepetaklak oluşuna, medeniyetin çökmesine ve insanların hayatta kalmak uğruna insanlıktan çıkmalarına şahitlik ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Highschool of the Dead (kısaca Hotd), birkaç noktayı saymazsak türünün ilk ve tek başarılı örneği diyebilirim. Zombi temalı başka bir anime bildiğim kadarı ile yok ve Hotd bu hususta dersine iyi çalışmış. Tabi bazı abartı şeyler de yok değil. Bunlardan en önemlisi herhalde animeye göre Japonya’daki her genç kızın kocamaaan göğüslere sahip olması. Anime ilginçtir, türü korku ve kan olmasına rağmen bazı ufak cinsellik temaları da içerisinde barındırmakta. Demek istediğim eğer Hotd’u izlerseniz bolca zombi, kan, göğüs ve bayan iç çamaşırları görme fırsatı elde edeceksiniz. Bunun dışında olayların akışı, atmosfer, liseli öğrencilerin hayatlarının birden kötü yönde değişime uğraması gibi konular çok güzel işlenmiş ve bölümler keyifli geçtiği için su gibi akıp gidiyor. Ve sonu da her zombi filmi gibi ortada bitiyor. (Ortada derken tabi şak diye değil, belirli olaylar sona eriyor ama açık bitiyor) Bunun büyük nedeni ise şüphesiz mangasının 2006 yılından bu yana devam etmesi. Bir de eklemeden edemeyeceğim, neden hiçbir zombi filminde zombilere zombi diye hitap etmiyorlar ki? Hotd’da da zombilere çoğunlukla “them” yani onlar diye hitap ediyorlar. Küçük bir ayrıntı ama bana göre ilginç:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görsel olarak ise Hotd oldukça etkileyici. Kan ve vahşet bolca kullanılmış. Her bölümde litrelerce kan ve uçan zombiler görüyorsunuz. Karakter çizimleri ise dediğim gibi erkekler normal ama kızlarımız hormonsal sorun yaşıyor gibiler. Tabi biz izleyicilerin bu konuda şikayet edeceğini hiç sanmıyorum:) Animenin müzikleri de gayet başarılı ve seriye uygun müzikler. Ben sonradan fark ettim ama her bölüm bitişinde kapanış parçası değişiyor ve bu çok güzel bir ayrıntı olmuş. Tek sıkıntım, anime keşke açılış müziğinden önce başlayıp kapanış müziğinden sonra da devam ediyor. Yani yine çoğu insana göre ufak bir ayrıntı gibi gelebilir ama bence dizi olsun veya anime olsun, sıralama açılış – bölüm – kapanış şeklinde olmalı. Bölüm – açılış – bölüm – kapanış – bölüm bana çok ters geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak Higshschool of the Dead kısa ama öz ve kaliteli olmuş. Bazıları verdiğim notu biraz yüksek bulabilir ama bu da benim elimde değil. Millet için Alacakaranlık filmindeki ucube vampirlere nasıl hayransa ben de küçüklüğümden beri zombilere bir hayranlık beslerim. Son olarak, anime kesinlikle +16 yaş kitlesine hitap ediyor, onu da belirterek yazımı bitiriyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TLYpGZAbMkI/AAAAAAAAB9k/Cz1qboKFa00/s1600/hotd.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 191px; HEIGHT: 120px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5527650782412485186" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TLYpGZAbMkI/AAAAAAAAB9k/Cz1qboKFa00/s200/hotd.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TLYpGQM6ssI/AAAAAAAAB9s/BdKeaSeCEk8/s1600/hotd2.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 192px; HEIGHT: 121px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5527650780048962242" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TLYpGQM6ssI/AAAAAAAAB9s/BdKeaSeCEk8/s200/hotd2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-3381390891968135891?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/3381390891968135891/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/10/highschool-of-dead.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/3381390891968135891'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/3381390891968135891'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/10/highschool-of-dead.html' title='Highschool of the Dead'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TLYpGGubvsI/AAAAAAAAB9c/PSMaQv7AN-o/s72-c/KAPAK.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-4837129964963569802</id><published>2010-10-07T14:31:00.002+03:00</published><updated>2010-10-07T14:33:43.147+03:00</updated><title type='text'>Gilgamesh</title><content type='html'>Yönetmen: Masashiko Murata&lt;br /&gt;Stüdyo: Group Tac&lt;br /&gt;Tür: Fantastik, Bilimkurgu, Dram&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2003&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 26&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/6&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TK2v33ZCoMI/AAAAAAAAB9M/FgfLwvz3uwQ/s1600/gilgamesh.jpeg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 133px; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5525265692150112450" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TK2v33ZCoMI/AAAAAAAAB9M/FgfLwvz3uwQ/s200/gilgamesh.jpeg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adından da anlaşılacağı gibi Gilgamesh adlı anime, konusunu tarihin en eski yazılı metni olan Gılgamış destanından alıyor. Gılgamış destanında yarı insan ve yarı kral olarak tabir edilen Uruk kralı Gılgamış’ın ölümsüzlüğü arayışı anlatılmaktadır. Animeye gelince; Kral Gılgamış’ın mezarı Terumichi Madoka adındaki genç bir bilim adamı tarafından keşfedilir. Çok geçmeden mezarın altından garip bir gücün yayıldığını fark ederler ve bu güç farklı bir boyuta açılan bir kapı olarak nitelendirilir. Çok geçmeden mezarın üzerine devasa bir bilim merkezi kurulur ve adına da “Heaven’s Gate” yani Cennetin Kapısı adı verilir. Heaven’s Gate hiçbir ülkeye veya kuruluşa bağlı değildir ve dünyanın birçok yerinden gelen bilim adamları burada Madoka Terumichi’nin liderliği altında çalışmaktadır. Fakat tarihler 10 Ekim’i gösterdiğinde mezardan yeni bir varlık ortaya çıkar ve Madoka Terumichi’nin o “Tear” adı verilen varlığı serbest bırakması ile Heaven’s Gate’te büyük bir patlama meydana gelir. Üstelik patlamanın etkisi ile açığa çıkan elektromanyetik enerji tüm dünyanın atmosferini kaplar. Bu manyetik alan yüzünden uydular, bilgisayarlar, cep telefonları çalışmaz, kısacası teknoloji felç olur. 10 Ekim’de gerçekleştiği için bu olaya “Twin X” yani roma rakamı ile İkiz On denilmektedir. Teknoloji felç olduğundan tüm dünya büyük bir yıkıma uğrar ve medeniyetler çöküşe geçer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gilgamesh, Twin X’in üzerinden 15 sene geçtikten sonra devam eder. Terörist damgası yiyen Terumichi Madoka’nın çocukları olan Tatsuya ve Kiyoko Terumichi, annesinin bıraktığı borçlardan dolayı kaçak bir hayat sürerler. Elektromanyetik bir gökyüzünün altında, yıkılmış şehirlerin aralarında korkuya dayalı bir hayat yaşamaktadırlar. Günün birinde, yağmurlu bir havada, alacaklıları yine peşlerine düşmüşlerdir ve iki kardeş boş sandıkları bir malikâneye girerler. Burada gizemli üç insan ile tanışırlar ve çok geçmeden bu kibar insanların doğaüstü güçleri olduğunu fark ederler. Akabinde olaya başka insanlar da karışır ve iki kardeş kendilerini beklenmedik ve hayatlarını sonsuza dek değiştirecek bir maceranın içinde bulurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gilgamesh senaryo olarak aslında çok iyi bir anime. Olaylar bölümler ilerledikçe derinleşiyor ve insan sürekli şaşırabiliyor. Kurgu, karakterlerin geçmişleri ve yaşanan dünyası ile çok iyi bir hava yaratılmış ama bunun dışında ne yazık ki artı bir yanı bulunmamakta. En büyük eksisi ise çizimleri. Çizimlerini neden böyle yapmışlar anlayabilmiş değilim. Karakterlerin yüzleri bir garip, hele kızdıklarında iyice çirkinleşiyorlar. Özellikle ilk bölümlerde insan rahatsız olmuyor değil. Soluk renkler, bozuk yüz ifadeleri, detaysız arka plan derken görsel olarak ortada hiçbir şey kalmıyor. Müzikleri de bir hayli vasat. Açılış parçası idare eder ama bölümler boyunca kullanılan kilise çanı müziği çok bayıyor. İnsana sanki 80’li yıllardan kalma bir anime izliyormuş gibi hissettiriyor. Demek istediğim, ortada güzel bir konu var ama bunu batırmak için ellerinden geleni yapmışlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası Gilgamesh adlı anime birçok kişiye hitap etmez ve görsellik olarak çok bayıcı gelir. Ben hikayenin akışına merakım ile sonuna kadar izledim ve halimden memnunum fakat Gilgamesh sizlere tavsiye edebileceğim son animeler arasında yer alır, bunu da belirtmek isterim. Eğer çizimler benim için pek önemli değil diyorsanız bir göz atın derim ama dediğim gibi Gilgamesh'i izleyen on kişiden sekizi hehalde sevmez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TK2v4LQ-IJI/AAAAAAAAB9U/jt9hFQxBS8k/s1600/gil.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 164px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5525265697484972178" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TK2v4LQ-IJI/AAAAAAAAB9U/jt9hFQxBS8k/s200/gil.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-4837129964963569802?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/4837129964963569802/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/10/gilgamesh.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/4837129964963569802'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/4837129964963569802'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/10/gilgamesh.html' title='Gilgamesh'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TK2v33ZCoMI/AAAAAAAAB9M/FgfLwvz3uwQ/s72-c/gilgamesh.jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-1745834506728846579</id><published>2010-09-25T14:09:00.002+03:00</published><updated>2010-09-25T14:11:32.007+03:00</updated><title type='text'>Origin – Spirits of the Past</title><content type='html'>Yönetmen: Keiichi Sugiyama&lt;br /&gt;Stüdyo: Gonzo&lt;br /&gt;Tür: Macera, Dram&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2006&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: Film&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/8&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TJ3Ymqn58hI/AAAAAAAAB6k/h6DqHcpa8Qw/s1600/originspiritsofthep2791.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 160px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5520806877014389266" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TJ3Ymqn58hI/AAAAAAAAB6k/h6DqHcpa8Qw/s200/originspiritsofthep2791.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Orijinal adıyla Gin-iro no kami no Agito, Agito ve Toola’nın birbirleri ile tanıştıktan sonra yaşadıkları macerayı anlatıyor. Hikâye, zaman dilimi olarak yaklaşık 300 yıl gelecekte geçiyor. Bundan 300 yıl önce Ay üssünde ağaçlar üzerinde genetik deneyler yapılmaktadır. Amaç, bitkilerin genetikleri ile oynayarak her türlü ortamda rahatça yetişmelerini sağlamaktır. Fakat deney ters gider ve Ay üssünde bulunan ağaçlar bilinç kazanarak dünyaya saldırır ve bir nevi kıyamet yaşanır. Dünya üzerindeki nüfusun yarısından fazlası yok olur ve medeniyet “orman”ın kontrolü altında girer. Dünya üzerinin çoğu ormanlarla kaplanır ve tüm su kaynakları ormanın kontrolü altına girer. İşte konu da bu olayların 300 yıl sonrasında başlıyor. Agito’nun babası tarafından kurulan birçok insanın yaşadığı Tarafsız Şehir, orman ve askeri bir ülke olan Ragna arasında köprü vazifesi kurmaktadır. Tarafsız Şehir de barış hüküm sürmektedir ve ne Ragna buraya saldırmaktadır ne de orman bir şey yapmaktadır. Orman, Tarafsız Şehir’e su bile vermektedir. Agito da günün birinde başka Tarafsız Şehirler inşa etmenin hayalini kurmaktadır. Günlerden birinde Agito ve arkadaşı Cain, su kaynağına ilk kim ulaşacak diye yarış yaparlar. Bu yarışın sonunda ormanın koruyucuları Zruids’ler rahatsız olur ve Agito akıntıya kapılarak sürüklenmeye başlar. Akıntı, Agito’yu devasa kutu şeklindeki bir objeye sürükler. Bu obje aslında kapsül gibi bir şeydir ve içi insan doludur. Fakat bir kişininki hariç diğer tüm insanların kapsülleri hasar gördüğü için ölmüşlerdir. Sağlam kapsüle sahip olan tek kişi Toola’dır ve Toola geçmişten, yani 300 yıl öncesindendir. Agito, Toola’ya yardım eder ve büyük bir maceranın temelleri atılır. Çünkü hem orman hem de Ragna uygarlığı, Toola’yı istemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında Spirits of the Past’ın konusu tam bir klasik. Dünya yok oluyor ve hayatta kalan bir avuç insan zorlu şartlar altında hayatta kalmaya çalışıyor vs. vs. Fakat bu sefer dünyayı yok eden (elbette insanoğlunun parmağı da var) orman. Çoğu animelerde kutsal olan, barışçıl olan, hatta tanrı mertebesinde bile olan orman, Spirits of the Past’ta karşımıza bambaşka çıkıyor. İlk defa ormanın insanlar için tehlike oluşturduğunu gördüm ve söylemeliyim ki, hiç fena da olmamış. Ragna uygarlığının ormanı yok etmek istemesi, suyun ormanın kontrolü altında olması, Tarafsız Şehir’in barışı sürdürmek için uğraş vermesi gibi unsurlar çok güzel işlenmiş ve ortaya gayet sağlam bir yapım çıkmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görsel olarak anime genel olarak iyi ama beğenmediğim tarafları da mevcut. Film esnasında özellikle hareketli sahnelerde üç boyutlu efektler kullanılmış ve açıkçası bu efektler çok kaba duruyor. Mesela daha başlarda Agito akıntıda sürükleniyor ve akıntı gerçek su gibi duruyor. Durum böyle olunca üzerindeki Agiyo ise kağıt gibi kalmış. Veya başka bir yerde askeri araçlar ilerlerken görüntü üç boyutlu oluyor ve sanki 1999 yapımı bir oyunun ara sahnesini izliyormuş gibi hissediyorsunuz. Müzikleri ise çok daha başarılı. Özellikle animenin başında ve sonunda çalan parça ilginç ve güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak Origin – Spirits of the Past, hikaye olarak yeni bir şey vaat etmiyor ama işlenişi ve atmosferi bakımından güzel bir anime filmi ve her zaman iyi kalpli olan ormanı kendi çıkarlarını düşünen bir varlık olarak görmek gerçekten ilgi çekici. Yani bir göz atın derim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TJ3Ym9mzQnI/AAAAAAAAB6s/mZ9PmiU2-jw/s1600/resim.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 147px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5520806882110030450" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TJ3Ym9mzQnI/AAAAAAAAB6s/mZ9PmiU2-jw/s200/resim.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-1745834506728846579?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/1745834506728846579/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/09/origin-spirits-of-past.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/1745834506728846579'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/1745834506728846579'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/09/origin-spirits-of-past.html' title='Origin – Spirits of the Past'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TJ3Ymqn58hI/AAAAAAAAB6k/h6DqHcpa8Qw/s72-c/originspiritsofthep2791.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-2465224812016786986</id><published>2010-09-24T14:20:00.005+03:00</published><updated>2010-09-24T14:29:45.955+03:00</updated><title type='text'>Special A</title><content type='html'>Yönetmen: Yoshikazu Miyao&lt;br /&gt;Stüdyo: Gonzo&lt;br /&gt;Tür: Komedi, Okul&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2008&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 24&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/5.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TJyKEePefBI/AAAAAAAAB6U/CoqDEDqYu_M/s1600/SpecialA8.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 113px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5520439052691471378" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TJyKEePefBI/AAAAAAAAB6U/CoqDEDqYu_M/s200/SpecialA8.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuya geçmeden önce Special A nedir, kısaca bir bahsetmek istiyorum. Animenin geçtiği yerin en iyi okulu olan Hakusen Akademisi, zenginlerin ve çok zekilerin gittiği bir okuldur. Bu okulda sınıflar ortalamalara göre E sınıfından A sınıfına doğru sıralanmıştır. Fakat bir de A sınıfının üstünde en zeki yedi öğrencinin gittiği Special A sınıfı vardır. Bu sınıfın kendine ait binası, imkânları, bahçesi, kısacası her şeyi vardır. Bu sınıfa giden öğrencilerin derslere katılma zorunluluğu yoktur ve üniformaları da diğer öğrencilerinkinden farklıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Special A’nın kahramanının adı Hikaru. Kendisi orta halli bir ailenin ikinci çocuğudur ve küçüklüğünden bu yana babası ile beraber profesyonel güreşe (daha doğrusu Amerikan güreşine) çok meraklıdırlar. Günün birinde, Hikaru daha küçükken babası onu Kei Takashima ile tanıştırır. Hikaru’ya göre güreşte kendisinden daha iyisi yoktur fakat ilk denemesinde Takashima’ya yenilir. Böylelikle Hikaru ile Takashima arasında yıllar sürecek bir çekişme başlar. Hikaru, Takashima’ya her konuda meydan okur. Derslerden tutun her türlü spor dalına kadar, her şeyde Takashima üstün gelir. Nitekim Takashima, Hakusen Akademisi’ne gider ve Hikaru’da onu takip ederek en zenginlerin gittiği okula girmeyi başarır. Fakat çekişme orada da devam eder. Çünkü Takahima bir numaradır ve Hikaru iki numaradır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Special A’nın konusu anlayacağınız üzere “elit” kesimde geçiyor ve iki liselisin komik maceralarını anlatıyor. Special A’nın üstün zekalı yedi öğrencisini sizlere tanıtacak olursam;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kei Takashima:&lt;/strong&gt; Bahsettiğim gibi Takashima sınıfının ve okulunun bir numarası. Bu adamda her şey mevcut. Beyin, yakışıklılık, kas gücü, spor yeteneği, kısacası her şey var. Gerektiğinde ağaçların tepesine zıplayabilir, yüz metreyi bir saniyede koşabilir veya babasının şirketini boş zamanında yönetebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hikaru Hanazono:&lt;/strong&gt; Güzel kızımız Hikaru ise animenin bayan başkarakteri. Takashima ile sürekli bir çekişme (ama centilmence) içindedir ve her konuda ona meydan okumaktan çekinmez. Bunun dışında yufka yüreklidir ve arkadaşlarına düşkündür. Okulun daimi iki numarasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Jun Yamamoto:&lt;/strong&gt; Jun, üçüncü sıradadır ve “gay” bir kişiliğe sahiptir. Çünkü sürekli Ryuu ile takılmak ister ve bunu ileri götürerek koluna girmeler, kucağında uyumalar, onu başkalarından kıskanmalar gibi tavırlar sergiler. Bunun dışında iyi ve sessiz bir çocuktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Megumi Yamamoto:&lt;/strong&gt; Megumi, Jun’un ikiz kız kardeşidir ve aynı özellikler onun için de geçerlidir. Megumi de Ryuu’nun peşinden ayrılmaz fakat bu onun için normal olsa gerek. Kendisi dördüncü sıradadır ve sesini yormamak için sürekli kağıda yazarak kendisini ifade etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tadashi Karino:&lt;/strong&gt; Tadashi, animedeki belki de en normal karakter. Kafasına eseni yapmaya bayılır ve yemek düşkünüdür. Sıralaması beştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Akira Toudou:&lt;/strong&gt; Akira altıncı sıradadır ve yemek yapmayı, özellikle kek ve çay konusunda ustadır. Ayrıca lezbiyendir de. Çünkü Hikaru’ya biraz fazla düşkündür ve “Benim Hikaru’m” gibi laflar ediyorsa bu işte bir iş vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ryuu Tsuji:&lt;/strong&gt; İkizlerin yapıştığı meşhur Ryuu yedinci sıradadır. Kendisi uzun boyludur ve hayvan beslemektedir. Sincaptan aslana kadar okulda her türlü hayvana şefkat göstermektedir ve ikizler bu hayvanları çook kıskanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gördüğünüz gibi Special A, birbirinden ilginç karakterlere sahip. Bu karakterlerin çizimleri de bir o kadar ilginç ve bu benim hiç hoşuma gitmedi. Karakterler sanki çöp adamın üzerine elbise giydirilmiş gibiler. İpince vücutlarına eklenmiş olan kocaman gözlü kafaları ile tuhaf duruyorlar. Ayrıca Special A’da asla çirkin karakter göremezsiniz. Özellikle bütün erkekler çok güzel. (Yakışıklı demiyorum, güzel diyorum) Erkekleri öyle bir çizmişler ki, hal ve tavırları da eklenince her beş erkekten ikisi gay gibi davranıyor. Hatta yemin ediyorum, bir tanesini ilk kez gördüğümde kız sanmıştım ama erkekmiş:) Hele bir de Takashima’nın babası var ki, etkisinden kurtulmam herhalde zaman alacak. Adam 36 yaşında ama bebek yüzü ile Takashima’dan çok daha genç duruyor ve kız gibi hareket ediyor. Sanırsam bu adam da gay.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Special A’nın bence en büyük eksiği ruhu olmaması. Tamam, her bölüm üç – beş komik olay oluyor ama animenin bir bağlayıcılığı, etkileme unsuru, yani sizleri ekrana kilitleyen bir tarafı yok. Her bölüm gerçek hayatta karşılığı olmayan bilimkurgu karakterleri bazen doğaüstüne kaçan komik olaylar yaşıyor ve siz de bunları boş gözlerle izliyorsunuz. İzlerken gözünüz, başka bir yere rahatça takılabiliyor, saate bakabiliyor, bölüm bittikten sonra ne yapacağınızı dahi düşünebiliyorsunuz. Anime ile empati kuramıyorsunuz. Umarım ne demek istediğimi anlatabilmişimdir. Kısaca müziklere de değineyim; benim tarzım değiller ama Special A tarzındaki bir anime için fazla abartılı veya kötü de değiller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özetle Special A, benim nefret ettiğim, iğrendiğim ismi anılmaması gereken animenin (Yok, Lord Voldermort değil, Ouran Host zıkkımı) biraz daha yumuşatılmış ve adama benzemiş hali. Eğer “o” animeyi sevdiyseniz Special A’yı da muhakkak seversiniz. Şahsen ben 12. bölümden sonra sıkıldığım için bıraktım ve benim tavsiyem, eğer komedili, okullu bir anime arıyorsanız Special A son tercihiniz olsun. Bu arada, ilk kez bir yazımda bu kadar çok gay kelimesini kullandım. Abartmıyorum ama, gerçekten öyleler:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TJyKEI64LOI/AAAAAAAAB6M/C5cAnY5jm8c/s1600/specialA2-6.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 193px; HEIGHT: 105px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5520439046967930082" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TJyKEI64LOI/AAAAAAAAB6M/C5cAnY5jm8c/s200/specialA2-6.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TJyKEqRrkVI/AAAAAAAAB6c/x5QEyd5bGF0/s1600/special-a1.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 190px; HEIGHT: 105px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5520439055921942866" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TJyKEqRrkVI/AAAAAAAAB6c/x5QEyd5bGF0/s200/special-a1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-2465224812016786986?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/2465224812016786986/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/09/yonetmen-yoshikazu-miyao-studyo-gonzo.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/2465224812016786986'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/2465224812016786986'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/09/yonetmen-yoshikazu-miyao-studyo-gonzo.html' title='Special A'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TJyKEePefBI/AAAAAAAAB6U/CoqDEDqYu_M/s72-c/SpecialA8.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-6354493069392041858</id><published>2010-09-20T22:56:00.004+03:00</published><updated>2010-09-20T23:00:25.328+03:00</updated><title type='text'>Phantom: Requiem for the Phantom</title><content type='html'>Yönetmen: Koichi Mashimo&lt;br /&gt;Stüdyo: Bee Train&lt;br /&gt;Tür: Aksiyon, Dram&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2009&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 26&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/7.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TJe8p5VU4PI/AAAAAAAAB4Q/oMxUN50A2Og/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 128px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5519087296316760306" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TJe8p5VU4PI/AAAAAAAAB4Q/oMxUN50A2Og/s200/kapak.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Phantom: Requiem for the Phantom, liseye giden Japon bir genç etrafında dönüyor. Bu genç Japonya’dan Amerika’ya tatile gelmiştir fakat başına en olmadık şey gelir. Inferno adında tüm Amerika’yı kasıp kavuran bir mafya örgütünün “Phantom” lakaplı tetikçisi aldığı görev üzere birisini öldürür ve Japon genç buna şahit olur. Inferno’nun talimatlarına göre asla görgü tanığı bırakılmamalıdır ve dolayısıyla üstün yetenekli Phantom, gencin peşine düşer. Lakin bu genç, Phantom’dan birkaç gün kaçmayı başarır ve bu yüzden Phantom’un yaratıcısı Scythe Master, genci Phantom’un da geçtiği eğitimden geçirmek ister. Sadece tatil yapmak isteyen Japon gencin ilk önce hafızası silinir ve Phantom’un, örgüt içindeki adı ile Ein’ın (Almancada bir demek) yanına eğitilmek üzere verilir. Bundan sonraki adı da Zwei (Almancada iki demek) olur. Zwei’ın kafası ilk başta çok karışıktır. Ein ona eğer yaşamak istiyorsa bundan sonra öldürmelisin der ve Zwei sıkı bir kondisyon ve silah eğitiminden geçir. Çok geçmeden Zwei, Ein’ın iki senede tamamladığı eğitimi yaklaşık üç ayda tamamlar ve üstün bir suikastçıya dönüşür. Bundan sonra Ein ve Zwei, Inferno’nun korku salan ikilisidir fakat karşılarında uzun ve karmaşık bir yol vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Requiem for the Phantom’un konusu oldukça ilginç ve karanlık, entrikalarla dolu bir atmosfere sahip. Senaryo öyle bir ilerliyor ki, ne zaman ne olacağını kestirmeniz çok zor. Ayrıca birkaç bölüm sonrası yaşanan kırılma noktaları da animeyi gayet akıcı ve izlenir kılıyor. Bunlara artı olarak kurnazlıkla işlenen mafya çatışmaları, Ein ve Zwei’ın “hayatta kalmak” adına yaptıkları eklenince ortaya zevkine doyulamayan bir yapım çıkıveriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ne kadar konusu iyi olursa olsun, maalesef animeye gölge düşüren şeylerin sayısı bir hayli fazla. Öncelikle karakterleri hiç beğenmedim. Bir kere liseli çocukların eline silah vermeleri böyle karanlık ortamlı bir anime için bence çok saçma. Liseli küçük Ein ve Zwei’ın yerine daha olgun ve karizmatik karakterler kullanılsaydı bence anime on numara olurdu. (&lt;em&gt;Bundan sonrası biraz spoiler içeriyor&lt;/em&gt;) Böyle güzel bir senaryo için seçilen hiçbir karakter hoşuma gitmedi. Öncelikle Ein çoğu bölüm beni sinir etmeyi çok iyi başardı. Zwei buna gel kaçalım, geçmişini bulalım gibi şeyler derken Ein’ın tepkisi sürekli yok ben gidemem, benim işim öldürmek, benim geçmişim olamaz, ben Ein’ım, yerim Scythe Master’ın yanı gibi şeyler söylüyor ve insanı gıcık eden davranışlarda bulunuyor. Sapık Master’a, pardon Scythe Master’a gelirsek; kendisi belki animenin en kurnaz ve zeki karakteri fakat sapık. Adam elinde sürekli bebek yağı ile gezinip Ein’ı yağlıyor. Ondan sonra Inferno’nun başındaki adam sanırsam gay. Çünkü McGuire Efendi sürekli jakuzide veya bornozu ile bacaklarına zoom girerek gösteriliyor Zaten giyinik hali de pek normal değil. Elbiselerini Monte Cristo Kontu’ndan alıyor olsa gerek. Inferno’nun bir diğer önemli bayan elemanı Claudia McCunnen ise en normal karakter idi anime sonuna kadar. Gelelim favori elemanın Cal’a. Zaten şirin Cal çıktıktan sonra seri affedersiniz ama iyice sapıtıyor. Kısaca anlatacak olursam; Zwei seriye başladığında liseye giden bir öğrenciydi. Yani aşağı yukarı 16 yaşında. Zwei, Cal ile tanıştığında aradan bir sene geçmiş oluyor, yani 17 yaşına geliyor. Cal ise 13 – 14 yaşlarında bir kız. Alttaki resimden de görebilirsiniz. Bölümler ilerledikçe bazı olaylar yaşanıyor ve Zwei ile Cal ayrı düşüyor. Ardından ise iki sene geçiyor. Yani Zwei’ın 19 ve Cal’ın da 15 – 16 yaşlarında olması lazım. Fakat gel görün ki, kocaman gözlü şirin Cal karşımıza 25 yaşındaymış gibi kocaman göğüslü, kocaman kalçalı, boyu Zwei’ı bile geçmiş bir kadın olarak çıkıyor. Herhalde hormonla beslenmiş olsa gerek. Bizim Ein ile Zwei ise maşallah yerinde sayıyor. Hatta yirmili yaşlarına gelen bu ikili “undercover” olarak yaşamak için liseye bile gidiyorlar. İzleyen de doğal olarak pes artık diyor. Bu kadar uzun yazdım ama kısaca demek istediğim özellikle baş karakterler bu animeye hiç ama hiç uymamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Phantom: Requiem for the Phantom’un çizimleri ve müzikleri ise gayet başarılı. Özellikle müzikleri çok güzel fakat ilk ending ve ikinci opening parçası çok uyduruk. Böyle dram kokan ve atmosferi karanlık bir anime için çok fazla oynak ve hareketliler. Çizimleri içinse diyecek hiçbir sözüm yok. Gayet başarılı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak Phantom: Requiem for the Phantom’un neredeyse mükemmel bir senaryoya sahip fakat yanlış karakter seçimleri animeye bayağı bir gölge düşürüyor. Ama yine de sürpriz sonu ve sürükleyiciliği ile izlemenizi öneririm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TJe8qErZI0I/AAAAAAAAB4Y/NehjHIscSBM/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 191px; HEIGHT: 106px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5519087299362104130" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TJe8qErZI0I/AAAAAAAAB4Y/NehjHIscSBM/s200/1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TJe8qjodEYI/AAAAAAAAB4g/334D1BdrS3E/s1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 194px; HEIGHT: 106px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5519087307671277954" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TJe8qjodEYI/AAAAAAAAB4g/334D1BdrS3E/s200/2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-6354493069392041858?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/6354493069392041858/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/09/phantom-requiem-for-phantom.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/6354493069392041858'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/6354493069392041858'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/09/phantom-requiem-for-phantom.html' title='Phantom: Requiem for the Phantom'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TJe8p5VU4PI/AAAAAAAAB4Q/oMxUN50A2Og/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-1482107630955978909</id><published>2010-09-14T14:07:00.001+03:00</published><updated>2010-09-14T14:10:17.151+03:00</updated><title type='text'>Whisper of the Heart</title><content type='html'>Yönetmen: Yoshifumi Kondo&lt;br /&gt;Stüdyo: Studio Ghibli&lt;br /&gt;Tür: Romantizm, Dram&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 1995&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: Film&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/7&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TI9XuNEcsFI/AAAAAAAAB3Q/532QYZi7iL0/s1600/whisper-of-the-heart.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 150px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5516724519846064210" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TI9XuNEcsFI/AAAAAAAAB3Q/532QYZi7iL0/s200/whisper-of-the-heart.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Whisper of the Heart, orijinal adıyla Mimi wo Sumeseba veya Türkçesi ile Yüreğin Sesi, Studio Ghibli çatısı altında Hayao Miyazaki tarafından yönetilmeyen nadir yapımlardan biri. Filmin yönetmen koltuğunda Yoshifumi Kondo oturuyor ve Miyazaki bu yapımda sadece çizimlerde katkıda bulunmuş. Ve açıkçası Whisper of the Heart’ın başında Miyazaki’nin olmaması, yokluğunu bayağı bir hissettiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Shizuku Tsukishima, liseye giden ve Tokyo’da yaşayan mütevazı bir ailenin küçük kızıdır. Babası kütüphanede çalıştığından Shizuku da boş zamanlarını sürekli kütüphanede geçirmektedir ve kitapları gerçekten çok sevmektedir. Günün birinde kütüphaneden aldığı her kitabın kendisinden önce Seiji Amasawa adlı birisi tarafından kiralandığını görür. Doğal olarak Shizuku, Amasawa’yı çok merak eder. Hatta sürekli onu düşünemeden edemez. Birkaç gün sonra Shizuku metroda şişman bir kediye rastlar ve onu gittiği yere kadar takip eder. Shizuku kendisini hiç bilmediği ama çok hoşuna gittiği bir mahallede bulur ve kedinin burada bir dükkâna girdiğini görür. Shizuku da dükkâna girer ve inanılmaz derecede güzel antik eşyalarla karşılaşır. Burada onu sıcak ve samimi bir yaşlı adam karşılar. Shizuku henüz bilmemektedir ama bu adam Seiji Amasawa’nın dedesidir ve Shizuku, Seiji ile tanışmaya bir adım daha yaklaşmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başta görsellik bakımından ve müzikleri ile Whisper of the Heart eski olmasına rağmen çok güzel bir anime. Zaten rengârenk çizimleri ve müthiş manzara konseptleri ile Miyazaki’nin parmağı her yerde belli oluyor. Fakat senaryo ve atmosfer için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Öncelikle senaryonun akışı çok ağır ve yavaş. Diğer alışılan Ghibli yapımlarında gördüğümüz fantastik öğeler bu animede yok. Yani tamamen sıradan bir kızın romantizm ve ilginçliklerle dolu hayatını izliyoruz. Fakat dediğim gibi atmosferin sürekli düşük olması insanı bir müddet sonra sıkabiliyor ve izlerken konsantrasyonunuz dağılabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak Whisper of the Heart fena bir anime değil ama diğer Ghibli yapımlarının yanında çok sönük kalıyor. Oysa içeriği çok daha ilgi çekici olabilirdi. Fakat sadece çizimleri için bile bir göz atılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TI9XudblPaI/AAAAAAAAB3Y/C56PpK8IQQ0/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 191px; HEIGHT: 108px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5516724524238060962" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TI9XudblPaI/AAAAAAAAB3Y/C56PpK8IQQ0/s200/1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TI9XutjtmhI/AAAAAAAAB3g/LAPZgUsJ3qg/s1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 194px; HEIGHT: 108px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5516724528567130642" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TI9XutjtmhI/AAAAAAAAB3g/LAPZgUsJ3qg/s200/2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-1482107630955978909?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/1482107630955978909/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/09/whisper-of-heart.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/1482107630955978909'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/1482107630955978909'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/09/whisper-of-heart.html' title='Whisper of the Heart'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TI9XuNEcsFI/AAAAAAAAB3Q/532QYZi7iL0/s72-c/whisper-of-the-heart.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-3749797589789645113</id><published>2010-09-10T13:39:00.002+03:00</published><updated>2010-09-10T13:41:54.069+03:00</updated><title type='text'>Saki</title><content type='html'>Yönetmen: Manabu Ono&lt;br /&gt;Stüdyo: Gonzo&lt;br /&gt;Tür: Okul, Spor&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2009&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 25&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TIoLMqbRjpI/AAAAAAAAB2o/DhT7B4eA_G8/s1600/saki-anime.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 144px; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5515233005843615378" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TIoLMqbRjpI/AAAAAAAAB2o/DhT7B4eA_G8/s200/saki-anime.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sakli adlı anime, kökeni Çin’den gelen ve söylenenlere göre milattan önce 500’lü yıllarda meydana çıkmış olan “Mahjong” adlı oynayan kızları konu alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saki Miyanaga liseye yeni geçmiştir ve Mahjong’dan nefret etmektedir. Bunun sebebi ise ailesiyle oynadığında sürekli kazanması ve ailesinin buna kızmasıymış. Saki de kendince bir çözüm yolu bulmuş ve sürekli artı – eksi sıfır puan alarak ney kazanıyordur, ne de kaybediyordur. Liseye geçtikten sonra ise Saki’nin ortaokuldan arkadaşı Kyotaro onu okulun mahjong kulübü ile tanıştırır. Kulübün başkanı Saki’nin yeteneğini hemen fark eder. Çünkü sürekli artı – eksi sıfır puan almak kazanmaktan bile zordur. Nitekim Saki kulübe katılmaya ikna olur ve edindiği yeni arkadaşları ile mahjong okullar arası turnuvasına katılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saki, tamamen mahjong’a odaklanmış bir anime ve eğer benim gibi bu oyundan zerre anlamıyorsanız çok sıkılırsınız. Ayrıca ben daha çok insan ilişkileri veya okul yaşamı üzerinde duran bir anime bekliyordum ama Saki’de varsa yoksa mahjong. Bir de epey abartmamışlar. Yok, taş alırken şimşek çakması, etrafın kararması, kızın sırtından kanat vs. çıkması animeden beni iyice soğuttu. Tabi olan biteni de benim gibi anlamıyorsanız ortaya size göre saçma sapan şeyler çıkabiliyor. Son olarak, Japon’ların lise futbolundan ve basketbolundan sonra mahjong’un da böyle dünya kupası izlermiş gibi izlenmesini tuhaf buldum. Hele karakterleri de ilah gibi göstermiyorlar mı… Alt tarafı biraz daha ayrıntılı okey oynuyorlar:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çizimleri bakımından Saki, klasik bildiğiniz animelerden. Yüzleri aynı olan kızlar, kocaman gözler, kocaman göğüsler, rengârenk saçlar, cins sesleri ve tuhaf hareketleri ile sıradan ve gerçek dışı. Müziklerini de pek beğenmedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak eğer mahjong’a ilginiz varsa bakın derim ama animede biraz Beyblade havasının olduğunu da aklınızdan çıkarmayın. Benim gibi bu oyunun sadece adını biliyorsanız uzak durun derim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TIoLMOhITVI/AAAAAAAAB2g/0Q6O0CCpROg/s1600/saki-ep17a.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 138px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5515232998351981906" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TIoLMOhITVI/AAAAAAAAB2g/0Q6O0CCpROg/s200/saki-ep17a.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-3749797589789645113?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/3749797589789645113/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/09/saki.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/3749797589789645113'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/3749797589789645113'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/09/saki.html' title='Saki'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TIoLMqbRjpI/AAAAAAAAB2o/DhT7B4eA_G8/s72-c/saki-anime.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-7794129623920912588</id><published>2010-09-06T02:21:00.002+03:00</published><updated>2010-09-06T02:26:24.327+03:00</updated><title type='text'>The Girl Who Leapt Through Time</title><content type='html'>Yönetmen: Mamoru Hosada&lt;br /&gt;Stüdyo: Madhouse Studios&lt;br /&gt;Tür: Dram, Romantizm, Bilimkurgu&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2006&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: Film&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/7&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TIQmXGdDHZI/AAAAAAAAB0Y/bC2RhBJcymo/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 135px; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5513574022119628178" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TIQmXGdDHZI/AAAAAAAAB0Y/bC2RhBJcymo/s200/kapak.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;The Girl Who Leapt Through Time, orijinal adı ile Toki Wo Kakeru Shoujo, 1972 tarihinde yazılan ve yazarı Yasutaka Tsutsui olan aynı adlı romandan uyarlanan, daha doğrusu yaklaşık yirmi yıl sonrasını konu alan bir anime filmi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makoto Konno, en iyi arkdaşları Chiaki ve Kosuke ile sıradan bir lisede okuyan tamamen sıradan bir kızdır. Yaşadığı kötü bir günün ardından okuldan eve dönerken, bayır aşağı yolda bisikletinin freni patlar ve tam da trenin altında kalacağı sırada garip bir şey olur. Makoto zamanda geri sıçrar. Makoto şaşkınlık içerisinde yaşadıklarını “cadı” lakaplı teyzesi Kanako’ya (orijinal romanın kahramanı) anlatır. Kanako, Makoto’ya zamanda sıçradığını açıklar. Makoto ise zamanda sıçrama olayına ilk başta inanmaz fakat merakına yenik düşerek denemelerde bulunmaya başlar. Sonuçta Makoto zamanda sıçramaya alışır ve yaşadığı kötü şeyleri geri alarak iyileri ile değiştirir. Fakat farkında olmasa da bu birilerine zarar vermektedir ve lehine çevirdiği küçük şeyler gelecekte ona üzüntü ve sıkındı olarak geri döner.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Girl Who Leapt Through Time yaklaşık 96 dakika sürüyor ve film boyunca Makoto’nun zamanda sıçrayarak geçmişi defalarca değiştirmesine tanıklık ediyoruz. Fakat açıkçası ilginç içeriğine rağmen anime beni pek sarmadı ve bazı yerlerinde sıkılmadım desem yalan olur. Animenin en güzel yanı ise insan ilişkileri ve Makoto’nun bunları zamanda sıçrayarak her defasında farklı hale getirmesi. Animenin finali de oldukça duygusal ve güzel, daha doğrusu tatmin edici bir sonla bitiyor. Yani anime için inişli çıkışlı sahnelere sahip diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görsellik bakımından ise The Girl Who Leapt Through Time anime serilerine nazaran daha gerçekçi çizimlere sahip fakat bana biraz soluk geldiler. Seslendirmeler ise çok başarılı ve karakterler gerçekten gündelik hayata uygun. Yani demek istediğim yapmacık değiller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özetle The Girl Who Leapt Through Time, birçok anime ödülleri töreninde birçok ödül alsa da benim gözümde sıradan bir animeden öteye geçemedi. Bence daha ilginç olabilirmiş ama yine de güzel bir anime filmi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TIQmXiMj9gI/AAAAAAAAB0g/lXR8hfp_kDI/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 189px; HEIGHT: 101px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5513574029566670338" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TIQmXiMj9gI/AAAAAAAAB0g/lXR8hfp_kDI/s200/1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TIQmX2VadOI/AAAAAAAAB0o/LbhIT7j-iFw/s1600/2.png"&gt;&lt;img style="WIDTH: 191px; HEIGHT: 101px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5513574034972505314" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TIQmX2VadOI/AAAAAAAAB0o/LbhIT7j-iFw/s200/2.png" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-7794129623920912588?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/7794129623920912588/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/09/girl-who-leapt-through-time.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/7794129623920912588'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/7794129623920912588'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/09/girl-who-leapt-through-time.html' title='The Girl Who Leapt Through Time'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TIQmXGdDHZI/AAAAAAAAB0Y/bC2RhBJcymo/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-9206503174541085042</id><published>2010-09-03T14:48:00.002+03:00</published><updated>2010-09-03T14:51:57.366+03:00</updated><title type='text'>Fullmetal Alchemist: Brotherhood</title><content type='html'>Yönetmen: Yasuhiro Irie&lt;br /&gt;Stüdyo: Bones&lt;br /&gt;Tür: Macera, Dram, Doğaüstü Güçler&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2009&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 64&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/9&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TIDhCIfakoI/AAAAAAAAB0I/1phaIXYgIFQ/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 150px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5512653370656723586" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TIDhCIfakoI/AAAAAAAAB0I/1phaIXYgIFQ/s200/kapak.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Fullmetal Alchemist: Brotherhood, yaklaşık 16. ve 17. bölüme kadar ilk seri ile paralel ilerliyor ve bu bölümlerden sonra orijinal mangasına sadık kalarak bambaşka ilerlemeye devam ediyor. Elbette senaryo aynı ama karşımızda bu sefer bambaşka bir seri, farklı karakterler ve akla hayale sığmayacak olaylar mevcut.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fullmetal Alchemist, hikâye olarak 1900’lü yılların başında geçiyor. Bilimden ziyade Alchemy, yani simya oldukça gelişmiştir ve kendilerine simyacı adı verilen insanlar belirli malzemelerden belirli şeyler yaratabilmektedir. Mesela tahta parçaları kullanılarak bir radyo oluşturulabilir veya aynı şekilde bir radyo odun parçalarına dönüştürülebilmektedir. Fakat simya yapabilmek için belirli kurallar ve yasaklar vardır. Öncelikle bir simyacı simya yapabilmek için simya çemberine ihtiyaç duymaktadır. Herhangi bir kalem veya tebeşir kullanarak genelde yere çizilen çemberin ortasına simya için gerekli malzemeler yerleştirilir. Simyadaki en önemli kural ise eşit takastır. Yani simya gerçekleştirirken elde etmek istediğiniz şeye karşılık simya çemberine onun karşılığını koymanız gerekmektedir. Ayrıca simyada herhangi bir nesne altına dönüştürülememektedir. Son olarak en büyük kural ve yasaklardan birisi de insan simyasıdır. Ölen bir insan asla geri getirilmemelidir, çünkü bir can için eşit değerde takas edilebilecek bir şey yoktur. Eğer bir simyacı ölen bir insanı geri getirmeye çalışırsa ortaya kendi ölümü, hatta daha kötü şeyler çıkabilmektedir. Fullmetal Alchemist: Brotherhood, simyanın bol kullanıldığı bu dünyada geçmektedir ve bizlere Edward ile Alphonse Elric kardeşlerin macerasını anlatmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Edward ve küçük kardeşi Alphonse Elric, Resembol adında küçük ama şirin bir köy kasabasında yaşamaktadırlar. Babaları Hohenheim onları çok küçük bir yaşta terk etmiştir ve ondan bir daha asla haber alınamamıştır. Birkaç sene sonra ise, Edward 10, kardeşi Al 9 yaşında iken anneleri Trisha Elric amansız bir hastalık yüzünden vefat eder. Edward bu durumu içine sindiremez ve simya kullanarak annesini geri getirmek ister. Yasak olduğunu bildiği halde Edward ve Al insan simyasını gerçekleştirirler ve sonuç çok kötü olur. Yaratıkları şey annelerinden ziyade et ve kemikten oluşan iğrenç bir şeydir ve üstelik takas olarak Edward sol bacağını ve Alphonse tüm vücudunu kaybeder. Edward umutsuz bir durumda sağ kolunu feda ederek Alphonse’nin ruhunu son anda tesadüfen bulundukları odada bulunan bir zırha yerleştirmeyi başarır. Sonuç olarak simya deneyi başarısız geçmiştir ve Edward sol bacağı ile kolunu kaybederken Alphonse bir zırhta yaşamaya mahkûm olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç gün geçtikten sonra ise Roy Mustang adında bir resmi simyacı Elric kardeşleri ziyaret eder. İnsan simyasını deneyinden haber aldığından ve sadece üstün yetenekli simyacıların böyle bir şeye cesaret edeceğini bildiğinden onlara yaşları tutmamasına rağmen ulusal simyacı olmalarını teklif eder. Sol bacağına ve sağ koluna “automail” yani otozırh adı verilen robot kol ve bacaklar takılan Edward, eğer askeriye altına girerse simya hakkında daha çok bilgiye ulaşıp kardeşi ile beraber eski vücutlarına kavuşabilme ihtimalini düşünerek kendi deyimi ile “askeriyenin köpeği” olmayı kabul eder. Nitekim Edward ve Alphonse, Felsefe taşı adı verilen ve bununla takas olmadan çok büyük simyalar gerçekleştirilebildiği söylenen efsanenin peşine düşer ve ilk anime uyarlaması ile aynı başlasa da bambaşka bir macera başlamış olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fullmetal Alchemist: Brotherhood, bahsettiğim gibi ilk bölümleri 2003 yılında çıkan animesi ile paralel gidiyor ve aynı şeyleri izliyorsunuz. Fakat ardından ise anime farklı bir yöne sapıyor ve ilk seriden çok daha ilginçleşmeye başlıyor. Eski karakterler çok daha değişik olarak karşımıza çıkıyor ve ilk seride olmayan birbirinden ilginç yeni karakterler Brotherhood’ta mevcut. Atmosfer olarak ise anime ilk serideki gibi güzel bir havaya sahip ve ilk seri ile Brotherhood arasındaki tek fark için senaryonun farklı akışı diyebilirim. Durum böyle olunca pek hoşuma gitmeyen tek özelliği ise simyanın abartılı olması. Eşit takas falan diyerek mantıklı duruyor ama çoğu bölüm, hatta neredeyse tüm bölümlerde büyüden farkı yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görsel olarak bazıları çizimlerin kötüleştiğini söylüyor ama ben iki seri arasında hiçbir fark göremedim. Çizimler gayet başarılı ve çok güzel. Müzik bakımından ise Brotherhood çok zengin. Seride yaklaşık beş – altı tane açılış ve kapanış parçası mevcut. Seri içinde çalan parçalar da hiç fena değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak Fullmetal Alchemist: Brotherhood, ilk seriyi tamamen süpürüp anlamsız hale getiriyor. Yani mangasına sadık kalan seri yerine bu saatten sonra sonu atmasyon olan ilk seriyi artık kimse izlemez. Bu da ister istemez ilk seride harcanan tüm emeklerin boşa mı gittiğini sorusunu akla getiriyor. Fakat öte yandan da Brotherhood zaten güzel bir animeyi tamamlanmış kurgusu ile daha güzel bir hale getirmiş ve ortaya çok kaliteli bir anime çıkmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TIDhCoq9h7I/AAAAAAAAB0Q/0O4Sj-wTH4I/s1600/fullmetal-alchemist-brotherhood-04.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 115px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5512653379295086514" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TIDhCoq9h7I/AAAAAAAAB0Q/0O4Sj-wTH4I/s200/fullmetal-alchemist-brotherhood-04.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-9206503174541085042?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/9206503174541085042/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/09/fullmetal-alchemist-brotherhood.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/9206503174541085042'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/9206503174541085042'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/09/fullmetal-alchemist-brotherhood.html' title='Fullmetal Alchemist: Brotherhood'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TIDhCIfakoI/AAAAAAAAB0I/1phaIXYgIFQ/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-7458542246071268482</id><published>2010-08-13T17:28:00.004+03:00</published><updated>2011-03-11T22:48:58.629+02:00</updated><title type='text'>Library War</title><content type='html'>Yönetmen: Takayuki Hamana&lt;br /&gt;Stüdyo: Production I.G.&lt;br /&gt;Tür: Aksiyon, Komedi&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2008&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 12&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/6.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TGVWy3MULKI/AAAAAAAABv4/tgH_G-ZIO-c/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="width: 200px; height: 138px;" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5504901551339351202" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TGVWy3MULKI/AAAAAAAABv4/tgH_G-ZIO-c/s200/kapak.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Library War, aslında Japonya’da 1954 yılında yaşanmış olan ve 1979 yılına kadar sürmüş olan “basın özgürlüğünü kısıtlama / kitap ve dergi dağıtımının devlet kontrolünde olması” olaylarına dayanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Animede ise Japon hükümeti 1989 yılında halkını ve sosyeteyi basının yarattığı zararlardan korumak için “Media Betterment Act (MBA)”, yani Medyayı İyileştirme Yasası çıkarılmıştır. Bu yasa ile beraber Medya Komitesi oluşturulmuş (Media Bettermend Comittee / MBC) ve bu kuruluş devletin izni olmadan yayınlanan kitaplar, yasal olmayan kütüphaneleri vs. zor kullanarak kapatma görevi verilmiştir. Bu yaşanan olaylar sonucu bazı yerel hükümtler MBC’ye karşı gelmiştir ve buna karşın anti bir MBC örgütü kurulmuştur ve adına da Freedom of the Libraries Law (Kütüphanelerin Özgürlüğü) konulmuştur. Bu kuruluş da yerel hükümetlerin ve kütüphanecilerin desteğini de arkasına alarak MBC’nin izin vermediği kitapları toplamakta ve onları kendi bünyesinde halka sunmaktadır. Ayrıca devletin gözünde yasal olmayan kütüphaneleri de satın alarak halka açabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anime ise 2019 yılında geçiyor ve Kanto Library Base’e yeni katılmış olan Iku Kasahara adlı genç kızı ve yaşadıklarını konu alıyor. Kasahara lisedeyken spor kulübende olduğu için çok hızlı koşabilmektedir. Kütüphane gücüne katılmasının nedeni ise geçmişte yaşadığı bir hadiseye dayanıyor. Kısa olan 12 bölüm boyunca Kasahara’nın kütüphane görevlisinden özel kütüphane harekât gücüne katılmasına, MBC ile olan çatışmalarına ve aşk hayatına kimi zaman komik bir bakış açısıyla göz atıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdiden söylemek istiyorum, senaryo aslında mantık çerçevesinde ilerliyor ama bana çok saçma geldi. Yani anlatılanlara göre bakarsak devletin kurduğu iki kurum (sonuçta Kütüphane gücü de yerel hükümetlerin desteği ile kuruldu ve devlet tarafından tanınıyor) oyunmuş gibi kitaplar için çatışmaya giriyorlar. Örneğin, bir yerde bir sergi açılacak, işte saat bilmem kaça kadar kütüphane gücünün burayı savunması lazımmış. Yoksa MBC güçleri sergidekileri alıp götürürmüş. Sonuçta ölümüne savaşıyorlar ve saati geldiğinde sanki süreleri dolmuş gibi iki taraf da evine gidiyor. Demek istediğim bilgisayar oyunu oynarmış gibi bir yerde buluşuyorlar, iki saat çarpışıp dağılıyorlar. Efendime söyleyeyim, kütüphane komutanı oradan bağırıyor, dayanın beş dakika kaldı. Neden ama? MBC üstün geliyor ama beş dakika sonra süre dolduğundan çekiliyorlar. Oyun gibi işte. Ayrıca tamam, seri abartısız ve doğaüstü güçlere dayanmıyor ama uzaylıların dünyayı işgal etmesine inanırım ama artık günümüz dünyasında yaşananlara bakarsak devlet işi gücü bırakacak da kitaplar için birbirini yiyecek. Hiç sanmıyorum.&lt;br /&gt;Görsellik olarak ise Libraru War akranlarından biraz değişik. Karakterlere eğer dikkat ederseniz kenarlarında siyah kenarlıklar görebilirsiniz ve çizimlerinin arka plana göre daha dolgun olduğunu görebilirsiniz. Bence ilginç olmuş ama karakterleri yakından gösterdiğinde çok fazla dikkat çekiyor. Müzikleri ise çok güzel, onlara diyecek bir sözüm yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özetle Library War’da askeri birlikler kitaplar için birbirlerini öldürüyor ve bu bana çok mantıksız geldi. Tamam, kitap önemli ama işte devlet devletle çatışıyor ve yukarıda anlattıklarımdan dolayı kopukluklar yaşanıyor. Aslında zaten 12 bölüm olduğu için izlemeseniz de bir şey kaybetmezsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TGVWzEwnfiI/AAAAAAAABwA/A1K5yvQQ72Y/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="width: 200px; height: 116px;" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5504901554981273122" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TGVWzEwnfiI/AAAAAAAABwA/A1K5yvQQ72Y/s200/1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-7458542246071268482?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/7458542246071268482/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/08/library-war.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/7458542246071268482'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/7458542246071268482'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/08/library-war.html' title='Library War'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TGVWy3MULKI/AAAAAAAABv4/tgH_G-ZIO-c/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-5642698432222394765</id><published>2010-08-07T16:23:00.003+03:00</published><updated>2011-11-09T14:20:14.796+02:00</updated><title type='text'>Jigoku Shoujo</title><content type='html'>Yönetmen: Takahiro Omori&lt;br /&gt;Stüdyo: Studio Deen&lt;br /&gt;Tür: Korku, Dram&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2005 – 2006 – 2008&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: 26 + 26 + 26&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/9&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TF1enOJX_tI/AAAAAAAABuY/i-ALy1rHYwI/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 150px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5502658347621940946" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TF1enOJX_tI/AAAAAAAABuY/i-ALy1rHYwI/s200/kapak.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Jigoku Shoujo (Hell Girl / Cehennem Kız), Hell Link adlı internet sayfası aracılığı ile insanların nefret ettikleri kişileri cehenneme yollamasını konu alıyor. Sadece gece yarısı girilebilen bu siteye nefret ettiğiniz kişinin ismini yazarsanız Jigoku Shoujo Emma Ai gelerek bu isteğinizi yerine getirerek ismini yazdığınız kişiyi cehenneme yollamaktadır. Fakat Emma Ai’ın dediği gibi bir kişi lanetlenirse iki mezar kazılır. Laneti yapan da sonunda cehenneme gidecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Jigoku Shoujo (1. Sezon)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;2005 yılında çıkan ilk sezonda yukarıda da bahsettiğim gibi Emma Ai, yüzyıllar boyunca cehennem linki (tabi bu link teknolojinin gelişmesi ile internet ortamına geçmiştir.) aracılığı ile insanların isteklerini yerine getirmekte ve nefret ettikleri kişileri cehenneme yollamaktadır. Fakat yapılan anlaşmaya göre cehennem linkini kullanan kişi de öldüğünde cehenneme gidip sonsuz acıyı tadacaktır. Her bölümde farklı insanların, farklı hayatların cehennem linkini haklı veya haksız olarak kullanmasına şahit oluyoruz ve her bölümde Emma Ai ve yardımcıları Wanyudo, Ichimoku Ren ve Hone Onma ile hedef gösterilen kişiyi cehenneme götürmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bölümler ilerledikçe olayların içine Hajime Shibata ve kızı Tsugumi de karışmaktadır. Bunun sebebi ise Tsugumi’nin, Emma’nın gözlerinden Emma ile anlaşma yapan kişiyi görebilmesidir. Böylece Hajime ve Tsugumi, Emma Ai’ı durdurmaya çalışır ve Emma’nın geçmişi, bu işi neden yaptığı ufaktan ortaya çıkmaya başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Jigoku Shoujo: Futakomori (2. Sezon)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık bir sene sonra çıkan ikinci sezon ise birinci sezonun bıraktığı yerden devam ediyor. Emma Ai ve ekibi cehenneme gönderme işine devam etmektedir ve aralarına Kikuri adında ufak bir kız da katılmıştır. Kikuri, Emma’nın tersine enerjik, yerinde duramayan, şımarık ve her işe burnunu sokmayı seven bir kişiliğe sahiptir. İkinci sezonda da her bölü ayrı bir olay yaşanmaktadır ve bu sefer Emma’nın yardımcılarının geçmişlerine değinilmiştir. Bölümler ilerledikçe Wanyudo’nun, Ichimoku Ren’in ve Hone Onma’nın Emma Ai ile nasıl tanıştığını öğreniyoruz. Yine sonlara doğru yaklaşınca konu Takuma adlı çocuğun üzerine yoğunlaşıyor ve yaşanan olaylar zinciri sonucu ikinci sezon sona eriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Jigoku Shoujo: Mitsuganae (3. Sezon)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İki senelik bir aradan sonra Jigoku Shoujo geri dönüyor ve kaldığı yerden devam ediyor. Emma Ai, ikinci sezonda, yaşanan olaylar sonucu bedenini kaybetmiştir ve bizim dünyamızda hareket edebilmek için Mikage Yuzuki adı dokuzuncu sınıf öğrencisinin bedenine girmiştir. Emma yeniden ekibini toplayarak cehennem linki işine geri dönmüştür ve bu sefer ekibe Yamawaro adında genç bir çocuk katılmıştır. Emma Ai, Yuzuki’nin bedeninde olduğu için yapılan tüm anlaşmaları Yuzuki de görmektedir ve genç kız tüm çabaları ile normal hayatına geri dönmeye çalışmaktadır. Üçüncü sezonun finali ise biraz açık bırakılmış. Yani gelir mi bilinmez ama dördüncü sezon ihtimaline karşın böyle bir yöntem uygulanmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jigoku Shoujo’nun üç sezonunun da konularından özet olarak bahsettikten sonra değerlendirmeme geçmek istiyorum. Anlayacağınız üzere anime de belirli bir konu bütünlüğü yok. Her bölüm farklı bir hikaye karşımıza çıkıyor ve her sezonun sonunda hikaye belirli bir noktaya yoğunlaşarak son buluyor. Benim favori sezonum ikinci sezon çünkü hem tüm karakterlerin geçmişine değinmesi, hem de yaşanan hikayelerin diğer sezonlara göre çok daha ilginç olması benim çok hoşuma gitti. Ayrıca ilk sezonunda birkaç bölüm boyunca karşımıza çıkan Emma Ai’ın kimonosunu giyip hazırlanma sahnesi (Hani Sailermoon’da falan oluyor ya, her bölüm iki saat dönüşürler, her bölüm aynı sahneyi izleriz) ikinci sezonda yok ve bu yüzden seri bence çok daha akıcı ilerliyor. Yani demek istediğim ilk sezondan sonra ikinci sezonu ile Jigoku Shoujo çok daha kaliteli olarak karşımıza çıkıyor. Üçüncü sezonda ise kanaatimce tempo biraz daha düşüyor. Ve kimono giyme sahnesi başka bir versiyonu ile maalesef yeniden karşımıza çıkıyor. Bir de opening’in anime başladıktan birkaç dakika sonra başlaması olayını hiç sevmiyorum fakat o da var. Son olarak üçüncü sezonun finali biraz daha iyi olabilirdi ama yine de soru işaretleri bırakmadan ve yeterli bir sonla bitiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görsellik olarak Jigoku Shoujo çok kaliteli bir anime. Özellikle Emma Ai Japon kültürünün korku öğesi sayılan uzun saçlı küçük kız imajına çok iyi uyuyor ve her bölüm sarfettiği “ölmeyi denemek ister misin) sözleri ile izleyiciye büyük bir zevk yaşatabiliyor. Jigoku Shoujo’nun müzikleri de oldukça kaliteli. Özellikle ilk sezonun açılış parçası çok güzel bir parça.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak Jigoku Shoujo herkese hitap etmeyebilir ama her bölümde ayrı bir senaryo ortaya koymak için gerçekten yaratıcı olmak gerekir ve her bölümde gözler önüne serilen insanlık dramı, Wanyudo’nun dediği gibi insanlar zaten birbirlerine cehennemi yaşatıyor sözü seriyi çok güzel özetliyor. İlk sezona 9, ikinci sezona 9.5 ve son sezona 8 verdim ve genelleme yaparak Jigoku Shoujo’ya 9 vermeyi uygun gördüm. Benim görüşüm, Jigoku Shoujo mutlaka izlenmesi gereken ve eşi benzeri olmayan bir anime.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TF1eno5CiII/AAAAAAAABug/gGXTArUkx9A/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 148px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5502658354801182850" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TF1eno5CiII/AAAAAAAABug/gGXTArUkx9A/s200/1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-5642698432222394765?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/5642698432222394765/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/08/jigoku-shoujo.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/5642698432222394765'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/5642698432222394765'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/08/jigoku-shoujo.html' title='Jigoku Shoujo'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TF1enOJX_tI/AAAAAAAABuY/i-ALy1rHYwI/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-12898365740034934</id><published>2010-07-29T00:00:00.002+03:00</published><updated>2010-07-29T00:02:18.231+03:00</updated><title type='text'>Princess Mononoke</title><content type='html'>Yönetmen: Hayao Miyazaki&lt;br /&gt;Stüdyo: Studio Ghibli&lt;br /&gt;Tür: Macera, Fantastik&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 1997&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: Film&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/7.5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TFCahnhugXI/AAAAAAAABsA/SUAyP40m2pY/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 148px; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5499065047356178802" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TFCahnhugXI/AAAAAAAABsA/SUAyP40m2pY/s200/kapak.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Princess Mononoke, Türkçe olarak Prenses Mononoke, tamamen fantastik bir dünyada ve eşi benzeri olmayan bir ortamda geçiyor. Nago adında, içine şeytan ruhu girmiş dev bir yaban domuzu Emishi köyüne saldırır. Köyün son prensi Ashitaka, köyünü kurtarmak için çarpışır fakat domuz ölmeden Ashitaka’yı kolundan yaralar ve laneti ona da bulaştırır. Köyün bilge kadını da Ashitaka’ya lanetin kolundan tüm vücuduna yayılacağını ve sonunda ruhunu da sararak öleceğini söyler. Ashitaka’dan köyünden temelli ayrılmanın simgesi olarak uzun saçlarını keser ve domuzun geldiği tarafa, batıya doğru yolculuğa koyulur. Amacı elbette lanetine çare bulmaktır. Ashitaka yolculuğu sırasında garip bir keşiş ile tanışır ve keşiş Ashitaka’ya orman tanrısından bahseder. Ashitaka da doğal olarak orman tanrısını aramaya koyulur kendisini Irontown (Demir Şehir) de bulur. Kadınlar tarafından yönetilen ve demir ocakları olan bu şehir tanrılara karşı gelmektedir. Ayrıca Ashitaka gizemli kurt kız ile de karşılaşır. Kurt kız, kurt tanrısı tarafından büyütülmüştür ve ormanı koruyama, yani Demir Şehrine karşı gelmektedir. Durum böyle olunca Ashitaka kendisini iki karşıt tarafın tam ortasında bulur ve iki tarafın da barış yapması için çaba sarf eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prenses Mononoke, harikulade çizimleri ve fantastik öğeleri ile bir Miyazaki eseri olduğunu açıkça belli ediyor. Fakat izlediğim diğer iki Miyazaki yapımının yanında (Howl’s Moving Castle ve Spirited Away) Prenses Mononoke biraz sönük kalıyor. Atmosfer bazen çok düşüyor ve açıkçası hayvanlara dayalı senaryosu bence biraz zayıf kalmış. Fantastik ve başka animelerde göremeyeceğimiz onca şey Mononoke’de mevcut, hatta her Miyazaki animesinde olduğu gibi gözleriniz bayram ediyor ama bir bütün olarak baktığımızda konu aslında insanlar ve normalinden iki – üç kat daha büyük hayvanlar arasında geçiyor. Ayrıca ortada bir de ormanlar tanrısı var ama olmasa da olurmuş. İsmi ve birkaç hareketi dışında açıkçası animeye hiçbir katkısı yok. Az sayıda olan müzikleri ise çok güzel. Türkçe dublajı da hiç fena olmamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak Prenses Mononoke güzel ve ilginç bir anime ve Miyazaki’nin parmağı kendini çok belli ediyor. Fakat eğer Miyazaki filmlerine yeniyseniz önce Spirited Away (Ruhların Kaçışı) ve Howl’s Moving Castle’a (Howl’un Yürüyen Şatosu) bir göz atın derim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TFCah1u9XWI/AAAAAAAABsI/sIdNCxYLWsQ/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 195px; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5499065051169774946" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TFCah1u9XWI/AAAAAAAABsI/sIdNCxYLWsQ/s200/1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5280681351056350863-12898365740034934?l=anime-inceleme.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/feeds/12898365740034934/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/07/princess-mononoke.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/12898365740034934'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5280681351056350863/posts/default/12898365740034934'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anime-inceleme.blogspot.com/2010/07/princess-mononoke.html' title='Princess Mononoke'/><author><name>moralkaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04543414652308799450</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-WLD-5lKNe_E/Tx3ohnPwwdI/AAAAAAAAC_Y/7DhHCrgbX3Y/s220/06.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TFCahnhugXI/AAAAAAAABsA/SUAyP40m2pY/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5280681351056350863.post-3419083975776517131</id><published>2010-07-07T17:42:00.003+03:00</published><updated>2010-07-07T17:45:28.156+03:00</updated><title type='text'>Summer Wars</title><content type='html'>Yönetmen: Mamoru Hosoda&lt;br /&gt;Stüdyo: Madhouse Studios&lt;br /&gt;Tür: Macera&lt;br /&gt;Yapım Yılı: 2009&lt;br /&gt;Bölüm Sayısı: Film&lt;br /&gt;Anime Puanı: 10/9&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TDSSsn6VxAI/AAAAAAAABlQ/i1pHDpdFli4/s1600/kapak.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 200px; HEIGHT: 142px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5491175140997055490" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_qOJoLlfAKr0/TDSSsn6VxAI/AAAAAAAABlQ/i1pHDpdFli4/s200/kapak.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Summer Wars’ın konusunu anlatmadan önce senaryonun etrafında şekillendiği “OZ” sisteminden bahsetmek istiyorum. OZ sistemi çok gelişmiş bir internet programıdır ve hemen her şey bu sistem üzerinden yapılabilmektedir. Oluşturduğunuz karakter (avatar) ile Oz programında oyun oynayabilir, alışveriş yapabilir, milyonlarca kullanıcı ile sohbet edebilir, işinizi OZ üzerinden görebilirsiniz. Hatta birçok büyük kurum işlerini OZ sistemi üzerinden görmektedir. Örneğin GPS sistemi OZ tarafından düzenlemektedir veya su işleri müdürlüğü plan ve krokilerini OZ’a yüklemiştir. Fakat tıpkı gerçek hayatta gibi OZ’da da herkes her istediği yere ulaşamamaktadır. Yani normal bir öğrenci, az önce örneğini verdiğim su işlerinin kayıtlarına asla erişememektedir. Uzun lafın kısası OZ, günlük yaşamın çok önemli bir parçasıdır. Zaten anime başlarken ilk önce OZ sisteminden uzunca bahsetmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kenji Koiso’da OZ sisteminde part-time moderatörlük yapan, matematik uzmanı sıradan bir öğrencidir. Yine normal bir günde, arkadaşı ile işini yapan Kenji’nin yanına bir üst sınıfta okuyan Natsuki adındaki kız gelir. Natsuki panik içinde part-time iş için birine ihtiyacı olduğunu söyler. Bu talihli kişi Kenji olur ve Natsuki onu ailesinin, daha doğrusu tüm ailesinin toplandığı büyükannesinin evine, doğum gününe götürür. Kenji’nin görevi ise Natsuki’nin erkek arkadaşını oynamaktır. Aile oldukça kalabalıktır ve herkesin huyu suyu birbirinden farklıdır. En önemlisi ise aile daima birbirlerine büyükanne yolu ile bağlıdır. Burada ne işi olduğunu düşünen ve şaşkınlığını hala üzerinden atamayan Kenji’ye gece bir mesaj gelir. Mesaj bir matematik algoritmasıdır. Kenji merak içinde algoritmayı çözer ve cevabını yollar. Ertesi gün ise kıyamet kopacaktır. Çünkü birisi güvenliği asla kırılamaz denilen OZ sistemini hacklemiştir ve hayat altüst olmak üzeredir. Üstelik hackleyen kişi Kenji’nin avatarını kullanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Summer Wars’ta ilginç bir ailenin kenetlenerek OZ sistemine karşı verdiği ilginç mücadeleye tanıklık ediyoruz ve atmosfer daima yüksek ve eğlenceli geçiyor. İlk bakışta anime Denno Coil gibi OZ ve internet sistemi üzerine ku
